Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2019/6536 E. 2020/16178 K. 17.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6536
KARAR NO : 2020/16178
KARAR TARİHİ : 17.11.2020

BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : Bursa 9. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Marmara Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17/11/2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Yapılan tebligata rağmen duruşma günü taraflar adına kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette işçi olarak çalıştığını, aylık ücreti 3.000.00 TL civarında olmasına karşın bildirimlerinin asgari ücret üzerinden yapıldığını, davacının yasal sınırların çok üstünde çalıştırıldıklarını dile getirmesi üzerine haksız olarak işten çıkartıldığını, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, fazla çalışma, genel tatil, hafta tatili alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, İlk Derece Mahkemesi kararının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan yönleri usul ve kanuna uygun görülmüştür.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının fazla çalışma ücreti alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Somut olayda, davacının davalı işyerinde 03.07.2009-31.10.2013 tarihleri arasında mermer işçisi olarak çalıştığı anlaşımaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tanık beyanlarına göre, davacının 07:00-19:00 saatleri arası çalıştığı, l,5 saat ara dinlenme ile haftalık fazla çalışma süresinin 18 saat olduğu, ayrıca davacının ayda 2 hafta, hafta tatilinde de çalıştığı, hafta tatili çalışmasında da günde 3 saat fazla çalışma yaptığı bu sebeple haftada 7 gün çalıştığında haftalık fazla çalışma süresinin 21 saat olduğu, buna göre davacının 1 hafta 18 saat diğer hafta 21 saat fazla çalışma yaptığı haftalık ortalama fazla çalışmasının ise 19,5 saat olduğu tespit edilerek, fazla çalışma ücreti alacağı bu tespite göre hesaplanmıştır. Ancak davacının yaz dönemi için haftalık 19,5 saat fazla çalışma yaptığının kabulü dosya içeriğine uygun ise de, kış dönemi için davacının başka bir dosyada tanık olarak verdiği ifadesinde akşam hava kararana kadar çalıştıklarına dair beyanı da dikkate alınarak kış döneminde havanın kararma durumuna göre çalışma saatlerinin belirlenerek, bu çalışma düzenine göre davacının fazla çalışma alacağının hesaplanması dosya içeriğine daha uygun düşecektir.
3-Taraflar arasında davacının iş sözleşmesinin feshi de uyuşmazlık konusudur.
Davacı, 31.10.2013 tarihinde SGK primlerinin eksik yatırıldığını öğrendiğini, bu durumu ve yasal sınırların çok üstünde çalıştırıldıklarını dile getirince davalı işverence işten çıkarıldığını iddia etmiştir. Davalı işveren ise, davacı tarafından şirkete yöneltilen icap üzerine taraflar arasında 31.10.2013 tarihli ikale sözleşmesi ile iş sözleşmesinin anlaşılarak sona erdirildiğini savunarak 31.10.2013 tarihli ikale sözleşmesini dosyaya sunmuştur. Davacı tanıklarından Yüksel Tak, “… İş veren bizden mermer alanında çalışma yapan başka bir ekibin altında bulunan yerde çalışmamızı istedi. Biz de iş sahasının bu haliyle güvenli olmadığını işverene ilettik. İş veren bu şartlar altında çalışmamız için diretti. Biz de hiçbir güvenlik tedbiri alınmadığından ekip olarak işten bir nevi çıkartılmak zorunda bırakıldık…” şeklinde, diğer tanık … ise, “……, çalıştığı iş yerinden iş güvenliği olmaması sebebiyle işten ayrılmıştır. Başka bir ekibinde çalıştığı bir alanda tehlike oluşturmasına rağmen bu alanda çalışmaya zorlanmıştır…” şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Ayrıca davacı başka bir dosyada tanık olarak verdiği ifadesinde ise, “… mermerde 2009 yılında yedinci ayında başlayıp 31.10.2013 tarihinde işten ayrıldım. İşten ayrılma sebebim işverenin bizi tehlike altında güvenli olmayan yerde çalışmaya zorlamasıdır…” şeklinde açıklamada bulunmuştur. Bu duruma göre tüm dosya kapsamı, davacı tanıklarının davacının işten kendisinin ayrıldığına yönelik beyanları ile davacının başka bir dosyada mahkeme huzurunda verdiği tanık beyanı dikkate alındığında davalı işverenin ikale savunmasının yerinde olduğu değerlendirilerek davacının kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.