Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/7182 E. 2020/15080 K. 05.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7182
KARAR NO : 2020/15080
KARAR TARİHİ : 05.11.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : TAZMİNAT

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkili şirkette, muhasebeci olarak çalışan davalıların birlikte hareket ederek müvekkili şirkete ait toplam 86.370.490.745 TL’sını çeşitli tarihlerde zimmetlerine geçirip şirketi zarara soktuklarını, Şişli 10.Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucu suçları sabit görülen davalılardan …’nin 1 yıl 5 ay 15 gün, diğer davalı …’un 1 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldıklarını ve cezalarının ertelendiğini, ceza mahkemesinde davacının maddi ve hukuki tazminat talebi haklarının saklı tutulduğunu, davalı …’nin müvekkili şirkette yıllarca muhasebe müdürü olarak çalıştığını, şirketin tüm kasa parası ve belgelerin kendisine yıllarca emanet edildiğini, 1999-2001 yılları arasında diğer davalı …’un da muhasebe departmanında çalıştığını, müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanı ve büyük ortağı …’un eşi …’ un ölümcül bir hastalığa yakalanıp Hollanda’da tedavi gördüğünden son 1-2 yıl içinde şirketin tüm işlerinin davalıların ellerine kaldığını, bu süre içinde bu boşluktan yararlanan davalıların birlikte şirkette suiistimaller yapmaya ve kısım kısım paraları, değişik şekillerde zimmetlerine geçirmeye başladıklarını, …’un ölümünden sonra …’un ve mali müşavirin dikkatini çekmesi üzerine bu durumun ortaya çıktığını, davalıların Cumhuriyet Savcılığına şikayet edilmeden önce hatalarını, suçlarını yazılı ve sözlü şekilde kabul ettiklerini, davalı …’nin derhal hatasını kabul edip …’dan özür dilediğini, zimmetindeki parayı ödeyeceğini taahhüt ettiğini ve şikayetçi olmamalarını istediğini, zimmetindeki paranın ödenmesinin teminatı olarak kendi serbest iradesi ile 52.500 EURO’luk emre muharrer senet imzalayarak teslim ettiğini bu nedenle Cumhuriyet Savcılığına şikayet edilmediğini, diğer davalı … ile anlaşma olmadığından Şişli Cumhuriyet Savcılığına şikayet edildiğini ve hakkında Şişli 10.Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/63 esas sayılı ceza davası açıldığını, ceza davası devam ederken …’nin 1 yılı geçen süre zarfında borcunu ödeyemeyince borcuna mahsuben bir taşınmazını devrettiğini ve bakiye borcunu da ödeyeceğini beyan ettiğini, ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonucu davalılardan …’nin 1 yıl 5 ay 15 gün, diğer davalı …’un 1 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldıklarını ve cezalarının ertelendiğini, hapis tehdidi kalkınca davalı …’nin verdikleri zararı ödememek için söz verdiği halde ve kendi serbest iradesi ile devrettiği halde devrettiği taşınmazla ilgili olarak ikrah sebebine dayalı olarak tapu iptal davası açtığını, davanın Kadıköy 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/526 esas sayılı dosyasında devam ettiğini, taşınmazla ilgili iptal davası açtığı ve borcunu da ödeyemeyeceği anlaşıldığından bu davayı açmak zorunda kaldıklarını iddia ederek, 86.370.490.745 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili, davacının ceza davasının hiçbir aşamasında müvekkilinden şikayetçi veya davacı olmadığını, müvekkilinin kendisine ve ailesine yöneltilen tehditler sebebi ile davacı tarafa o dönemde senet verdiğini ve hatta bir adet taşınmazını da tapuda satış göstererek ve herhangi bir bedel almaksızın davacı şirket ortaklarından …’a devretmek zorunda kaldığını, buna ilişkin olarak taşınmazın devrinin iptali için …’a karşı iptal davası açılmış olup bu davanın Kadıköy 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/526 esas sayılı dosyasında devam ettiğini, müvekkilinin iddia edildiği gibi zimmetine para geçirmediğini, tehdit ve baskı altında ceza yargılaması sırasında ifade verdiğini, kendisi ve ailesinin defalarca tehdit edildiğini, bu tehditler sebebi ile hem suçu kabul etmek hem de evini karşı tarafa devretmek zorunda bırakıldığını savunarak, haksız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davacının müvekkili hakkında “hizmet sebebiyle emniyeti suiistimal, sahte evrak düzenlemek suretiyle bankadan para çekmek, maliye kayıtlarında sahtecilik” suçlamalarıyla şikayetçi olduğunu, yargılama sonucunda müvekkilinin sahte evrak düzenlediğine ilişkin delil bulunmadığından beraatına ve emniyeti suistimal suçundan ise 1 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın ertelenmesine karar verildiğini, Şişli 10.Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama esnasında müvekkilinin talimat yada çeklerde sahte imza kullanmadığının açığa çıktığını, böylece müvekkilinin “sahte çek düzenleyerek talimatları sahte düzenleyerek bankadan fazla para çekerek zimmetine geçirdiği” yönündeki karşı taraf iddialarının gerçeğe uygun olmadığının açıklık kazandığını, aslında gerek ceza davasında gerekse bu davada müvekkilinin yargılanmasına yol açan durumun davacı … firmasının kayıt dışı muhasebe sistemi olduğunu, kaldı ki sistemin dağınıklığı nedeni ile oynamaya açık olduğunun ortada olduğunu, şirketin yıllarca ortaklarına ve yakınlarına aynı ortaklara ait diğer şirketlere kayıt dışı ödemeler yaptığını, yıl sonunda ise mali müşavir denetiminde hesapların denkleştirildiğini, örneğin … firmasının büyük ortağı …’un Hollanda’dan 2000 yılında 1 trilyon 137 milyar TL avans adı altında döviz getirmişken bunun karşılığında yurtdışına 870 milyar TL karşılığı fatura kesildiğini, aradaki farkın …’un … Şubesi ve eşi …’un … Şubesindeki şahsi hesaplarına aktarıldığını, bu yönde çok sayıda örnek olduğunu, ancak bu dava açısından önemli olan hususun davacı şirketin büyük ortağı …’un vefatından sonra Hollanda’da bulunan ortak … firmasının davacı şirket defterlerini incelemeye aldığını ve böylece şirketin kayıt dışı işlemlerinin ortaya çıktığını, … firmasının yaptırdığı denetleme sonunda şirket açığının çok yüksek bir bedele ulaşması üzerine davacı şirketin (somut olarak davacı şirket yetkilisi ve ceza davasının müdahili …) bu açığın şirket çalışanları tarafından zimmete geçirilen paralardan kaynaklandığı iddiasını ortaya attığını, zaten o dönemde müvekkili hakkında şikayetçi olunduğunu, böylece şirketin yurtdışında bulunan ortak firmasına karşı kayıt dışı ödemelerin izah edilebilir hale geldiğini, herhangi bir malvarlığı olmayan, yaşamında şimdiye kadar ev, araba, arsa sahibi dahi olmamış müvekkilinin herhangi bir tarihte önemli bir meblağ nakiti olmayan müvekkilinin 90 milyar gibi bir inanılmaz fahiş bir bedeli hesabına aktardığı senaryosunun da bu nedenle ortaya atıldığını belirterek, haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkeme kararı, davalılardan …’ nin zimmete konu miktara mahsuben davalı şirket yetkilisine taşınmazını devrettiği, bu taşınmazın gerçek değerinin bulunarak hesaplanan zimmet miktarından düşülmesi gerektiği yönünde bozulmuştur. Mahkemece taşınmazın gerçek değerinin tesbiti bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkemece bu bilirkişi raporuna itibar edilmemiş ancak taşınmazın gerçek değeri de bulunmaksızın tapuda alım-satım bedeli olarak gösterilen değere itibarla hüküm kurulmuştur. Oysa ilk bozma kararımızda belirtildiği üzere, taşınmazın değerini etkileyecek özellikleri, konumu, taraflarca bildirildiği takdirde aynı yörede aynı tarihlerde yapılan emsal satışlarda bildirilen alım-satım fiyatları değerlendirilerek ve mahallinde inşaat ve gayrımenkul değerleme uzmanı bilirkişilerde refakate alınmak suretiyle keşif yapılarak taşınmazın gerçek değerinin tespiti ve zimmet miktarından mahsubuyla hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 05/11/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.