Yargıtay Kararı Ceza Genel Kurulu 2020/403 E. 2023/296 K. 24.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Ceza Genel Kurulu
ESAS NO : 2020/403
KARAR NO : 2023/296
KARAR TARİHİ : 24.05.2023

KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza
SAYISI : 262-61

I. HUKUKİ SÜREÇ
Sanıklar …, …, … ve … hakkında nitelikli yağma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanıkların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 149/1-c.f.g, 35, 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250. maddesi ile görevli) İstanbul (Kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 19.01.2010 tarihli ve 262-61 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 20.04.2011 tarih ve 27243-5566 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14.10.2020 tarih ve 9540 sayı ile;
“…Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz nedenleri ‘suç vasfına’ ve ‘TCK’nın 58/9. maddesinin uygulama koşullarına’ yönelik olup; aşağıda iki başlık altında yazılmıştır:
I- Suç vasfına yönelik itiraz nedeni:
Dosya kapsamına ve toplanan delillere göre;
Katılan … … Kimya ve Sanayi Ticaret AŞ, … Dış Ticaret AŞ, … İlaç Fabrikası AŞ, … Tarım ve Veteriner İlaçları AŞ’nin büyük ortağıdır.
Sanıklar …, …, … ve …, …Finans isimli şirketin sahipleri ve işletenleridir. …, ‘Savcı’ soyadlı diğer sanıkların babasıdır.
Olayda yer alan diğer sanık … suç tarihinde katılana ait şirketlerin finansman müdürü olarak görev yapmaktadır.
Katılanın ilaç şirketi 2003 ile 2004 yıllarında Sosyal Sigortalar Kurumu’na yüklü meblağda ilaç satışı yapmıştır. Sosyal Sigortalar Kurumu borçlarını mutat şekilde 6 ila 8 aylık vadelerle ödemektedir. Katılanın şirketi de Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan olan alacaklarını borçlu olduğu kişi veya şirketlere noter vasıtasıyla tamamen ya da kısmen temlik etmek suretiyle ödemektedir.
Suç tarihinde katılana ait şirketlerin finansman müdürü olan diğer sanık … şirketin yönetim kurulunun haberi olmadan, menfaat sağlamak suretiyle sahte imzalar atarak sahte temliknameler düzenletmiş ve piyasadaki diğer kişi ve şirketlere vermiştir.
Mevcut sahtecilik ve dolandırıcılık suçları ile ilgili Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12.04.2016 tarihli ve 2914/11-830 Esas, 2016/185 Karar sayılı ve Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 17.04.2019 tarihli ve 2019/146 Esas, 2019/4026 Karar sayılı kararları çerçevesinde inceleme yapıldığında, sahte temliknameler ile bir kısım kişi ve şirketlerin mağdur edildiği belirlenmiştir.
Bu şirketlerden bir tanesi de sanıklar …, …, … ve …’nın sahip ve işleticisi oldukları …Finans isimli şirkettir.
…Finans isimli şirketin aldığı temlikler ile katılanın şirketinden alacağı olan para eski para birimine göre 2,4 trilyon TL’dir. Bu temlik sahte belgelerle yapılmış ve katılana ait şirketin muhasebe kayıtlarında mevcut değildir. Sanıklar bu temlikin diğer sanık … tarafından sahtecilik yapılmak suretiyle düzenlettirildiğini bilmemektedirler ve bildiklerine ilişkin delil de mevcut değildir.
…Finans isimli şirketin sahip ve işletenleri olan sanıklar …, …, … ve …, Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan sahteciliği öğrenince katılanın şirketine giderler. Hak sahibi oldukları 2,4 trilyon TL’nin kendilerine ödenmesini talep ederler. Katılan durumu araştırır ve sanıklara yapılan temlik işleminin sahte olarak düzenlendiğini tespit eder. Sanıklara temlikin sahte olduğunu ve şirketinin kendilerine borcu olmadığını söyler.
15.07.2004 günü katılan ve şirketin yetkilileri ile görüşen sanıklar masanın üzerine iki adet mermi koyarlar ve ‘Bu para aşiretin parası, parayı alamazsak aşiret hesap soracak, başınıza gelecek tehlikeden biz sorumlu olmayalım.’ demek suretiyle katılanı tehdit ederler.
Katılan ve şirket yetkilileri ‘Bu sahteciliğin … tarafından yapıldığını, şirketin borcu olmadığını, borç konusu paranın sahtecilik yoluyla kendilerine (sanıklara) geçtiğini’ söylerlerse de, sanıklar ikna olmazlar.
Katılanın bu parayı ödemeyeceğini anlayan sanıklar, bu alacağı çıkar amaçlı suç örgütü kurucusu ve yöneticisi olan diğer sanık …’a devir ederler. Katılana da alacaklarını …’a devir ettiklerini söyleyip gözdağı verirler.
…’ın talimatı ile hareket eden suç örgütü üyesi olan diğer sanıklar 20.09.2004 günü katılanın şirketine giderler; …’ın bu alacağı devir aldığını ve kendisine ödenmesini isterler. Görüşme sırasında ödenmesini istedikleri paranın eski para birimine göre 3,4 trilyon TL olduğunu söylerler.
Katılan …, Savcı soyadlı sanıkların alacaklı olduklarını iddia ettikleri 2.4 trilyon TL’nin paranın tahsili için yaptıkları tehdidinin örgüt lideri ve yöneticisi olan … ve adamları ile tekrarlandığını; örgüt liderinin de sanıklardan devir aldığı paranın çok üstünde bir meblağı kendisinden istediğini anlar ve şikayetçi olur.
Diğer sanık … ile sanık … arasında gerçekleşen telefon görüşmelerinde adı geçen sanığın …’dan bu konuda yardım istediği ve katılanı kastederek ‘sıkıştırın’ diye talepte bulunduğu anlaşılmıştır.
Somut olay değerlendirildiğinde; sanıklar …, …, … ve …’nın katılan ile aralarında oluşan hukuki ilişkiden kaynaklanan alacaklarını tahsil etmek kastıyla hareket ettikleri; bu bağlamda sübut bulan eylemlerinin TCK’nın 150/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 106/2-a-c-d maddesinde tanımlanan tehdit suçunu oluşturduğu; suçun işlendiği 15.07.2004 ve 20.09.2004 günleri ile inceleme tarihi arasındaki zamanaşımı süresinin de değerlendirilmesi gerektiği…
II- TCK’nın 58/9. maddesinin uygulama koşullarına yönelik itiraz nedeni:
Sanıklar …, …, … ve … hakkında TCK’nın 220/7, 220/3, 62, 51, 58/9. maddeleri uyarınca hükmedilen mahkumiyet kararının Yüksek Daire tarafından 20.04.2011 tarihli karar ile bozulmasına karar verilince, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.12.2019 tarihli ve 2015/11 Esas, 2019/471 Karar sayılı kararı ile anılan suç yönünden zamanaşımı süresinin geçtiğinden bahisle kamu davasının düşürülmesine hükmedilmiştir.
Katılan …’a yönelik yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükümde TCK’nın 58/9. maddesinin sanıklar hakkında uygulanmasına hükmedilmiş ve bu karar Dairece onanmıştır.
Dosyada mevcut adli sicil kayıtlarına göre suç tarihinde sanıklar …, …, … ve …’nın sabıka kayıtları bulunmamaktadır.
TCK’nın 58/9. maddesinin, örgüt mensubu suçlu hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına hükmedileceği hükmünü içerdiği, anılan hükmün örgüt mensubu olma kanuni sonucundan mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanan infaza ilişkin bir düzenleme olduğu ve aynı Yasanın ‘Tanımlar’ başlıklı 6/1-j maddesine göre ‘örgüt mensubu suçlu’ deyiminden ‘bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişinin’ anlaşılacağı; buna göre TCK’nın 220. maddesi kapsamındaki suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün üyesi olanlar hakkında 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107/4. maddesinde gösterilen koşullu salıverilme süresi ve aynı maddede düzenlenen infaz rejiminin uygulanacağı dikkate alındığında; örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayan adları geçen sanıklar hakkında TCK’nın 58/9. maddesinin uygulanamayacağı, mahkeminin bu yöndeki uygulamasının hatalı olduğu kanaatine varılmış; Yüksek Dairenin sanıklar …, …, … ve … hakkında TCK’nın 58/9. maddesinin uygulanmasına yönelik onama kararına da bu yönden itiraz edilmesi gerektiği” görüşleriyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 22.10.2020 tarih ve 2806-3631 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
İtirazın kapsamına göre inceleme, sanıklar …, …, … ve … hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
1- Sanıkların eyleminin teşebbüs aşamasında kalan yağma suçunu mu yoksa TCK’nın 150. maddesinin 1. fıkrası delaletiyle tehdit (suç tarihi itibarıyla 765 sayılı TCK’nın 308/2. fıkrasında yer alan ihkakı hak) suçunu mu oluşturduğunun,
2- Haklarında suç işlemek amacıyla kurulmuş olan silahlı örgüte yardım etme suçundan açılmış kamu davası bulunan ve suç tarihinde sabıkaları olmayan sanıkların, örgütün faaliyeti çerçevesinde işledikleri ve neticeleri itibarıyla örgüte yapılan yardım kapsamında olduğu kabul edilen araç suçlar yönünden TCK’nın 58. maddesinin 9. fıkrası uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezalarının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesinin isabetli olup olmadığının,
Belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Kamuoyunda mafya lideri olarak bilinen … hakkında çıkar amaçlı suç örgütü kurduğu ve faaliyetlerini İstanbul yoğun olmak üzere büyükşehirlerde sürdürdüğünden bahisle yürütülen soruşturma sırasında elde edilen deliller doğrultusunda, bu örgütün faaliyeti çerçevesinde gerçekleştirildiği iddia edilen farklı birçok inceleme dışı sanığın eyleminin yanı sıra sanıklar …, …, … ve …’nın da suç işlemek amacıyla kurulmuş olan silahlı örgüte yardım etme maksadıyla hareket ederek katılan …’a yönelik nitelikli yağma suçuna teşebbüs ettikleri iddiasıyla adı geçen sanıklar hakkında da soruşturmanın başladığı,
