YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14711
KARAR NO : 2022/15518
KARAR TARİHİ : 29.11.2022
I. BAŞVURU
Başvurucu vekili dilekçesinde; ilk derece mahkemelerince işyeri devrinin işçi yönünden haklı nedenle fesih gerekçesi oluşturmayacağı gerekçesi ile kıdem tazminatı taleplerinin reddine karar verildiğini, … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi tarafından davacının devir sonrası aynı işi yapmaya devam ettiği, haklı fesih iddiasını ispatlayamadığı, irade fesadını ispatlayamadığı, istifa dilekçesi bulunduğu gerekçesi ile davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, aynı olaya ilişkin olarak … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince ise tipik işyeri devrinin bulunmadığı, … sözleşmesinin devri bakımından davacı işçinin onayı bulunmadığı, davacının … sözleşmesini haklı nedenlere dayalı olarak feshettiği gerekçesi ile kıdem tazminatının hüküm altına alındığını, davacı işçilerin önce Nasem Şirketinde işe başladıklarını, 23.05.2018 tarihinde bu Şirketten işten çıkışlarının verildiğini ve aynı gün müvekkillerinin diğer şirket Naspar Şirketinde işe girdiklerini, davacıların çalışmalarına ara vermeksizin devam ettiklerini, davacıların dört ay sonra bu geçiş nedeniyle önceki Şirket tarafından kendilerine kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğini düşünerek istifa dilekçesi ile işi bıraktıklarını, işyeri devrinin işçi bakımından haklı nedenle fesih gerekçesi oluşturmayacağını ileri sürerek … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 01…2022 tarihli ve 2020/1619 Esas, 2022/1181 Karar sayılı ilâmı ile … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 11.05.2022 tarihli ve 2021/687 Esas, 2022/948 Karar sayılı ilâmı arasındaki uyuşmazlığın giderilmesini talep etmiştir.
II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun ….07.2022 tarihli ve 2022/10 Esas sayılı kararında;
“…
Uyuşmazlığa konu her iki dosyadaki somut olayda; taraflar arasında davacının … sözleşmesinin feshedilip feshedilmediği, feshedilmiş ise kim tarafından ne şekilde sona erdiği ve davacı işçilerin tazminat taleplerinin haklı olup olmadığı hususunda ihtilaf bulunmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, tanık beyanları, istifa dilekçesi ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; her iki davalı şirketin ortaklarının aynı kişiler olduğu gibi şirketlerin faaliyet alanları ile adreslerinin de aynı olduğu tespit edilmiştir. Tanık beyanlarından da her iki şirketin muhasebe işlerinin birlikte yürütüldüğü ve şirketlerin çalışanlarının da aynı olduğu anlaşılmıştır. Bu durum karşısında davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğu tespit edilmiş olup davacının hizmet cetveli incelendiğinde, davalı şirketlerde kesintisiz olarak çalışmasının bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafça, Naspar… Şirketi’ne geçişin kendisine bilgi verilmeden rızası dışında ve işçilik haklarını almasının önüne geçmek üzere yapıldığının iddia edildiği, ancak dosya kapsamında dinlenilen tanık beyanlarından davacının kayden yapılan devir sonrasında da aynı işi aynı yerde yapmaya devam ettiği, davacının çalışma düzeni ve … koşulları ile ücret ve sosyal haklarında herhangi bir değişiklik yapılmadığı anlaşmıştır. Bilindiği üzere işyeri devri konusunda işçinin muvafakatine gerek bulunmamaktadır. Dolayısıyla somut olay açısından davacı işçinin işyeri devrine rızasının bulunmamasının devir işleminin geçerliliğine bir etkisi olmayacaktır. Dosya içerisindeki istifa dilekçesinden ise davacının her hangi bir sebep ileri sürmeden istifa iradesini ortaya koyduğunun tespit edildiği, davacının, Nasem… Şirketi’nden Naspar… Şirketi’ne geçirilmesi eyleminde, davacının işyerinin ve yaptığı işin değişmediği, davacının fiilen kesintisiz olarak eski işinde çalışmaya devam ettiği, yapılan değişikliğin kayden değişiklik olması ve davacının durumunda fiili bir değişikliğe sebebiyet vermemesi nedeniyle davacı işçi açısından 4857 sayılı … Kanunu’nun 22. maddesindeki koşulların da oluşmadığı, somut olayda işçinin, işverenin haksız feshine dayanmasına rağmen dosyada davacının 25.09.2018 tarihli irade fesadı iddiasını ispat edemediği istifa dilekçesinin bulunduğu gözetildiğinde davacının kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacağına hak kazanmadığı sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlığa konu edilen ve her iki daireden geçerek kesinleşen dosyalarda davacı işçilerin, … sözleşmelerinin işveren tarafından haksız feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı talep ettikleri, … akitlerinin kendileri tarafından haklı nedenle feshedildiğine ilişkin bir iddialarının bulunmadığı, kaldı ki dava dilekçelerinde işverenin haksız feshine dayandıklarından işverenden kıdem tazminatının yanında ayrıca ihbar tazminatı da talep ettikleri, davacı işçilerin feshin kim tarafından yapıldığı konusundaki iddialarının bu kadar açık olmasına rağmen … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesin’ce davacı işçinin bu iddiası dikkate alınmayarak davacının iddia etmediği bir hususa dayanarak … akdinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği kabul edilerek davacıya kıdem tazminatı ödenmesine karar verdiği anlaşılmıştır.
