Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/6146 E. 2020/13941 K. 28.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6146
KARAR NO : 2020/13941
KARAR TARİHİ : 28.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili davacının, davalılara ait işyerlerinde akaryakıt tanker şoförü olarak 10.09.2008-07.01.2011 tarihleri arasında, en son aylık net 1.700,00 TL ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini, tazminat ve alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, Ocak/2011 ayı ücret alacağı, yıllık izin ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve fazla mesai ücreti alacaklarının faizleriyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, 22.4.2013 tarihli bilirkişi raporu ve dosya içeriğine göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 28.05.2015 tarihli bozma ilamı ile karar bozulmuş, bozma ilamına uyan Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde davacı temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda (keza mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Yargıtay İBK 9.5.1960 tarih 21/9, RG. 28.6.1960-10537) Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar hukuk devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 28.05.2020 tarihli ilamında bir bozma sebebi olmamasına karşın, Mahkemece kazanılmış haklar ihlal edilerek yıllık izin ve ulusal bayram genel tatil alacaklarına bozma kararından önceki miktarlardan düşük belirlenmesi hatalıdır.
Kıdem Tazminatı olarak asıl ve birleşen davada toplam kıdem tazminatı 4.360,01 TL iken ve bu miktar bozma ilamı ile kesinleşmiş iken, Mahkemece sadece birleşen davada talep edilen miktarın karara bağlanması hatalıdır.
Kıdem tazminatı dışındaki alacaklar yönünden; asıl dava ile talep edilen miktarlar yönünden bozma öncesinde olduğu gibi asıl dava tarihinden faize hükmedilmeli, bakiye kısım yönünden ise birleşen davada faizin temerrüt tarihinden talep edildiği dikkate alınarak temerrüt tarihinden faize hükmedilmesi gerekir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.10.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.