Dosya kapsamında yer alan iletişim tespit tutanakları ile … Şirketler Grubunun büyük ortağı ve yetkilisi olan katılan …’ın, Şirketlerinde finans müdürü olarak çalışan inceleme dışı sanık …’un bilgisi dışında düzenlediği Şirketini borç altına sokan temliknameleri verdiği sanıkların zorla kendisinden para tahsil etmeye çalıştıkları ve tehditlerine maruz kaldığı yönündeki şikâyetine istinaden sanıklar hakkında teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma ve suç işlemek amacıyla kurulmuş olan silahlı örgüte yardım etme suçlarından kamu davası açıldığı,
Katılan …’a yönelik olarak gerçekleştirildiği iddia edilen bu eylem nedeniyle inceleme dışı sanıklar …, …, …, … ve … hakkında da kamu davaları açıldığı,
Dosyaya sanıklar tarafından sunulan ve sanıkların yıllar içindeki ikrazat ilişkisine istinaden katılana verdikleri paralar karşılığında … Şirketler Grubundan aldıklarını iddia ettikleri temliknamelerin;
1- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, … Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 250.000 TL’nin …’ya temlik edildiği beyanını içerir Kadıköy 6. Noterliğinin 05.09.2003 tarihli ve 14468 yevmiye numaralı,
2- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, … Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 250.000 TL’nin …’ya temlik edildiği beyanını içerir Kadıköy 6. Noterliğinin 05.09.2003 tarihli ve 14469 yevmiye numaralı,
3- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, … Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 250.000 TL’nin …’ya temlik edildiği beyanını içerir Kadıköy 6. Noterliğinin 05.09.2003 tarihli ve 14470 yevmiye numaralı,
4- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, … Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 350.000 TL’nin Ayfinans İkrazat …’ya temlik edildiği beyanını içerir Kadıköy 2. Noterliğinin 07.11.2003 tarihli ve 18489 yevmiye numaralı,
5- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, … Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 600.000 TL’nin …’ya temlik edildiği beyanını içerir Kadıköy 2. Noterliğinin 21.11.2003 tarihli ve 19466 yevmiye numaralı,
6- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, … Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 600.000 TL’nin …’ya temlik edildiği beyanını içerir Kadıköy 2. Noterliğinin 08.12.2003 tarihli ve 20140 yevmiye numaralı,
7- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, … Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 570.000 TL’nin …’ya temlik edildiği beyanını içerir Kadıköy 2. Noterliğinin 16.12.2003 tarihli ve 21440 yevmiye numaralı,
8- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, … Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 570.000 TL’nin …’ya temlik edildiği beyanını içerir Kadıköy 2. Noterliğinin 16.12.2003 tarihli ve 21441 yevmiye numaralı,
9- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, … Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 687.000 TL’nin …’ya temlik edildiği beyanını içerir Kadıköy 2. Noterliğinin 04.03.2004 tarihli ve 4388 yevmiye numaralı,
10- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, … Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 783.000 TL’nin …’ya temlik edildiği beyanını içerir Kadıköy 2. Noterliğinin 24.05.2004 tarihli ve 10444 yevmiye numaralı,
11- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, … Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 700.000 TL’nin …’ya temlik edildiği beyanını içerir Kadıköy 2. Noterliğinin 24.05.2004 tarihli ve 10445 yevmiye numaralı,
Temliknameler olduğu,
Katılan … müdafilerinin şikâyetlerinde sahte olduğunu beyan ettikleri birçok temliknamenin temlik eden kısımında yer alan … Dış Ticaret AŞ kaşesi üzerindeki … adına atılı imzaların katılanın eli ürünü olup olmadığına ilişkin olarak Adli Tıp Uzmanı Dr. Cüneyt Atasoy’un hazırlayıp Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu 25.08.2004 havale tarihli bilirkişi ve 07.09.2004 tarihli ek bilirkişi raporlarında; alacaklısı … Faktoring AŞ olan 12.09.2003 tarihli ve 14893 ile alacaklısı Ayfinans İkrazat … olan 07.11.2003 tarihli ve 18489 yevmiye sayılı temliknameler dışında kalan 54 adet temliknamenin temlik eden kısımında yer alan … Dış Ticaret AŞ kaşesi üzerindeki katılan … adına atılı imzaların katılanın eli ürünü olmadığının tespit edildiği, imzaları katılan …’a ait olmadığı tespit edilen bu 54 adet temlikname içerisinde sanıkların ikrazat ilişkisine istinaden katılana verdikleri paralar karşılığında … Şirketlerinden aldıklarını iddia ettikleri ve Kadıköy 2. Noterliğinin 21.11.2003 tarihli ve 19466 yevmiye numaralı, 08.12.2003 tarihli ve 20140 yevmiye numaralı, 16.12.2003 tarihli ve 21440 ile 21441 yevmiye numaralı, 04.03.2004 tarihli ve 4388 yevmiye numaralı, 24.05.2004 tarihli ve 10444 ile 10445 yevmiye numaralı yedi adet temliknamenin de bulunduğu,
Yapılan soruşturma kapsamında birçok inceleme dışı sanık ile birlikte sanıklar …, …, … ve …’nın da banka hesap hareketlerinin incelenmesi sonucunda Bankalar Yeminli Başmurakıbı Taylan Demirkıran tarafından hazırlanan 31.08.2006 tarihli raporda; hesap hareketleri tablosunda “Savcı” ailesinin muhtelif bankalarda bulunan hesaplarındaki hareketlerin incelenmesinde, aile üyeleri arasında para yatırma, çekme, havale ve EFT gibi bankacılık işlemlerinin sıkça yapıldığı, diğer taraftan …’nın 178-6*****3 numaralı hesabına 16.12.2003 tarihinde kasadan 203.000 TL yatırıldığı, aynı tarihte bu tutarın 200.000 TL olarak “İNT-HVL-… adına gönderilen” açıklaması ile havale yapıldığı, gelen banka dosya bilgilerinde bulunmayan … Şirketler Grubu sahipleri adına yapılan havalenin … hesabından kimin talimatı ile nereye yapıldığının önem arz ettiği tespit ve değerlendirmelerinin yer aldığı,
Sanıklar …, …, … ve …’nın sahibi olduğu …Finans İkrazat isimli firma ile katılan … ve … Şirketler Grubu arasında alacak ilişkisi olup olmadığı yönünden sanıklar ve müdafii tarafından sunulan dilekçeler ekinde;
– “T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı” antetli, “İkrazatçılık Faaliyet İzin Belgesi” başlıklı İkrazatçılık Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik’teki şartları yerine getirmiş olduğu belirtilmek suretiyle …’ya hitaben düzenlenen ve adı geçenin bu alanda faaliyet göstermesi için ikrazatçılık izin belgesi verilmesinin uygun görüldüğü yazan, arka sayfası İstanbul 6. Noterliğince kaşe ve imzalı 22.10.1998 tarihli belgenin,
– Hazine Müsteşarlığı internet sitesi olarak belirtilen “http://www.treasury.gov. tr/stat/finans/ikrazatciAdres.htm” uzantısından alınmış altıncı sırasında …’nın adı ve adresi yer alan “İkrazatçılık Faaliyet İzin Belgesi Olan Kişiler” başlıklı evrakın,
– İstanbul Ticaret Sicil Memurluğundan alınmış, ticaret unvanı … İkrazat olan tacirin 16.10.1998 tarihinde tescil edildiği gibi birtakım bilgilerinin yer aldığı 24.04.2007 tarihli sicil tasdiknamesinin,
– İstanbul Ticaret Odasından alınmış ve … İkrazat unvanlı firmanın hâlen faaliyette olduğunu gösteren 15.09.2003 tarihli faaliyet belgesinin,
– …’nın bankacılık sistemi dışındaki borç verme hizmetleri yönünden faal mükellef olduğunu gösterir Tuna Vergi Dairesi Müdürlüğünden düzenlenme 24.04.2007 tarihli evrakın ve …Finans İkrazat firmasına dair vergi levhasının,
– Sanık …’nın firmasına dair ticaret unvanının “…Finans İkrazat …” iken “… İkrazat” olarak değiştirildiğini gösterir 07.02.2001 tarihli ve 5231 sayılı Türk Ticaret Sicili Gazetesi nüshasının,
– … Kimya Sanayi ve Ticaret AŞ ve … Dış Ticaret AŞ ile …Finans İkrazat firması arasında tanzim edilip imzalanmış olarak görünen sırasıyla 27.11.2000 (15.000 TL), 08.12.2000 (2.500 TL), 14.12.2000 (25.000 TL), 11.12.2002 (55.000 TL), 23.12.2002 (20.000 TL) ve 23.10.2003 (550.000 TL) tarihli altı adet ikrazatçı genel kredi(ödünç) sözleşmesi ve çok sayıda fatura ve tediye makbuzu fotokopilerinin,
– Gaziosmanpaşa 5. Noterliğinden onaylatılmış …’nın hesabından … Dış Ticaret AŞ’nin Türkiye İş Bankası nezdinde bulunan hesabına 23.10.2003 tarihinde 200.000 TL gönderildiğine dair Garanti Bankasınca verilen dekont ile gönderilen paranın adı geçen firma tarafından ilerleyen günlerde çekildiği bilgisini haiz Türkiye İş Bankasının Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/290 esas sayılı dosyasına gönderdiği yazının,
– İçlerinde yukarıda belirtilen temliknamelerden 4 ila 11. sırada yer alan temliknamelerin de olduğu ve sanıklarla birlikte birden fazla kişi ve firmanın elinde bulundurduğu toplam 52 temliknamenin sahte düzenlendiğine, hatalı muhasebeleştirilenlerin düzeltilmesi gerektiğine ilişkin katılan … müdafilerinin beyanlarını içeren 21 sayfalık Beyoğlu 7. Noterliğinin 23.09.2004 tarihli ve 26086 yevmiye sayılı ihtarnamesinin,
– Katılan … müdafilerince düzenlettirilen Beyoğlu 7. Noterliğinin 23.09.2004 tarihli ve 26086 yevmiye sayılı ihtarnamesinde ihtar edilenler arasında bulunan … Faktoring AŞ’ye, borçlusu …’a ait Genfar İlaç ve Gıda San. Tic. İth. İhr. Ltd. Şti. olan ve vade tarihleri 15.09.2004 ila 03.09.2006, meblağları ise 80.000 TL ila 233.420 TL arasında değişen 25 adet senedin teslim edildiğini gösteren, teslim edeni … Dış Tic. AŞ olarak görünen “Senet Bordrosu” başlıklı belgenin,
