YARGITAY KARARI
DAİRE : Ceza Genel Kurulu
ESAS NO : 2020/355
KARAR NO : 2023/461
KARAR TARİHİ : 20.09.2023
YARGITAY DAİRESİ : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza
SAYISI : 99-93
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 19.03.2014 tarihli ve 121-105 sayılı hükmün Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 14.01.2015 tarih ve 8181-173 sayı ile; “…Suç tarihinden önce amcasının kızı olup hafif düzeyde mental retardasyonu bulunması nedeniyle mağduru olduğu eylemlere karşı fiziken ve ruhen kendisini savunamayacak durumda bulunup fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan 20 yaşındaki mağdure ile aynı apartmanda komşu olan sanığın bir suç işleme kararı kapsamında değişik zamanlarda yalnız gördüğü mağdureyi cinsel maksatla binanın bodrumu ile çatı katına götürmesinin ardından burada nitelikli cinsel saldırı eylemlerinde bulunduğu tüm dosya içeriğinden anlaşıldığından sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolayı eylemlerine uyan TCK’nın 109/1-3-f-5 ve 43/1. maddeleri gereğince cezalandırılması yerine oluşa uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle beraatine hükmedilmesi,” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 16.03.2016 tarih ve 99-93 sayı ile;
“…Her ne kadar sanık hakkında ayrıca hürriyetten yoksun kılma suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de sanığın sabit görülen eylemlerinin meydana geldiği yerin sanık ile mağdurenin ortak kullanımlarına ait ve birlikte sahip oldukları apartmanın alanları olup, ayrıca gerçekleştirilen eylemlerin dışında rızası haricinde götürülme veya alı koyma olgusunun gerçekleşmediği, bu durum karşısında sabit görülen eylemlerin sanık ile mağdurenin yaşamlarının doğallığı içerisinde rutin olarak bulundukları yerlerde meydana geldiği, bu süreler dışında cebir şiddet veya başkaca bir unsurun varlığı ile alı koymanın söz konusu olmadığı, böylece cinsel istismar suçunu işlemek amacıyla alı koyma suçu yönünden atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı ve sanığa yüklenen suçun kanunda tanımının bulunmadığı anlaşılmakla, CMK’ nun 223/a maddesi gereğince atılı suçtan beraatine karar vermek gerekmiş… sabit görülen nitelikli cinsel istismar eylemlerinin gerçekleştirilme sürecinde TCK 109/1 maddesinin koşullarının oluşup oluşmadığının öncelikle saptanmasının gerekeceği, TCK 109/3-f ve 109/5 maddelerinin bu unsurlar saptandıktan sonra değerlendirilmesi gereken bir husus olduğu, sanık ile mağdurenin yaşam şekilleri, koşullarının önceki karar yerinde de açıkça irdelendiği, bu eylemlerin gerçekleştirilebilmesi amacıyla ve bu eylemlere münhasır olmak kaydıyla sanığın mağdureyi binanın ortak kullanım alanlarına dahi “götürmek veya bu amaçla zor kullanmak” niteliklerinin bulunmadığı ve iddia olunmadığı, böylece hayatın doğal akışı içerisinde ve yaşam sürecinde olağan biçimde bulunduğu yerlerde sanık tarafından bu eylemlerin gerçekleştirildiği, ayrıca münhasıran bu eylemin gerçekleştirilmesi amacıyla götürme veya alıkoyma niteliğinde eylem bulunmadığı…” şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar vermiştir.
Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.08.2016 tarihli ve 237456 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya, 6763 sayılı Kanun’un 36. maddesiyle değişik CMK’nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 12.01.2017 tarih ve 10163-128 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 12.09.2019 tarih ve 32-531 sayı ile katılan mağdureye vasi atanması sağlanarak atanacak vasiye gerekçeli kararların tebliği için Yerel Mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiş, anılan eksikliğin giderilmesinden sonra katılan mağdurenin vasisi tarafından kararın temyiz edilmemesi üzerine Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçundan verilen mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR:
İncelenen dosya kapsamından;
Kayden 10.12.1993 doğumlu katılan mağdurenin suç tarihinde on sekiz yaşından büyük olduğu, katılan mağdurenin amcasının oğlu olan ve kendisiyle aynı binada ikamet eden sanığın ise 28 yaşında ve bekâr olduğu, 11.04.2013 tarihinde sanık tarafından nitelikli cinsel saldırıya maruz kalan katılan mağdurede kanama başlaması üzerine olayı ailesiyle paylaştığı ve bu şekilde intikalin gerçekleştiği,
Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 26.07.2013 tarihli rapora göre; katılan mağdurenin yapılan muayenesinde hymen anüler ve etli yapıda, fehvasının 2 cm olduğu, saat 2 hizasında doğal çentik bulunduğu, forşette 0,3 cm ebadında nedbe dokusunun izlendiği, tarif ve tespit edilen bulguların vajene organ veya cisim sokulmasına teşebbüs ile uyumlu olduğu, dolayısıyla hymenin ereksiyon hâlinde penis veya benzer cesamette cismin yırtılmaksızın duhulüne müsait olmadığı,
Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 15.07.2015 tarihli rapora göre; hafif ile orta derece sınırında zekâ geriliği tespit edilen katılan mağdurenin eylemlere karşı ruh sağlığı bakımından kendini savunamayacağı,
Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 08.02.2016 tarihli rapora göre; mağduru bulunduğu olaydan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan travma sonrası stres bozukluğu denilen psikiyatrik bozukluk tespit edilen katılan mağdurenin 11.04.2013 tarihi ve öncesinde mağduru bulunduğu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu,
… Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce tanzim edilen 03.06.2013 tarihli uzmanlık raporunda; çatı katındaki çekyat üzerinden elde edilen kumaş parçasında bulunan meni lekesine ait genotip özelliklerin sanığın genotip özellikleriyle uyumlu olduğunun belirtildiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılan mağdure aşamalarda; amcasının oğlu olan sanığın … Bayramında bir gün sokakta bulunduğu esnada yanına gelerek kendisini binanın bodrumuna götürdüğünü, pantolonunu çıkardığını ve göğsünü okşadığını, bu olaydan sonra bir gün evde televizyon izlediği sırada yanına gelerek kendisini … isimli erkek kardeşinin odasına götürdüğünü ve dudağından öptüğünü, karşılıklı olarak birbirlerinin cinsel organlarını yaladıklarını, son olarak 11.04.2013 tarihinde okuldan döndükten sonra hava almak niyetiyle sokağa çıktığını, eve döneceği sırada yanına gelen sanığın kendisini binanın çatı katına çıkardığını ve içeri girdikten sonra da kapıyı kilitlediğini, çekyat üzerine yatırarak anal ve vajinal yoldan organ ithal etmek suretiyle kendisiyle cinsel ilişkiye girdiğini, devamında cips vererek evine gönderdiğini, aynı gün vajinal kanamasının olması üzerine olayı annesiyle paylaştığını, her defasında sanığın söz konusu eylemleri kimseye anlatmaması konusunda kendisine tembihte bulunduğunu beyan etmiştir.
Sanık aşamalarda; aynı binanın ikinci katında katılan mağdure ve ailesinin, dördüncü katında ise anne ve babasıyla birlikte kendisinin ikamet ettiğini, 11.04.2013 tarihinde öğle saatlerinde sokak üzerinde karşılaştığı katılan mağdureye dışarıda dolaşmamasını söyleyerek onun yanından ayrıldığını, çatı katında güvercin beslediğini, bu katı ailesinin yaptırdığını ve anahtarın da kendisinde bulunduğunu, amcasının bu katın yapımı sırasında maddi bir yardımda bulunmaması nedeniyle halı yıkama ve benzeri işler için çatıyı kullanmalarına izin vermediğini, olaydan bir gün önce yaklaşık yedi yıldır gönül ilişkisinin bulunduğu kız arkadaşıyla çatıdaki odada beraber olduklarını, kriminal raporda tespit edilen bulguların bu durumdan kaynaklanmış olabileceğini, katılan mağdurenin babası ile aralarında bir anlaşmazlık olmadığını ancak ablasının daha önce bir altın hırsızlığına adının karışması nedeniyle katılan mağdurenin annesiyle aralarında husumet bulunduğunu, katılan mağdurenin daha önceki bir tarihte bina boşluğunda başka bir şahıs tarafından sıkıştırılarak göğüslerinin okşandığını babaannesinden öğrendiğini, hatta o dönemde bu şahısla görüşmek için katılan mağdurenin ailesinin şahsın evine de gittiklerini ancak şahıs hakkında herhangi bir şikâyette bulunmadıklarını, katılan mağdurenin hem zihinsel hem de bedensel rahatsızlığının olduğunu ve kendisinin de bu durumu bildiğini, … Bayramında … ilinde olduğunu, suçlamaları kabul etmediğini savunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler
TCK’nın “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” başlıklı 109. maddesi;
“(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Bu suçun;
a) Silahla,
b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı,
f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat arttırılır.
