YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/8741
KARAR NO : 2019/6659
KARAR TARİHİ : 25.03.2019
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 29. HUKUK DAİRESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalılar avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
… Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi davalılar avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
… Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili davacının davalılarca … adresinde kaim bulunan Yaşlı Bakım Evi için alınan Hizmet Satın Alma İhalesi kapsamında davalıların iş ortaklığı olarak yürütmekte oldukları Yaşlı Bakım Evinde Bakım Personeli olarak 27.05.2013 yılında çalışmaya başladığını, iş akdinin haksız olarak feshedildiği 27.12.2016 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, davalı işverenin hırsızlık suçlamasıyla davacının 4857 Sayılı İş Kanunu ‘nun 25. maddesinin 1/e bendi gereğince “İşçinin işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığı uymayan davranışlarda bulunması” ve Şirket Personel Disiplin Yönergesinin 15. maddesinin “g” bendi gereğince “Hırsızlık Yapmak” maddesi uyarınca işten çıkarma cezası vererek iş akdini feshettiğini, iş sözleşmesine ait fesih ihbarının 28.12.2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, 10.12.2016 tarihinde müvekkili ile aynı işyerinde 2006 yılından beri çalışmakta olan mesai arkadaşı … ile gece vardiyasında çalışmakta iken yaşlı bakım evinde ikamet etmekte olan yaşlılardan bir tanesinin odada idrar kokusu olduğundan bahisle kendilerine başvurduğunu, bunun üzerine … isimli personelin idrar kokusu geldiği belirtilen odaya giderek inceleme yaptığını ancak kokunun tam olarak nereden geldiğini ve neyden kaynaklandığını anlayamadığından diğer vardiya personeli olan ve kendisine nazaran kıdemli bulunan …’i çağırdığını ve olay mahallini birlikte araştırmaya başladıklarını, söz konusu kokunun nerden geldiğini anlamaya yönelik araştırma yaparken dolaplarında bir şey unutmuş olabilecekleri düşüncesi ile dolap içlerinin de kontrol edildiğini ve bu esnada kuruma kesici aletlerin sokulması yasak olmasına rağmen yaşlılardan birinin dolapta bir adet bıçak sakladığını gördüklerinden görevleri gereği ilgili bıçağı bulunduğu yerden aldıklarını, söz konusu bıçağı kendi görev yerlerinde bulunan masanın olduğu yere koyduklarını, bu nedenle bıçağın alındığına ilişkin ihbar üzerine müvekkillerin hırsızlık suçlaması ile karşı karşıya kaldıklarını, savunmalarının dahi alınmaksızın kamera kayıtlarına istinaden hırsızlık ile suçlanarak; her iki personelde tek taraflı kırık ve mali değeri olmayan bir bıçağı hırsızlık amacıyla aldıkları iddia ve suçlamasıyla işten çıkarma cezası ile cezalandırılarak işlerine son verildiğini iddia ederek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili davacının müvekkili şirkette 01.01.2016 – 27.12.2016 tarihleri arasında asıl işveren bünyesindeki … Müdürlüğü bünyesinde çalıştığını, davacının iş akdinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25-I/e maddesi gereğince feshedildiğini, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının diğer arkadaşı ile birlikte olay saatinde hiçbir bakımevi sakininin olmadığı odaya girdiklerini, dolap kilitlerini kırdıklarını ve bakımevi sakinlerinin özel eşyalarını karıştırarak belirtilen bıçak aldıklarını, ayrıca aynı odada dolabı bulunan diğer bir sakin bakımevi sakini de aynı gün dolabının kırıldığı ve dolabındaki paraların alındığı yönünde şikayette bulunduğunu, olayın açık bir şekilde hırsızlık olduğunu, davacı vekilinin anlattığı üzere masum bir olay olmadığını, bakımevi sakinlerinin bıçak ve nakit paralarının alınmasının açıkça hırsızlık olduğunu, olayda mağdur olanların bakımevi sakinlerinin olduğunu, şikayet haklarının bu kişilere ait olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketlerin bu konuda şikayet hakkının bulunmadığını, olayın