– Katılan … hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan yürütülen soruşturmalara, açılmış kamu davalarına dair bir kısım soruşturma evrakı, iddianame (İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 06.12.2004 tarihli ve 2004/32963 hazırlık numaralı iddianamesi) ve duruşma tutanaklarının (Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/417 esas sayılı dosyası),
– Katılan …’ın benzer şekilde resmî belgede sahtecilik suçundan İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.11.1996 tarihli ve 185-266 sayılı ilamına dair mahkûmiyet kaydının bulunduğunu belirtir adli sicil kaydının,
– … Dış Ticaret AŞ’ye verdikleri paraların kayıtlarının da yer aldığı …Finans İkrazat … firmasının yevmiye defteri ve defteri kebirinin noter onaylı ilgili sayfalarının,
İbraz edildiği,
Dosyaya taraflarca sunulan bilgi, belge ve ulaşılabildiği ölçüde UYAP sistemi üzerinden elde edilen kayıtlara göre incelemeye konu dosyadaki olayla ilgisi bulunan hukuk ve ceza davalarının irdelenmesinde;
A) Hukuk Davalarından;
1- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret [Öncesi: Kadıköy (Kapatılan) 1. Asliye Ticaret] Mahkemesinin 2004/595 esas sayılı dosyasında; davacının … Dış Tic. AŞ, davalıların sanıklar …, …, davanın ise temliknamelere dayanan menfi tespit ve alacak davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 18.10.2016 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu temliknamelerin geçersiz olması sebebiyle dava tarihi itibarıyla davacının davalıdan 750.000 TL asıl alacak ve taleple bağlılık gereği 15.12.2003 tarihinden 06.09.2014 tarihine kadar işleyen 233.791,67 TL yasal faiz olmak üzere toplam 983.791,67 TL alacaklı olduğu, Kadıköy 2. Noterliğinin 07.11.2003 tarihli ve 18489 yevmiye numaralı 350.000 TL bedelli temliknamenin geçerli bir temlikname olarak kabul edilemeyeceği tespit ve kanaatlerine yer verildiği, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince 23.01.2019 tarih 595-45 sayı ile davaya konu temliknamelerin altında davalı Şirket adına atılan imzaların, Şirketi bu işlerde temsile yetkili …’a değil, Şirket çalışanı …’a ait olduğu, temliknamelerin sahte olarak düzenlendiği hususunun yapılan ceza yargılamasında tespit edildiği anlaşılmakla, davanın davalı … yönünden kısmen kabulü ile 05.09.2003 tarihli ve 14468 yevmiye sayılı, 05.09.2003 tarihli ve 14469 yevmiye sayılı, yine 05.09.2003 tarihli ve 14470 yevmiye sayılı, her biri 250.000 TL bedelli üç adet temliknamenin sahteliği nedeniyle iptaline, bu temliknameler uyarınca davalı … tarafından tahsil edilen 750.000 TL’nin işlemiş faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihinden itibaren asıl alacağı talep gibi yasal faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine, davanın … yönünden kabulü ile Kadıköy 2. Noterliğinin 07.11.2003 tarihli, 18489 yevmiye sayılı ve 350.000 TL bedelli temliknamenin sahteliği nedeniyle iptaline karar verildiği,
2- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret [Öncesi: Kadıköy (Kapatılan) 3. Asliye Ticaret] Mahkemesinin 2005/290 esas sayılı dosyasında; davacının sanık …, davalıların … Dış Tic. AŞ, katılan …, inceleme dışı sanık …, …ve … … davanın ise alacak davası olduğu,
B) Ceza Davalarından;
1- Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/30 esas sayılı dosyasında; katılanı … İlaç Fabrikası AŞ olan ve Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının 15.04.2005 havale tarihli iddianamesiyle … ve … … hakkında konusu çek olan resmî belgede sahtecilik, Şirket’in finans müdürü … hakkında ise konusu çek olan resmî belgede sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davası doğrultusunda yargılama yapan Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesince 22.11.2006 tarih ve 201-427 sayı ile belirtilen suçlar yönünden …, … ve … … hakkında beraat hükümleri kurulduğu, bu hükümlerin, temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince 29.01.2010 tarih ve 13321-282 sayı ile eksik soruşturmayla beraat kararı verildiğinden bahisle bozulduğu, bozma üzerine yargılama yapan Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesince 30.04.2012 tarih ve 30-254 sayı ile … hakkında güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının düşürülmesine, …, Orhan İmrek ve … … hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan ise mahkûmiyetlerine karar verildiği, mahkûmiyet hükümlerinin temyiz edilmesi üzerine bu hükümlerin, Yargıtay (Kapatılan) 21. Ceza Dairesince 11.02.2016 tarih ve 5448-1175 sayı ile onanmasına karar verilerek kesinleştiği,
2- Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/5 esas sayılı dosyasında; … Dış Tic. AŞ vekilinin şikâyeti üzerine Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının 30.05.2005 tarihli ve 6222-335 sayılı iddianamesiyle Şirket’in finans müdürü … ve Orhan İmrek ile inceleme dışı katılan sanık … … hakkında konusu çek olan dolandırıcılığa teşebbüs ve resmî belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açıldığı, açılan kamu davası doğrultusunda yargılama yapan Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesince 09.05.2006 tarih ve 286-270 sayı ile her iki suç yönünden de …, Orhan İmrek ve … … hakkında beraat hükmü kurulduğu, bu hükümlerin, temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince 22.10.2009 tarih ve 17576-12400 sayı ile adı geçen şahıslar hakkında eksik soruşturmayla beraat hükümleri kurulduğundan bahisle bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine yargılama yapan Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesince 18.01.2011 tarih ve 5-16 sayı ile …, Orhan İmrek ve … … hakkında her iki suç yönünden de bu kez mahkûmiyet hükümleri kurulduğu, bu hükümlerin de temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 15. Ceza Dairesince 06.10.2011 tarih ve 25161-3568 sayı ile adı geçen sanıklar hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına, Orhan İmrek hakkında dolandırıcılık suçuna teşebbüsten kurulan mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek onanmasına, … ve … … hakkında aynı suçtan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin ise zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilerek belirtilen hükümlerin kesinleştiği,
3- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.02.2022 tarihli ve 400-116 sayılı kararına konu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.05.2019 tarihli ve 95296 sayılı itirazı kapsamındaki İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/79 esas sayılı dosyasında; resmî belgede sahtecilik suçundan …’ın, lehtarları … …, …Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti., … Faktoring AŞ ve … Konstrüksiyon San. ve Tic. AŞ olarak görünen temliknameler yönünden katılan sanık, lehtarları sanıklar … ve … ile birçok inceleme dışı şahıs olarak görünen ve sahteliği iddia edilen diğer temliknameler yönünden ise katılan sıfatını haiz olduğu kamu davalarının birleştirilmesiyle yapılan yargılamada, belirtilen dosyada sanık olarak yer alan … ve … hakkında Yerel Mahkemece beraat hükümleri kurulduğu, bu hükümlerin temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 19.01.2017 tarih ve 11411-387 sayı ile her iki sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı süresinin temyiz inceleme tarihine kadar dolmuş olduğu gerekçesiyle düşürülmesine karar verildiği; aynı dosyada hakkındaki yargılama devam eden … yönünden ise sanık sıfatını haiz olduğu dosyalara konu lehtarı……., … Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti., … Faktoring AŞ ve Gemkon Konstrüksiyon San. ve Tic. AŞ olarak görünen temliknameler yönünden bir bütün hâlinde zincirleme şekilde sahte temlikname düzenlettiği kabul edilerek 5237 sayılı TCK’nın 38. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 204/2-3, 43, 62 ve 53. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine hükmedildiği, bu hükmün, … müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 17.04.2019 tarih ve 146-4026 sayı ile onanmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu karara karşı Yerel Mahkemece eksik araştırmayla hüküm kurulduğundan bahisle itiraz kanun yoluna başvurmuş ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 23.02.2022 tarih ve 400-116 sayı ile itirazın oy birliğiyle reddine karar verildiği,
UYAP sisteminden incelenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.02.2022 tarihli ve 400-116 sayılı kararında, incelemeye konu dosyadaki olayla ilgisi bulunan delillerin;
– “Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürlüğünün 10.06.2004 tarihli ve 26993 sayılı yazısı ile ekindeki 09.06.2004 tarihli listeye göre; itirazın kapsamındaki mahkûmiyet hükmüne konu olan ve dosyada tek tek belirtilen temliknamelerin adı geçen İl Müdürlüğüne ibraz edildiği ve kuruma giriş kaydının yapıldığı”,