(4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
(6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” şeklinde düzenlenmiş iken 14.07.2021 tarihli ve 31541 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile TCK’nın 109. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendine eşe ibaresinden sonra gelmek üzere ya da boşandığı eşe ibaresi eklenmiş olup anılan madde son hâlini almıştır.
Maddenin birinci fıkrasında; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şekli düzenlenmiş, ikinci fıkrasında; suçun cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi ve üçüncü fıkrasında ise; altı bent hâlinde, suçun silahla, birden fazla kişi ile birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi nitelikli hâller olarak yaptırıma bağlanmış, dördüncü fıkrasında; suçun netice sebebiyle ağırlaşmış hâline, beşinci fıkrasında; cinsel amaçla işlenen özgürlüğü kısıtlama suçuna yer verilmiş, altıncı fıkrasında ise; suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun sonucu itibarıyla ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bu suça ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir.
Uyuşmazlık konusunun açıklığa kavuşturulabilmesi için TCK’daki cebir kavramı üzerinde durulmalıdır.
Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğü’ne göre; “zor, zorlayış” anlamlarına gelen cebir; suç olarak düzenlendiği TCK’nın 108. maddesinin gerekçesinde; “kişiye karşı fiziki güç kullanmak suretiyle, onun veya bir üçüncü kişinin iradesi ve davranışları üzerinde zecrî bir etki meydana getirilmesidir.” şeklinde tanımlanmıştır.
Bu suç ile cezalandırılmak istenen husus, bireylerin hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde kaldırılması veya sınırlanmasıdır. Nitekim bu husus madde gerekçesinde; “Bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir.” olarak belirtilmiştir. Suçun maddi unsuru, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır. Bu fiil, failin doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanılarak gerçekleştirilebileceği gibi serbest hareketli bir suç olduğundan, bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması neticesini doğurabilecek her türlü hareket ile işlenebilecektir. Maddede sadece “bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak”tan söz edilmiş, fiilin işleniş şekli, yeri, zamanı ve süresi konusunda bir sınırlama getirilmemiştir. Bu nedenle suç, mağdurun bir yere gitme veya kalma özgürlüğünün ihlal edilmesi sonucunun doğması kaydıyla, her zaman her yerde işlenebilir. Fiilin herkesin girebileceği bir yerde, özel, kapalı veya açık alanda gerçekleştirilmesinin yahut uzun veya kısa süreli olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Suçun oluşması için mutlaka mağdurun bir yere kapatılmış olması gerekmemekte, aleni bir yerde tutma veya böyle bir yere götürme hâlinde dahi diğer unsurların da varlığında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşacaktır. Kesintisiz bir suç olması sebebiyle suçun tamamlanma ve bitme zamanları farklı olabilmektedir. Mağdurun hürriyetinin kısıtlanması ile suç tamamlanır ancak sona ermez. Mağdurun tekrar hürriyetine kavuştuğu an ise suçun sona erme zamanıdır. Suç tamamlandıktan sonra kısa sürede sona erdirilebileceği gibi, günlerce de sürdürülebilir. Öte yandan özgürlükten yoksun bırakma kavramı, anlık olmayan bir süreyi zorunlu olarak içerdiğinden, suçun tamamlanması için fiil ile sonucun hukuken kabul edilebilecek bir süre devam etmesi gerekmektedir. Sürenin çok kısa olup olmadığı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma niteliği taşıyıp taşımadığı, hareketin ağırlığı, önemi ve ciddiyeti ile birlikte hâkim tarafından değerlendirilip belirlenecektir. Sonuç ise mağdurun bir yere gitme ya da bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması biçiminde ortaya çıkmaktadır.