adliyeye intikal ettirilmemiş olmasının iş akdinin feshini engelleyen bir durum olmadığını, bakımevi sakinlerinin durumu şikayet etmesi üzerine ve Darülaceze Müdürlüğünün durumu bildirmesi üzerine olayın işyeri disiplin kuruluna sevk edildiğini, olaya karışan davacının diğer arkadaşının savunmasının alındığını, şikayetçilerin dinlendiğini, kamera kayıtlarının incelendiğini, bu inceleme sonrasında, disiplin kurulu kararı ile davacının ve iş arkadaşının iş akdinin feshedildiğini, müvekkili şirketler tarafından İş Kanunu ve İşyeri Disiplin Yönetmeliği hükümlerine uygun şekilde iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece Mahkemesince davalı vekilinin yazılı cevap dilekçesi ibraz ederek özlük dosyası sunduğu ancak duruşmaları takip etmediği, davalının cevabında, davacının diğer arkadaşı ile birlikte olay saatinde hiçbir bakımevi sakininin olmadığı odaya girdiklerini, dolap kilitlerini kırdıklarını ve bakımevi sakinlerinin özel eşyalarını karıştırarak belirtilen bıçağı aldıklarını, ayrıca aynı odada dolabı bulunan diğer bir bakımevi sakini de aynı gün dolabının kırıldığı ve dolabındaki paraların alındığı yönünde şikayette bulunduğunu, olayın açık bir şekilde hırsızlık olduğunu, Darülaceze Müdürlüğü’nün durumu şirkete bildirmesi üzerine disiplin soruşturması yapılarak iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunduğu, dosyaya sunulan disiplin soruşturma evrakı incelendiğinde, … esas sayılı dosyasının davacısı … ile davacı hakkında birlikte işlem yapıldığı tıpkı tutanaklar düzenlendiği, beyan tutanaklarının çelişkili olduğu, dolapların ya da dolap kilitlerinin kırıldığına dair beyan ya da bu konuda idarece yapılmış bir tespit tutanağı bulunmadığı, kamera görüntülerinden söz edilmesine rağmen dosyaya sunulan bir kayıt bulunmadığı gibi kamera görüntülerine dair herhangi bir tutanak düzenlenmemiş olduğu ancak beyan tutanaklarından anlaşıldığı kadarı ile davacının arkadaşı ile birlikte bıçağı kaybolan bakımevi sakininin odasının bulunduğu koridorda görüntülendiği, odaya giriş çıkışının olduğu ve buna istinaden hırsızlık ithamında bulunulduğu, ne var ki iş yerinin yaşlı bakımevi olması, davacının yaptığı görevin bakımevi personeli olmasına göre davacının görüntü kayıtlarında bu şekilde yer almasının doğal olduğu, görüntülerin hangi zaman dilimine ait olduğu, odalarda kaç kişi kaldığı, giriş çıkışlarda odada kimin olup olmadığının saptanıp açıklanmadığı gözetilerek ve davacının söz konusu bıçağı mal edinmek ya da başka sebeple aldığına dair bir görgü ya da tespit bulunmaması karşısında, diğer dosya davacısı ile aynı suçlamaya maruz bırakılan davacıya yönelik isnadın tamamıyla varsayıma dayalı olduğu değerlendirildiği ve bu nedenle feshe dayanak yapılan hırsızlık iddiası ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ç) Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
D) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, Davacının davalı işyerinde 27/05/2013 – 27/12/2016 tarihleri arasında çalıştığı, yaşlı bakımevi personeli olarak görev yaptığı, SGK işten ayrılış bildirgesinde ayrılış neden kodunun 26 olarak belirtildiği, davacıya yöneltilen 27/12/2016 tarihli fesih bildiriminde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin 1. fıkrasının E bendine göre işçinin işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması gibi personel disiplin yönetmeliğinin 15. maddesinin g bendi gereğince hırsızlık yapmak maddesi gereğince işten çıkarılmasına karar verildiği şeklinde belirtilerek iş akdinin sonlandırıldığı,dosya kapsamında davacının yaşlı bakımevi personeli olarak dava dışı İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait bakımevinde davalı alt işveren şirketlerden oluşan adi iş ortaklığının işçisi olarak çalıştığı, Yaşlı bakımevi sakini bir kısım kişilerin dolaplarının kırıldığı ve paralarının çalındığına yönelik şikayetleri üzerine davacı ve yanındaki