– “Aynı İl Müdürlüğünün, … Dış Ticaret AŞ’nin Müdürlüklerine Noter kanalı ile ulaştırdığı temliknamelerin ödenip ödenmediğine dair ekli liste ile gönderdiği 06.05.2005 tarihli ve 13610 sayılı yazısına göre de; Kuruma giriş kaydı yapılan itirazın kapsamındaki mahkûmiyet hükmüne konu olan bu temliknamelerin karşılığının ilgililere ödenmediği, ancak 07.02.2002 – 12.11.2003 tarihleri arasında başka tarihli ve yevmiye sayılı birçok temliknamenin ilgilileri olarak görünen … Faktoring AŞ, Mustafa …’in yetkilisi olduğu …Elektrik Hırd. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., … ile … … ve …’nun yetkilisi oldukları … End. Mam. Paz. ve Tic. AŞ, … …, …’ın yetkilisi olduğu 3 A Petrol İnş. Mad. Kuy. ve Tur. Tic. San. Ltd. Şti., …’in yetkilisi olduğu … Tur. Nak. İnş. Eml. Dek. Tic. Ltd. Şti., Eyüp Ahishali’nin yetkilisi olduğu Gama Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti. ile … isim ve/veya unvanlı kişi veya şirkete karşılıklarının ödendiği”,
– “Adli Tıp Vakfının 10.08.2004 tarihli ve 14 sayılı bilirkişi raporuna göre; Kadıköy 2. Noterliğince düzenlenmiş alacaklısı … olan 08.12.2003 tarihli, 20140 yevmiye sayılı ve alacaklısı … Bahtiyar olan 27.05.2004 tarihli, 10795 yevmiye sayılı ile alacaklısı Fulya Seyman olan 16.01.2004 tarihli, 01175 yevmiye sayılı temlikname fotokopilerinde temlik eden olarak bulunan … Dış Ticaret AŞ kaşesi üzerindeki … adına atılı imzaların …’ın eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı”,
– “Kadıköy 2. Noteri … …, Noterlik kâtipleri … ve … ile diğer bazı inceleme dışı şahısların sahteliği iddia edilen temliknameler dışında aynı Noterlikçe düzenlenen 78 adet temliknamenin daha bulunduğunun iddia edilmesi üzerine, belirtilen bu 78 adet temlikname Kadıköy 2. Noterliğinden getirtilerek …’ın temliknameler üzerindeki imzaların kendisine ait olup olmadığı yönünden yaptığı inceleme sonucunun, … müdafii tarafından Mahkemeye bildirildiği 23.06.2006 tarihli dilekçe içeriğine göre; 32 adet temliknamedeki imzanın …’a ait olmadığı, yani sahte olduğu, 6 adedinin sahte olduğu hâlde temellük edenlerce iptal ettirildiği, geriye kalan 40 adet temlikname üzerindeki imzaların ise …’a ait olduğu hususunun doğrulandığı, imzaların …’a ait olduğunun kabul edildiği 40 adet temlikname içerisinden 10 adedinin … Faktoring AŞ lehine, 6 adedinin yetkilisi… olan … İnş. Mad. Kuy. ve Tur. Tic. San. Ltd. Şti. lehine, 1’er adedinin ise yetkilisi … olan … Tur. Nak. İnş. Eml. Dek. Tic. Ltd. Şti. ve yetkilileri… ile … ve ….olan …End. Mam. Paz. ve Tic. AŞ lehine düzenlendiği”,
– “Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen 28.07.2017 havale tarihli yazı ekinde bulunan 23.07.2017 tarihli tutanakta; …’un üniversite mezunu, evli ve üç çocuk sahibi olduğu, taşınır ve taşınmaz mal varlığının bulunmadığı, emekli olup kendisinin aylık 1.700 TL, eşi ve oğlu … Yavuz’un ise 1.300’er TL gelir elde ettiği, oturduğu evin kira olduğu ve aylık 2.000 TL kira ücreti ödediği, geçim durumunun zayıf olduğu bilgilerine yer verildiği”,
– “Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğü Ş. S. Aslantepe Polis Merkezi Amirliğince düzenlenen 31.03.2017 havale tarihli yazı ekinde bulunan 28.03.2017 tarihli tutanağa göre; …’ın üniversite mezunu, evli ve iki çocuk sahibi olduğu, hâlen … Şirketlerinin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olduğu, iki çocuğunun evli ve ayrı yaşamakta oldukları, 2004 yılı itibarıyla … Şirketlerinin yıllık cirosunun 50.000.000 Dolar olup son 2 – 3 yıldır yıllık ortalama 200.000.000 TL cirosunun bulunduğu, 2004 yılı itibarıyla 35 civarında kıymetli ticari mülkünün mevcut olduğu ve bu mülklerin hâlen adına kayıtlı bulunduğu, kendi adına kayıtlı araç bulunmadığı ancak Şirketleri adına kayıtlı çok sayıda aracın olduğu, ayrıca 2003 yılında şirketlerinde çalışan sayısı 300 civarında iken 2017 yılı itibarıyla 550 – 600 arası çalışanının bulunduğu”,
Şeklinde olduğu,
Bir kısım inceleme dışı sanık yönünden alınan Mahkeme kararlarına istinaden yapılan teknik takip sonucu düzenlenen iletişimin tespitine dair tutanaklar dosya içerisinde olup sanıkların ve irtibatlı olduğu diğer kişilerin incelemeye konu olayla ilgisi bulunan iletişim tespit tutanaklarına göre;
02.07.2004 tarihinde saat 14.06’da sanık … ile inceleme dışı sanık … arasındaki görüşmenin;
“…
… : Şimdi ben onu değil de biz şimdi oraya bi görüşmeye gidiyoruz.
… : Hee tamam.
… : Hee eee ben orda rest çekiyim mi?
… : Eee yok çekme bence.
… : Nasıl yani?
… : Niye çekme diyorum biliyo musun?
… : Hee?
… : Ben orayla görüşmeden sana net bişey söyleyemediğim için.
… : Hee ben yani şöyle rest diyorum bunu yani ben notere gittim görüştüm.
… : Heh, noter ne dedi.
… : … noter diyo ki ben diyo sahte yaptımsa gitsin beni mahkemeye versinler diyo.
… : He emin yani emin mi, peki noter emin miymiş?
… : Eminim diyo adam ya görsen çıldırıyo ya diyo siz diyo bana niye geliyonuz diyo.
… : Hıh.
… : Ben diyo sahte yaptımsa diyo.
… : Hıı.
… : Beni mahkemeye versin diyo.
… : Hıı, çok iyi, iyi bi haber o.
… : Hee.
… : Hı.
… : Kendi diyo namussuzluk yapıyo diyo.
… : Hı.
… : Bu diyo her zaman yapıyo bunu diyo ben diyo bunların işini almak istemedim diyo muhasebe müdürü geldi bana diyo zorlan iş yaptırdı diyo.
… : Kim geldi diyo?
… : Muhasebe müdürü.
… : Muhasebe müdürü hee o … dediğimiz adam.
… : Hee, yoksa diyo ben bunların işini biliyorum diyo bunlar diyo bi kaç senede bir böyle yaparlar diyo.
… : Hıı.
… : Milletin parasının üstüne yatmaya uğraşıyorlar diyo.
… : Haa vay şerefsizler ya
… : Hee.
… : …
… : Bu diyo ilk değildi ki diyo.
… : Anladım, şimdi dörtte geliyo iniyo uçak biz altı gibi filan görüşücez onunla.
… : Tamam.
… : Yani siz ne zaman gidiyosunuz?
… : Saat üçte bizim randevu.
… : Hee, bence şey yapın çok sertleşmeyin.
… : He.
… : Yani notere de gittik konuştuk, siz ne yapmaya çalışıyosunuz arkadaş biz deyin ki bize.
… : He.
… : Bu parayı biz vermiycez mi diyosunuz yani ben ne ne diyosunuz netice ne yani.
… : Hee.
… : Noter böyle diyo dersiniz.
… : Evet.
… : Tamam mı?
… : Tamam.
… : Yani siz, siz yani ne ne yap yani ne düşünüyosunuz ne yapmayı ne yapıcaksınız?
… : Evet.
… : Tamam bunu sor, çokta sertleşme peki dersin ilerleyen günlerde görüşücez dersin, öyle çık.
… : Tamam oldu.
… : Yani bağırmaya çağırmaya şunu yapmaya gerek yok.
… : Tamam.
… : Ya biz dersin bak sakin, sakin konuş yani ben benim işim dersin garanti.
… : Hee.
… : Tamam mı?
… : Tamam.
… : Yani siz ne yapmaya, notere de gittim ben konuştum dersin.
… : Evet.
… : Ee ben her zaman barıştan yanayım dersin.
… : Evet.
… : Barıştan yanayım.
… : Evet.
… : Ama illa sen ben bunu vermiycem senle kavga etmek istiyosan dersin o da var yani dersin.
… : Tamam.
… : Anladın mı?
… : Oldu.
… : Yumuşak konuş sen şey et ondan sonra bakıcaz şeye, bugün ben altı gibi görüşcem çünkü tamam.
… : Oldu, oldu.
… : Peki, görüşmek üzere.
… : Hadi Allah’a emanet ol
… : Hadi sen de sağol, sağol.”,
07.07.2004 tarihinde saat 16.01’de sanık … ile inceleme dışı sanık … arasındaki görüşmenin;
“… : Efendim.
… : Aloo.
… : Efendim.
… : Nasılsın …?
… : Sağol sen nasılsın?
… : Müsait misin?
… : He dinliyorum.
… : Yav bi şey, bi adamı arıyoruz.
… : Hı.
… : Bunu buldurma imkanımız olur mu?
… : Nerde adam nerde?
… : İstanbul’da.
… : Evinde.
… : Bi dakka dinle yanlış anlattım.
… : Hı.
… : Şimdi bu ilaç fabrikasını dolandırıp kaçan adam.
… : He, ee…
… : Bunun ben anlatayım da pardon özür dilerim.
… : Ben konuştum da bi ara karşılıklı görüşelim olur mu?
… : Hayır hayır benim ki söyliycem ayrı bişey.
… : Hıı.
… : Bunu diyorlar, buldurun dediler.
… : Hıı.
… : Ben de dedim, bulunur dedim, bu masraflı olur dedim.
… : Hı, hayır…
… : Böyle bi olanağımız var mı?
… : Ya şimdi bi ara senle karşılıklı görüşelim olur mu?
… : Tamam.
… : Sana anlatacaklarım var.
… : Tamam.
… : Tamam sonra bi ara…
… : Ne zaman?
… : Ya… yarın olur, yarın olur eee sen.
… : Kaçta?
… : İşte yarın eee yarın ben saat on bir gibi bi yere gidicem ordan kaçta çıkarım bilmiyorum sen yarın saat birde beni ara.
… : Tamam.
… : Tamam on ikide ara beni on ikide ara.
… : On ikide.
… : On ikide ara buluşalım.
… : Tamam.
… : Tamam, tamam görüşürüz.
… : Hadi güle güle.”,
03.08.2004 tarihinde saat 17.04’te sanık … ile inceleme dışı sanık … arasındaki görüşmenin;
“… : Efendim.
… : Aloo.
… : Efendim abi.
… : Patron.
… : Heh.
… : Şimdi oo eee tarihleri göz önüne alma temlikte… yokmuş.
… : Nasıl?
… : O şeyler var ya?
… : Tarihleri.
… : Ödeme tarihleri dedim ya sana.
… : Heh tamam.
… : Onları boş ver.
… : Tamam.
… : Bu günden alacağımız o.
… : Tamam anladım, anladım.
… : Anladın?
… : Tamam anladım.
… : Oldu peki.
… : Tamam görüşürüz.
… : Güle güle.”,
03.09.2004 tarihinde saat 20.16’da sanık … ile inceleme dışı sanık … arasındaki görüşmenin;
“… : Aloo.
… : Aloo.
… : He … görüştük biz, şimdi, şimdi çıktık.
… : Hee, he.
… : Eee onlar bi kaç güne kadar gün vericeklermiş.
… : Hee.
… : Olayı bitirmek için, fakat bu hafta o gerçekleşmemiş heralde avukat müsait değildi.
… : Hee.
… : Bize bi iki güne kadar bildirecekler, yani şeyin üstündeler yani olayın tamam?
… : Hesapta anlaştınız mı?