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun manevi unsuru, failin, mağduru kişisel özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi istemesi ve bilmesi, yani genel kasttır. Kanunun metninden de anlaşılacağı üzere, suçun temel şeklinin oluşumu için saik (özel kast) aranmamıştır. Bu görüş öğretide (Erman-Özek, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, İstanbul-1994, s. 130; Ayhan Önder, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 4. Bası, İstanbul-1994, s. 31; Durmuş Tezcan-M. Ruhan Erdem-… Önok, Teorik-Pratik Ceza Hukuku, Ankara-2008, s. 363 vd.; Recep Gülşen, Hürriyeti Tahdit Suçları, Ankara-2002, s. 87) ve yargısal kararlarda da (Ceza Genel Kurulunun 29.06.2010 tarihli ve 110-161 sayılı, 23.01.2007 tarihli ve 275-9 sayılı, 03.12.2002 tarih ve 288-419 sayılı kararları) benimsenmiştir.
Uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir sonuca varılması bakımından geçitli suç kavramının ve bu bağlamda cinsel istismar (veya cinsel saldırı) suçunun işlenmesi sırasında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da oluşup oluşmadığının ayrıca irdelenmesi gerekmektedir.
Failin bir suçu işlemek için aynı hukuki değeri koruyan daha hafif bir suçu işlemek zorunda kaldığı hâllerde geçitli suç söz konusu olur. Geçit suçlar cezalandırılmayan önceki eylemlerin kapsamında sayılırlar ve bu nedenle bütün cezalandırılmayan önceki eylemlerle birlikte görünüşte içtimanın bir türünü oluştururlar. Bu tip görünüşte içtimada, bir suçun işlenmesi için daha hafif suçu basamak yapmak zorunluluğu vardır ve basamak durumunda bulunan suçu düzenleyen normun yardımcı norm oluşu nedeniyle, ağır suçu düzenleyen normun uygulanması ile yetinilir. Geçitli suçun söz konusu olabilmesi için, görünüşte içtima eden normlar arasında açık nitelikte asli-yardımcı norm ilişkisinin bulunmaması, ağır suç ile bu suça ulaşabilmek için aşılması zorunlu basamak durumunda bulunan hafif suçu düzenleyen normların korudukları hukuki değerlerin aynı nitelikte ve aynı türden olmaları, ağır suçun işlenmesi için mutlaka geçit durumundaki daha hafif bir suçun işlenmesinin gerekmesi, hafif suçun faili ve mağduru ile ağır suçun faili ve mağdurunun aynı kişiler olmaları, failin hareketi ile ağırlaşan neticeler arasında nedensellik bağının bulunması ve failin kastının başlangıçtan itibaren ağırlaşan neticeleri gerçekleştirmeye yönelmiş olması gerekir. Bu nedenle fail hareketine taksirle başlamış ve sonradan kastla devam etmişse veya başlangıçta hafif sonucu gerçekleştirmek istediği hâlde daha sonra kastını ağır sonuca yöneltmişse artık geçitli suçtan söz edilemez (Kayıhan İçel, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl: 7, Sayı: 14, Güz 2008, s. 35-49; Kayıhan İçel, Suçların İçtimaı, Sermet Matbaası, İstanbul, 1972, s. 226-238).
Öğretide amaç suç-araç suç ilişkisinin bulunduğu hâllerde, amaçlanan suç işlendiği takdirde, bu suçtan dolayı da failin ayrıca cezalandırılacağı, gerçek içtima kurallarının uygulanacağı savunulmuştur (İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 9. Bası, Ankara, 2013, s. 538, Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 12. Bası, Ankara, 2019, s. 505).
