Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2022/14767 E. 2022/16011 K. 05.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14767
KARAR NO : 2022/16011
KARAR TARİHİ : 05.12.2022

BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : … 50. Hukuk Dairesi
İHBAR OLUNAN : KENTYOL AŞ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
İLK DERECE
MAHKEMESİ : … 27. … Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 22…..2011 tarihinden itibaren davalı … bünyesindeki Destek Hizmetleri Müdürlüğünde dava dışı …-… AŞ sigortalısı olarak çalıştığını, davalı … ile dava dışı …-… AŞ arasındaki ilişkinin muvazaalı işleme dayandığı hususunun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (…) … Müfettişlerince yapılan teftiş sonucunda düzenlenen 07.07.2014 tarih ve 4687 sayılı muvazaa raporunda tespit edildiğini ve bu tespitin Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, kesinleşmiş muvazaa olgusu nedeniyle müvekkilinin başlangıçtan itibaren davalı … işçisi sayılarak geçmişe dönük ücret ve mali alacaklarının belirlenmesi gerektiğini … sürerek fark ücret alacağı, fark ikramiye alacağı, yemek yardımı, sosyal paket yardımı, giyim yardımı, sorumluluk primi, eğitim yardımı alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde bahsi geçen muvazaa tespit raporunun iptaline ilişkin davanın kesinleşmediğini, bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının dava dışı Şirket çalışanı olduğunu, müvekkili Belediye ile dava dışı Şirket arasındaki ilişkinin geçerli asıl işveren alt işveren ilişkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, zira söz konusu dava dışı Şirket ile yapılan ihalelerin 4734 sayılı Kamu İhaleleri Kanunu’na (4734 sayılı Kanun) uygun şekilde yapıldığını ve ihale konusu işlerin 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun (5393 sayılı Kanun) 67 nci maddesinde sayılan işlerden olduğundan üçüncü kişilere gördürülmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını … sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, kesinleşmiş muvazaa tespiti nedeniyle davacının dava dışı Şirket nezdinde geçen çalışmaları yönünden başlangıçtan itibaren davalı Belediyenin işçisi olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle ıslah zamanaşımı def’i de dikkate alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın muvazaa iddiasına dayalı alacak davası olduğunu, davalının cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmadığını, ıslaha karşı zamanaşımı def’inin dikkate alınmasının hatalı olduğunu … sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tanıklarının davalı ile aynı mahiyette davalarının bulunmaları sebebi ile beyanlarına itibar edilemeyeceğini, davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (696 sayılı KHK) 126 ncı ve 127 nci maddeleri uyarınca alt işveren işçileri kadroya geçirildiğinden muvazaa kavramından söz etmenin mümkün olmadığını, davanın konusuz kaldığını, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, ilgili kanuni düzenlemeler dikkate alındığında dava dışı Şirket ile personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmesi yapılmasında hukuki ayrılık bulunmadığını savunarak İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 22…..2011 tarihinden dava tarihine kadar dava dışı Şirket sigortalısı olarak davalı işyerinde çalıştığı, davacının başka bir alt işveren nezdinde çalışmasının bulunmadığı, davalı … ile dava dışı Şirket arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığı hususunda kesinleşmiş yargı kararının bulunduğu, bu sebeple muvazaa kabulüne ilişkin İlk Derece Mahkemesi değerlendirmesinin yerinde olduğu; davanın kısmi dava olduğu dikkate alındığında davalı tarafça süresi içerisinde … sürülen ıslaha karşı zamanaşımı def’inin dikkate alınmasında da hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği gerekçelere ek olarak davacının sendika üyeliğinin müvekkili Belediyeye de bildirilmiş olması gerekirken sadece dava dışı Şirkete bildirilmiş olmasının mevzuata aykırılık teşkil ettiğini, davacı işçinin Genel … Sendikası üyesi olarak dava dışı Şirket ile imzalanan toplu … sözleşmesinden 2006 yılından beri yararlanmakta olduğunu, toplu … sözleşmesi yapılan bir yerde bu sözleşmenin varlığına rağmen muvazaanın varlığının … sürülmesinin mümkün olmadığını savunarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının tüm çalışma dönemi bakımından davalı … ile dava dışı Şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun kabulünün mümkün olup olmadığı hususundadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.