… : Konuş.. konuşuruz senle ben döndüğümde ben pazartesi akşam dönüyorum, tamam mı?
… : Heee.
… : Konuşuruz.
… : Pazartesi akşam dönüyosun.
… : Heh pazartesi akşam dönüyorum.
… : Oldu peki.
… : Tamam hadi öpüyorum.
… : Kusura bakma sık sık arıyorum.
… : Estağfurullah… şimdi, şimdi, şimdi, şimdi çıktık şimdi tamam?
… : Oldu.
… : Oldu görüşürüz haydi.
… : Hadi, hadi sağol.
… : Hadi öpüyorum.”,
16.09.2004 tarihinde saat 18.00’de sanık … ile inceleme dışı sanık … arasındaki görüşmenin;
“…
… : Alo.
… : Aloo.
… : He he … dinliyorum.
… : Nee nerdesin?
… : Ben şirketteyim bugün hep ordaydım.
… : Hee.
… : Onlarla görüştük işte avukatlarla filanda bir araya gelicekler.
… : Hee.
… : İşte yarın öbürsü gün hangi gün ise şu iki üç gün içerisinde.
… : Hee.
… : Aşağı yukarı iki saat filan kaldım orda, konuştum onları.
… : Hee.
… : İşte ben dedim ki avukatla bizim bi işimiz yok esas dedim mal sahibi ile ilgili neyse onu da, onlarla bugün yarına randevu alıyo bekliyorlar orda.
… : Hee.
… : Görüşmek üzere.
… : Hee.
… : Ben bugün iki, iki buçuk o … ee …’ın aradığında ordaydım şimdi geldim ben de şirkete dışarda işlerim vardı…”,
20.09.2004 tarihinde saat 17.02’de sanık … ile inceleme dışı sanık … arasındaki görüşmenin;
“… : Efendim.
… : Patron.
… : Efendim.
… : Unuttun heral yoğunsun ki hep unutuyon.
… : Ya çok yoğunuz.
… : Heh.
… : Çok yoğun olağanüstü bir yoğunluğum var.
… : Heh.
… : Ankara’ya gidip geldim yarın gene gidecem yani bir Irak’la bi meselemiz var.
… : Heh.
… : Onun için bi yoğunluğum var bu ara eee bi haber de almadım ordan.
… : Ya şu bizim, ya şunu bi sıkştır yaa.
… : Ya sıkıştır…
… : Bi de bi kağıt var onu getireyim de bi gör hele onu.
… : Tamam.
… : Müsait misin şimdi?
… : Ben yokum şu anda dışardayım ben.
… : Hee.
… : Rahatlıyim öyle arayım dedim sen daha önce …
… : Şu adama hastaneye almışlardı ifade vermiş o da.
… : Hee tamam.
… : Hee hastaneden.
… : Peki şöyle yapalım bi dakka ben Avcılar tarafındayım dönücem.
… : Hee.
… : Böyle yol üstünde bi yerde buluşalım o zaman bi görüşelim.
… : O kağıdı veriyim de bi oku.
… : … tamam nerdesin sen?
…”
01.10.2004 tarihinde saat 17.28’de inceleme dışı sanık … (…) ile tanıdığı … Sapaz arasındaki görüşmenin;
“… : Efendim.
… : Aloo.
… : Alooo.
… : Napıyon fıstık.
… : İyiyim şeker, sen.
… : Napıyim bende Gebze’ye geçicem.
… : Heh.
… : Gebze’ye geçicem diyorum iyi ya napıyim.

… : Olur olur öyle şeyler, kimlen gidiyosun şeye.
… : Avukat var bizim piç avukat demiştim ya fırlatma arkadaşım.
… : Hee.
… : O da bi de … var Katmerci Holding var onun sahibi.
… : Hee.
… : Ondan sonra…
… : İki kişi mi, iki kişi mi sorunlu.
… : Hıı, bi de yok … İlaç Firması var ya ….
… : Hee.
… : Şu meşhur onlar yani.
… : Hiç duymadım ben onları.
… : …’ı duymadın mı?
… : Napıyo ki onlar ilaç mı yapıyo?
… : … … Eczacıbaşı … … Türkiye’nin en eski firmaları bunlar.
… : Hee, ee ikisi mi şey problemli?
… : He he, he he, holdingden bizim arkadaşımızlan, he bizim yani beraber hareket ettiğimiz arkadaş, holding yabancı değil yani Katmerci.
… : Hıı.
… : Ondan dolayı işte.
… : Onların…
… : Hee iyi olucak heralde yaa bende bu arada işte İstanbul sefatmı uzatıcam işte bi iki gün heralde.

… : O tip işler uzar yani o açıdan söylüyorum.
… : Evet şey var ya … Otel var Gebze’de biliyo musun Eski Hisar’da.
… : … Bilmiyorum
… : Hıı.
… : Bilmiyorum.
… : Anladım canım.
… : Bilmiyorum ama şimdi öğrendim…”,
01.10.2004 tarihinde saat 21.14’te inceleme dışı sanık … (…) ile X bir erkek şahıs arasındaki görüşmenin;
“… : Alo.
X BAY : Ne yapıyon kanka?
… : İyi, sen ne yapıyon?
X BAY : İyi ne yapım, ne var, ne yok?

X BAY : İyi kanka, başka.
… : İyi ne olsun, bende bu bi …’la bi iş görüşmesi vardı ya.
X BAY : He ne yaptın, halledebildin mi?…
… : Amına koyayım, şimdi çıkartmışlar faizi üç trilyon dokuzyüz milyara, bir buçuk trilyonu, dokuz ayda.
X BAY : Hıı.
… : Ya öyle bi ödeme şekli yok ki ya.
X BAY : Hı, anladım, ee siz ne yaptınız.
… : İki buçuk üç arası dedim ben de, ineriz.
X BAY : Hı, hı.
… : Öyle işte.
X BAY : İyi, hayırlısı bakalım inşallah olur.
… : Olur canım, bu iş, bu iş olacak yani.
X BAY : İyi hadi bakalım, inşallah kanka…”,
15.10.2004 tarihinde saat 16.33’te inceleme dışı sanık … (…) ile … isimli bir şahıs arasındaki görüşmenin;
“… : Efendim.
… : Aloo.
… : Efendim.
… : …kardeş selamünaleyküm … ben Bodrum.
… : Aleykümselam … bey nasılsın?
… : Allah’a şükürler olsun iyiyim sen nasılsın?

… : Tamam kardeş, ya bi şey sorucam bu İstanbul’da … İlaç Fabrikası.
… : Hee abi.
… : Bu konuda bilgi var mı acaba elde?
… : Var abi bizim de bi arkadaşımıza bayağı bi borcu var yani.
… : Anladım, aynı konu var da şu anda burda.
… : Doğrudur.
… : Eee zor mu durumları bunların?
… : Zor
… : Paranın alınma şansı?
… : Zor şu anda.
… : Yapma ya.
… : Hıı.
… : Tamam kardeş.
… : Bayağı zor yani, yani dandik evraklarlan faktorinklerden para almışlar bunlar.
… : Evet.
… : Finans müdürü de cezaevinde.
… : Evet biliyorum aynen anlattığın olay gibi para, bizdeki para da aşağı yukarı on trilyona yakın yani.
… : Görüşürüz.
… : Tamam kardeş.
… : Görüşürüz abi.
… : Tamam kardeş olmazsa ben bi o tarafa, bu günlerde bu tarafa siz inecek misiniz?
… : Ben Antalya tarafındayım şu anda.
… : E Bodrum üstünden dönersen bi uğra görüşelim.
… : Tamam dönersem arıycam abi seni.
… : Hadi Allah’a emanet ol.
