YARGITAY KARARI
DAİRE : Ceza Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/416
KARAR NO : 2022/655
KARAR TARİHİ : 20.10.2022
Mahkemesi:Ağır Ceza
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesince 12.01.2012 tarih ve 21-8 sayı ile; sanık …’ın TCK’nın 188/3, 52/2, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 12.11.2015 tarih ve 4025-7132 sayı ile; “…Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;Sanığın, tanık .’ın beyanı dışında aleyhine delil bulunmadığı aşamada, sanık …’da ele geçen ve kişisel kullanım miktarında kalan … Kriminal Polis Raporuna göre elde edilebilecek esrar miktarı net 65,5 gram olan madde ele geçtiği aşamada tanık Gökhan SIĞAK’a uyuşturucu madde verdiğini ikrar ederek eyleminin ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunduğu anlaşıldığından, hakkında TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında yer alan etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi…” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Yerel Mahkemece sanığın TCK’nın 188/3, 192/3, 52/2, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis ve 60 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş, bu hükmün de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 02.06.2016 tarih ve 872-5419 sayı ile; “Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda tartışılıp, sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde düzeltme nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu konuda karar verecek mercii, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108. maddesinde düzenlenmiş olup aynı maddenin 5. fıkrası ile de tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde koşullu salıverilmeye ilişkin hükümlerin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu nedenle denetimli serbestlik süresinin infaz aşamasında 5275 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tayin ve tespiti gerektiği gözetilmeden, infazı kısıtlar biçimde sanık hakkında ‘1 yıl süre ile’ denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi,Kanuna aykırı olup hükmün bu nedenle bozulmasına, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK’nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının TCK’nın 58. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümünden ‘sanığın cezasının infazı tamamlandıktan sonra hakkında 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına’ ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün düzeltilerek onanmasına…” karar verilmiştir.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 09.05.2019 tarih ve 2019/43168 sayı ile;”…Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı TCK’nın 188/3, 192/3, 52/2, 53, 58/6. maddeleri uyarınca, sanık …’ın 3 yıl 9 ay hapis ve 60 TL adli para cezası ile tecziyesine karar verilmiştir. Mahkûmiyet kararında, … 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.3.2009 tarih 2006/710-2009/250 sayılı ilamı esas alınıp TCK 58/6 ıncı maddesi uyarınca, cezanın ikinci kez mükerrirlere göre infaz rejimine göre çektirilmesine hükmedilmiştir…. Cumhuriyet Başsavcılığının 17.4.2019 tarihli yazısı üzerine, mevcut evrak tetkik olunmuştur.5275 sayılı Yasanın 108/3. maddesine göre ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilemez.Sorun, bu madde uyarınca, sanık hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması gerekir mi? Düzeltmeyi Yargıtay Ceza Dairesi mi yapmalıdır?
… 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.3.2009 tarih 2006/710-2009/250 sayılı ilam örneği ile sabıka kaydı incelendiğinde, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 86/2, 62. maddeleri yanında, 58/6. maddesinin de uygulandığı, sonuç 3 ay 10 günlük hapis cezasının, … 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.3.2002 tarih, 2001/646-2002/142 sayılı ilamı esas alınıp mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, hükmün temyiz edilmeden 18.3.2009 tarihinde kesinleştiği gözlenmiştir.
… 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.3.2002 tarih, 2001/646-2002/142 sayılı ilam örneği ile sabıka kaydı incelendiğinde ise sanık hakkında 765 sayılı TCK’nın 456/4, 457/1 ve 647 sayılı Yasının 6. maddeleri uyarınca, erteli doğrudan 188 TL para cezası ile tecziyesine karar verildiği, hükmün 23.5.2002 günü kesinleştiği görülmüştür. Sanık hakkındaki 188 TL para cezasına ilişkin ilam kesin niteliktedir. 1412 sayılı CMUK’un 305. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle tekerrüre esas alınamaz. … 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.3.2009 tarih 2006/710-2009/250 sayılı ilamındaki ilk tekerrür hükmünün tatbiki hukuka uygun değildir.