diğer işçi hakkında işlem yapıldığı,davalı işveren şirketlerin her ne kadar iş akdinin feshine dayanak kılınan huzur evi sakinlerinin dolaplarının kırılması, dolaplar içerisindeki eşyaların (para, bıçak gibi) hırsızlık amacıyla elde edildiğine dair davacı ve diğer işçi hakkında herhangi bir ceza soruşturmasının bulunduğuna yönelik dosyada bir delil bulunmadığı, öte yandan ilk derece mahkemesi kararında da belirtildiği gibi işçinin gayri yasal bir amaçla iş yeri içerisinde kendi itimadına terk edilen yaşlı kişilerin güvenliğini zedeleyecek ve eşyalarını hırsızlık kastıyla aldıklarını gösterecek ve iş yeri eşyasına zarar verdiklerini gösterecek somut delillerin ve feshe dayanak kılınan kamera kayıtlarının da dosyada bulunmadığı,bu hususların yanında iş yeri güvenliği ve iş yerinde yaşanan yaşlı kişilerin bakım ve temini bakımından zarar verebilecek eşya kabilinden olan bıçağın da ortada bırakılmasını önlemek amacıyla umumi alandan kaldırıldığına yönelik savunmanın aksini gösterecek somut delillerin de dosyada bulunmadığı,bu kapsamda davalı işverenlerin feshe dayanak kıldıkları olayın feshin haklı ya da geçerli fesih sayılmasını olanaklı kılacak somut deliller ile ispatlanamadığı,işe iade davasının alt işverenlerin yanında asıl işverene yöneltilmesi zorunlu olmadığı, tüm bu açıklamalar kapsamında davalı adi iş ortaklığı yürüten şirketler vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebep ve gerekçelerinin yerinde olmadığı, ilk derece mahkemesi kararında dosya münderecatına aykırılığın bulunmadığı, kamu düzenine aykırılık durumunun da bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
E) Temyiz:
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
F) Gerekçe:
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
Davacının iş akdi, 27/12/2016 tarihinde noterden keşide edilen yazılı fesih bildirimiyle “Hizmet Satın Alma İhalesi kapsamında Şirketimiz bünyesinde İstanbul Darülaceze Müdürlüğünde Bakım Personeli (Yaşlı Bakım Elemanı) olarak görev yapan işçilerle ilgili .. sayılı yazıya istinaden; şirketimiz Disiplin Kurulu 26/12/2016 tarihinde toplanmıştır. Konu ile ilgili kamera kayıtları Kurulumuzca incelenmiş, tespit ve ifade tutanaklarını değerlendirilmiş; görüntülerden yola çıkılarak isnat edilen suçlamaya malzeme olan nesne asıl sahibince kendisine ait olduğu teyit edilmiştir. Sonuç olarak elde edilen bulgu ve bilgiler ışığında adı geçen personelin; 4857 iş kanunun 25. maddesinin ‘I’ fıkrasının ‘e’ bendi gereğince ‘işçinin, işverenin güveninin kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması’ ve Şirketimiz Personel Disiplin Yönergesinin 15. maddenin ‘g’ bendi gereğince ‘Hırsızlık Yapmak’ maddesi uyarınca ‘İşten Çıkarma’ cezası verilmesine oy birliğiyle karar vermiştir. 27/12/2016 tarihi itibariyle iş akdiniz sonlandırılmıştır.” denilerek feshedilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davalı işyeri bir yaşlı bakımevi olup 10.12.2016 tarihinde bakımevi sakinlerinden M.S’nin davalı işverene şikayette bulunup kendisinin odada bulunmadığı ve konsere gittiği esnada odasının karıştırıldığı, odadaki özel dolabının asma kilidinin vidasının çıkarılması suretiyle açıldığı, dolabından kendisine ait bir adet bıçağın çalındığı, daha önce de eşyalarının ve parasının kaybolduğu iddiasında bulunduğu ve bunu yapan kişilerden şikayetçi olduğu , bu şikayet sonrasında işverence başlatılan incelemede kamera kayıtlarının izlendiği, olayın olduğu gün işçilerden …,… bakımevi sakini M.S’nin odasına defalarca girip çıktıklarının görüldüğü, bu işçilerin olayların şüphelisi olarak savunmalarının alındığı, işçilerin savunmalarında hırsızlık olayının gerçekleştiği odaya girdiklerini kabul etmekle birlikte M. D adlı sakin ile muhabbet amaçlı sakinlerin odasına gittiklerini, dolapların kilitlerinin kırık olduğunu bilmediklerini ve bıçak hakkında bilgilerinin olmadığını beyan ettikleri görülmektedir.