… : …”
Şeklinde olduğu,
Sanıklar …, …, … ve … hakkında nitelikli yağma ve suç işlemek amacıyla kurulmuş olan silahlı örgüte yardım etme suçlarından açılan kamu davasında (CMK’nın 250. maddesi ile görevli) İstanbul (Kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, sanıkların, 5237 sayılı TCK’nın 149/1-c.f.g., 35 ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl, aynı Kanun’un 220/7. maddesi delalatiyle TCK’nın 220/2-3 ve 62 ve 51. maddeleri uyarınca erteli 1 yıl 10 …15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve her iki suç yönünden her bir sanık hakkında TCK’nın 58/9. maddesi uygulanmak suretiyle cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, verilen bu hükümlerin sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 20.04.2011 tarih ve 27243-5566 sayı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerin onanmasına, silahlı örgüte yardım etme suçundan kurulan hükümlerin ise bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine silahlı örgüte yardım etme suçu yönünden sanıklar hakkındaki yargılamaya devam eden Yerel Mahkemece 04.12.2019 tarih ve 11-471 sayı ile zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle anılan suçtan açılan kamu davalarının TCK’nın 66/1-e, 67 ve CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca ayrı ayrı düşmesine karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılan … aşamalarda; 1950’1i yıllardan bu yana faaliyet gösteren … Şirketler Grubunun büyük ortağı olduğunu, diğer firmalar ile ilişkileri olduğu gibi SSK, Bağ-Kur, birtakım ecza depoları ve ilaç üzerine çalışan ilgili diğer işletmeler ile ticari alışverişlerinin bulunduğunu, ilaç şirketi sahibi olduğundan SSK’ya sürekli olarak ilaç verdiğini, bu nedenle SSK’nın Şirketine borçlandığını, SSK’dan olan bu alacağının bazen 5-6 …kadar ödenmediğini, Şirket olarak ilaçları yaparken kullandığı hammadde, nakliye veya ilaç kutuları üreten şirketlerle irtibatının olduğunu, bu şirketlerden aldığı hizmetler karşılığında da SSK’dan olan alacaklarını noter kanalı ile bu şirketlere temlik ettiğini ve bu şirketlerin de paralarını SSK’dan talep ettiklerini, bu alışverişlerinin tamamen hukuki prosedür içerisinde firmalarının yönetim kurullarının vermiş olduğu kararlar ve bilgileri dahilinde yapıldığını, … Şirketler Grubu içerisinde yer alan Şirketlerinin aynı çatı altında bir finans bölümünün bulunduğunu ve bu bölümün sorumlusunun da inceleme dışı sanık … olduğunu, bu şahsın firmalarında çeşitli sıfatlar ile yaklaşık 14 yıldır görev yaptığını, Şirketi temsil için imza yetkisinin olmadığını,
2004 yılının Mayıs, Haziran ayı gibi sık sık iş yaptıkları kurumlardan birisi olan SSK İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ile koordineli olan elemanlarının uyarısıyla firmalarının SSK’dan olan alacaklarını üçüncü şahıslara alacak miktarını çok fazla aşan bir şekilde temlik ettiklerinin bildirilmesi üzerine konuyu SSK nezdinde araştırdıklarını, firmalarının finans bölümünde görevli …’un Kadıköy 2. Noteri ve çalışanları ile anlaşıp imzasını da taklit ederek sahte temlik belgeleri hazırlattığını ve noter kanalı ile SSK’ya temliknameleri gönderttiğini, bu şekilde Şirketini dolandırdığını, yaptığı araştırmalarda bu şekilde 56 adet temlik belgesi hazırlanarak 17 trilyon TL tutarındaki borç içeren belgenin SSK’ya temlik belgesi ile gönderildiğini, bu temliknamelerden 6 trilyon TL’ye yakın bir kısmının …Finans isimli firmaya yapıldığını tespit ettiğini, hatta 2 – 3 trilyon TL civarındaki bir kısmının da SSK’dan tahsil edildiğini öğrendiğini ve derhal gerekli yasal girişimlerde bulunduklarını, bu firmadan mal veya hizmet almadıklarını, bu hadise ile ilgili olarak Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmalarının hemen akabinde yani 2004 yılı Temmuz ayı başlarında firmalarına ait santralı arayarak sekreterine not bırakan …Finans isimli firmanın sahibi olduğunu beyan eden sanıklar … ve oğlu … isimli şahısların ısrarla firmalarından alacaklı olduklarını iddia ederek görüşme talep ettiklerini, bunun üzerine firma çalışanlarından bir şahsı bu adamlarla görüşmek üzere görevlendirdiğini, amacının şahısların ne gibi bir alacakları olduğunu ve neye dayanarak bu taleplerde bulunduklarını öğrenmek istemesi olduğunu, belirttiği tarihlerde …’un başlarına açtığı olumsuzluklar sebebi ile firmalarına kimseyi sokmama kararı aldıkları için yine firmalarına yakın bir yerde Şirket elemanlarının …Finans İkrazat … firması yetkilileri olan şahıslarla bilgisi dahilinde bir araya geldiklerini, toplantıda geçenleri çalışanlarından öğrendiği üzere; …Finansın yetkilileri olduğunu iddia eden şahıslardan birisinin henüz toplantı başlar başlamaz masaya 2 adet tabanca mermisi koyarak aşiret olduklarını, alacaklı olduklarını, bu paranın aşiretin parası olduğunu, parayı alamamaları durumunda aşiretin kendilerine hesap soracağını söyleyerek Allah nezdinde başlarına gelecek olan herhangi bir tehlikeye karşı kendilerini sorumlu hissetmemek amacıyla şimdiden uyardıklarını ifade ettiklerini, yine toplantının başından sonuna kadar devamlı olarak tehdit içeren ve kesinlikle bir iş adamına yakışmayan tavırlarda bulunduklarını ve yine kesinlikle uzlaşmacı bir tavır sergilemeyerek …’a firmaları adına yüklü miktarda para verdiklerini, bunun karşılığında Hasan’ın SSK’daki alacaklarını temlik ettiğini, ancak SSK’dan Şirketlerinin alacağının bu kadar fazla olmaması sebebiyle temliğin karşılanamadığını, bu paranın kendilerine faiziyle ödenmesi gerektiğini aynı üslup ve hareket tarzı ile ifade ettiklerini, bu toplantıdan sonra Şirket muhasebe kayıtları incelendiğinde … ve Şirketine böyle bir borçlarının olmadığının ancak bu firmayla toplamda 100 milyar TL’yi geçmeyen çok küçük meblağlarda çek kırdırma hususunda bazı ödemeler yapıldığının anlaşıldığını, ancak şahısların iddia ettiği gibi bir borcun kaynağının bulunamadığını, söz konusu firmadan Şirketlerine verilen herhangi bir borç kaydına rastlanmadığını,
Daha sonra şahısların ısrarla kendisiyle görüşmek istemeleri yönünde gelen baskılar üzerine şahıslarla bir kez de kendisinin görüşme gereği duyduğunu ve ilk toplantıdan 15 gün kadar sonra firmalarında kendilerini …, …, … ve … olarak tanıtan şahısların bulunduğu ortamda 1 saat kadar süren ikinci bir toplantı daha yaptıklarını, bu toplantıda da ilk toplantıdaki tavırlarını sergileyerek kanun ve hukuk tanımadıklarını, işlerini kendilerinin halledeceklerini, …’a verdiklerini iddia ettikleri paraların ödenmesinin gerektiğini tehditkâr sözler ile dile getirdiklerini ancak bu iddialarını ispatlayabilecek herhangi bir belge sunamadıklarını, sözde …’un talimatıyla üçüncü şahıslara bizim adımıza ödeme yaptıklarına dair birtakım banka dekontları ibraz ederek bunların kendilerine ödenmesini istediklerini, ticari hayatta bu şekilde bir yöntemlerinin kesinlikle olmadığı gibi bu yöntemin hiçbir firmanın uyguladığı bir yöntem de olmadığını, bu iddialar ve tehditlerle devam eden toplantıda herhangi bir sonuç çıkmadığını, münakaşa ederek ayrıldıklarını, ilerleyen süreçte bu ve bunun gibi birkaç toplantı daha yapmak zorunda kaldıklarını ve bu toplantıların sonunda şahısların alacaklı olduklarını iddia ettikleri miktarı 2,4 trilyon TL olarak dile getirdiklerini, kesinlikle böyle bir borçları olmadığından şahısların bu taleplerine şiddetle karşı çıkarak bir daha görüşmeme kararı alıp şahıslara bildirdiklerini, bu toplantıların akabinde şahısların bu alacağın takibinin başka şahıslara geçtiğini, bir daha bu alacak ile kendilerinin muhatap olmayacaklarını beyan eden haberler gönderdiklerini,
Tüm bunların ardından 2004 yılının Ağustos ayı gibi yine bu şahısların talepleri üzerine fabrikalarının bazı çalışanları ile karşı taraf adına hareket eden ve avukat olduğunu iddia eden … isimli şahıs, yanında isminin …veya … olduğu söylenen şahıs ve sanırım “Savcı” soyadlı kardeşlerden birinin bulunduğu bir ortamda yapılan toplantıda Avukat …’in kamuoyu tarafından bilinen …’ın da avukatı olduğunu, …’ın “Savcı” soyadlı kardeşlerden alacağı olduğunu, “Savcı” soyadlı kardeşlerin firmalarından olan alacağını bu vesile ile takip ettiğini, yanında bulunan …veya … isimli şahsın da …’ın yeğeni olarak bu toplantıda hazır bulunduğunu beyan etmesi üzerine firma çalışanlarından bir şahsın bu işlerin böyle olamayacağını kendilerinin tahsilat amacıyla burada bulunmaları hâlinde görüşmeye son vereceğini beyan ettiğini, bu kez Avukat …’in aynı zamanda “Savcı” soyadlı kardeşlerin de avukatı olduğunu ifade ederek bu sıfat ile toplantıda hazır bulunduğunu, bu toplantı esnasında şahısların alacaklarını 3,4 trilyon TL’ye çıkardıklarını söylediklerini, bu anlattığı toplantıya katılmadığını ancak çalışanlarının anlatımıyla konuya birebir vakıf olduğunu,
Yine aynı şekilde bu toplantıya katılan şahıslardan … dışındaki şahısların katılımıyla bir toplantının daha gerçekleştiğini, bu toplantıda da aynı konuların tekrarlandığını, Avukat …’i ve …veya … isimli şahsı görmediğini, bu sebeple görse de tanıyamayacağını, diğer şahıslardan …, …, … ve …’yı simaen tanıdığını,
