YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5668
KARAR NO : 2020/9876
KARAR TARİHİ : 30.09.2020
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalılardan …’in banka çalışanı olduğunu, bankaya ait 1.370.010,00 TL.’nin büyük bölümünün diğer davalılar … ve … hesabına aktarıldığını, bir bölümünü ise kendi hesabına aktardığını, olayın meydana çıkması üzerine paranın az bir bölümünün ödendiğini, bu şekilde bankayı zarara uğrattıklarını, Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada …’in mahkum olduğunu ileri sürerek işlemiş faiz de dahil 1.528.051,53 TL. banka zararının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalılardan … ve … vekili; müvekkili …’ın iddia bayii sahibi, diğer müvekkili …’ın da …’nın oğlu ve bayiiyi bizzat işleten kişi olduklarını, müvekkillerinin … fiilinin davacı banka çalışanı olan ve bankayı zarara uğrattığını itiraf eden, bu nedenle de halen tutuklu bulunan …’e iddia oynatmaktan ibaret olduğunu, müvekkillerinin diğer davalının eylemleri ile bir ilgi ve irtibatlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili ; 2005 yılında göreve başladığını, Mayıs 2006 ayında nakit işlemcinin tayini çıkınca gerekli onay alınmadan şube müdürü tarafından bu görevin de kendisine verildiğini, 2006 Temmuz ayında yeni nakit işlemci göreve başladığı halde onun gişede çalıştırıldığını, kendisinin ise her iki işi yapmak zorunda bırakıldığını, şube hesaplarının müdür ve nakit işlemci tarafından denetlenmesi gerektiği halde gerekli ve yeterli derecede ve zamanında denetleme yapılmadığını, kendisinin de bundan yararlanarak bankaya ait paraların bir kısmı ile iddia oyununa katıldığını, bu durumun banka yetkilileri tarafından kolaylıkla belirlenebilir olmasına rağmen gerekli ihtimamın gösterilmemesi sonucu bankanın uğradığı zararın arttığını, olayın açığa çıkmasını önleyecek hileli bir davranışının olmadığını, banka mensubu müfettiş tarafından düzenlenen raporun bazı yönleri ile gerçeği yansıtmadığını, kendisinin deneyimli personel olmadığını, daha sonra hazırlık sürecinde alınan bilirkişi raporundaki miktarlar ile müfettiş raporundaki miktarların farklı olduğunu, bu nedenle yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, zarara ilişkin tüm işlemlerin kendisi tarafından yapılmadığını belirtmiştir.
Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece 11.03.2013 tarihli bozma ilamına uyularak, davacı bankanın tüm zararının 1.289.089,09 TL ana para ve 238.962,44 TL işlemiş reeskont faizi olmak üzere talep ettiği toplam 1.528.051,53 TL miktarda olmadığı, davacı bankanın zararının Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 7. Ceza Dairesi kararları ile netlik kazanan 1.287.343,62 TL olduğu, bunun da mahkemenin bozma öncesi kararı ile icra yoluyla faizleri ile birlikte tahsil edilmiş olduğu gerekçesi ile davalılardan … ve … yönünden davanın esastan reddine, diğer davalı … yönünden ise kesin hüküm nedeni ile usulden reddine karar karar vermiş, bu kararın davacı ve davalı … vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce 02.03.2015 tarihli bozma ilamı ile “
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekili ve davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut olayda, davalılardan …’in davacı banka aleyhine zimmet suçunu işlediği ve zimmetine geçirdiği 1.287.343,62 TL’yi davacı bankaya ödenmesi hakkındaki ceza davası, Yargıtay incelenmesinden geçerek kesinleşmiştir. Bu nedenle temyize konu dava da 1.287.343,66 TL ana para yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmaması hatalıdır.
Öte yandan, davacı banka tarafından dava dilekçesi ile zararın gerçekleştiği tarihten itibaren reeskont faizi talep edilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, taraflar arasında … ilişkisi geçerli olup, uygulanması gereken faiz yasal faiz olmalıdır.
Dava, zimmete dayalı haksız fiil sebebiyle zararın tahsiline yönelik olup, dava konusu olayda haksız mal edinme tarihinden itibaren faiz talebi yerindedir. Ceza mahkemesi kararında faize dair hüküm kurulmamış olsa da, sözü edilen ilamın infazı sırasında karar tarihinden itibaren faiz yürütülecek olup, zararın oluştuğu tarih ile ceza mahkemesi karar tarihine kadar bankanın faiz alacağı hakkında temyize konu bu dava sebebiyle karar verilmelidir.
