YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/8349
KARAR NO : 2017/3486
KARAR TARİHİ : 09.03.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı vekili tarafından verilen 06.01.2017 tarihli dilekçede Dairemizin 12.12.2016 Tarih, 2016/35790 Esas ve 2016/21867 Karar sayılı onama kararının maddi hataya dayalı olarak verildiği ileri sürülerek kararın ortadan kaldırılması ve hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
Dairemizce 2008 yılından itibaren davacıya her ay 20 saat üzerinden fazla çalışma ücreti ödendiği bunun ücret içerisinde olduğu gözden kaçırılarak karar verildiği anlaşılmakla yukarıda tarih ve numarası belirtilen ONAMA KARARININ ORTADAN KALDIRILMASINA karar vermek gerekmiştir.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilin 04.04.2006-24.11.2011 tarihleri arasında davalılar nezdinde çalıştığını, iş akdinin haksız suretle sona erdirildiğini, en son yol ve yemek dahil 970,00 TL civarı maaş aldığını, işyerinde 2009 başına kadar haftanın 6 günü 07-19 saatleri arasında, 2011 başına kadar 08-19 saatleri arasında, 2011 yılından itibaren ise 24 saat çalışıp 24 saat dinlenmek suretiyle çalıştığını, fazla mesailerinin ödenmediğini, çalıştığı dönem boyunca 21 gün yıllık izin kullandığını, işten çıkartılırken kendisi işten ayrılıyormuş gibi imza attırıldığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile, fazla çalışma ve yıllık ücretli izin alacağının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı …. vekili; müvekkil ile davacı arasında hizmet akdinin bulunmadığını, işçilik alacaklarından yüklenici şirketin sorumlu olduğunu, husumet yönünden itiraz ettiklerini, davalılar arasında işçi teminine yönelik bir ilişki bulunmadığını, hizmet alım işi olduğunu, diğer davalının yapılan sözleşme gereği iş ve sosyal güvenlik mevzuatı uyarınca tüm yükümlülükleri yerine getirmek zorunda olduğunu, müvekkilin birim fiyat üzerinden gerekli ödemeleri yaptığını, tüm bu nedenlerden ötürü davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Campak AŞ vekili; davacının 24.11.2011 tarihinde kendi isteğiyle işten ayrıldığını, asıl işveren tarafından kendisine gösterilen başka bir işyerinde çalışmaya başladığını, maaşının brüt 837,00 TL olduğunu, bunun yanında fazla mesai ile yol ve yemek yardımı yapıldığını, bu şekilde net ödenenin 872,00 TL + asgari geçim indirimi olduğunu, bordroların imzalı olduğunu, yıllık izinlerini kullandığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini iddia etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin 01.01.2008 sonrası çalışması yönünden fazla çalışma ücreti alacağı bulunup bulunmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Dairemiz uygulamasına göre imzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. Ayrıca iş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, yıllık ikiyüzyetmiş saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Dosya içeriğine ve sunulan bordrolara göre 2008 yılından sonra davalı işyerinde her ay 20 saat fazla mesai ücreti ödendiği görülmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2008 yılı sonrası için bordrolarda fazla çalışma tahakkuku bulunduğundan 2008 yılı sonrası için fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanmamıştır.
Dairemizin 2016/8780 Esas ve 2016/8781 Esas sayılı dosyalarında davacı ile aynı işi yapan ve aynı çalışma şatlarında birlikte çalıştığı anlaşılan işçilerin fazla çalışma yaptıklarına yönelik tespitler Dairemizce kabul edilmiştir.
Mahkemece öncelikle ilgili dosyalar celp edilerek bu dosya ile birlikte bir değerlendirmeye tabi tutulmalı ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile davacının 01.01.2008 sonrası için de haftalık fazla çalışması belirlenmeli, ardından ücret bordrolarında tahakkuk ettirilerek ödenen fazla çalışma ücreti hesaplamadan mahsup edilmeli buna göre fark fazla çalışma ücreti hesaplanıp hüküm altına alınmalıdır. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verilmesi bozma nedenidir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 09.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.