Ayrıca bu olaylar devam etmekte iken …Finans isimli firmanın sahibi …’nın 2005 yılının Şubat veya Mart ayında konularla ilgili tekrar son bir görüşme talebinde bulunduğunu, …’nın Acıbadem’de bulunan ilaç fabrikasına yanında daha önce görmediği, tanımadığı bir şahısla birlikte geldiğini, Asef’in yanında bulunan şahsın 45-50 yaşlarında orta boylu, kumral, saçları az olan tıknaz bir yapısının olduğunu, yaptıkları toplantıda bu şahsın kendisine …’nın sürekli istemiş olduğu 5 trilyon TL’yi ödeyip ödemeyeceklerini sorduğunu ve kendisinin …’ın parasını işlettiğini, alacağı paranın da …’a geçtiğini, …’ın adamı olduğunu, onun için burada bulunduğunu söylediğini, kendisinin de Asef’e herhangi bir borcunun olmadığını, şirket borcunun da bulunmadığını, düzenlenen tüm temliklerin ve belgelerin sahte olduğunu ifade ettiğini, …’nın konuşmalarının önceki üslubundan daha yumuşak olduğunu ama paranın ödenmesi konusunda ısrar ettiğini, görüşmede medyadan bildiği kadarı ile mafya lideri olan …’ın ismini söyleyerek de …’nın kendisine gözdağı verdiğini,
Öte yandan …’nın 200 milyar TL’yi banka kanalı ile gönderdiğinden haberinin olmadığını, bu konu ile ilgili hukuk davası olduğunu, Ticaret Mahkemesinde imzanın kendisine ait olmadığına dair bilirkişi raporu bulunduğunu,
15.09.2005 tarihli fotoğraf teşhis tutanağına göre; …’nın bir toplantıya yanında getirdiği 45-50 yaşlarında orta boylu, kumral, saçları az olan tıknaz yapılı şahsın Organize Suçlar Şube Müdürlüğünde oluşturulan fotoğraf albümünün 31. sırasında yer alan … olabileceğini, bu fotoğraftaki kişiyi gelen şahsa benzettiğini,
Aynı tarihli ve teşhise katılanlar arasında sanıklardan … ile …’nın yer aldığı ifadeli teşhis tutanağına göre de; gösterilen şahıslardan 3. sırada bulunanın …’nın oğlu olarak toplantılara katılan kişilerden olan ve ismini emniyet görevlilerinden öğrendiği …, yine gösterilen şahıslardan 9. sırada bulunanın da … olduğunu, iki şahsı da kesin olarak tanıyıp teşhis ettiğini,
(4) numaralı gizli tanık aşamalarda; … İlaç Fabrikasında uzun yıllar çalıştığını ve hâlen satış bölümünde görev yaptığını, … İlaç Fabrikasının büyük ortağının … olduğunu, yine bu şekilde … ailesine ait 3-4 şirketin daha bulunduğunu, tüm bu şirketlerin aynı çatı altında bir finans bölümü olup sorumlusunun … isimli bir çalışanın olduğunu,
Devamlı iş yaptıkları kurumlardan biri olan SSK İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ile koordineli çalışan elemanlarının uyarısıyla firmanın finans bölümünde görevli …’un birtakım sahte belgeler ile SSK’dan olan alacaklarını …’ın bilgisi dışında tanımadıkları üçüncü şahıslar ve kurumlara temlik ettiğini fark ettiklerini, Şirket yönetiminin konu hakkında Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu ve sonrasında yine öğrendiği kadarı ile …’un bu konu nedeniyle tutuklanarak cezaevine gittiğini,
… isimli çalışanın bu olaylardan dolayı Şirketi terk etmesinden birkaç gün sonra yani 2004 yılı Haziran ayı içerisinde …Finans isimli firmanın yöneticileri olduklarını söyleyen … ve oğlu … isimli şahısların Şirkete geldiklerini ve Şirketten alacaklı olduklarını beyan ederek görüşme talep ettiklerini …’ın söylemesi üzerine öğrendiğini ve yine …’ın isteği üzerine konunun içeriğini öğrenmek üzere bir pastanede … Şirketinin avukatı olan … ile birlikte şahıslarla görüştüklerini, bu görüşmede … ile oğlu … isimli şahısların bulunduğunu, görüşme sırasında …’nın … İlaç Fabrikasından alacaklı olduklarını, bu alacağın aşiretin parası olduğunu, bu parayı almakla görevli olduklarını söyleyerek cebinden 2 tane mermiyi çıkartıp masanın üzerine koyup parayı alamamaları durumunda aşiretin kendilerini cezalandıracağını, ancak aşiretin kendilerini cezalandırmadan bu merminin birinin kendisine, birinin de … Şirketler Grubu sahibini kastederek “Size” demek suretiyle ölümle tehdit ettiğini, “Eğer ben vurulacaksam önce sizi vururum.” dediğini, şahıslar ile bu şekilde yarım saat kadar bir görüşme yaptıktan sonra konuyu …’a ileteceklerini söyleyerek ayrıldıklarını,
İlerleyen günlerde “Savcı” soyadlı sanıkların görüşme talepleri üzerine şahıslar ile 2-3 kez daha bu konular hakkında görüştüklerini, görüşmelerinin amacının borcun mahiyetini ve ellerinde ne tür evraklar olduğunu anlamaya yönelik olduğunu ancak bu görüşmelerden de bir sonuç çıkmadığını,
Yine şahısların isteği üzerine …, Av. … ve … isimli şahsın akrabası olduğunu söyledikleri …isimli bir şahıs ile bir görüşme daha yaptıklarını, bu görüşmede karşı tarafın avukatı olarak kendisini tanıtan … isimli şahsın kendisini tanıtırken Emniyet Müdürü …’ın, Polis Emeklileri Derneğinin, … Finansın, “Savcı” soyadlı kardeşlerin ve …’ın avukatı olduğunu beyan ettiğini, cevap olarak … isimli şahsın avukatı olarak bu görüşmeye katılacaksa görüşmeyeceklerini söylediklerini, bunun üzerine …’in de “Tamam o zaman ben ‘Savcı’ soyadlı kardeşlerin avukatıyım.” şeklinde cevap verdiğini, sonrasında … isimli şahsın “…’ın …Finans’tan alacağı var, bu şahıslar da kendi alacakları olan parayı sizlerden alamıyorlarmış, alacaklı oldukları miktar ise evraklara göre 3 trilyon 600 milyar, bu işin ‘Savcı’ kardeş1er yönünü kendilerinden dinledik, bir de bu işi bizlere siz anlatın.” dediğini, bunun üzerine cevap olarak …’ın adının geçtiği bir görüşmeye müdahil olmayacaklarını yinelediklerini ve bütün görüşmelerde kendilerine ibraz ettikleri evrakların … isimli eski çalışanlarının Şirket sahibi …’ın imzasını taklit etmek suretiyle hazırlanan evraklar olduğunu, bu nedenle evrakların sahte olup kendilerine herhangi bir ödeme yapmalarının söz konusu olmadığını, isterlerse Şirketi mahkemeye verebileceklerini ifade ederek şahıslar ile görüşmeye son verdiklerini, sonrasında ise katıldığı herhangi bir görüşmenin olmadığını,
11.05.2005 tarihli fotoğraf teşhis tutanağına göre; toplantıda …’ın akrabası olarak tanıtılan …isimli şahsın, Organize Suçlar Şube Müdürlüğünde oluşturulan fotoğraf albümünün 21. sırasında yer alan … olduğunu kesin olarak teşhis ettiğini,
Tanık …; … İlaç Fabrikasında satış müdürü olarak çalıştığını, Şirketlerinde finans müdürü olarak çalışmakta olan …’un Şirketi terk etmesinden birkaç gün sonra …Finans isimli Şirket adına alacaklarını görüşmek için … ve …’nın Şirkete geldiğini, Avukatları … ile birlikte Şirket dışında bir pastanede bu şahıslarla görüştüklerini, kendisinin görüşmede dinleyici olarak bulunduğunu, …’nın, Şirket avukatlarına, alacaklarının aşiretin parası olduğunu ve kendisinin bu paranın mutemedi olduğunu, bu parayı batırdığı takdirde kendisini vuracaklarını söyleyerek cebinden iki kurşun çıkardığını, bu kurşunlardan birisinin kendisine, birisinin de Şirketi kastederek “Size.” dediğini, ayrıca “Eğer ben vurulacaksam önce sizi vururum.” diye eklediğini, daha sonra farklı tarihlerde Şirket merkezinde bir dizi görüşmeler yapıldığını, bu görüşmelere Şirket sahibi … ile avukatlarının ve bir kısım arkadaşlarının katıldığını, alacak belgeleri incelendiğinde verilen SSK temliknamelerinin … tarafından atılmış …’ın taklit imzası olduğunu gördüklerini, bu sebeple …’ın bu temliknamelere ilişkin olarak ödeme yapmayacağını, mahkemeye gitmeleri gerektiğini söylediğini, bunun üzerine …’nın “Ben mahkemeye gitmem, sen ödemeyeceğini söyle ben kalkar giderim. Ben nasıl alacağımı bilirim.” dediğini, yine başka bir görüşmede …’nın, …’a “İleride kan çıkarsa Allah nezdinde sorumlu olmamak için seni uyarıyorum, tehdit etmiyorum.” dediğini, görüşmelerden sonuç alınamadığı için görüşmelerin kesildiğini, 1-2 tane toplantıya seyahat nedeniyle katılamadığını, katılmadığı toplantılardan birisine …’nin de katılmış olduğunu öğrendiğini, son iki görüşmeye avukatları olduğunu söyledikleri …’in geldiğini, …’in kendisini tanıtırken “Ben …’ın, Polis Emeklileri Derneğinin, …Finans’ın ve abi dedikleri …’ın da avukatıyım.” dediğini, bunun üzerine kendilerinin de toplantıya katılan şahıslara … ile hiçbir bağlantıları ve ticari ilişkileri olmadığını söyleyip onunla ilgili görüşmeyeceklerini bildirdiklerini, akabinde …’in de “Zaten ben burada …Finans’ın avukatı olarak bulunuyorum.” dediğini, toplantıda isminin …olduğunu söyledikleri bir şahsın daha olduğunu, bu şahsın görüşmeleri sadece dinlediğini, daha sonra bu şahsın gerçek adının da … olduğunu öğrendiğini, toplantı sonucunda avukata da bu parayı ödeyemeyeceklerini söylediklerini ve başka bir toplantının yapılmadığını, hukuki sürecin başladığını,
…Finans’a verilen ve sonra sahte olduğu anlaşılan belgelerin karşılığı olan paralar yönünden …Finans Şirketi yetkilileri …’a “Bu paralar ne olacak?” diye sorduklarında …’un “Ben paraları Şirkete harcadım, gidin Şirketten alın.” dediğini, sonuç olarak …Finans’ı Şirketlerine …’un yönlendirdiğini öğrendiklerini,
17.09.2005 tarihli ve teşhise katılanlar arasında sanıklardan … ile …’nın yer aldığı ifadeli teşhis tutanağına göre; gösterilen şahıslardan 3. sırada bulunanın …’nın oğlu olarak toplantılara katılan kişilerden olan ve ismini emniyet görevlilerinden öğrendiği …, yine gösterilen şahıslardan 9. sırada bulunanın da … olduğunu, iki şahsı da kesin olarak tanıyıp teşhis ettiğini,
