Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2018/9501 E. 2019/8086 K. 08.04.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/9501
KARAR NO : 2019/8086
KARAR TARİHİ : 08.04.2019

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
MAHKEMESİ : … 8. İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A)Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket bünyesinde bulunan aylık “…” isimli dergide 03/04/2013 tarihinden itibaren, Editör-Yazı İşleri Müdürü statüsüyle aylık 2.500,00 TL. net maaş ile çalışmakta iken, 29/09/2016 tarihinde fesih bildirimiyle performans düşüklüğü gerekçesiyle işine son verildiğini, yaklaşık 4 yıldır başarıyla görevini yürüten müvekkilinin gayet basit ve telafisi mümkün aksaklıklar sebebiyle adeta keyfiliğe kurban edildiğini ve işine haksız şekilde son verildiğini, müvekkilinin daha önce çalıştığı bölümler, sergilediği performanslar gördüğü takdir ve aldığı prim ücretleri dikkate alındığında başka bir bölümde çalıştırılabilmesinin veyahut şirket içi alternatif bir çözüm bulunabilmesinin mümkün olduğunu, işverenin fesih nedenleri konusunda samimi olmadığının açıkça anlaşıldığını iddia ederek; davacının iş akdinin feshinin geçersizliğinin tespitine, davacının işe iadesine, boşta geçen sürelere ilişkin olarak 4 aylık brüt maaşı ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin ve işe iadesinin gerçekleşmemesi halinde 8 aylık brüt maaşı tutarında tazminatın davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini talep etmiştir.
B)Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde davacı ile müvekkili şirket arasındaki iş akdinin müvekkili şirket tarafından performans düşüklüğü nedeni ile geçerli nedenle feshedildiğini, davacının müvekkili şirkette bulunduğu konum, gereği dergi baskıya gönderilmeden evvel tüm sayfaların okunması ve gerekli düzeltmelerin yapılması ve yaptırılması davacının sorumluluğunda olduğunu, … Dergisi Eylül sayısında davacının kendisinden beklenen özen ve yükümlülüğü yerine getirmediği gibi kapakta yer alan dergi fiyatı kontrolünün de yine davacı tarafça tam olarak yapılmamış olması sebebiyle derginin hatalı olarak baskıya girdiğini, dolayısıyla davacının gerekli sorumluluğu yerine getirmemiş olması neticesinde 15400 adet dergi kolilerden sökülüp tek tek barkod yapıştırıldıktan sonra tekrar kolilendiğini, ayrıca davacı yöneticisi tarafından yapılan tüm sözlü uyarılarak rağmen işini aksatmaya devam ettiğini, bu sebeplere binaen davacının savunmasının alındığını ve söz konusu savunma yeterli görülmediğinden müvekkili şirket tarafından davacının iş akdinin geçerli nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, tanık beyanlarında dergi baskıya girmeden önce son kontrolü yapma görevinin davacıya ait olmadığı, davalı tarafça iddia olunan davacının … Dergisi Eylül sayısında kapakta yer alan fiyat kontrolünü yapmaması nedeni ile uğradığı belirtilen zararın işçinin aylık ücretinden az olduğu meydana gelen zararın davacının kendi isteği ile veya savsaması ile meydana geldiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E)İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili istinaf başvurusunda; davacı ile müvekkili şirket arasında münakit iş akdinin müvekkili şirket tarafından 29.09.2016 tarihinde performans düşüklüğü nedeni ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesi gereğince geçerli nedenle feshedildiğini, davacının müvekkili şirkette bulunduğu konum gereği dergi baskıya gönderilmeden evvel tüm sayfaların okunması ve gerekli düzeltmelerin yapılması ve yaptırılması davacının sorumluluğunda olup, … Dergisi Eylül sayısında davacı kendisinden beklenen özen ve yükümlülüğü yerine getirmediği gibi kapakta yer alan dergi fiyatı kontrolü de yine davacı tarafça tam olarak yapılmamış olması sebebiyle, derginin hatalı olarak baskıya gittiğini, dolayısıyla davacının gerekli sorumluluğu yerine getirmemiş olması neticesinde 15400 adet derginin kolilerden sökülüp, tek tek