Davalılardan …’in farklı tarihlerde toplam 1.287.343,62 TL’yi zimmetine geçirdiği kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile sabit olup, her bir haksız olarak mal edinme tarihi ile ceza mahkemesi kararı tarihi arasındaki süreler ile miktarlar belirlenerek ayrı ayrı faize karar verilmesi gerekir.
Her ne kadar mahkemece talep edilen miktarın bozma öncesi mahkeme kararının icra takibine konu edilmesi ve icra yoluyla faizleri ile birlikte tahsil edilmiş olması nedeni ile davalılardan … hakkında davanın reddine karar verilmişse de, söz konusu icra dosyasında icra dairesi tarafından davacıya 2.854.876,66 TL bedelli borç ödemeden aciz vesikası verilmiştir. Bu belgenin verilmesi ile alacaklının alacağı son bulmaz, aksine bu alacak borçluya karşı mevcut olmakta devam eder. Aciz belgesi alacaklı için önemli bir ispat aracıdır. Bu sebeplerle mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
2- Davalılar … ve … yönünden lehine hesaplanan ve hüküm altına alınan vekalet ücreti de hatalıdır.” denilerek karar bozulmuştur.
Bozma kararı üzerine, Mahkemece bozma ilamına uyulup,”Davalılar … ve … hakkındaki davanın REDDİNE, davalı … hakkındaki davanın KISMEN KABULÜ İLE;Asıl alacak talebinin Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen 1.287.343,62 TL kısmı yönünden davanın konusu kalmadığından esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, kalan talebin reddine,Davacının Ceza Mahkemesince hüküm altına alınmış olan asıl alacağının Ceza Mahkemesi’nin karar tarihine kadar olan faizi yönünden alacağı bulunduğunun kabulü ile tespit edilen 387.515,45 TL yasal faiz alacağının davalı …’den alınarak davacıya verilmesine,
Davalılar … ve … kendilerini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre hesaplanan 3.400,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınıp bu davalılara verilmesine” şeklinde karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili , davalı … vekili ve davalı … ve … vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekili ve davalı … vekilinin tüm, davalı … ve … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalılardan … ve … lehine hükmedilen vekalet ücreti konusunda uyuşmalık söz konusudur.
Mahkemenin 04.11.2014 tarihli kararı davacı vekili ve davalı …’in temyizi üzerine yukarıda belirtilen şekilde bozulmuş, davalılar … ve … yönünden ise “Davalılar … ve … lehine hesaplanan ve hüküm altına alınan vekalet ücreti de hatalıdır” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemenin bozma öncesi 2013/463 Esas, 2014/655 Karar sayılı kararında “Davanın … ve … yönünden esastan REDDİ, ile Ret edilen dava nedeni ile davalı … ve … vekili lehine takdir olunan 75.100,00 TL nispi ret vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılar … ve …’a verilmesine” şeklinde karar verilmiştir.
Davacı vekili davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretini “ … ve … vekili yararına hükmedilen 75.100,00-TL vekalet ücreti hesabı hatalı olup, asla Kabul anlamına gelmemekle beraber … Barolar Birliği web sitesinde bilgi amaçlı olarak oluşturulan hesaplamada red edilen dava nedeniyle 68.741,55-TL tutarında daha düşük bir rakama ulaşılmaktadır. Asla kabul anlamına gelmemekle beraber söz konusu hata sebebiyle kararın bozulmasını talep ederiz.” şeklinde temyiz etmiştir.
Davacının temyiz sebebi yerinde görülerek dairemizce “Davalılar … ve … lehine hesaplanan ve hüküm altına alınan vekalet ücreti de hatalıdır” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkeme bozma ilamına uyarak gerekçeli kararın 6. Bendinde davalılar … ve … kendilerini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre hesaplanan 3.400,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınıp bu davalılara verilmesine” şeklinde hüküm kurmuş ise de söz konusu davalılar yönünden dava esastan reddedilmiş olup, AAÜT gereğince davalılar … ve … lehine nisbi vekalet ücreti yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
Davacı vekilinin mahkemenin 04.11.2014 tarihli 2013/463 Esas, 2014/655K sayılı kararını yukarıda belirtilen şekilde temyiz etmesi üzerine vekalet ücreti yönünden bozulmuş olduğundan, hesaplanacak vekalet ücretinde davacı lehine usuli kazanılmış hakkında gözetilerek karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 30.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.