YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1129
KARAR NO : 2021/4162
KARAR TARİHİ : 17.02.2021
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : … 3. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 5. İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı-Karşı Davalı İsteminin Özeti:
Davacı-karşı davalı vekili; davacının davalıya ait iş yerinde 15/11/2011 – 15/11/2016 tarihleri arasında operatör olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı- Karşı Davacı Cevabının Özeti:
Davalı-karşı davacı vekili; müvekkili şirketin otomotiv sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25II-ı bendi kapsamında; yapmış olduğu işe gereken özeni göstermeyerek zarara sebebiyet verdiği gerekçesiyle feshedildiğinden asıl davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin uğramış olduğu tüm zarar tutarının Fransa Peugeot Fabrikaları tarafından müşteriye satılmış olan araçların geri çağırılması işlemine göre belirleneceğinden ve bu hususta şirketin Fransa’dan gelecek olan bildirimi beklemekte olduğundan, karşı dava ile de zararın davacı-karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, davacı-karşı davalının meydana gelen hatalı üretimde sorumlu olmadığı gerekçesi ile asıl dava konusu olan kıdem ve ihbar tazminatlarının kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
İstinaf Başvuru:
Kararı davalı- karşı davacı istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı- karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Davacının, davalı işyerinde 15/11/2011 – 15/11/2016 tarihleri arasında operatör olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin davalı-karşı davacı tarafından “30 günlük maaşı tutarının üzerinde zarara uğrattığı” gerekçe gösterilerek 4857 Sayılı Kanun’un 25/II-ı bendi uyarınca feshedildiği uyuşmazlık dışı olup, ihtilaf haklı fesih şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu 25/II-ı bendinde; işverenin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makine, tesisat, başka eşya ya da maddelere otuz günlük ücreti tutarını aşacak şekilde hasara ve kayba uğratması halinde işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu düzenlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından, tarafların feshe konu durum bakımından kusur oranlarının tespiti hakkında endüstri bilirkişisinden rapor alınmış, ilgili raporda işçinin kusurlu olmadığı görüşüne yer verilmiştir. Bu rapor içeriğine bakıldığında özetle; davacıya verilen eğitim süresinin yetersiz kaldığı, hiç hata yapılmaması gerektiği söylenen işçinin biriminde ara kontrol, kamera sistemi gibi kontrol kaydının olmadığı, işçinin birden fazla görevi olduğundan hata yapabileceği, davalı-karşı davacı işverenin hatalı parçanın müşteriye gitmesini engelleyecek sistemini kurmadığı, sonuç olarak davacı- karşı davalı işçinin kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir.
İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması halinde işverenin haklı fesih imkanı olmadığı, dolayısıyla bu rapor doğrultusunda davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatlarının kabul edilmesi gerektiği görülmektedir. Ancak rapor asıl ve karşı davadaki uyuşmazlığın çözümü için yeterli değildir. Örnek olarak, raporda bahsedilen işverenin kontrol denetimlerinden olan kamera sistemi eksikliği işçinin hatasından dolayı kusursuz kabul edilmesine neden olmaz, ancak bu durum işverene de kusur yükleyerek sorumluluğun paylaştırılmasını gerektirir. İşçinin kusuru belli yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmış ise; zararın miktarı bu kusur nispetinde azaltıldıktan sonra otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır. Maddede sözü edilen ücret dar anlamda ücrettir.
Zararın işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının herhangi farkı bulunmamaktadır.
Zararın otuz günlük ücreti aşması durumunda işverenin fesih hakkı doğar ve işçinin zararı derhal ödemiş ya da ödeyecek olması, işverenin bu hakkını ortadan kaldırmaz.
Şu halde; tarafların kusur durumu ve işverenin zarar miktarı tespiti bakımından otomotiv sektöründe faaliyet gösteren davalı işyeri için oto yan sanayii uzmanlığı olan makine mühendisi, endüstri mühendisi ve iş güvenliği uzmanından bilirkişi heyeti oluşturularak, davacının sebebiyet verdiği iddia olunan hatalı üretimdeki sorumululuğu ile davalının iddia ettiği zarar miktarı yukarıda ifade edilen ilkelere göre tespit olunduktan sonra fesih koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, asıl ve karşı davanın oluşan bu duruma göre yeniden hüküm altına alınması gerekmektedir.
SONUÇ: Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ve bu karara karşı istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi