YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4404
KARAR NO : 2021/8546
KARAR TARİHİ : 27.04.2021
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : … 24. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 32. İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 10.08.2009-22.01.2016 tarihleri arasında tır şoförü olarak çalıştığını, her iki davalının da aynı gerçek kişilere ait olduğunu, faaliyet adreslerinin aynı olduğunu, en son aylık net 3.000,00 TL ile çalıştığını, ücretin bir kısmının elden ödendiğini, son iki yıl ücretlerin geç ödendiğini, Kasım 2015 ayından sonra hiç ödenmeyerek harçlık niteliğinde 150,00-200,00 TL gibi küçük tutarların ödendiğini, birikmiş ücretlerin ödenmesi için … 20. Noterliğinin 18.01.2016 tarih 1230 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile birikmiş ücretlerin talep edildiğini, davalıya 20.01.2016 tarihinde ihtarnamenin tebliğinden iki gün sonra iş akdinin davalılarca sona erdirildiğini, 6 yıl 5 ay 12 güne göre kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, haftanın 7 gününde en az 9 saat günlük araç sürdüğünü, 6 saat araç yükleme ve boşaltma şeklinde çalıştığını, bayramlarda dini bayramların bir günü hariç tüm ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını, ayda bir kez hafta tatili kullanabildiğini, Kasım 2015 ayından itibaren ücretin eksik ödendiğini, sadece 1.250,00 TL ödeme yapıldığını iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve ücret alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı şirketler vekili, davacının tır şoförü olarak … Nakliyat şirketinde çalıştığını, diğer davalı şirket çalışanı olmadığını, ücretinin 1.250,00 TL + Harcırah şeklinde olduğunu, yıllık izin yönünden 120 güne hak kazandığını ancak 69 günü kullandığını, bakiye 51 gün izin hakkı kaldığını, fazla çalışmasının olmadığını, işyerinde çalışmanın sabit ücret + harcırah şeklinde olduğunu, harcırahın kilometre başına 10 Kuruş + Yüklü Giderse 10,00 TL şeklinde olduğunu, davacı gibi çalışan şoförlere ilişkin kayıtlarının tutulduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu :
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu :
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece re’sen dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.).
Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı ücretinin net 3.000,00 TL olduğunu iddia etmiştir. Davalı ise 1.250,00 TL +harcırah olduğunu savunmuştur. Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davalı tarafça dosyaya sunulan kıdem tazminatı bordrosunda belirtildiği şekilde ücretin 1.250,00 TL +harcırah olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Davacıdan yaklaşık bir yıl önce işten ayrılan davacı tanığı işten ayrıldığı tarihte 2.500,00 TL net ücret aldıklarını, diğer davacı tanığı ise davacının en son 3.000,00 TL net ücret aldığını beyan etmiştir. Emsal ücret araştırması kapsamında yapılan araştırmada Uluslararası Tır ve Ağır Vasıta Şoförleri Derneğince davacının emsali bir işçinin alabileceği net ücretin 3.000,00-3.200,00-TL olduğu bildirilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında, tanık beyanları ve emsal ücret araştırması dikkate alındığında davacının ücrete ilişkin iddiasını ispatladığının ve 3.000,00 TL net ücret aldığının kabulü gerekirken hatalı değerlendirme ile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki fazla çalışma ücreti hesabının doğru yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Ücret bordrolarında fazla mesai karşılığı ücret tahakkuku bulunmakla birlikte davacının bordrolarda yer alan ücreti gerçeği yansıtmadığından fazla mesai tahakkuklarının dışlanması doğru olmamıştır. Buna göre bordrolarda yer alan tahakkukların hesaplanan fazla mesai alacağından mahsup edilerek fazla mesai alacağının hüküm altına alınması gerekmektedir.
4-Davacı Kasım 2015 dönemi sonrası ücretinin eksik ödendiğini iddia ederek ücret talebinde bulunmuştur. Bilirkişi raporunda ödenen miktarın mahsubu işleminde net ücret brüte çevrilirken maddi hata yapılmış olup bu hususta ayrı bir bozma nedenidir.
5-Davacı işçinin işe alınırken alınan boş teminat senedinin iptali talebi bulunmasına rağmen bu talep hakkında Mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesine aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ve bu karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin ise kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi