Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/3281 E. 2020/10996 K. 07.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3281
KARAR NO : 2020/10996
KARAR TARİHİ : 07.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı şirkete ait işyerinde 01.08.1997 tarihinde çalışmaya başladığını ve 1 ay sonra 100. Yıl Çıraklık Eğitim Merkezine kaydının yapıldığını, 2004 yılı 5. ayına kadar sigortasız çalıştığını, 2004 yılında askere gittiğini, işveren tarafından kıdem tazminatının ödenmediğini, sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden bankaya yatırıldığını, son net ücretinin 1.300,00 TL olduğunu, 1997 ile 2013 tarihleri arasında müvekkilinin davalı şirkette günlük 12 saat çalıştığını ve haftada 3 gün 12+5 saat çalıştığını, bunların karşılığının ödenmediğini, yasal haklarını talep eden müvekkilinin haksız olarak işten çıkarıldığını işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalının Cevabının Özeti:
Davacının davalı şirkete ait işyerinde 26.01.2004 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başladığını, 08.05.2004 tarihinde askere gitmesi sebebi ile işten ayrıldığını, askerlik dönemi öncesinde kıdem tazminatına esas bir yıllık bir çalışması bulunmadığını, davacının 26.01.2004 tarihinden önceki dönem beceri eğitimi aldığı dönem olduğunu, kıdem tazminatı dışındaki diğer işçilik alacaklarının 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, 16.08.2008 tarihinden önceki ücret alacağı taleplerinin hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, davacının iş akdinin müvekkili şirket tarafından haklı olarak feshedildiğini, davacının 8 gün devamsızlık yaptığını ve bu süre içinde herhangi bir mazeret ve izin almadığını, buna dair kendisine ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye karşı herhangi bir mazeret bildirmediğini, davacının fazla mesai yaptığında fazla mesailerinin ödendiğini, maaş bordrosunda belirtildiğini, yıllık izin hakkını kullandığını, buna dair herhangi bir alacağının bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Taraflar arasında temyiz aşamasında sunulan ödeme belgelerinin dikkate alınıp alınamayacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Kural olarak, yargılama aşamasında dayanılıp sunulmayan deliller, temyiz veya karar düzeltme aşamasında sunulamazlar; sunulmuş olsalar bile, bu aşamalardaki incelemeler sırasında dikkate alınamazlar. Bu kuralın tek istisnası, dayanılıp sunulan delillin, o davaya konu borcu söndüren bir nitelik taşıması; örneğin, davaya konu borcun ödenmiş olduğunu gösteren makbuz, ibraname gibi bir belge olmasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/h maddesinde, “davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması” dava şartları arasında sayılmıştır. Ödenmiş alacak hakkında davacının dava açmakta hukuki yararı yoktur. Bu halde, 6100 sayılı Kanun’un 115. maddesi gereğince, dava şartının varlığı ya da yokluğunun incelenmesi, doğrudan mahkemeye verilmiş ödevlerden olması karşısında, önceden ileri sürülmemiş olsa bile temyiz aşamasında dava şartının var olup olmadığını kendiliğinden gözetilmesinde bir usuli engel bulunmamaktadır.
Davanın hukuksal niteliği ve somut olayın özelliği gereği davalı, temyiz aşamasında dava konusu borcu söndüren nitelikte bir belge vermişse, bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Diğer bir anlatımla, yargılama aşaması henüz tamamlanmamış ise böyle durumda, borcu itfa eden belge değerlendirmeye alınmalıdır. Gerçekten de, yargılamada davayı inkâr eden davalının savunması, borcun bulunmadığı savunmasını da kapsar. O nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemez. Belirtilen nedenlerle, temyiz aşamasında sunulan ve borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında savunmanın genişletilmesi yasağından söz edilemeyeceğinin kabulü de zorunludur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24.02.2016 Tarih, 2014/22-735 esas, 2016/166 karar)
Somut olayda, davalı vekili tarafından dosyaya davacının imzasını taşıyan bazı imzalı bordrolar sunulduğu ve bu bordrolarda fazla çalışma ücreti tahakkuklarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, dosyaya sunulan bordrolar her ne kadar temyiz dilekçesi ekinde sunulmuş ise de, hakkı kısmen veya tamamen ortadan kaldırabilecek nitelikteki belgelerinin yargılamanın her aşamasında hatta temyiz aşamasında dahi dikkate alınması gereklidir. Anılan sebeple, temyiz dilekçesi ekinde sunulan belgelerin asıllarını sunması için davalı tarafa süre verilerek, bu belgelere karşı davacı asil ve vekilinden diyecekleri sorularak banka kayıtları ile karşılaştırılmak sureti ile bu belgeler bir değerlendirmeye tabi tutulmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
3-Taraflar arasındaki diğer bir uyuşmazlık, davacının hizmet süresi noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, davacının davalı işyerinde kaynakçı olarak çalıştığı, 08.05.2004 ile 08.09.2005 tarihleri arasında askerlik yaptığı taraf beyanlarından ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının hizmet süresinin Sosyal Güvenlik Kurumu kaydı dikkate alınarak ve askerde bulunduğu süre dışlanarak hesaplanması gerekirken tüm süre dikkate alınarak kesintisiz çalışmış gibi hesap yapılması hatalıdır.
4- Somut uyuşmazlıkta; bozma ilamı öncesi davacının 33,70TL günlük brüt ücretle çalıştığı tespit edilmiş olup kabul edilen yıllık izin ücret alacağı da bu ücrete göre hesaplanmıştır. Önceki kararı davacı temyiz etmiş olup ücrete ilişkin temyizi olmadığından ücret bozma dışı kalmıştır. Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada TÜİK verileri dikkate alınarak ücreti asgari ücretin 1,750 katı olarak kabul etmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.