barkod, sticker yapıştırıldıktan sonra tekrar kolilendiğini, bu işlemin Şirkete 2.242,00 TL. ekstra bir maliyete sebep olduğunu, ayrıca davacının yöneticisi tarafından yapılan tüm sözlü uyarılara rağmen işini aksatmaya devam ettiğini derginin Ekim sayısında 4, 8, 10, 12, 16, 63, 64, 72, 81 numaralı sayfalar davacının kontrollerine rağmen hatalı olduğunu yine yayın direktörü tarafından baskı öncesi düzeltildiğini, yerel mahkemece dosya bilirkişiye gönderilmeksizin iş sözleşmesinin işçinin davranışı nedeniyle geçerli bir şekilde feshedilebilmesi için işçinin kendisine verilen ihtardan sonra bir defa daha yükümlülüğünü ihlal eden davranışta bulunması gerektiğini, davalı tarafça … Dergisi Eylül sayısında kapakta yer alan fiyat kontrolünü yapmaması nedeniyle verilen ihtardan sonra bir defa daha yükümlülüğünü ihlal eden davranışta bulunması gerektiğini, davalı tarafça … Dergisi Eylül sayısında kapakta yer alan fiyat kontrolünü yapmaması nedeniyle verilen, işçiyi ciddi bir şekilde uyaran, ortaya konan kusurlu davranışın tekrarlanmamasının talep edildiğini, tekrarı halinde iş ilişkisinin mevcudiyeti veya içeriği açısından aleyhe bir takım sonuçların doğacağı tehdidinin içerir bir ihtar bulunduğunun ispatlanamadığını, buna göre Ekim sayısında hatalı sayfaların bulunmasının yeni bir yükümlülük ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini, kaldı ki tanık beyanlarında da dergi baskıya gitmeden önceki son kontrolü yapma görevinin davacıya ait olmadığının anlaşıldığını belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı işverenin davacının iş akdini görevi gereği davalı şirket tarafından çıkarılan derginin Eylül sayısında kapakta yer alan dergi fiyatı kontrolünü tam olarak yapmaması nedeni ile hatalı baskıya girdiğinden 15400 derginin kolilerinden sökülüp hat düzeltilerek tekrar kolilenmesi sebebi ile şirkette 2.242,00 TL. zarar meydana geldiğini ve Ekim sayısında da bazı sayfaların hatalı olduğunun tespit edilmesi üzerine baskı öncesi düzeltildiğini belirterek yapmakla ödevli bulunduğu görevlerini hatırlatıldığı halde gerekli özeni göstermediği ve şirketi maddi zarara uğrattığı gerekçesi ile feshettiği, dosya kapsamında söz konusu hatalı işlemlerin davacının kusurlu ya da ihmali davranışlarından meydana geldiğine ilişkin somut bilgi belge bulunmadığı gibi, gerek davacı gerekse davalı tanık anlatımlarından, dergi baskıya girmeden önce son kontrolü yapma görevinin de davacıya ait olmadığı, kaldı ki, davacıdan derginin Eylül ayı sayısında kapakta yer alan hatalı işleme ilişkin savunma istenmediği gibi herhangi bir uyarı ve ihtar da verilmediği, bu yönü ile de, davacının hatırlatıldığı halde yapmakla ödevli bulunduğu görevleri hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrara etmesi gibi bir durumun da söz konusu olmadığı ,davacının kusurlu ve ihmali davranışları nedeni ile işverene zarar verdiği somut olarak ortaya konmadığı gibi işverenin bu nedenle davacının 30 günlük ücretini aşacak şekilde zarara uğradığına ilişkin somut bilgi ve belge sunulmadığı, davalı işverenin haklı fesih nedenini ispatlayamadığı ve ortada haklı ve geçerli bir fesih nedeni de bulunmadığı, mahkemenin bu yöndeki tespit ve değerlendirmelerinin dosya içeriğine uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
G)Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili tarafından süresinde temyiz talebinde bulunulmuştur.