YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2292
KARAR NO : 2019/7821
KARAR TARİHİ : 04.04.2019
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin … Belediyesinde 19/12/1997 tarihinde işçi olarak çalışmaya başladığını, muvazaa olarak sırasıyla … İmar İnşaat Ltd. Şti., … İmar İnş. Ltd. Şti., … İmar İnş. Ltd. Şti. bünyesinde 19/07/2001 tarihinden iş akdinin feshedildiği tarihe kadar da … Belediyesi bünyesinde çalışmış gibi gösterildiğini, 31/12/2004 tarihinde davalı … Başkanlığınca Temizlik İşlerinin özelleştirilmesi gerekçe gösterilerek iş akdinin feshedildiğini, … İş Mahkemesinde açılan işe iade davası kabul edildiği halde müvekkilinin işe alınmadığını, boşta geçen süre ve işe başlatmama tazminatının ödendiğini, ancak kıdem tazminatının ödenmesi sırasında hesaplamanın 19/07/2001 tarihinden itibaren yapıldığını, izin ücretinin de eksik ödendiğini ileri sürerek eksik ödenen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, 5747 sayılı Kanun ile tüzel kişiliği kaldırılarak … Belediyesine katılan mülga … Belediyesi bünyesinde çalışan davacının iş akdi, iş gücü fazlalığı ve ekonomik sebeplerle 31/12/2004 tarihinde fesh edildiğini, fesih tarihinde davacının İş Kanunu’na göre işvereni … Belediyesi ve belediyenin şirketi olan … İmar ve İnş. Şirketi dönemine ait kıdem tazminatı ve izin ücretlerinin tamamının encümen kararıyla banka hesaplarına yatırıldığını, davacı tarafından açılan işe iade davası sonucunda Yargıtayca onanan karar üzerine ihbar tazminatı, boşta geçen süreye ait dört aylık brüt maaşı dört aylık tazminat, kıdemine eklenen kıdem tazminat farkı ikramiye farklarının tümü son ücret üzerinden hesaplanarak banka hesaplarına yatırılarak ödendiğini, davacının iddia ettiği, önceki dönemlerdeki çalışmalarının … ve … Ltd. Şirketlerinin bünyesinde olduğunu, bu dönemlerden müvekkili belediyenin sorumlu olmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, dosyanın bilirkişi raporu tanzimi için bilirkişi …’e tevdi edilmiş ancak 1,5 yıl geçmesine rağmen bilirkişinin dosyayı dosya kapsamına sunmamış olduğunun anlaşılması üzerine 16/01/2018 tarihli duruşmada HMK hükümleri uyarınca dosyanın başka bir bilirkişiye tevdi edilmek üzere ilgili bilirkişiden alındığı ve dosyayı Mahkeme’ye ibraz etmesinin ihtaren tebliğ edildiği, ilgili bilirkişinin 22/01/2018 tarihinde dosya ile birlikte ek bilirkişi raporu sunduğu ancak ilgili raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, 03/04/2018 tarihli 14 nolu celsede davacı vekili ek raporu kabul etmedikleri ve dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesini talep ettiği, ancak dosyada bilirkişi ücreti ve tebligat masraflarına yetecek avans bulunmadığından davacı vekiline 500 TL gider avansı yatırması için 2 haftalık kesin süre verilmiş ve bu süre içerisinde gider avansı yatırmadığı takdirde davanın usulden reddedileceğinin ihtar edildiği, ancak davacı vekilinin kesin süre içerisinde yalnızca 50 TL gider avansı yatırdığından davanın usulden reddine karar verilerek hüküm kurulduğu gerekçesi ile “gider avansının yatırılmaması sebebiyle davanın usulden reddine” karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323’üncü maddesi uyarınca, yargılama giderleri şunlardır:
a) Celse, karar ve ilam harçları.
b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri.
c) Dosya ve sair evrak giderleri.
ç) Geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlenmesine ilişkin giderler.
d) Keşif giderleri.
e) Tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler.
f) Resmî dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler.
g) Vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hâkimin takdir edeceği miktar; vekili bulunduğu hâlde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap olunmak veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama giderleri.
ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.
h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler.
Yasanın müteakip maddeleri uyarınca;
Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak ödemek zorundadırlar. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır (6100 sayılı Yasa Md. 324)
Davanın taraflarınca üzerinde serbestçe tasarruf edilemeyen dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir (6100 sayılı Yasa Md. 325).
Yasada açıkça yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinden, aleyhine hüküm verilen taraf sorumludur. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarını da kararlaştırabilir (6100 sayılı Yasa Md. 326).
Yasa’nın 327’nci maddesi gereğince, gereksiz yere davanın uzamasına veya yargılama giderine sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş olsa dahi, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. Bir kişi davada sıfatı olmadığı hâlde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltıp, kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verdiği durumlarda, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddi hâlinde, davalı yararına yargılama giderlerine hükmedilemez.
Fer’î müdahil olarak davada yer alan kimse, yanında katıldığı taraf haksız çıkarsa, yalnızca fer’î müdahale giderinden sorumlu tutulur, aksi hâlde bu giderler diğer tarafa yükletilir. Ancak, hüküm üçüncü kişinin katıldığı taraf lehine verilmiş olsa bile, lehine hükmolunan tarafın hâl ve davranışı, üçüncü kişinin davaya katılmasını gerektirmişse, müdahale giderinin tamamı veya bir kısmı, lehine hüküm verilen tarafa yükletilebilir (6100 sayılı Yasa Md. 328).
Değinilen Yasa’nın 329’uncu maddesi uyarınca, kötüniyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. Vekâlet ücretinin miktarı hakkında uyuşmazlık çıkması veya mahkemece miktarının fahiş bulunması hâlinde, bu miktar doğrudan mahkemece takdir olunur. Kötüniyet sahibi davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, bundan başka beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezası ile mahkûm edilebilir. Bu hâllere vekil sebebiyet vermiş ise disiplin para cezası vekil hakkında uygulanır.
Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan durumlarda, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder. Davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderleri davacıya yükletilir. (6100 sayılı Yasa Md. 331).
Yasa’nın 332 ve 333’üncü maddelerinin açık hükmü gereğince, yargılama giderlerine mahkemece resen hükmedilir. Yapılan giderin tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. Hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece ilamın altına yazılır. Hükmün kesinleşmesinden sonra mahkeme kendiliğinden, yatırılan avansın kullanılmayan kısmının iadesine karar verir. Bu kararın tebliğ gideri iade edilecek avanstan karşılanır.
Adli yardım konusu da Hukuk Muhakemeleri Kanununda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Şöyle ki:
Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, haklı oldukları yolunda kanaat uyandırmak kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler. Kamuya yararlı dernek ve …, iddia ve savunmalarında haklı göründükleri ve mali açıdan zor duruma düşmeden gerekli giderleri kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda oldukları takdirde adli yardımdan yararlanabilirler. Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri ise ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır.
Adli yardım kararı, ilgiliye, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak sorumlu tutulmama, yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet, dava ve icra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesi, davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini imkânlarını sağlar. Mahkeme, talepte bulunanın, yukarıda sayılan hususlardan bir kısmından yararlanmasına da karar verebilir. Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.
Adli yardım, asıl talep veya işin karara bağlanacağı mahkemeden istenir. Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır. Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay’a yapılır. Adli yardım talebine ilişkin evrak, her türlü harç ve vergiden muaftır.
Mahkeme, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebilir. Adli yardım talebinin kabul veya reddine ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz. Ancak, adli yardım talebi reddedilirse, sonradan gerçekleşen bir sebebe dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir. Adli yardım, daha önce yapılan yargılama giderlerini kapsamaz.
Adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgi verdiği ortaya çıkar veya sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiği anlaşılırsa adli yardım kararı kaldırılır.
Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devlet’çe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir. Adli yardımdan yararlanan kişi için mahkemenin talebi üzerine baro tarafından görevlendirilen avukatın ücreti, yargılama gideri olarak Hazineden ödenir. (6100 sayılı Yasa Md. 334 ilâ 340).
Yasa’nın 84’üncü maddesi uyarınca,
a) Türkiye’de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşının dava açması, davacı yanında davaya müdahil olarak katılması veya takip yapması,
b) Davacının daha önceden iflasına karar verilmiş, hakkında konkordato veya uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma işlemlerinin başlatılmış bulunması; borç ödemeden aciz belgesinin varlığı gibi sebeplerle, ödeme güçlüğü içinde bulunduğunun belgelenmesi,
hâllerinde, davalı tarafın muhtemel yargılama giderlerini karşılayacak uygun bir teminat göstermesi zorunludur.