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cinsel saldırı suçu gibi bazı suçların icrası sırasında zorunlu olarak eşlik eden bir fiil olarak yer alabilir. Cinsel saldırı suçunda failin fiilini icra edebilmesinin zorunlu sonucu olarak mağdurun kısa bir süre özgürlüğünden yoksun kaldığı bu gibi hâllerde işlenen suç dışında failin sorumluluğunu gerektiren ayrı bir fiilin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Ancak işlenen fiilin zorunlu sonucu olmamakla birlikte, amaç suçun işlenebilmesi için mağdurun hürriyetinden yoksun bırakıldığı hâllerde, fail amaç suçun yanında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da cezalandırılacaktır (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 6. Bası, Ankara, 2019, s. 465). Ancak cinsel saldırı öncesi ya da sonrasında eğer mağdurun özgürlüğü sınırlandırılmışsa, fail kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da sorumlu tutulmalıdır (M. Emin Artuk-Ahmet Gökçen-M. Emin Alşahin-Kerim Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 18. Baskı, Ankara, 2019, s. 375).
Yargıtay uygulamalarına göre de kişinin vücut dokunulmazlığı amaç suçun konusu olması durumunda hürriyeti sınırlandırılmadan bu suçların işlenmesine olanak bulunmadığı için suç süresiyle sınırlı olarak kişilerin tutulması hâlinde, örneğin cinsel saldırı (cinsel istismar) veya yaralama eylemini gerçekleştirirken sadece bu suçların işlendiği süre boyunca bekletme veya tutma eylemleri ayrı bir suç oluşturmamakta, ancak amaç suç öncesinde veya sonrasında mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğü kaldırıldığında ise ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmaktadır.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Eylemlerin sübutuna ilişkin bir uyuşmazlık ve dosya kapsamı itibarıyla bu kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmayan somut olayda;
Hafif ile orta derece sınırında zekâ geriliği bulunan ve eylemlere karşı ruh sağlığı bakımından kendini savunamayacağı tespit edilen katılan mağdurenin amcasının oğlu olan ve kendisiyle aynı binada ikamet eden sanığın, farklı tarihlerde katılan mağdureyi sokaktan alarak binanın bodrumuna ve çatı katına götürdükten sonra kendisine yönelik nitelikli cinsel saldırı suçunu işlemesi, eylemlerin gerçekleştiği yerlerin aynı binanın farklı dairelerinde yaşayan sanık ve katılan mağdurenin ortak kullanımına tahsis edilmiş yerler olmasına rağmen sanığın bulunduğu yerden başka bir yere götürmek suretiyle katılan mağdureye nitelikli cinsel saldırıda bulunması, katılan mağdurenin kendiliğinden bu yerlerde bulunduğu esnada yanına gelen sanığın katılan mağdureye cinsel saldırıda bulunması gibi bir durumun söz konusu olmaması, kaldı ki sanığın, aşamalarda; çatı katının kendisi ve ailesi tarafından kullanıldığını, bu yerin yapımında maddi yardımda bulunmayan katılan mağdure ve ailesinin kullanımına müsaade etmeyerek anahtarın da kendisinde olduğunu açıkça ifade etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; kendi evinde televizyon izlemekte olan katılan mağdurenin yanına gelerek kardeşinin odasında katılan mağdureye cinsel saldırıda bulunan sanığın bu eyleminde cinsel saldırı suretiyle sınırlı olarak alıkonulma hâlinin söz konusu olması nedeniyle ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmadığında kuşku bulunmamakta ise de; sanığın bir suç işleme kararı kapsamında değişik tarihlerde sokaktan alarak binanın bodrumu ile çatı katına götürdüğü katılan mağdureye nitelikli cinsel saldırıda bulunmak suretiyle gerçekleşen eylemlerinde beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan katılan mağdureye yönelik cinsel amaçla zincirleme şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yasal unsurları itibarıyla oluştuğunun kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün isabetli olmadığına ve sanık hakkındaki beraat hükmünün, bir suç işleme kararı kapsamında değişik tarihlerde binanın bodrumu ile çatı katına götürdüğü katılan mağdureye yönelik nitelikli cinsel saldırıda bulunduğu sabit olan sanığa atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluştuğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.03.2016 tarih ve 99-93 sayılı direnme kararına konu beraat hükmünün, sanığa atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluştuğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.09.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.