YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6817
KARAR NO : 2019/16882
KARAR TARİHİ : 26.09.2019
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılardan T.C. … vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili özetle; davacının davalılara ait iş yerinde 20.12.2004 – 24.07.2011 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin davalı işveren tarafından sona erdirilmesine rağmen haklarının ödenmediğini, son ücretinin 800.00.TL.net ücret olduğunu, davalı belediyenin asıl işveren olup, diğer davalı … Ltd. Şti.’nin ise alt işveren olduğunu iddia ederek; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarının faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili özetle; davacının müvekkili belediyeden ihale yolu ile iş alan diğer davalı … Ltd. Şti. işçisi olup, müvekkili belediye çalışanı olmadığı gibi … Ltd. Şti’nin müvekkili belediyenin taşeronu ve alt işvereni de olmayıp asıl işveren olduğunu, bu nedenle ihale makamı olan müvekkili belediye hakkındaki davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, diğer davalı şirket ile belediye arasında akdedilen ihale şartnamesine göre çalışan elamanların vergi, sigorta ve diğer tüm hak ve alacaklarının yüklenici firmalara ait olduğunu, müvekkili belediye bünyesinde fazla çalışma olmadığını, aksinin kabulü halinde bile teknik şartname gereği bu tür ücretlerin yüklenici tarafından karşılanması gerektiğinden bu yöndeki alacak taleplerinin belediye yönünden reddi gerektiğini, dava dilekçesindeki yemek ve servis iddialarının gerçeği yansıtmadığını, belediyede yemek verilmediğini ve davacının belediye servisinden yararlanmasının da söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … İnşaat Turizm Gıda Oto Makina Petrol Ürünleri Tem San Tic Ltd Şti vekili özetle; 20.12.2004 tarihinde işe başlayan davacının artık çalışmayacağını ve ayrılmak istediğini belirterek 24.07.2011 tarihinde kendi isteğiyle istifa ederek işten ayrıldığını, bu nedenle ihbar-kıdem tazminatı bulunmadığını, yıllık izinlerinin tamamını kullandığını, vasıfsız işçi olarak asgari ücretle çalışan davacının 800.00 TL net maaş aldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, fazla mesai ve dini bayram ücretlerinin davacıya eksiksiz ödendiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davacı emekli olmak suretiyle işten ayrıldığından kıdem tazminatının kabulüne, ihbar tazminatı talebinin reddine ve diğer alacak kalemlerinin de kısmen kabulüne dair verilen karar davalıların temyizi üzerine, Dairemizce özetle ve sonuç olarak;
“1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Fazla çalışma ücretlerinin hesabı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta; dosyada mübrez bilirkişi raporunda işyerinde çalışmayan davacı tanıklarının beyanları esas alınarak haftalık 9 saat fazla mesai yapıldığı tespit edilerek fazla mesai ücreti hesaplanmış ve mahkemece bu hesaplamaya itibar edilerek fazla mesai ücretine hükmedilmiştir. Davacı tanıkları işyeri çalışanı olmadıklarından çalışma düzenini bilecek durumda değillerdir.
Dinlenen davalı tanıkları ise işyeri çalışanı olup, işyerinde 6 gün çalışma yapıldığını belirtmiş yine bir davalı tanığı da davacının 06:00-15:00 saatleri arasında çalıştığını beyan etmiştir.Fazla çalışma ücretinin, işyeri çalışanı davalı tanığının beyanına göre; 06:00-15:00 saatleri arasında, 1 saat ara dinlenme ile, haftada 6 gün üzerinden ve haftalık 3 saat fazla mesai yapıldığı kabulü ile ve yine %40 oranında takdiri indirim yapılarak hüküm altına alınması gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yargılama yapılmış ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu kararın davalı … vekili ile davacı vekili tarafından temyizi üzerine, karar Dairemizce özetle ve sonuç olarak;
“1-Gerekçeli karar başlığında, dava tarihi olarak 26/07/2012 yazılması gerekirken, 03/11/2016 tarihinin yazılması maddi hata olup, yerel mahkemece her zaman düzeltilebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
3-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10/10/2012 tarih ve 2012/9-851 E– 2012/705 K sayılı kararında özetle, bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda verilecek kararlarda, bozma konusu yapılmasa da her bir taleple ilgili olarak yeniden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda, tefhim edilen hüküm özetinde “1-Mahkememizin Yargıtay bozma ilamından önceki 28/08/2014 tarih, 2013/366 Esas 2014/332 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasının (2) nolu bendinde yer alan kıdem tazminatı, (3) nolu bendinde yer alan ihbar tazminatı, (4) nolu bendinde yer alan yıllık izin alacağı, (6) nolu bendinde yer alan genel tatil alacağı hakkındaki hüküm temyiz incelemesinde Yargıtay tarafından bozmaya konu yapılmayıp kesinleştiğinden bu alacaklar ile ilgili yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına,” denilerek, bozma dışı kalan fazla mesai ücreti dışındaki talepler hakkında yeniden hüküm kurulmadan karar verilmişse de, bu karar yukarıda özetlenen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararına ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesine uygun değildir.
Mahkemece, bozmadan sonra verilecek kararda bozma kapsamı dışında kalsın ya da kalmasın her bir taleple ilgili olarak yeniden HMK.nun 297. maddesine uygun olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmalıdır.Açıklanan nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı … vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davalılar arasında organik bağ bulunduğu, dolayısıyla davalıların hüküm altına alınan işçilik alacaklarından, yargılama giderleri, harçlar ve vekalet ücretlerinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmakla, davacı lehine takdir edilen vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmedilmesi gerekirken, hükümde, infazda tereddüte yol açacak şekilde hangi davalı olduğu açıklanmadan sadece “davalıdan” denilerek hüküm kurulması ve kıdem tazminatına işletilecek faizin başlangıç tarihi olan fesih tarihinin hüküm fıkrasında açıkça yazılmamasının infazda tereddüte yol açacağının düşünülmemesi hatalı olup bozma sebebi ise de; bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün HMK.nun geçici 3/2. maddesi yollaması ile HUMK 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın, kıdem tazminatına ilişkin 1 numaralı bölümündeki “a” bendinin çıkartılarak yerine;
“a-Net 6.943,82-TL kıdem tazminatı alacağının akdin fesih tarihi olan 24.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte,” bendinin yazılmasına
Temyiz olunan kararın, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin 7 numaralı bendinin çıkartılarak yerine;
“7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT’ye göre hesaplanan 2.725,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, “ bendinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28/09/2018 tarih ve 2018/2 E. 2018/8 K. Sayılı İBK. uyarınca onama harcı alınmasına yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.