Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2023/1496 E. 2023/4151 K. 21.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1496
KARAR NO : 2023/4151
KARAR TARİHİ : 21.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi

DAVA TARİHİ : 16.04.2014
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TALEP EDEN : Davacı vekili
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. … Mahkemesi
SAYISI : 2014/296 E., 2018/661 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle Dairemizin 04.10.2022 tarihli ve 2022/8562 Esas, 2022/11100 Karar sayılı ilâmı ile davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine, davacı vekilinin temyizi yönünden yapılan incelemede Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

Davacı vekili maddi hatanın düzeltilmesi talepli dilekçesinde; davalı tarafın temyiz talebinin reddine karar verildiği, davacı temyizi üzerine kararın düzeltilerek onanmasına rağmen davalı lehine duruşma vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek Daire kararının kaldırılmasını ve dilekçede belirtilen sebeplerden kararın düzeltilmesini talep etmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarihli ve 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, Yargıtayca temyiz incelemesinin yapıldığı sırada dosyada bulunan bir belgenin gözden kaçırılması, maddi hata sebebi olarak açıklanmıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı kararı ile 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara Mahkemece uyulmasına karar verilmesi hâlinde dahi usuli kazanılmış hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı bozma kararından dönülmesi mümkündür.

Dosyanın değerlendirilmesinde; Dairemizce duruşmalı olarak incelenen dosyada davalı vekilinin temyiz talebinin hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırında kaldığı gerekçesi ile temyiz dilekçesinin reddine, davacı vekilinin temyiz talebi bakımından ise İlk Derece Mahkemesi hükmü düzeltilerek onandığı, temyizde davacı taraf haklı çıkmasına rağmen sehven davalı vekili lehine duruşma vekâlet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır.

Açıklanan sebeple, Dairemizin 04.10.2022 tarihli ve 2022/8562 Esas, 2022/11100 Karar sayılı kararının maddi hataya dayanması sebebiyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen miktar 77.356,58 TL olup bu miktarın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince karar tarihi itibarıyla Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.10.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.

Duruşma günü davacı vekili Avukat Gönül … ile davalı vekili Avukat Fırat Baydar geldiler.

Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ….02.2012 – ….03.2014 tarihleri arasında çalıştığını, bankasürans satış müdürü olduğunu, yöneticilerinin sistematik baskısı ile istifaya zorlandığını, maruz kaldığı psikolojik tacizin (mobbing) sonunda psikolojik ve fiziksel rahatsızlıkların ortaya çıktığını ve işten ayrılmak zorunda kaldığını, sürekli olarak eleştirildiğini, açığı arandığını, belirsizliğe sürüklendiğini, diken üstünde çalışmak zorunda kaldığını, baskıyla istifa etmek zorunda bırakıldığını, netice itibarıyla psikolojisinin bozulduğunu, 05.02.2014 tarihi itibarıyla uzman desteği almaya başladığını, ayrıca 17.02.2014 tarihi itibarıyla strese bağlı cilt hastalıkları yaşamaya başladığını, maruz kaldığı psikolojik saldırının fesih bakımından haklı neden hâlini oluşturduğunu, fesih tarihinde ücretinin brüt 17.970,56 TL olduğunu, fazla çalışma ücretinin ödenmediğini, mart ayına ait 6 günlük ücreti olarak 3.478,00 TL’nin ödenmesinin gerektiğini, 2013 yılına ait prim alacağının ödenmesinin gerektiğini, müvekkiline bağlı çalışan bir işçiye 7 aylık ücreti civarında prim ödeneceğinin bildirildiğini, performans notlarının maddi zarara uğratmak maksadı ile düşürüldüğünü, psikiyatrik desteğin maliyetinin şimdilik 150,00 TL olduğunu, cilt hastalıklarına dair gördüğü tedavinin maliyetinin 300,00 TL olduğunu, tedavisinin devam ettiğini, yıllardır üst düzey yönetici pozisyonunda çalışması nedeniyle aynı seviyede … bulmasının zor olduğunu, yeni … bulana kadar gelirden yoksun kaldığını ve maddi zarara uğradığı, zararın devam ettiğini, psikolojik taciz sebebiyle manevi zarara uğradığını, ayrıca itibarının da zedelendiğini beyanla kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, 6 günlük ücret alacağı, fazla çalışma alacağı, prim alacağı, manevi tazminat, sağlık harcamaları, gelir kaybı alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ….02.2012-….02.2014 tarihleri arasında müdür olarak çalıştığını, istifa ederek ayrıldığını, davacıya araç tahsis edildiğini, çalışma saatlerini esnek bir şekilde kendisinin belirlediğini, agresif çalışma metodu ile altında çalışanları motive edemediğini, davacı hakkında sürekli şikayet geldiğini, yabancı şirket kültürüne adapte olamadığını, yapılan uyarılara rağmen hâl ve hareketlerinde direndiğini, kendisinden beklenen başarıyı gösteremediğini, Ülkenin içinde bulunduğu politik durumu bahane ettiğini, prim ödemesi bakımından ise başarılı olduğunu iddia ettiğini, performansının yeterli olmadığını, kişisel gelişimi için her türlü desteğin verileceğinin söylenmesine karşın ayrılmayı düşündüğünü ve ikale teklifinde bulunduğunu, hedeflediği ikaleyi alamadığından psikolojik taciz iddiasında bulunduğunu, istifa ederek ayrıldığından kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ….02.2012 – ….03.2014 tarihleri arasında kesintisiz olarak toplam 2 yıl 1 ay çalıştığı, son aylık ücretinin brüt 17.970,56 TL olduğu, davacının … sözleşmesini kendisine psikolojik taciz uygulandığını gerekçe göstererek haklı nedenle feshettiğini iddia ettiği, davacıya davalı işveren tarafından sistemli, kasıtlı ve sürekli olarak uygulanan taciz, aşağılayıcı, … … ya da bezdirici gibi davranışlarda bulunulduğu ya da davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olan davranışlarının somut olarak ortaya konulamadığı, bu yönde bir tanık beyanının da bulunmadığı, davacı tarafından sunulan doktor raporlarında belirtilen rahatsızlıkların davalı eylemleri sonucunda gerçekleştiği yani illiyet bağının mevcut olduğu konusunda bilimsel bir tespitin de bulunmadığı anlaşıldığından kıdem tazminatı ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verildiği, … sözleşmesi kendisi tarafından feshedilen işçi ihbar tazminatı talebinde bulunamayacağından bu yöndeki talebin de reddine karar verildiği, davacının belirsiz süreli … sözleşmesi ile davalı nezdinde çalıştığının çekişmesiz olduğu, Yargıtay kararları ile de sabit olduğu üzere belirsiz süreli … sözleşmesi ile çalışan işçilerin ileriye dönük mahrum kalınan gelir talebinde bulunabilmeleri için işverenin haksız fiil niteliğindeki eylemler ile işçinin yeni … bulmasını engelleyici davranışlarda bulunması gerektiği, dosya kapsamında bu yönde bir delil bulunmadığı gibi davacının haklı fesih iddiasını ispat edemediği kanaatiyle davacının gelir kaybı talebinin reddine karar verildiği, davacının işveren tarafından primleri ödenen sağlık sigortasının bulunduğu, bu nedenle davacının sigortacıdan sağlık giderlerini talep edebileceği, kaldı ki sağlık harcamalarının davalı işverenin kusurlu davranışları sonucu yapılmak zorunda kalındığının davacı tarafından somut ve bilimsel olarak ortaya konulamadığı anlaşıldığından bu yöndeki talebin de reddine karar verildiği, davacının 6 günlük çalışmasına karşılık hak kazandığı ücretin dava tarihinden önce 31.03.2014 tarihinde tahakkuk ettirilerek davacıya ödendiğinin banka kayıtları ve ücret bordrosu ile sabit olduğu, davacının işe giriş çıkış kayıtlarının sunulduğu, davacının fazla çalışma iddiasının bu kayıtlar dikkate alınarak değerlendirilerek hüküm altına alındığı, davacının performansının düşük olması gerekçesiyle, 2013 yılı performans priminin davacıya ödenmediği, işyeri kayıtlarından bu primin işyeri uygulaması olduğunun anlaşıldığı ve performans düşüklüğü iddiasının somut olarak ortaya konulamadığı, bu nedenle 2013 yılı için diğer emsal çalışanlara ödenen prim artışı kadar prim alacağına davacının 2013 yılı çalışması oranında hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; prim alacağına dava tarihi ve ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, … sözleşmesi psikolojik baskı, psikolojik taciz ve kötü muamele nedeniyle haklı sebeple feshedildiğinden kıdem tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca psikolojik taciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini davacının psikolojik tacize uğraması nedeniyle … Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından rapor tanzim edildiğini, davacı baskı nedeniyle istifa ettiğinden ihbar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, fazla çalışma ücretinin eksik hesaplandığını, prim alacağının eksik hesaplandığını, sağlık harcamaları nedeniyle maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca gelir kaybı nedeniyle maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğini ve davanın tamamının kabulü gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının davalı Şirketten bir alacağı bulunmadığı, buna rağmen jestiyon primi ve fazla çalışma ücretine hükmedilmesinin yanlış olduğunu, davacının üst düzey yönetici olarak çalıştığını, kendisi dâhil hiçbir arkadaşının fazla çalışma ücreti almadığını, jestiyon primi talebinin reddi gerektiğini, çünkü bunun performansa dayalı bir alacak olduğunu, davacının tüm alacak taleplerinin reddi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı işveren tarafından davacıya sistemli, kasıtlı ve sürekli olarak uygulanan taciz, aşağılayıcı, … … ya da bezdirici gibi davranışlarda bulunulduğu ya da davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olan davranışların somut olarak ortaya konulamadığı, bu yönde bir tanık beyanının da bulunmadığı, davacı tarafından sunulan doktor raporlarında belirtilen rahatsızlıkların davalı eylemleri sonucunda gerçekleştiği yani illiyet bağının mevcut olduğu konusunda bilimsel bir tespitin de bulunmadığı, haklı nedenle dahi olsa … sözleşmesini kendisi fesheden işçinin ihbar tazminatı talebinde bulunamayacağı, belirsiz süreli … sözleşmesi ile çalışan işçilerin ileriye dönük mahrum kalınan gelir talebinde bulunabilmeleri için işverenin haksız fiil niteliğindeki eylemler ile işçinin yeni … bulmasını engelleyici davranışlarda bulunması gerektiği, dosya kapsamında bu yönde bir delil bulunmadığı, davacının işveren tarafından primleri ödenen sağlık sigortasının bulunduğu bu nedenle davacının sigortacıdan sağlık giderlerini talep edebileceği kaldı ki sağlık harcamalarının davalı işverenin kusurlu davranışları sonucu yapılmak zorunda kalındığının davacı tarafından somut ve bilimsel olarak ortaya konulamadığı, faiz tarihlerinin doğru olduğu gerekçe gösterilerek davacı ve davalının istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe:
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, fesih, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti ile prim alacağının miktarı, maddi ve manevi tazminat, hüküm altına alınan alacaklara hangi tarihten itibaren faiz yürütüleceğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 107, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki (4) numaralı paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Ücret alacağı bakımından faize hak kazanmak için kural olarak işveren temerrüde düşürülmelidir. Ancak, … ya da toplu … sözleşmesinde açıkça bir ödeme günü kararlaştırılmış ise, belirlenen ödeme tarihi sonrasında faiz işlemeye başlar. İşverenin dava tarihinden önce temerrüde düşürülmesi durumunda, istekle bağlı olarak temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir. Bunun dışında dava veya ıslah tarihlerinden itibaren talep edilen miktarlarla sınırlı olarak faize karar verilmelidir.

