YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2265
KARAR NO : 2020/9817
KARAR TARİHİ : 29.09.2020
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 05.11.2003 tarihi itibariyle sigortalı olarak davalı işyerinde çalışmaya başladığını, Ocak-Şubat-Mart 2013 aylarında ait maaşlarının ödenmemesi üzerine … 46. Noterliğinin 09145 sayılı ihtarnamesi ile … akdini haklı nedenle 04.04.2013 tarihinde feshettiğini savunarak kıdem tazminatı, Ocak-Şubat-Mart aylarına ait ücret alacağı, fazla çalışma ücreti, yıllık ücretli izin ve ikramiye alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; iddiaların doğru olmadığını, davacının fesih hakkını kötüye kullandığından bu şekilde istifanın kıdem tazminatı hakkı vermeyeceğini, bakiye ücret ve bakiye süreye ilişkin yıllık izin ücreti karşılığının bordrolarda tahakkuk edildiğini, ikramiye alacağı talebinin dayanağının anlaşılamadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak davalı işyerinde 9 yıl 5 ay hizmeti bulunan davacının tazminat hakkından vazgeçecek şekilde davranmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, işçi lehine yorum ilkesi de dikkate alınarak mevcut belgeler ve tanık beyanlarından ücret alacağı bulunan davacının haklı olarak … akdine son verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İşçi ücretlerinin ödenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı … Kanununun 37. maddesine göre, işçiye ücretinin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
4857 sayılı … Kanununun 5754 sayılı yasayla değişik 32. maddesinde, “Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli koşulların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı işçi son üç aya ait (Ocak, Şubat ve Mart) ücretlerinin ödenmediğini iddia ederek ücret alacağının tahsilini talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2013/Ocak ve Şubat aylarına ait ücret ödemelerinin yapıldığı, ancak Mart ayı ücretinin ödenmediği tespitine dayalı olarak 1 aylık net 1.775,85 TL. ücret alacağı hesaplanmıştır. Davalı yargılama safhasında bu hesaba ödeme belgeleri ibraz ederek itiraz etmiştir.
Temyiz safhasında dosyaya celbedilen 16.07.2013 tarihli dekont ile davacıya 1.773,40 TL. lik ödemenin yapıldığı ve işlem türü olarak “maaş ödemesi” şeklinde açıklamanın olduğu görülmüştür. Yine yargılamanın 7 nolu celsesinde, davacı vekilinin sunulan dekontla yapılan ödemeleri maaş ödemeleri olarak kabul ettiklerine ilişkin beyanı mevcuttur.
Bu durumda mevcut delil durumuna göre davacının ücret alacaklarının ödendiğinin ispatlandığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 29.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.