YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2859
KARAR NO : 2019/6900
KARAR TARİHİ : 27.03.2019
( BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARLARI ARASINDAKİ
UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE DAİR)
I-BAŞVURU
Başvuran vekil Av. … tarafından Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’ne verilen 05/02/2019 tarihli dilekçesi ile; müvekkili Şirket … Ekmek Dağıtım Gıda Kent Ekipmanları Reklam Matbaacılık Yayıncılık Temizlik Peyzaj Özel Eğitim Plastik San. ve Tic. A.Ş.’nin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin 2018/2703 E. ve 2018/2786 K. sayılı dosyası ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin … Esas, 2018/2933 Karar sayılı dosyasında davalı konumda olduğunu, her ne kadar davacı sıfatına haiz kimseler farklı ise de, davanın konusu ve içeriğinin aynı olduğunu, aynı konular hakkında dava açıldığını ve her iki yargılamada da Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. ve 10. Hukuk Dairelerince farklı kararlar verildiğini, 04/10/2004 tarihli müvekkili Şirket’e hitaben davacının imzasıyla yazılan dilekçeden de anlaşılacağı üzere davacının bizzat kendisi istifa ederek Ekdağ Ekmek Dağıtım A.Ş. ile olan iş ilişkisini nihayetlendirdiğini, ayrıca istifa tarihi dikkate alınacak olursa zamanaşımı itirazının müvekkili Şirket nezdinde haklı olduğunun görüleceğini, davacının bizzatihi imzaladığı ibraname içeriğinden de anlaşılacağı üzere müvekkili Şirket nezdinde hiçbir hak ve alacağı olmadığını, bu nedenle davanın; dava şartı yokluğundan, zamanaşımından veya esastan reddi gerekmekte iken hatalı hüküm kurulduğunu;
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin verdiği kararda müvekkili Şirketin sorumluluğunun yalnızca işçiyi çalıştırdığı dönem ile sınırlı olduğunu belirtip hüküm kurduğunu;
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin verdiği kararda ise müvekkili Şirketi diğer davalı olan Belediye ile birlikte bütün dönemlerde müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğunu;
Açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin 2018/2703 E. ve 2018/2786 K. sayılı kesin kararı ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin 2018/2523 E. ve 2018/2933 K. sayılı kesin kararı arasındaki uyuşmazlık bulunduğunu ileri sürerek, bu uyuşmazlığın 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin kuruluş görev ve yetkilerini düzenleyen Kanunun 35. ve diğer ilgili maddeleri uyarınca giderilmesini talep etmiştir.
II-UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARLARI
A)ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin 27/12/2018 tarihli ve … E., 2018/2786 K. sayılı kararında -özetle- davacının 06/10/1995 tarihinde Ekdağ Ekmek Dağıtım Gıda Kent Ekipmanları Reklam Matbaacılık Yayıncılık Temizlik Peyzaj Özel Eğitim Plastik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinde çalışmaya başladığı, 04/10/2004 tarihinde davalı şirketle yapılan iş akdinin sonlandığı, toplu iş sözleşmesinin 8/a maddesi gereği 05/10/2004 tarihinde davalı belediye başkanlığında çalışmaya başladığı, sendika üyeliğinin bulunduğu, davalı şirketin %99,46 hissesinin Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığına ait olmakla davalılar arasında organik bağ bulunduğu, 13/03/2015 tarihinde davacının emeklilik nedeniyle iş akdini sonlandırdığı, davalılar yanındaki çalışmasının toplam 19 yıl 4 ay 2 gün olduğu, SGK işveren tarafından verilen işten ayrılış bildirgesinde iş akdinin fesih sebebi olarak emeklilik yaşlılık veya toptan ödeme (kod:8) şeklinde bildirimde bulunulduğu, davacıya banka aracılığıyla kıdem tazminatının kısmen ödendiği, fesih şekli itibariyle kıdem tazminatına hak kazandığı kabul edilerek davalılar arasında organik bağ bulunduğu, bu nedenle hüküm altına alınan alacaklardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, davacının sınavı kazanarak davalı Belediyede çalışmaya başladığı ileri sürülmüş ise de davacının sendika üyesi olup toplu iş sözleşmesi gereği davalılar arasında imzalanan protokol sonucu davalı Belediyede çalışmaya başladığı, 10/01/2008 tarihinde sürekli işçi kadrosuna alındığı, davalı şirketten ayrılmak istediğine ilişkin dilekçe mevcut ise de sözkonusu dilekçeyi vermeyenlerin davalı Belediyede çalıştırılmadığı tanıklarca belirtildiği, davacının iradesinin şirketten ayrılmak olmadığı, protokol gereği Belediye çalışmayı amaçladığının değerlendirildiği, davalılar arasında organik bağ bulunmakla tüm çalışma döneminden davalı belediyenin sorumlu bulunduğu yönündeki ilk derece mahkemesi kararının isabetli bulunduğu gerekçesiyle … İş Mahkemesi 2017/764 Esas, 2018/782 sayılı kararında vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığından, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.l maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