3. Diğer taraftan alacağın belirsiz alacak davası yolu ile talep edilmesi durumunda faiz başlangıç tarihlerinin belirlenmesinde, dava tarihi ve miktar artırım tarihi şeklinde ayrım yapılmamalı, anılan alacaklarda hüküm altına alınacak tüm miktara dava tarihinden itibaren faiz işletilmelidir.

4. Somut olayda, davacının dava konusu prim ve fazla çalışma alacakları bakımından davasını belirsiz alacak davası türünde açmış olmasına rağmen söz konusu alacakların tamamına dava tarihinden itibaren faize hükmetmek gerektiği hâlde bir bölümüne dava tarihinden itibaren faiz hükmedilmiştir. Belirsiz alacak olarak talep edilen alacaklarda dava açıldıktan sonra yargılama esnasında artırılan alacak miktarları bakımından zamanaşımı süreleri işlemeyeceği gibi artırılan miktar bakımından faize hükmedilirken de kısmi davadan farklı olarak tüm alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceği gözetilmeksizin karar verilmesi isabetli olmamıştır.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
A. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

B. Davacı Temyizi Yönünden
1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin; (a) ve (b) alt bentlerinin hükümden tamamen çıkartılarak yerine;
“a) Net 22.859,27 TL olarak hesaplanan fazla çalışma ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b) Net 54.497,31 TL olarak hesaplanan prim alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” bentlerinin yazılması suretiyle kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davacı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.