Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/6361 E. 2020/11101 K. 08.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6361
KARAR NO : 2020/11101
KARAR TARİHİ : 08.10.2020

MAHKEMESİ : Gaziantep 9. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 01/04/2005-01/04/2014 tarihleri arasında çalıştığını, işverenin prim ödememek için zaman zaman Sosyal Güvenlik Kurumu giriş çıkışları yapması ve çalışma koşullarının ağır olması sebebiyle iş sözleşmesine Adana 7. Noterliği’nin 27/04/2014 tarihli ihtarnamesi ile davacı asil tarafından son verildiğini, ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunduğunu öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Şara şirketi vekili, husumet ve zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacının diğer davalının çalışanı olduğunu ve haklı bir talebinin bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacının herhangi bir alacağının bulumadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre ve bilirkişi raporu doğrultusunda ve davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalılar istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davalı … İnş. Tic. San. A.Ş tarafından istinaf yoluna başvurulduğu açıklanarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar yasal süresi içerisinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık davalılardan …’ın istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince incelenip incelenmediği noktasındadır.
Dosya kapsamına göre, dava dilekçesinde davalıların birlikte sorumlu tutulması talep edilmiş; ilk derece mahkemesince, davalılar arasındaki ilişkinin asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Bu karara karşı davalılar vekilince her iki davalı adına da ancak tek istinaf başvuru ve karar harcı yatırılarak istinaf yoluna başvurulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 344. maddesinde; “İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı Kanun’un 352/1-c bendi gereğice ise başvuru şartlarının yerine getirilmemesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda öncelikle gerekli karar verilir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalılardan …’ın istinaf başvurusu yönünden az yukarıda açıklanan şekilde eksik yatırılan harcın tamamlanması aksi halde harcın yatırılmadığı davalı yönünden istinaf yoluna başvurmaktan vazgeçmiş sayılacağı konusunda davalılar vekiline usulünce muhtıra çıkarılmadığı, bu davalının istinaf başvurusu konusunda olumlu veya olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, istinaf incelemesinin usulünce yapıldığından söz edilmesi mümkün değildir.
Açıklanan sebeple, öncelikle davalılardan …’ın istinaf başvurusu yönünden, istinaf başvuru ve karar harçların tamamlanması için yöntemince muhtıra çıkartılması, tamamlanması halinde istinaf sebeplerinin incelenmesi bundan sonra verilecek karara karşı temyiz yoluna başvurulduğu takdirde, temyiz incelemesinin yapılabilmesi için Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan; Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer alması gereken hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, “Tarafların iddia ve savunmalarının özeti”, “İlk derece mahkemesi kararının özeti”, “İleri sürülen istinaf sebepleri” ve “Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep” Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer alması gereken zorunlu hususlardandır.
Buna göre kararda, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Gerekçe, mahkemenin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Mahkeme, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na Göre Yeniden Yazılmış Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı , Ankara 2011, s.472)
Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Nitekim, 07/06/1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği kanun koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.
Diğer taraftan, kararların gerekçeli olması, davanın taraflarının mahkeme kararının dayanağını öğrenerek mahkemelere ve genel olarak yargıya güven duymalarını sağladığı gibi, tarafların kanun yoluna etkili başvuru yapmalarını mümkün hale getiren en önemli faktörlerdendir. Gerekçesi bilinmeyen bir karara karşı gidilecek kanun yolunun etkin kullanılması mümkün olmayacağı gibi bahsedilen kanun yolunda yapılacak incelemenin de etkin olması beklenemez.
Açıklanan hukuki olgular karşısında belirtmek gerekir ki, somut uyuşmazlıkta, Bölge Adliye Mahkemesi kararının içermesi gereken zorunlu unsurlardan olan “Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep” hususları kararda yer almadığından, bir başka deyişle; istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürülen itirazlara dair bir gerekçe tesis edilmediğinden, karar 6100 sayılı Kanun’un 359. maddesine aykırıdır. Bu yönüyle de Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul ve kanuna aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, bozma sebebine göre diğer davalı … İnş. Tic. San. AŞ’nin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 08.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.