Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/9439 E. 2017/5402 K. 30.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9439
KARAR NO : 2017/5402
KARAR TARİHİ : 30.03.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının 01/02/1995 tarihinde davalı işverenlikte çalışmaya başladığını, 1475 sayılı Kanun’un 14/5. bendi uyarınca iş aktinin sona erdirilmesini ve kıdem tazminatının ödenmesini davalıdan talep etmesi ve davalının yanıtının olumlu olmaması üzerine davacının işi haklı olarak bıraktığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının 1998 yılı Temmuz ayında işten çıkarılarak aynı yıl Ekim ayında kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini, davacının davalıya emeklilik ile ilgili bir talebinin olmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamına uyulduğu, davalının iş yerinde 01/02/1995 tarihinde çalışmaya başladığını beyan ettiği, emeklilik nedeniyle iş yerindeki çalışmasını fiili olarak 14/12/2012 tarihinde sonlandırdığını belirttiği, davalı tarafin davacının ilk olarak 1995 yılı Şubat ayında çalışmaya başladığını, ancak daha sonra davacının kıdeminin ödenerek iş akdine son verildiğini, daha sonra davacının tekrar çalışmaya başladığını, dolayısıyla 02/11/1998 tarihinden itibaren davacının ilk çalışmasının hesaplanması gerektiğini beyan ettiği, davacının SGK Hizmet Döküm Cetvelinde çıkışının 02/02/2012 tarihinde yapıldığının görüldüğü, sigorta kayıtlarının ilk incelemesinde 01/02/1995 tarihinde davalı yanında çalışmaya başladığı, 31/10/1998 tarihinde çıkışının yapıldığı, 2 gün sonra 02/11/1998 tarihinde yeniden girişinin yapıldığı ve 02/02/2012 tarihinde çıkışının yapıldığının görüldüğü, halen davalı iş yerinde çalışan davacı tanıklarından birisinin bu olayı doğruladığı ve giriş çıkış gösterilse de davacı ve diğer tüm işçilerin işe ara vermeden çalışmaya devam ettiğini beyan ettiği, Yargıtay kararları gereğince davacının çalışması kesintiye uğramaksızın çalıştığı dönem içerisinde kıdem tazminatı ödemesi yapılması, gerçek anlamda kıdem tazminatı ödemesi sayılamayacağından iş ilişkisi kesintiye uğramadan davacının çalışmaya devam etmiş olması dikkate alınarak davacının tüm çalışma dönemi göz önüne alınıp hesaplama yapılarak yapılan ödemenin avans ödemesi olarak kabul edilmesi gerektiğinden davacının sigortalılık girişinin yapıldığı 01/02/1995 tarihinden fiili olarak çalışmasına son verdiğinin beyan ettiği 14/12/2011 tarihine kadarki kısım üzerinden kıdem tazminatı hesaplamasının yapıldığı, davacının emekliliğe hak kazanması nedeniyle iş akdine son verdiğinden ve davacının SGK’ya başvurusu üzerine SGK tarafından davacıya sigorta gününü doldurduğu ancak yaş şartına erişemediği, buna rağmen 1475 Sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesi gereğince iş yerinden ayrılarak yazılı olarak iş yerine başvurması halinde kıdem tazminatı alabileceğinin davacıya bildirildiği, dolayısıyla davacının emekli olarak kıdem tazminatı almaya hakkı olduğu anlaşıldığından davacının hesaplanan kıdem tazminatı alacağına hükmedildiği, bozma ilamına konu bölüm bakımından; davacının en son aldığı ücretin ihtilaflı olduğu, davacının en son 2.200.00 TL. ücret aldığını iddia ettiği, davalı işverenin davacının en son brüt 1.641.00 TL. ücret aldığını beyan ettiği, davacı ve davalı tanıklarının davacının en son aldığı ücreti bilmediklerini ifade ettiği, bozma ilamı gereğince … Elektrikçiler ve Sıhhi Tesisatçılar Odasına müzekkere yazıldığı, müzekkere cevabında genel uygulama olarak asgari ücretle çalıştıklarının belirtildiği, davacının usta konumunda çalışmadığının anlaşıldığı, davacının işi vasıflı bir iş olmadığından ve emsal ücret araştırma yazı cevabı içeriği de dikkate alındığında davacının en son net 2.200.00 TL. maaş ile çalıştığını ispat edemediği, bu nedenle ilk hüküm gibi hüküm kurmak gerektiği, davacı ve davalı tanıklarının davacının haftada 6 gün çalışıp 1 gün izin yaptığını belirttiği, imzalı bordrolarda davacıya zaman zaman hafta tatili ödemesi yapıldığı anlaşıldığından davacının genel olarak hafta tatilini kullandığı, kullanmadığı günler içinde kendisine ücret ödendiği anlaşıldığından, davacının hafta tatili ücret alacağı talebinin reddedildiği, davacı ve davalı tanıklarının, davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını karşılığında da ücretlerin ödendiğini, bordrolarda da zaman zaman ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ödemesi yapıldığı anlaşıldığından davacının çalıştığı dönemlerde ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemelerinin yapıldığı görülmekle davacının ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı talebinin reddedildiği, hayatın olağan akışına uygun olarak %30 oranında takdiri indirim yapıldığı, yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığının veya ücretlerinin ödendiğinin işveren tarafından belge ile ispatlanamadığı, hizmet süresine göre kullandırılması gereken izin süresinin 110 gün olduğu, davalı tarafça kullandırıldığ veya ispat edilemeyen yıllık ücretli izin alacağına hükmedildiği gerekçesi ile hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti haricindeki taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ödeme belgeleri borcu sona erdiren nitelikte belgeler olduğundan her zaman dikkate alınabilir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı, davacının 1998 yılı Temmuz ayında işten çıkarılarak aynı yıl Ekim ayında kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini savunmuştur. Tanıklardan Sait, 1998 yılında siteye müfettiş geldiğini, bunun üzerine sitede çalışanlara ve davacıya girdi-çıktı yapılarak kıdem tazminatı ödendiğini ama fiilen çalışanların işe ara vermediklerini beyan etmiştir.
Hizmet dökümünde davacının 31/10/1998 tarihinde çıkışı ve 02/11/1998 tarihinde girişi görünmektedir.
Dosyada “kıdem tazminatı bordrosu” ve “ihbar tazminatı bordrosu” adı altında ödeme belgeleri ve davacıya atfen de bu belgelerde imzalar bulunmaktadır, belge asılları dosyaya ibraz edilmiştir. Ancak, bu belgeler davacı asıldan sorulmamıştır. Mahkemece de bu ödendiği davalı tarafından savunulan miktar kıdem tazminatı hesabında gözetilmemiştir.
Mahkeme tarafından davacı asıl bizzat celbedilerek, bu belgeler kendisine sorularak, gerekirse sair araştırmalar yapılıp, o dönemdeki ücreti üzerinden kıdem ve ihbar tazminatının o döneme kadar olan hizmet süresi için tamamen ödenip ödenmediği, kıdem tazminatı olarak bu belgelerde gösterilen miktarın hüküm altına alınan alacak miktarından mahsubunun gerekip gerekmediği ya da kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi nedeni ile o tarihe kadar olan hizmet süresinin tasfiye edilmiş sayılıp sayılmayacağı, o tarihte feshin, fesih iradesinin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği, bunlara göre kıdem tazminatına esas sürenin ne kadar kabul edilmesi gerektiği irdelenmeli, bu konuda gerekli tüm araştırmalar yapılarak sonuca gidilmelidir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgiliye iadesine 30/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.