B)ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 10. HUKUK DAİRESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin 21/12/2018 tarihli ve 2018/2933 E., 2018/2786 K. sayılı kararında -özetle- davacı işçi 06/10/1995 – 04/10/2004 tarihleri arasında davalılardan Ekdağ Ekmek….Şirketi işyerinde, 05/10/2004 – 14/11/2016 tarihleri arasında diğer davalı Antalya Büyükşehir Belediyesi işyerinde çalıştığı, dosya içerisinde bulunan SGK hizmet cetveli, iş sözleşmesi, TİS’in 8. maddesi hükmü, 04/10/2004 tarihli istifa dilekçesi ve ibraname içerikleri gözönüne alındığında davalılar arasında devreden işveren-devralan işveren ilişkisi mevcut olmakla birlikte uyuşmazlığın da bu doğrultuda çözümlenmesinin zorunlu olduğu, davalı Belediye devralan işveren olarak davacının tüm çalışma süresinden, diğer davalı Şirket ise devreden işveren olarak devir tarihine kadar olan çalışma süresinden devir tarihindeki ücretine göre sorumlu olduğu, bu değerlendirmeler karşısında davalı Belediye’nin kendisinin davacının devir tarihinden önceki çalışma döneminden sorumlu tutulamayacağına ve zamanaşımına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediği, davalı Ekdağ Şirketi ise devreden işveren olarak dava konusu kıdem tazminatı alacağından yalnızca davacının devir tarihine kadar çalışma süresi ve devir tarihindeki ücret miktarı üzerinden sorumlu olmasına karşın diğer davalı ile müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması yerinde olmayıp davalı şirketin istinaf sebebi kısmen yerinde bulunduğu gerekçesiyle, davalı Belediye vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nın 353/1-b-l maddesi gereğince esastan reddine, davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davalı Ekdağ Şirketinin sorumluluğunun kendi dönemi ile sınırlı olduğuna karar verilmiştir.
III- … ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU’NUN 13.02.2019 TARİHLİ Ve 2019/2 SAYILI KARARI
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu’nun 13/02/2019 tarihli gündeminde yapılan müzakerede; 9. Hukuk Dairesi’nin 27/12/2018 tarihli ve … E., 2018/2786 K. sayılı kararı ile davalılar arasında organik bağ bulunmakla tüm çalışma döneminin davalı Belediye’nin sorumlu bulunduğu yönündeki görüşü benimsenmiş, yapılan oylamada, oy çokluğu ile 9. Hukuk Dairesi’nin kararı doğrultusunda uyuşmazlığın giderilmesi için 5235 sayılı kanunun 35/3. maddesi uyarınca Yargıtay ilgili Dairesine gönderilmesi uygun görülmüştür.
IV- YARGITAY KARARI GEREKÇESİ
Hüküm uyuşmazlığının giderilmesi için işyeri devrinin normatif dayanağı ile iş ilişkisine ve işçilik alacaklarına etkisinin ele alınması gereklidir.
İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır.
Değinilen Yasanın 120 nci maddesi hükmüne göre, 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi halen yürürlükte olduğundan, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır. Anılan maddeye göre, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.
İşyerinin miras yoluyla intikali 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 599 uncu maddesinde düzenlenmiş, sözü edilen madde hükmünde mirasbırakanın ölümü ile mirasçıların bir bütün olarak mirasa hak kazanacakları açıklanmıştır.
İşyerinin önceleri gerçek kişi ya da kişilerce işletilmesinin ardından şirketleşmeye gidilmesi durumunda, bu işlem de bir tür işyeri devri sayılmalıdır. Önceki gerçek kişi olan işverenlerin devralan tüzel kişi ortakları olması bu devir ilişkisini ortadan kaldırmamaktadır (Yargıtay 9.HD. 22.7.2008 gün 2007/ 20491 E, 2008/ 21645 K.). Aynı şekilde daha önce tüzel kişi şirket olan işverenin işyerini bir gerçek şahsa devretmesi de mümkündür. Devralanın şirketin hissedarlarından biri olması da sonucu değiştirmeyecektir. Adi ortaklardan bir ya da bazılarının hisselerini devri de sorumlulukların belirlenmesi noktasında işyeri devri olarak işlem görmelidir.
İşyeri devrinin temel ölçütü, ekonomik birliğin kimliğinin korunmasıdır. Avrupa Adalet Divanı kararlarına göre, maddî ve maddî olmayan unsurların devredilip devredilmediği ve devir anındaki değeri, işgücünün devri, müşteri çevresinin devri, işyerinde devirden önce ve sonra yürütülen faaliyetlerin benzerlik derecesi, işyerinde faaliyete ara verilmişse bunun süresi, işyeri devrinin kriterleri arasında kabul edilmektedir.
Basın İş Kanununa tabi işyerleri bakımından, işyerinin belirleyici unsurlarından olan marka, logo ve yayın imtiyaz hakları gibi maddî olmayan unsurların devri de işyeri devri olarak değerlendirilmelidir (Yargıtay 9. HD., 19.1.2010 gün, 2009/42958 E., 2009/354 K).