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, herşeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Şüphesiz, işçinin iş sözleşmesinin ihlali işverene derhal feshetme hakkını verecek ağırlıkta olmadığı da bu bağlamda incelenmelidir. Daha sonra ise, işçinin isteseydi yükümlülüğünü somut olarak ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağının belirlenmesi gerekir. İşçinin somut olarak tespit edilmiş sözleşme ihlali nedeniyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır. Eğer işçinin yükümlülüğünü ihlal etmekten kaçınma olanağına sahip olduğu tespit edilirse fesihten önce işçiye ihtar verilip verilmediği, ihtara rağmen davranışını tekrar etmesi halinde İş Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca savunması alınarak iş sözleşmesinin feshedilip edilmediğine bakılacaktır. Ancak, ağır yükümlülük ihlalleri nedeni ile işverenin iş sözleşmesine devam etmesinin beklenemeyeceği hallerde işçiye davranışından dolayı ihtar verilmesine gerek olmayacaktır. Başka bir anlatımla, İşçinin sözleşmeyi ihlal eden davranışının türü ve ağırlığı itibariyle, onun gelecekte sözleşmeye uygun davranması şartıyla işverenden iş ilişkisine devam etmesinin haklı olarak beklenebileceği durumlarda ihtar gerekli ve zorunlu olmalı; aksi takdirde işveren ihtar vermeksizin iş sözleşmesini feshedebilmelidir. Buna göre, işverene süresizi fesih hakkı verilen İş Kanunu’nun 25. maddesinde belirtilen hallerden dolayı kural olarak, işçiye önceden ihtar verilmesine gerek olmadığı kabul edilmelidir.
İşçinin yükümlülüklerinin kapsamı bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile yasal düzenlemelerde belirlenmiştir. İşçinin kusurlu olarak (kasden veya ihmalle) sebebiyet verdiği sözleşme ihlalleri, sözleşmenin feshi açısından önem kazanır. Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir. Buna karşılık, işçinin kusuruna dayanmayan davranışları, kural olarak işverene işçinin davranışlarına dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermez. Kusurun derecesi, iş sözleşmesinin feshinden sonra iş ilişkisinin arzedebileceği olumsuzluklara ilişkin yapılan tahminî teşhislerde ve menfaatlerin tartılıp dengelenmesinde rol oynayacaktır.
İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
İşçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğini işveren ispat etmekle yükümlüdür.
İşçinin iş görme borcu, işverenin yönetim hakkı kapsamında vereceği talimatlarla somutlaştırılır. İşverenin yönetim hakkının karşıtını, işçinin işverenin talimatlarına uyma borcu teşkil eder. İşveren, talimat hakkına istinaden, iş sözleşmesinde ana hatlarıyla belirlenen iş görme ediminin, nerde, nasıl ve ne zaman yapılacağını düzenler. Günlük çalışma süresinin başlangıç ve bitiş saatlerini, ara dinlenmesinin nasıl uygulanacağını, işyerinde işin dağıtımına ilişkin ya da kullanılacak araç, gereç ve teknikler konusunda verilecek talimatlar bu türden talimatlar arasında kabul edilirler. İşverenin yönetim hakkı işyerinde düzenin sağlanmasına ve işçinin davranışlarına yönelik talimat vermeyi de kapsar. Buna karşılık, işverenin talimat hakkı, iş sözleşmesinin asli unsurlarını oluşturan, ücretin miktarı ve borçlanılan çalışma süresinin kapsamına ilişkin söz konusu olamaz. İşveren, tek taraflı olarak toplam çalışma süresini arttırmak veya ücrete etki edecek şekilde azaltmak yetkisine sahip değildir. İşverenin iş sözleşmesinin asli unsurlarını kapsayacak şekilde talimat vermesi, iş sözleşmesindeki edim ile karşı edim arasındaki dengenin bozulması hâlinde, iş güvencesine ilişkin hükümlerin dolanılması söz konusu olabilir. İşverenin talimat verme hakkının, yasa, toplu iş sözleşmesi ve bireysel iş sözleşmesi ile daraltılıp genişletilmesi mümkündür. Bir başka açıdan ifade edilecek olursa, işverenin talimat verme hakkı, kanun, toplu iş sözleşmesi ile bireysel iş sözleşmesi hükümleri ile sınırlıdır. Bu itibarla, işveren, ceza ve kamu hukuku hükümlerine aykırı talimatlar veremeyeceğinden, işçi bu nevi talimatlara uymak zorunda değildir. Bunun dışında işveren, işçinin kişilik haklarını ihlal eden talimatlar veremez. Keza, Medeni Kanunu’nun 2’nci maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı gereği, işveren dürüstlük kuralına aykırı talimatlar da veremez. Şu halde işveren, diğer işçilerin lehine fakat bir veya birkaç işçinin aleyhine sonuç doğuracak eşitsizlik yaratacak talimatlar veremeyeceği gibi işçiye eza ve cefa vermek amacıyla da talimatlar veremez. Buna göre, işveren talimat verirken eşit işlem borcuna riayet etmekle de yükümlüdür.