Tüm bu nedenlerle davacının kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla … Bölge Adliye Mahkemesi Daireleri arasındaki uyuşmazlığın … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin hukuki nitelendirmesi doğrultusunda giderilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
” gerekçesiyle söz konusu uyuşmazlığın … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiğine oy çokluğu ile karar verilmiştir.
III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR
A. … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 01…2022 Tarihli ve 2020/1619 Esas, 2022/1181 Karar Sayılı Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“…
Davacının SGK kaydında Nasem Çelik şirketinden Naspar şirketine devri; davacı iddiası, davalı savunması ile tanık bayanları nazara alındığında tipik … yeri devri olarak görülmemekte (işverence çıkış kodunun 16 veya 34 yerine, 04 bildirilmesi) olup, bu halde … sözleşmesinin devri bakımından davacı işçinin onayı bulunmadığı, davacının bilgisi olmaksızın davalı işverence çıkışı yapılarak başka bir şirkete kayden girişinin yapıldığı görülmektedir; davacının SGK kayıtlarındaki bu çıkış/giriş işlemine onayı bulunmadığı anlaşılmakla; tanık anlatımları ile birlikte değerlendirildiğinde davacının … akdini haklı nedenlere dayalı olarak fesih ettiği, davacının kıdem tazminatının bilirkişi raporu ve davacı ıslahı gözetilerek kabulü ile hüküm altına alınması gerektiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece diğer alacak kalemlerinin reddine karar verilmesinde dosya kapsamı itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir.” gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne dair kesin olmak üzere karar verilmiştir.
B. … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 11.05.2022 Tarihli ve 2021/687 Esas, 2022/948 Karar Sayılı Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“…
Tarafların iddia ve beyanları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; her iki davalı şirketin de hissedarlarının aynı kişiler olduğu, faaliyet alanlarının ve işletme adreslerinin aynı olduğu tespit edilmiştir. Dinlenen tanık anlatımlarından da şirketlerin muhasebesinin bir olduğu, çalışanlarının aynı olduğu anlaşılmıştır. Bu delil durumuna göre şirketler arasında organik bağ bulunduğu tespit edilmiş olup davacının hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde aralarında organik bağ bulunan şirketlerde çalışmasının bulunduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar davacı tarafça Naspar şirketine geçişin rızası dışında ve haklarını almasının önüne geçmek üzere yapıldığı iddia edilmiş ise de; dosya kapsamında dinlenilen tanık beyanlarından davacının devir sonrasında da aynı … yapmaya devam ettiği ve özlük ve sosyal haklarında değişiklik yapılmadığı anlaşmıştır. Dosya içerisindeki istifa dilekçesinden ise davacının her hangi bir sebep ileri sürmeden istifa iradesini ortaya koyduğu tespit edilmiş olup bu durumda; davacının kod-4 ile Nasem şirketinden Naspar şirketine geçirilmesi eyleminde, davacının işyerinin ve yaptığı işin değişmediği, davacının fiilen kesintisiz olarak eski işinde çalışmaya devam ettiği, yapılan değişikliğin kayden değişiklik olması ve davacının durumunda fiili bir değişikliğe sebebiyet vermemesi nedeniyle davacı işçi açısından 4857 sayılı … Kanunu’nun 22. maddesindeki koşulların oluşmadığı, somut olayda işçinin haklı fesih iddiasının ileri sürmesine rağmen bu iddiasını ispat edemediği, bilakis işverenin haksız feshine dayanmasına rağmen dosyada davacının 25/09/2018 tarihli irade fesadı iddiasını ispat edemediği istifa dilekçesinin bulunduğu gözetildiğinde ilk derece mahkemesince davanın reddi yönünde verilen kararda sonuç itibariyle isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış olup, davacı vekilinin tüm istinaf nedenlerine ilişkin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”gerekçesi ile 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kesin olmak üzere karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Uyuşmazlık
Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinin yukarıda açıklanan kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlık; davacıların … sözleşmelerinin kim tarafından feshedildiği ve feshin haklı olup olmadığı; ayrıca şirketler arasında işyeri devrinin bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
B. İlgili Hukuk
1. Bölge adliye mahkemelerinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 5235 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinde yer alan düzenlemedir.