Maddî ve maddî olmayan unsurların devri söz konusu olmaksızın da işgücünün önem taşıdığı sektörlerde ekonomik birliğin önemli unsurunu olan işçilerin devri de, işyeri devri olarak kabul edilmelidir.
Devirden sonra işyerindeki ekonomik birliğin kimliğini koruyup korumadığının saptanabilmesi için, yürütülen faaliyetin devirden sonra yeni işveren tarafından aynı veya özdeş biçimde sürdürülmesi ölçütü yanında, işyerinin taşınmaz ve taşınır malları ile maddî olmayan varlıkların, işyerinde çalışan işçilerin sayı ve uzmanlık bakımından çoğunluğunun, bunun yanısıra müşteri çevresinin devredilip devredilmediği, devir öncesi ve sonrasındaki faaliyetler arasında benzerlik olup olmadığı, devir sebebiyle işyerinde faaliyet askıya alınmışsa askı süresi gibi koşullar da göz önünde tutulmalıdır.
4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde yazılı olan “hukukî işleme dayalı” ifadesi geniş şekilde değerlendirilmeli, yazılı, sözlü ve hatta zımnî bir anlaşma da yeterli görülmelidir.
İşyerine Bankalar Kanunu hükümleri çerçevesinde Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu tarafından el koyulması ise işyeri devri niteliğinde değildir. Bu durumda yönetim hakkına müdahale edilmekte veya bankacılık faaliyetleri askıya alınmaktadır.
Yine özelleştirme işlemi sonucu kamuya ait hisselerin devri de işyeri devri olarak değerlendirilemez. Özelleştirmede işyeri aynı tüzel kişilik altında faaliyetini sürdürmekte sadece kamuya ait hisselerin bir kısmı ya da tamamı el değiştirmektedir. Bununla birlikte, tamamı kamuya ait olan bir işyerinin özelleştirme işlemi sonucu başka bir işverene geçmesi işyeri devri niteliğindedir (Yargıtay 9.HD. 8.7.2008 gün ve 2008/25370 E, 2008/ 19682 K.).
İşyeri devri fesih niteliğinde olmadığından, devir sebebiyle feshe bağlı hakların istenmesi mümkün olmaz. Aynı şekilde işyeri devri kural olarak işçiye haklı fesih imkânı vermez.
İşyerinin devri işverenin yönetim hakkının son aşaması olup, işyeri devri çalışma koşullarında değişiklik anlamına da gelmez. Dairemizin kökleşmiş kararlarına göre işyeri devri işçiye haklı nedenle fesih hakkı tanımaz. İşyeri devrinin çalışma koşullarını ağırlaştıran bir yönü olup olmadığı belirlenmelidir (Yargıtay 9.HD. 27.10.2008 gün 2008/ 29715 E, 2008/28944 K.).
Bu açıklamalar ışığında, iş hukukunda işyeri devrinin işçilik alacaklarına etkileri üzerinde ayrıca durulmalıdır. İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.
Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumlu olacaktır.
Yukarıda zikredilen Kanun hükümleri ve yapılan açıklamalar ışığında uyuşmazlığın giderilmesi isteminin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlığın giderilmesine konu kararlarda davacı işçinin davalılardan Ekdağ Ekmek Dağıtım Şirketi’ne ait işyerinde çalıştıktan sonra diğer davalı Antalya Büyükşehir Belediyesi işyerinde çalışmaya başlamıştır. Davacının bu durumu hizmet akdinin nakli olarak görülmekle birlikte, Belediye’ye devredildikten sonra da anılan Şirketteki işini yapmaya devam ediyorsa bu durumun işyeri devri olarak nitelendirilmesi gerekir. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre hizmet akdinin naklinde de işyeri devri esasları uygunulandığından buna göre de davalı Belediye’nin işçinin tüm çalışma dönemlerinin hak ve alacaklarının tamamından sorumlu olacağı, davalı Şirketin sorumluluğunun ise kıdem tazminatı dışındaki alacaklardan devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlı olacağı, kıdem tazminatı yönünden ise iki yıllık süre sınırlamasına tabi olmaksızın devir tarihindeki süre ve ücret ile sınırlı tutulmasının gerekeceği anlaşılmıştır. Ekdağ Ekmek Dağıtım Şirketi’nin hisselerinin %99,46’sının davalı belediyeye ait olması organik bağın varlığı için yeterli değildir.
Netice itibariyle; başvuru konusu kesin nitelikte olan Bölge Adliye Mahkemelerinin kararları arasındaki uyuşmazlığın açıklanan gerekçe doğrultusunda Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin görüşü doğrultusunda birleştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır..
V-SONUÇ
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkilerini Düzenleyen Kanun’un 35 inci maddesine dayalı olarak; başvuru konusu uyuşmazlıklarda davalılar arasındaki sorumluluğun işyeri devri esaslarına göre belirlenmesi gerektiğine ve uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, 27.03.2019 günü oybirliği ile karar verildi.