İş sözleşmesinin işçinin davranışı nedeniyle geçerli bir şekilde feshedilebilmesi için, işçinin kendisine verilen ihtardan sonra bir defa daha yükümlülüğünü ihlal teşkil eden davranışta bulunması gerekir. İşçiye verilen ihtardan sonra yeni bir yükümlülük ihlali meydana gelmemişse, sırf ihtara konu olan davranışa dayanılarak iş sözleşmesi geçerli bir şekilde feshedilemez. Çünkü ihtarın verilmesiyle işveren, ihtara konu olan davranış nedeniyle iş sözleşmesini feshetme hakkından örtülü olarak feragat etmiş bulunmaktadır.
Davranış nedeniyle fesih, ancak, sözleşmeyi sona erdirmeye oranla daha hafif bir çare söz konusu olmadığında gerekli olur. Ölçülülük ilkesinin ihtardan başka diğer bir aracı da çalışma yerinin değiştirilmesidir. Çalışma yerinin değiştirilmesi feshe oranla daha hafif çare olarak gündeme gelen bir araçtır. Ancak bu tedbirin uygulanabilmesi, işveren açısından mümkün olması ve kendisinden haklı olarak beklenebilmesi koşuluna bağlıdır. İşçinin başka bir çalışma yerinde çalıştırılması imkânı söz konusu değilse ölçülülük ilkesi ve ultima ratio prensibi uyarınca İş Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca değişiklik feshi düşünülmelidir.
İşverenin yönetim hakkı kapsamında verdiği talimatlara işçi uymak zorundadır. İşçinin talimatlara uymaması, işverene duruma göre iş sözleşmesinin haklı ya da geçerli fesih hakkı verir. İş Kanunu’nun 25. maddesinin II’nci bendinin (h) fıkrası, işçinin yapmakla görevli bulunduğu görevleri, kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesini, bir haklı fesih nedeni olarak kabul etmektedir. Buna karşılık, yukarıda da ifade edildiği üzere, İş Kanunu’nun gerekçesine göre, işçinin “işini uyarılara rağmen eksik, kötü veya yetersiz olarak yerine getirmesi” geçerli fesih nedenidir(Dairemizin 17.03.2008 gün ve 2007/27680 Esas, 2008/5302 Karar sayılı ilamı).
Somut uyuşmazlıkta, davacının iş akdi 29/09/2016 tarihli iş akdi fesih bildirimiyle … Dergisi Eylül sayısında kapakta yer alan dergi fiyatı kontrolünü tam olarak yapmaması sebebi ile hatalı olarak baskıya gittiğinden 15400 adet dergi kolilerinden sökülüp, barkod sticker yapıştırılıp tekrar kolilendiği, bu işlemin şirkete 2.242 TL ekstra bir maliyete ve iş gücü kaybına sebep olduğu, yöneticisi tarafından sözlü uyarılara rağmen işini aksatmaya devam ettiği, Ekim sayısında 4,8,10,12,16,63,64,72,81 numaralı sayfalar için kontrolüne rağmen hatalı olup yayın direktörü tarafından baskı öncesi düzeltildiği, yapmakla ödevli bulunduğu görevlerin hatırlatılmasına rağmen beklenen özeni göstermediği, bu durumun şirketi maddi olarak zarara uğrattığı gerekçesi ile, iş akdini İş Yasası 25/II maddesi uyarınca feshedilmiştir.
Davacı tanığı beyanında; davacının editör olarak çalıştığını, davacının iş akdinin yazım hataları nedeni ile feshedildiğini, dergi için yazılan bütün yazıların editör yazdıktan sonra yazı işleri müdürünün dergiyi okuduğunu, daha sonra sayfaların çıkışının alındığını, bu çıkışlar üzerinden de tekrar yazı işleri müdürü ve genel yayın yönetmeninin yazım hataları var mı diye kontrol ettiklerini, son onayı da genel yayın yönetmeninin verdiğini, sonra derginin baskıya girdiğini, yayın yönetmeninin onayı olmadan derginin baskıya girmediğini beyan etmiştir. Davalı tanıkları ise beyanlarında; davacının editör olarak çalıştığını, daha sonra yazı işleri müdürü olarak görev yapmaya başladığını, tüm derginin en son okunmasının yayın direktörü … Hanım tarafından yapıldığını ve sonra baskıya gittiğini, … Hanımın hata görmesi halinde uyarılarda bulunduğunu, davacının bütün yazıları tamamlayıp kontrollerini tamamlayıp görsel yönetmene teslim ettiğini belirtmiştir.
Davacı davalı işyerinde editör unvanı ile istihdam edildiği, davalıya ait … isimli derginin Eylül 2016 baskısında fiyatta yapılan değişikliğin baskıya yansıtılmayıp eski fiyatın basıldığı, baskı ve kolileme işlemi tamamlandıktan sonra yanlışlık fark edildiğinden tüm koliler açılarak dergilere tek tek doğru fiyat etiketinin yapıştırıldığı ve yeniden kolileme işleminin yapıldığı, davacının bu olayla ilgili olarak alınan yazılı savunmasında sorumluluğun tasarımcıya ait olduğunu bildirdiği ancak tasarımcıyla birlikte söz konusu hatalı basımdan kaynaklanan mali külfeti üstlendiği ve hatalı basımda davacının da kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Ekim ayı baskısında ise dergi baskıya girmeden sayfaları kontrol eden yayın direktörü …’nın bazı sayfalarda maddi hatalar bulunduğunu tespit ettiği ve baskıdan önce bu hataları bizzat düzelttiği, söz konusu hataları göremeyen davacıdan bu sebeple savunmasının istendiği, davacının savunmasında müdürünün mesai saati bittikten sonra bu hataları düzeltmesinin iyiniyetli olmadığını ve dergide hata bulunmadığını bildirdiği bu savunma sonrasında davacının iş akdi görevleri hatırlatıldığı halde yapmadığı, beklenen özeni göstermediği ve işvereni zarara uğrattığı gerekçesiyle feshedilmiş olup davacının feshe konu edilen eylemlerde görevini gerektiği gibi yerine getirmediği ve aksaklıklara sebep olduğu, davacının bahsedilen eylemi ile işyerinde olumsuzluğa yol açtığı ve artık işverenin davacı ile çalışmaya devam etmesinin kendisinden beklenemeyeceği anlaşılmakla davacının iş sözleşmesinin feshi haklı neden ağırlığında olmasa da geçerli nedene dayanmakta olup mahkemece davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1.Bölge Adliye Mahkemesi ile İlk Derece Mahkemesi’nin kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Alınması gereken 44,40 TL karar-ilam harcından peşin alınan 29,20 TL.nin mahsubu ile bakiye 15,20 TL karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 350,00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.725,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Kullanılmayan avansların talep halinde ilgilisine iadesine,
7.Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine,
Kesin olarak 08.04.2019 günü oybirliği ile karar verildi.