… 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 8.3.2016 gün ve 2016/2-2016/103 sayılı mahkûmiyet hükmünde, … 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.3.2009 tarih 2006/710-2009/250 sayılı ilamının esas alınması yerindedir. Çünkü tekerüre esas alınacak başka daha ağır ceza bulunmamaktadır. Ancak, yukarıdaki açıklamalar karşısında, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanmasına hükmedilmesi sanık aleyhinedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.1.2013 tarih 2012/6-1431-2013/18 sayılı kararına göre, Yerel Mahkeme mükerrirlikle birlikte ikinci kez mükerrerliğe karar verdiğinde, Yargıtay Ceza Dairesinin bunu denetleyeceği, gerekiyor ise kararında düzeltme yapacağı düşünülmüştür.
Bu sebeple; … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 8.3.2016 gün ve 2016/2-2016/103 sayılı kararının, bir nolu bendin 6. paragrafındaki ikinci kez olmak üzere ibaresinin hükümden çıkarılması…, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2.6.2016 gün ve 2016/872-2016/5419 sayılı düzeltilerek onama kararının kaldırılarak hükmün bozulması, diğer düzeltme nedeni yanında, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 8.3.2016 gün ve 2016/2-2016/5419 sayılı kararının, bir nolu bendin 6. paragrafındaki ikinci kez olmak üzere ibaresinin hükümden çıkarılarak hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerektiği…” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 24.06.2019 tarih ve 17-17 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi öncelikle; UYAP sisteminden yapılan incelemede, sanığın tekerrüre esas alınan … (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.03.2009 tarih ve 710-250 sayılı ilamının 06.01.2020 tarihinde “uzlaşma” nedeniyle ortadan kaldırılmasına ve kamu davasının düşürülmesine karar verildiği anlaşıldığından, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. İncelenen dosya kapsamından;Sanık hakkında 18.04.2011 tarihli iddianame ile 04.10.2010 ve 03.12.2010 tarihli eylemlere ilişkin olarak uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kamu davası açıldığı, Yerel Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, iddianamede 5. olay olarak belirtilen 04.10.2010 tarihli eylemin “uyuşturucu madde ticareti yapma”, 9. olay olarak belirtilen 03.12.2010 tarihli eylemin ise “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçlarını oluşturduğu kabul edilerek mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğu, İtiraza konu edilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünde, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin paragrafta “Sanığın sabıkasında görülen … 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.03.2009 tarih 2006/710-2009/250 E-K sayılı 3 ay 10 gün hapis cezasına ilişkin cezasının 09.10.2009 tarihinde infaz edildiği ve bu ilam yönünden tekerrür şartlarının oluştuğu, aynı ilamda TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına da karar verilmiş olduğu anlaşıldığından; cezasının TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca ikinci kez olmak üzere mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, sanığın cezasının infazı tamamlandıktan sonra hakkında 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına”, hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Özel Dairece “…hüküm fıkrasının TCK’nın 58. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümünden ‘sanığın cezasının infazı tamamlandıktan sonra hakkında 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına’ ibarelerinin çıkartılması suretiyle düzeltilerek onanmasına” karar verildiği,
UYAP sisteminden alınan güncel adli sicil kaydına ve dosyada bulunan evraklara göre; sanık hakkında tekerrüre esas alınan … 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.03.2009 tarihli ve 710-250 sayılı kararının, kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/2, 62, 53 ve 58. maddeleri uygulanmak suretiyle hükmolunan 3 ay 10 gün hapis cezasına ilişkin, 18.03.2009 tarihinde kesinleşen ve 09.10.2009 tarihinde infaz edilen ilam olup bu ilamda yer alan TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin hüküm fıkrasının; “… 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2001/646 esas, 2002/142 karar sayılı (189.820.800 TL-sıfır atılmamış hâliyle- adli para cezasına dair) ilamı nedeniyle TCK’nın 58/6. maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” şeklinde olduğu, … 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.03.2002 tarihli ve 646-142 sayılı kararının ise; kasten yaralama suçundan 765 sayılı TCK’nın 456/4, 457/1 ve 647 sayılı Kanun’un 6. maddeleri uygulanmak suretiyle doğrudan hükmolunan erteli 188 TL adli para cezasına ilişkin, 23.05.2002 tarihinde kesinleştiği ve 12.04.2006 tarihinde infaz edildiği anlaşılan ilam olup söz konusu bu kararın verildiği tarih ve doğrudan hükmolunan adli para cezasının miktarı itibarıyla 1412 sayılı CMUK’nın 305. maddesi uyarınca “kesin” nitelikte bulunduğu,