2. 5235 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan düzenlemeye göre; “Re’sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek” bölge adliye mahkemesi ceza daireleri başkanlar kurulu ve hukuk daireleri başkanlar kurulunun görevleri arasında sayılmıştır.
3. 5235 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre ise “(3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir.”
4. 4857 sayılı … Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) “İşyerinin veya bir bölümünün devri” kenar başlıklı 6 ncı maddesinin ilgili bölümü şu şekildedir:
“İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan … sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer.
Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür.
Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.
…”
C. Değerlendirme
1. İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan … sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır.
2. Değinilen Kanun’un 120 nci maddesi hükmüne göre, mülga 1475 sayılı … Kanunu’nun (1475 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi hâlen yürürlükte olduğundan, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır. Anılan maddeye göre işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli hâlinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki … sözleşmelerinin sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.
3. İşyerinin önceleri gerçek kişi ya da kişilerce işletilmesinin ardından şirketleşmeye gidilmesi durumunda, bu işlem de bir tür işyeri devri sayılmalıdır. Önceki gerçek kişi olan işverenlerin devralan tüzel kişinin ortakları olması bu devir ilişkisini ortadan kaldırmamaktadır. Aynı şekilde daha önce tüzel kişi şirket olan işverenin işyerini bir gerçek şahsa devretmesi de mümkündür. Devralanın, şirketin hissedarlarından biri olması da sonucu değiştirmeyecektir. Adi ortaklardan bir ya da bazılarının hisselerini devri de sorumlulukların belirlenmesi noktasında işyeri devri olarak işlem görmelidir.
4. Bu açıklamalar ışığında, … hukukunda işyeri devrinin işçilik alacaklarına etkileri üzerinde ayrıca durulmalıdır. İşyeri devri hâlinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O hâlde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.
5. Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
6. Somut uyuşmazlıkta; sigorta hizmet döküm cetvelleri ile Sosyal Güvenlik Kurumu işyeri tescil belgeleri birlikte değerlendirildiğinde davacıların Nasem Çelik Şirketinde çalışmaya başladıkları, 23.05.2018 tarihinde işten çıkışlarının yapıldığı ve 24.05.2018 tarihinde Naspar Yedek Parça Şirketinde işe girişlerinin yapıldığı, … sözleşmelerinin 25.09.2018 tarihinde istifa nedeni ile feshedildiği anlaşılmaktadır.
7. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler ile tanık anlatımlarına göre davacıların işyeri devrine rıza göstermedikleri ve bu nedenle tazminatlarının ödenmesi için istifa dilekçesi verdikleri, davacıların işyeri devri kapsamında aynı işyerinde ve aynı çalışma koşullarında çalışmaya devam ettikleri, hatta bu nedenle devirden yaklaşık dört ay sonra bu durumu sigorta kayıtlarından anladıkları görülmektedir. İşyeri devri nedeniyle davacıların … sözleşmelerinin feshedilmesinin söz konusu olmadığı, buna göre devir tarihinde … sözleşmelerinin feshedildiğinin kabulü ile tazminatlarının ödenmesi taleplerinin yerinde olmadığı ve haklı bir nedene dayanmadığı anlaşılmaktadır.
8. Açıklanan sebeplerle uyuşmazlığın … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 11.05.2022 tarihli ve 2021/687 Esas, 2022/948 Karar sayılı kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
V. KARAR
1. Uyuşmazlığın yönündeki … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 11.05.2022 tarihli ve 2021/687 Esas, 2022/948 Karar sayılı kararı doğrultusunda giderilmesine,
2. Dosyanın … Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,
3. Karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,
29.11.2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.