Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2018/7089 E. 2019/6789 K. 26.03.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/7089
KARAR NO : 2019/6789
KARAR TARİHİ : 26.03.2019

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 28. HUKUK DAİRESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
… Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu kabul ederek, davacının işe iadesine karar vermiştir.
… Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A)Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili,davacının 09.07.1992-02.01.2017 tarihleri arasında zabıta memuru olarak davalı işyerinde çalıştığını, istifa dilekçesi imzalatılarak iş aktine son verildiğini, davacı hakkında Büyükşehir Belediye İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı 23.12.2016 tarihli kararı ile facebook paylaşımı nedeniyle savunmasının istendiğini, davacının savunmasını verdiğini, soruşturma devam ederken davacının istifaya zorlandığını, davacının tazminatını alamama korkusu ile dilekçeye imza attığını, feshin haksız olduğunu belirterek, feshin geçersizliğinin tespitini, davacının işe iadesine, işe başlatmama tazminatının 8 aylık ücreti tutarında belirlenmesine, boşta geçen süreye ilişkin 4 aylık ücret alacağının ve diğer haklarının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B)Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının facebook paylaşımı nedeniyle savunmasının alındığını, savunması yeterli görülmediğinden hakkında 25 yevmiye kesme cezası verildiğini, davacının disiplin kurulu kararından bir gün sonra istifa ederek işten ayrıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, davacının iş akdini disiplin kurulu kararından sonra emeklilik hakkını kazanmasından dolayı feshettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D)İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E)İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf başvurusunda;davacının yürütülen disiplin soruşturması devam ederken tehdit ve cebir ile 02/0/2016 tarihli matbu evraklara imza atmasının sağlandığını ve iş aktine son verildiğini, dinlenen tanıkların olaya ilişkin bizzat görgü ve duyusu olduğunu ve davacının işten çıkmaya zorlandığını beyan ettiklerini, cebir ve tehdit ile davacıya imza attırıldığı tanık delili ile ispatlandığını, yerel mahkemenin eksik inceleme ve hukuka aykırı olarak verdiği davanın reddi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının iradesi fesada uğratılarak işten ayrılmaya zorlandığı, davacı işçinin asıl iradesinin işten ayrılma yönünde olmadığı, davacının işe iade talebinin yerinde olduğu, mahkemece davanın reddine dair verilen kararın isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne şeklinde yeniden hüküm kurulmuştur.
G)Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili tarafından süresinde temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
H)Gerekçe:
Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca, “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” Hakkın kötüye kullanılması, kişinin hakkını objektif iyiniyet kurallarına aykırı biçimde kullanması olarak tanımlanmaktadır. Objektif iyiniyet olarak da tanımlanan ve dürüstlük kuralını düzenleyen madde, bütün hakların kullanılmasında dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket edileceğini ve bir kimsenin başkasını zararlandırmak ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını kötüye kullanılmasını yasanın korumayacağını belirtmiştir.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı yasanın 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında işçinin askerlik, emeklilik nedeni ile iş sözleşmesini kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erdirmesi yürürlükte olan 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenmiştir.
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. Uygulamada en çok karşılaşılan şekli olan, işçinin ihbar ve kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla ayrılma talebi istifa olarak değil, olsa olsa ikale (bozma sözleşmesi) yapma yönünde icap biçiminde değerlendirilmelidir. İşverenin sosyal ve ekonomik üstünlüğünü kullanarak, tazminatları ödeme koşulu, benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. İşverenin haklı fesih nedenlerine dayanarak işçiye istifa dilekçesi vermesi halinde baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine de gerçek anlamda istifa olarak değer vermek mümkün olmaz.
Somut uyuşmazlıkta, yerel mahkemece, davacının iş akdini emeklilik nedeniyle feshettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İstinaf mahkemesince ise davacının iradesinin fesada uğratılarak işten ayrılmaya zorlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve davacının işe iadesine karar verilmiştir. Davacı vekili, davacının facebook üzerine yaptığı paylaşım nedeniyle soruşturma geçirdiğini ve soruşturma devam ederken de istifaya zorlandığını, davacının da tazminat alamama korkusu ile emeklilik nedeniyle istifa dilkçesine imza atmak zorunda kaldığını iddia etmiştir.
Dosyada yer alan 03.01.2017 tarihli davacının imzasının olduğu istifa dilekçesi, davacının 03.01.2017 tarihli dilekçesine yönelik İzmit Sosyal Güvenlik merkezinin verdiği yazı, davacı hakkında yürütülen soruşturma evrakları incelendiğinde, davacının iddialarının kendi içinde tutarlı olduğu,ancak davacı tanıklarının beyanlarının davacının iradesinin zorlanarak ve baskı altına alınarak izah edilen dilekçeleri düzenlemesine neden olduğu yönünde iddiayı destekler nitelikte olmadığı,şöyleki tanıklarından birinin davacıdan önce işyerinde ayrıldığını, diğer tanık S.C.’nin de aynı tarihte, aynı gerekçelerle işten çıkartıldığını iddia etmesi karşısında tarafsız beyanda bulunmadıkları anlaşılmakla davacının irade fesadı halini ispat edemediği, kendi isteği ile emeklilik nedeniyle işten ayrılma iradesiyle hareket ettiği, iş sözleşmesini fesheden davacının feshin geçersizliği ve işe iade isteminde bulunamayacağı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1.Bölge Adliye Mahkemesinin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Alınması gereken 44.40 TL karar-ilam harcından davacının yatırdığı 31,40 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 13,00 TL karar-ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine’ye irat kaydına,
4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.725,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Yatırdığı temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
7.Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine,
Kesin olarak 26.03.2019 gününde oybirliği ile karar verildi.