2. 6098 sayılı … Borçlar Kanunu’nun 19 uncu maddesi, 6552 sayılı … Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun’un (6552 sayılı Kanun) ilgili hükümleri, 4734 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 8 nci maddesi, 5393 sayılı Kanun’un 14 üncü ve 67 nci maddeleri, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 26 ncı maddesi dâhil ilgili hükümleri, 4857 sayılı … Kanunu’nun 2 nci maddesinin yedinci fıkrası hükmü, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu … Sözleşmesi Kanunu’nun 39 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemesince … … Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenmiş 07.07.2014 tarih ve 4687 sayılı muvazaa raporunun geçersizliğinin tespiti talebiyle açılan davada … ile dava dışı Şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğuna dair tespitin Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiği, buna göre davacının dava dışı Şirket nezdinde geçen çalışmaları yönünden başlangıçtan itibaren davalı Belediyenin işçisi olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2. 4857 sayılı Kanun’nun 2 nci maddesinin yedinci fıkrasında asıl işveren alt işveren ilişkisi tanımlanmıştır. Muvazaa ise 6098 sayılı Kanun’da düzenlenmiş olup tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada üçüncü kişileri aldatmak kastı vardır ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaanın ispatı genel ispat kurallarına tâbidir. İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek istenmiş ve 4857 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin sekizinci fıkrasında bu konuda bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Bu kriterler, asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi sureti ile haklarının kısıtlanması veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisinin kurulması olarak belirtilmiştir.
3. 5393 sayılı Kanun’un 67 nci maddesi ile Belediyelerin asıl işlerini sekizinci fıkradaki sınırlamalar olmaksızın alt işverenlere verebileceği düzenlenmiş olup bu hüküm uyarınca Belediyenin asli işlerinden olmasına rağmen, işletmenin veya işin gereği teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren … olup olmadığına bakılmaksızın üçüncü kişilere gördürülmesi mümkün kılınarak 4857 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine istisna getirilmiştir.
4. 11.09.2014 tarihli ve 29116 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun ile 4734 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile 4735 sayılı Kanun’un 8 nci maddesinde yapılan değişiklikler ile de personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmelerinin yapılabilmesine imkân tanınmıştır.
5. 5216 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinde de “Büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
6. Belirtilen düzenlemeler dikkate alındığında davalı Belediyenin görevi kapsamına giren işlerin hizmet alım sözleşmesi ile gördürülmesinin ve belediyelerce şirket kurulmasının yasal olarak mümkün olduğu; kurulan bu şirketlerden hizmet alımı kanuna aykırı olmadığı gibi bu hususun … başına muvazaaya delil de teşkil etmediği sonuçlarına ulaşılmaktadır.
7. Somut uyuşmazlıkta ise İlk Derece Mahkemesinin gerekçesine esas teşkil eden … … Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenmiş 07.07.2014 tarih ve 4687 sayılı muvazaa raporunun dosyada bulunmadığı anlaşılmaktadır. Üstelik davacının hangi hizmet alım sözleşmeleri kapsamında hangi sürelerle ve hangi işte çalıştırıldığı hususu da netliğe kavuşturulmamıştır.
8. Buna göre öncelikle davacının çalıştırıldığı hizmet alım sözleşmelerinin türü ve süresi netleştirilerek ve 07.07.2014 tarih ve 4687 sayılı muvazaa tespitine dair müfettiş raporu tüm ekleri ile birlikte kül hâlinde kapsama alınmalıdır.
9. Kesinleşen müfettiş raporu ile muvazaaya dayalı olduğu tespit edilen sözleşmelerin geçerli olduğu döneme ilişkin alacaklar bakımından mahkeme kararının yerinde olduğunun kabulü gerekir ise de; Dairemiz uygulamasına göre bir ihale dönemi için kurulan asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçersiz olması veya muvazaaya dayanması önceki ve sonraki ihale dönemleri bakımından bir sonuç doğurmaz. Her ihale sözleşmesi kendi dönemi ve şartlarında değerlendirmeye tâbi tutulmalıdır.
10. Başka bir anlatımla, önceki ihale sözleşmelerinin kanuna uygun kurulmamış olması veya muvazaalı olması, sonrakilerin de aynı şekilde kanuna uygun kurulmadığını ya da muvazaaya dayandığını göstermez. Daha sonra yapılan sözleşmenin ayrıca kanuna uygunluk ve muvazaa yönünden değerlendirmeye tâbi tutulması gerekir. Bu sebeple davalı tarafından yapılan sözleşmelerin kanuna uygun olmadığına ya da muvazaalı olduğuna ilişkin kesinleşmiş yargı kararları sadece muvazaalı olduğu tespit edilen ihale dönemleri yönünden bağlayıcı olup önceki ve sonraki ihale dönemleri bakımından muvazaa araştırması yeniden yapılmalıdır. Açıklanan sebeplerle herhangi bir inceleme yapılmadan kesinleşmiş muvazaa tespitine dayanarak tespit döneminin dışında kalan ihale dönemleri için de muvazaanın kabul edilmesi doğru değildir.
11. İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, davacının çalışma dönemini kapsayan ihale sözleşmeleri celbedilerek kesinleşen muvazaa tespiti dışında kalan davaya konu dönemler bakımından, söz konusu dönemlere ilişkin ihalenin kapsamı tespit edilerek ve yukarıda izah edilen kanuni düzenlemeler de dikkate alınarak her ihale dönemi için davalı … ile dava dışı Şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanıp dayanmadığını tespit etmektir. Eksik incelemeye dayalı olarak verilen İlk Derece Mahkemesi kararı ve bu karara karşı davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.