UYAP sisteminden yapılan incelemede; … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesi sıfatıyla verdiği, 06.01.2020 tarihli ve 241-65 sayılı ek kararı incelendiğinde; atılı suçun uzlaşma kapsamına alınması ve yapılan işlemler sonrasında tarafların uzlaşmaları nedeniyle 710-250 sayılı kararın ortadan kaldırılmasına ve kamu davasının CMK’nın 254/2. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verdiği,
… Cumhuriyet Başsavcılığının 08.06.2020 tarih ve 2016/3698 ilamat yazısı ile “Sanık hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı” buna ilişkin bir ek karar verilmesini talep yazısı üzerine, … 1. Ağır Ceza Mahkemesince 09.06.2020 tarihli ve 2-103 sayılı ek kararı ile; “…… 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.03.2002 tarih ve 646-142 sayılı, kasten yaralama suçundan 765 sayılı TCK’nın 456/4, 457/1 ve 647 sayılı Kanun’un 6. maddeleri uygulanmak suretiyle doğrudan hükmolunan erteli 188 TL adli para cezasına ilişkin kararının, 1412 sayılı CMUK’nın 305. maddesi uyarınca “kesin” nitelikte bulunması sebebiyle tekerrüre esas alınamayacağı, … (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.03.2009 tarih ve 710-250 sayılı kararının ise … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesi sıfatıyla verdiği, 06.01.2020 tarihli ve 241-65 sayılı ek kararıyla uzlaşma nedeniyle ortadan kaldırıldığı anlaşıldığından,
…Hükümlü … hakkında Mahkememize ait 2016/2 Esas 2016/103 K. Sayılı ilamının hüküm fıkrasının 1. bendinin en son paragrafında yer alan ‘Sanığın sabıkasında görülen … 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.03.2009 tarih 2006/710-2009/250 E-K sayılı 3 ay 10 gün hapis cezasına ilişkin cezasının 09.10.2009 tarihinde infaz edildiği ve bu ilam yönünden tekerrür şartlarının oluştuğu, aynı ilamda TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına da karar verilmiş olduğunun anlaşıldığı; cezasının TCK 58/6. maddesi uyarınca ikinci kez olmak üzere mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, sanığın cezasının infazı tamamlandıktan sonra hakkında 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına’ şeklindeki hüküm fıkrasının yukarıda belirtilen gerekçe doğrultusunda infaz aşamasında uygulanmasına yer olmadığına” karar verildiği,
Anlaşılmıştır.5237 sayılı TCK’nun “Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular” başlıklı 58. maddesi;
“(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;
a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,
Geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.
(3) Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.
(4) Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
(5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.
(6) Tekerrür hâlinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir.
(8) Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır.
(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir” şeklinde düzenlenmiş olup,
Maddenin 1. fıkrasında önceden işlenen suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanacağı, tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün kesinleşmesi ve ikinci suçun kesinleşmeden sonra işlenmesi yeterli olup, cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmadığı belirtilmiştir. Kanun koyucu tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki cezanın infaz edilmesi şartını aramadığı halde, 2. fıkrada ise infazdan sonra belirli bir sürenin geçmesi halinde tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağını hüküm altına almıştır. Buna göre, beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, beş yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına mahkûmiyet halinde ise cezanın infaz tarihinden itibaren üç yıl geçmekle tekerrür hükümleri uygulanmayacaktır.
5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi uyarınca kişinin mükerrir sayılması için ilk hükmün kesinleşmesinden sonra ikinci suçun 1 Haziran 2005 tarihinden sonra işlenmesi yeterli olup ilk suçun 1 Haziran 2005 tarihinden önce veya sonra işlenmesinin ise mükerrirlik açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır.Maddenin 4. fıkrasında tekerrüre esas alınamayacak suçlar sayılmış, 5. fıkrasında ise fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış kişiler hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı belirtilmiştir.