Davanın görülmesi sırasında teminatı gerektiren durum ve koşulların ortaya çıkması hâlinde de mahkeme teminat gösterilmesine karar verir. Mecburi dava ve takip arkadaşlığında teminat gösterme yükümlülüğü, bu yükümlülüğün tüm davacılar bakımından mevcut olması hâlinde doğar.
Bununla birlikte, davacının adli yardımdan yararlanması, yurt içinde istenen teminatı karşılamaya yeterli taşınmaz malının veya ayni teminatla güvence altına alınmış bir alacağının bulunması, davanın, sırf küçüğün menfaatlerini korumaya yönelik olarak açılmış olması, ilama bağlı alacak için icra takibi yapılmış olması hâllerinde teminat istenemez (6100 sayılı Yasa Md. 85).
Hâkim tarafından belirlenen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava usulden reddedilir. Müdahale talebinde bulunan kişi, kesin süre içinde istenen teminatı vermezse, müdahale talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilir. Teminat gösterilmesini gerektiren sebep ortadan kalktığı takdirde, ilgilinin talebi üzerine mahkeme, teminatın iadesine karar verir 6100 sayılı Yasa Md. 88-89).
Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir. Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez (6100 sayılı Yasa Md. 312).
Somut uyuşmazlıkta, Mahkeme kararı ilkin Dairemizin 2012/22536 Esas sayılı bozma ilamı ile bozulmuş, ardından Dairemizin 2012/35651 Esas sayılı bozma ilamı ile 2’inci kere bozulmuştur. Dairemizin 2012/35651 Esas sayılı bozma ilamından sonra 03/04/2018 tarihli celse duruşma zaptından davacı vekilinin “Ek raporu kabul etmiyoruz, dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesini talep ediyoruz” yönünde beyanda bulunduğu, akabinde aynı celsede Mahkeme tarafından “1-… Belediyesine müzekkere yazılarak ve … Belediyesi encümeninin 11/05/2015 tarihli yazısı ve ekindeki ödeme evrakları eklenmek suretiyle davacıya yapıldığı belirtilen ödemelerin hangi kalem için ne kadar yatırıldığı ve ödemeye ilişkin dekontların dosya kapsamına sunulmasının istenilmesine, masrafın davacı tarafça karşılanmasına, 2-Davacı vekiline 500,00 TL. gider avansı yatırması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içinde gider avansı yatırılmadığı takdirde davanın usulden reddedileceğinin ihtarına, (ihtar edildi.)” şeklinde ara kararı kurulduğu görülmektedir. Duruşmanın bırakıldığı ertesi celse yani 08/05/2018 tarihli duruşma zaptından, … Belediye Başkanlığına yazılan müzekkereye cevap verilmediği hususunun duruşma zaptına geçtiği, ayrıca aynı duruşma zaptında “bir önceki celse ara kararı gereğince davacının dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesini talep ettiği, ancak dosyada yeni bilirkişiye gönderilmesi için yeterli gider avansı bulunmaması sebebiyle 2 nolu ara kararda 500,00 TL. gider avansı yatırılması için kesin süre verildiği ve süresi içerisinde 50,00 TL. gider avansı yatırıldığı anlaşıldı. Davacı vekilinden soruldu: Dosya bilirkişiye gönderilsin, dosyanın bilirkişiye gönderilmesi için mahkeme tarafından bilirkişi ara kararı kurulmamıştır. Henüz … Belediyesinden yazılar gelmemiştir. Dosyanın bilirkişiye gitmesi için gerekli hazırlık yapılmamıştır dediği” açıklamaların da yer aldığı anlaşılmaktadır.
Bilirkişi raporunun hazırlanması için gerekli olduğu kabul edilen Belediye Başkanlığı cevabı yazısı gelmeden gider avansının yatırılmaması neticeye etkili olmayacağından, belediye yazısının henüz gelmemesine rağmen davanın gider avansının yatırılmaması sebebiyle usulden reddine karar verilmesi hatalıdır.
Var ise eksik gider avansı usulüne uygun şekilde tamamlatılarak Dairemizin yukarıda belirtilen 2012/35651 Esas sayılı bozma ilamındaki hususlar tamamlanarak sonuca gidilmelidir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.