Davalı işveren …,…,… isimli işçilerin savunmalarını aldıktan sonra söz konusu hırsızlık eylemini gerçekleştirdikleri inancıyla ve bu isnatla işçilerin iş akdini haklı nedenle feshetmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde 10.12.2016 tarihinde …,… gece vardiyasında çalışmakta iken yaşlı bakım evinde ikamet etmekte olan yaşlılardan bir tanesinin odada idrar kokusu olduğundan bahisle kendilerine başvurduğunu, bunun üzerine … isimli personelin idrar kokusu geldiği belirtilen odaya giderek inceleme yaptığını ancak kokunun tam olarak nereden geldiğini ve neyden kaynaklandığını anlayamadığından diğer vardiya personeli olan ve kendisine nazaran kıdemli bulunan …’i çağırdığını ve olay mahallini birlikte araştırmaya başladıklarını, söz konusu kokunun nerden geldiğini anlamaya yönelik araştırma yaparken dolaplarında bir şey unutmuş olabilecekleri düşüncesi ile dolap içlerinin de kontrol edildiğini ve bu esnada kuruma kesici aletlerin sokulması yasak olmasına rağmen yaşlılardan birinin dolapta bir adet bıçak sakladığını gördüklerinden görevleri gereği ilgili bıçağı bulunduğu yerden aldıklarını, söz konusu bıçağı kendi görev yerlerinde bulunan masanın olduğu yere koyduklarını, bu nedenle bıçağın alındığına ilişkin ihbar üzerine işçilerin hırsızlık suçlaması ile karşı karşıya kaldıklarını beyan etmiştir.
Davacı vekili bıçağın odadan alındığını kabul etmiş ancak bıçağın bakımevinde bulundurulması yasak eşyalardan olduğu için alındığını bildirmiştir.
Davacı vekili bu sefer 13.04.2017 tarihli beyan dilekçesiyle ise etajerin üstünde açıkta bulunan bıçağın alındığını ancak dolabın açılmadığını beyan etmiştir. Davacı asil ise işyerine verdiği savunmasında sözü edilen bıçakla alakalasının olmadığını, elinde veya üstünde bıçak bulunmadığını beyan ederken davacı vekili dava dilekçesinde bıçağın alındığını kabul edip dolaptan güvenlik gerekçesiyle alındığını söylemiş, aynı vekil yargılama sırasındaki 13.4.2017 tarihli dilekçesinde ise etajerin üzerinden alındığını belirtmiş ancak yine de bıçağın davacı tarafından alındığını kabul etmiştir. Sonuç itibariyle davacının ve davacı vekilinin olaya ilişkin beyanları çelişkilidir. Davacı işçinin yaşlı bakımevinde kalan sakinin odasına girdiği kamera kayıtları ve kendi beyanıyla sabit olup davacının dolap dahil bu sakinin odasını ve özel eşyalarını karıştırdığı, odada kalan şahsa ait bıçağı aldığı, her ne kadar bu bıçağın odada bulundurulması işyeri kurallarına aykırıysa da davacının bu bıçağı işyeri yetkililerine teslim etmesi gerekirken etmediği ve olay soruşturmaya konu edilene kadar da bu konuda sessiz kaldığı anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak davacının davalı bakımevinde kalan bir sakinin odasına kurumdan ve bu sakinden izin almadan girdiği, özel eşyalarını karıştırdığı ve bu esnada bulduğu bıçağı da aldığı sabit olmakla davacının bu davranışlarının yukarıda açıklanan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin (II) hükmü kapmasında doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar olduğu anlaşıldığından iş sözleşmesinin feshi haklı nedene dayanmakta olup yazılı gerekçeyle davacının işe iadesine karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile
1. İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Alınması gereken 44.40 TL harçtan peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 13 TL. harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalıların yaptığı 200,00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.725,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalı şirkete iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2019 günü oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.