Maddenin 3 ve 6. fıkralarında mükerrirliğin sonuçları düzenlenmiş, 3. fıkrada sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis ve para cezası öngörülmesi durumunda hapis cezasının seçilmesi gerektiği, 6. fıkrasında ise hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması gerektiği belirtildikten sonra, 7. fıkrada bu durumun kararda açıkça gösterilmesi gerektiği düzenlenmiş, 8. fıkrada mükerrirlere özgü infazın ve denetimli serbestlik tedbirin kanunda gösterilen şekilde yapılması gerektiği belirtilmiştir.Maddenin 9. fıkrasında ise mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve denetimli serbestlik tedbirinin itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi ve örgüt mensubu hakkında da uygulanmasına hükmedilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
5275 sayılı Kanun’un suç tarihinde yürürlükte bulunan “Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri” başlıklı 108. maddesi ise;
“(1) Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının,
b) Müebbet hapis cezasının otuzüç yılının,
c) Süreli hapis cezasının dörtte üçünün,
İnfaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir.
(2) Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz.
(3) İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez.
(4) Hâkim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler.
(5) Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıverilmeye ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Hâkim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir” şeklinde düzenlenmiştir.5275 sayılı Kanun’un 108. maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejimi; özel bir infaz rejimi olmayıp tekerrür veya özel tehlikeli suçluluk hâllerinde hükümlünün şartlı salıverilmeden yararlanabilmesi için infaz kurumunda geçirmesi gereken süreyi uzatan özel bir durumdur. Maddeye göre, mükerrir ve özel tehlikeli suçlular, mahkum oldukları ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılını, müebbet hapis cezasının otuzüç yılını ve süreli hapis cezasının dörtte üçünü infaz kurumunda iyi halli olarak geçirmeleri durumunda şartlı salıvermeden yararlanabilecektir. Bununla birlikte mükerrir ve özel tehlikeli suçlu oldukları belirlenenler hakkında cezalarının infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanacaktır. Denetim süresini belirleme görevi hükmü veren mahkemeye ait değildir. Hükmü veren mahkeme, TCK’nın 58/7. maddesi uyarınca mükerrir ve özel tehlikeli suçlular hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra da denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar vermekle yetinecek, ayrıca denetimli serbestlik tedbirinin süresini tayin etmeyecektir. Denetim süresini belirleme ve uzatma görevi, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek şartlı salıverilme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye aittir. Bu mahkeme bir yıldan az olmamak kaydıyla denetim süresi belirleyecek, beş yıldan fazla olmamak kaydıyla da denetim süresinin uzatılmasına karar verebilecektir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;UYAP sisteminden alınan güncel adli sicil kaydına ve dosyada bulunan evraklara göre; sanık hakkında tekerrüre esas alınan … (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.03.2009 tarihli ve 710-250 sayılı kararının, kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/2, 62, 53 ve 58. maddeleri uygulanmak suretiyle hükmolunan 3 ay 10 gün hapis cezasına ilişkin, 18.03.2009 tarihinde kesinleşen ve 09.10.2009 tarihinde infaz edilen ilamına ilişkin olarak … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesi sıfatıyla verdiği, 06.01.2020 tarihli ve 241-65 sayılı ek kararı ile atılı suçun uzlaşma kapsamına alınması ve yapılan işlemler sonrasında tarafların uzlaşmaları nedeniyle ortadan kaldırılmasına ve kamu davasının CMK’nın 254/2. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verildiğinin, … 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.03.2002 tarihli ve 646-142 sayılı kararının ise bu kararın verildiği tarih ve doğrudan hükmolunan adli para cezasının miktarı itibarıyla 1412 sayılı CMUK’nın 305. maddesi uyarınca “kesin” nitelikte bulunduğunun, suç tarihi olan 04.10.2010 tarihi itibarıyla tekerrüre esas olabilecek başkaca bir ilam bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmelidir.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE,
2-Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 02.06.2016 tarih ve 872-5419 sayılı düzeltilerek onama ilamında yer verilen “ancak;” ibaresinden sonra gelen paragrafın çıkartılarak yerine “Sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığının gözetilmemesi” cümlesinin eklenmesine ve son paragrafta yer verilen “bölümünden ‘sanığın cezasının infazı tamamlandıktan sonra hakkında 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ibarelerinin çıkartılmasına,
3-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 20.10.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.