Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/5252 E. 2021/4273 K. 18.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5252
KARAR NO : 2021/4273
KARAR TARİHİ : 18.02.2021

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : … 5. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 43. İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 2005-2016 tarihleri arasında davalı şirketin yurtdışı şantiyelerinde dış cepheler kalfası olarak çalıştığını, iş akdinin davalı tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
Davalı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Bölge Adliye Mahkemesi kararını davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Kıdem tazminatına esas alınan giydirilmiş ücretin hesabında taraflar arasında uyuşmazlık mevcuttur.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının aylık üç öğün yemek ve yol gideri 200 USD olarak belirlenmiştir. Ancak kabul edilen miktarın somut bir veriye dayanmadığı görülmektedir. Bu nedenle sunulan ayni menfaatlerin parasal değeri işverene olan maliyetine göre belirlenmeli, sunulması halinde öncelikle işyeri kayıtları esas alınmalıdır
Mahkemece bu hususta araştırma yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
3-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık, işçinin yıllık ücretli izin alacağı bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
4857 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesinde hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir şeklinde düzenleme yapılarak hakime yargılama sonunda doğruya ulaşma görevini yüklemiştir. Anayasamızın 141. maddesine göre, yargı basit, çabuk ve ucuz gerçekleşmelidir. Devlet yargının basit, ucuz ve çabuk gerçekleşmesi için gerekli düzenlemeleri yapmak durumundadır. Zira hakkın tanınması ve korunmasındaki gecikmeler, hukuk devleti ilkesi ile uyumlu değildir, adil yargılanma hakkını ihlâl eder. Bu sebeple yargılama sonucunda ulaşılacak hüküm, doğru, gecikmemiş ve kendisinden beklenen etkiyi gösteren bir niteliğe sahip olmalıdır. Bundan dolayı belirsiz vakıaların açıklattırılmasına, eksikliklerin hâkim tarafından işaret edilerek taraflarca giderilerek yargılamanın uzatılmasının önüne geçilmesine ilişkin hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Usul hukukunda bu yükümlülüğün anlamı, doğru hüküm kurulmasıdır. Bu hususta yapılacak bir inceleme içinse, tarafların iddialarını eksiksiz ve zaman, yer gibi somut unsurlarıyla tam bir açıklık içinde yargılamaya getirmeleri gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, davalıya ait işyerinde toplamda 3 tam yıl çalışması bulunan davacının kıdemine göre hak ettiği yıllık ücretli izin süresinin 42 gün olduğu ve hiç yıllık ücretli izin kullanmadan çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır.
Ne var ki, dosya içerisinde bulunan yurda giriş çıkış kayıtlarına göre; davacının davalı şirketin yurt dışı şantiyelerinde 26.04.2006 ve 30.12.2014 tarihleri arasında geçen aralıklı çalışma döneminde 26.06.2006-03.07.2006, 23.06.2010 – 06.07.2010, 02.03.2011 – 15.03.2011,01.12.2012 – 19.12.2012, 20.10.2014 – 05.11.2014 ve 04.12.2014 – 20.12.2014 tarihleri arasında olmak üzere nispeten kısa sayılabilecek sürelerle Türkiye’de bulunduğu anlaşılmakla, davacıya bu tarihlerde ne amaçla Türkiye de bulunduğu sorulmak, bu dönemlerin fiili hizmet süresi içerisinde bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşması bakımından davacıya söz konusu tarihlere ilişkin olarak aylık ücret ödemesi yapılıp yapılmadığının tespit edilmek ve davalının bildirmiş olduğu davacıya ait banka hesaplarına dair eksik dönemler getirtilerek davacıya Aralık 2014 ayı bordrosunda tahakkuk ettirilen yıllık izin ücreti ödemesinin yapılıp yapılmadığı belirlenmek suretiyle, dosya kapsamına göre yeniden bir hüküm kurulması gerektiği anlaşılmakla, yazılı şekilde ve eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı bulunup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ve bu karara karşı istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin ise kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18/02/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.