Tanık …; … İlaç Fabrikasında satın alma müdürü olarak çalıştığını, Şirketlerinde finansman müdürü olarak çalışan …’un Şirketi terk etmesinden birkaç gün sonra …Finans isimli firmanın alacaklarını görüşmek için adı geçen firma adına Asef ve …’nın Şirkete geldiklerini, ilk toplantıda alacaklı olduklarını, bunu istediklerini beyan ettiklerini, ikinci toplantıda ise bu kişilerin istedikleri paraların kendilerine ait olmadığını, bağlı bulundukları aşirete ait olduğunu, eğer parayı tahsil edemezler ise kendilerini aşiretin öldüreceğini, bu durumda kendilerinin de yanlarında birkaç kişiyi götüreceklerini söylediklerini, bu şahısların ellerindeki belgelerde yer alan imzaların …’a ait olmadığını adı geçen şahıslara bildirdiklerini, bunun üzerine …Finans yetkilileri de Şirkete para ödediklerini, …’a para verdiklerini, Şirkete de kendilerini …’un yönlendirdiğini dile getirdiklerini,
17.09.2005 tarihli ve teşhise katılanlar arasında sanıklardan … ile …’nın yer aldığı ifadeli teşhis tutanağına göre; gösterilen şahıslardan 3. sırada bulunanın …’nın oğlu olarak toplantılara katılan kişilerden olan ve ismini emniyet görevlilerinden öğrendiği …, yine gösterilen şahıslardan 9. sırada bulunanın da … olduğunu, iki şahsı da kesin olarak tanıyıp teşhis ettiğini,
Tanık …; … İlaç Fabrikasında imalat müdürü olarak çalıştığını, Şirketlerinde finansman müdürü olarak çalışmakta olan …’un Şirketi terk etmesinden sonra Şirkete çeşitli kişilerin alacaklı olduklarını söyleyerek gelmeye başladıklarını, bu alacaklılardan birisinin de …Finans isimli firma yetkilileri olduğunu söyleyen …, …, … ve … olduğunu, yapılan toplantıların üçüne katıldığını, birinci toplantıda 4 trilyon 800 milyar civarında bir alacakları olduğunu söylediklerini, …’un kendilerine temlik vererek SSK’daki alacağın kendilerine geçtiğini belirttiklerini, …Finans yetkililerinden temlik belgelerini istediklerini, ertesi hafta yapılan toplantıda temliklerin fotokopilerini getirdiklerini, ellerinde 3-4 trilyon arası bir alacak olduğunu gösteren temlik belgesi fotokopisi olduğunu, yaptıkları incelemede belgeleri ilk kez gördüklerini, inceledikten sonra tekrar görüşebileceklerini söylediklerini, 3. toplantıda bu evrakların Şirkete ait olmadığını açıkça ifade ettiklerini, …’ın imzasının taklit edildiğini, noter yoluyla verilen temliklerin sahte olduğunu belirttiklerini, sanıkların da “Bu temlikleri veren …’dur. Bizi buraya … yönlendirdi. Bu parayı muhakkak almamız lazım. Biz büyük bir aşiretiz. Bizler de bu aşiretin mutemedi ve elemanıyız. Bu parayı tahsil edemezsek çok büyük sıkıntıya düşeriz.” dediklerini, bu konuşmaları bilhassa babaları olan …’nın yaptığını, yanında da üç oğlunun bulunduğunu, toplantılara mesul müdür olarak katıldığını, Şirkette herhangi bir ticari görevinin olmadığını, firmalarına benzer şekilde başka alacaklıların da geldiğini ancak onlarla mahkemelerde dava açmak suretiyle hesaplarını temizlemeye çalıştıklarını, …Finans dışındaki alacaklılarla yapılan toplantı varsa bunlara katılmadığını,
Tanık … … Şirketler Grubunda ihracat sorumlusu olarak çalıştığını, …Finans adına gelen … ve … ile birlikte yapılan toplantıların birinde bulunduğunu, bu toplantıda …’nın Şirket ortaklarından …’a hitaben ”Sen paramızı mı yiyeceksin? Söyle bana.” dediğini, …’ın da ”Şirkete verdim dediğiniz para kayıtlarda gözükmüyor.” şeklinde cevap verdiğini, bu cevap sonrasında elektrikli bir ortamın oluştuğunu, anlaşma sağlanamadan tarafların toplantıdan ayrıldıklarını,
Tanık İsmail Aşam; Şirket çalışanı …’un iş yerlerini sahte evrak düzenleyerek zarara uğratıp kaçtığını, …’un yaptığı sahte belgelerden dolayı alacaklı olan kişilerin paralarını istemek üzere iş yerine geldiklerini, kendisinin kapıda güvenlik elemanı olması nedeniyle çoğu kişiyle muhatap olduğunu, … ve yanında bulunan üç kişinin iş yerine gelerek … ve diğer yetkililer ile görüştüğünü, görüşme esnasında kendisinin içeriye çay ve su servisi yaptığını, bir keresinde içeriye girdiğinde …’nın ”Paramızı verin yoksa sizin için iyi olmaz, biz bu parayı almasını biliriz.” dediğini duyduğunu, aynı kişilerin görüşme için birkaç defa geldiklerini gördüğünü,
Tanık Metin Kaya; 1993 yılından 2004 yılının Ağustos ayına kadar … Şirketlerinde muhasebe servisinde çalıştığını, …’un Şirkette finans müdürü olduğunu, … Şirketler Grubu ve yetkililerinin daha önceki zamanlarda çeklerinin karşılıksız çıkması nedeniyle bankalardan çek ve kredi alamadığından yasal yollardan para bulamadığını, piyasada çalışan factoring ve ikrazat şirketleri ile 3. şahıslardan para temini yoluyla … Şirketlerinin yönetiminin sağlanmaya çalışıldığını, finans müdürü olarak …’un piyasadan para bulunması işlerini … ile birlikte gerçekleştirdiğini, 2004 yılında paraları ödenmeyen alacaklıların Şirkete gelmeye başladıklarını, …’un Şirketten ayrıldığını, hemen akabinde …’ın, … hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, Şirkete gelen alacaklıları tanımadığını imzasının sahte atıldığını belirterek Başsavcılıklara şikâyet dilekçesi verdiğini, bildiği kadarıyla …’un çalıştığı dönemde …’ın yerine …’un imza atması suretiyle Şirketin bir hayli borcunun ödendiğini, daha önce böyle bir uygulama yapılmasına rağmen …’ın …’u kasıtlı olarak şikâyet ettiğini, Şirkete alacaklı olarak gelen kişilerden …., … …, …Finans Şirketi yetkilileri, … Factoring Şirketi yetkilileri, … … gibi isimleri bildiğini ve bu şahısları mahkemelere gittikçe gördüğünü, …Finansla yapılan görüşmelerde …’nın elindeki belgelerle gelerek alacağı olduğunu söylediğini, belgeleri ibraz ettiğini, “Karşılığında para verdim.” dediğini, kendilerinin de cevaben “Biz bu belgeleri inceleyelim.” dediklerini, ilk toplantının bu şekilde bittiğini, sonra kendisinin katılmadığı bir toplantının daha olduğunu, kendisinin …’ın yanında bulunduğu bir sırada, Avukat …’nun geldiğini ve 2 trilyon 120 milyara “Savcı” soyadlı grupla anlaştıklarını, 6 ayda ödeyeceklerini söylediğini, …’ın da “6 …kısa olur, 10 veya 11 ayda öderiz.” dediğini, daha sonra anlaşmanın bozulduğunu, …Finans olarak “Savcı” grubunun … Şirketler Grubu ile 5-6 yıldır çalıştığını, bildiği kadarıyla …’un, …’dan Şirket için para almış olduğunu, factoring şirketlerinden ve …Finans isimli firmadan para alınmasının Şirket yetkilisinin talebiyle olduğunu, paranın ya …’a ya da sekreterine bırakıldığını veya …’ın parayı aldığını, 1999-2000 yıllarında yine bu Şirket bünyesinde aynı konunun gündeme geldiğini, piyasadan para kullanıldığını, önce …’ın imzalarını kabul etmediğini, ilgililere ödeme yapmayacağını söylediğini, daha sonra bütün borçlularla anlaşılıp ödeme yapıldığını,
İnceleme dışı sanık … aşamalarda; 1992 yılında … Şirketler Grubuna finansman müdür yardımcısı olarak girdiğini, 1994 yılında da finans müdürü olarak göreve devam ettiğini, 1994 yılından 2004 yılı Haziran ayına kadar görev yaptığı süre içerisinde … Şirketler Grubunun bankalara 32 milyon dolar, piyasaya da 6-7 milyon dolar civarında borcunun bulunduğunu bizzat bildiğini, Bankalar ve alacaklıların … Şirketleri üzerine icra yoluyla alacaklarını tahsil etmek amacıyla geldiklerini, …’ın talimatı ile factoring, ikrazat firmalarından ve piyasada para satışı yapan 3. şahıslardan para temin ederek çek senet karşılığı finansman sağlamaya çalıştığını, Şirkette imza yetkisinin olmadığını ancak …Finans Şirketine kadar gelen süreç içerisinde de bulduğu paralar karşılığında verilen belgelere kendi imzasını attığını, zaman zaman borçları Şirket ödeyemeyince …’ın imza inkârına gitmek suretiyle zaman kazandığını, bu şekilde pazarlık ederek borçları kapatmaya çalıştıklarını, 2003 yılında …’ın kendisine “Şirketin tahsil edilen paralarını harcama, piyasadan para temini yoluyla işleri çevirmeye çalış.” dediğini, Şirketin bu şekilde stokta 5 trilyon civarında bir parasının biriktiğini, …’ın bu 5 trilyon parayı İsviçre Bazel’de bulunan Şirketine aktarmak istediğini, bu parayla piyasaya olan borçlarının ödenmesi gerektiği teklifinde bulunduğunu, …’ın da önce tamam demesine rağmen sonra işlerine karışmamasını istediğini ve kendisinin halledeceğini söylediğini, kendisinin de bunu kabul etmeyerek Şirketten 2004 yılının Haziran ayında ayrıldığını, daha sonra hakkında Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığına evrakta sahtecilik suçundan …’ın şikâyette bulunduğunu öğrendiğini, …’ı arayarak “Ben 14 yıl yanınızda çalıştım. Beni şikâyet etmişsiniz ve Şirketten 1 trilyon para götürdüğümü söylemişsiniz, ayıp olmuyor mu?” dediğini, …’ın da kendisine “Yapsaydın hırsızlık olurdu.” şeklinde cevap verdiğini, şikâyet etme gerekçesi olarak da avukatlarının öyle yol gösterdiğini söylediğini, sanıklardan … ve …’yı tanıdığını, diğer sanıkları tanımadığını, 1998 yılında …’ın …Finans Şirketi yetkilisi … ile kendisini tanıştırıp adı geçen Şirket ile çalışmasını kendisine telkin ve tavsiye ettiğini, bunun üzerine …Finans isimli firmadan para alıp SSK alacaklarını temlik ederek çalışmaya başladığını, 1998 yılından 2004 yılının Haziran ayına kadar …Finans Şirketi ile yaptıkları para alışverişinin ve temliğin toplam cirosunun 10 trilyon kadar olduğunu, 2004 yılı Haziran ayına kadar …Finans Şirketine düzenli ödemelerde bulunduklarını, bu tarihten sonra ödemelerin yapılmadığını, ihtilafa konu borç miktarının 2,5-3 trilyon TL olduğunu, sonradan öğrendiğine göre 2 trilyon 120 milyar lira karşılığında …Finans ile … Şirketinin anlaştığını ancak vadede problem çıktığından bu anlaşmanın bozulduğunu, …Finans yetkilileri ile alacaklarının tahsili konusunda işten çıktıktan sonra görüşme yapmadığını, …Finans’ı … Şirketler Grubuna göndermediğini,
İnceleme dışı sanık … aşamalarda; suçlamaları kabul etmediğini, dosyanın atfı cürümlerle dolu olduğunu, … İlaç firmasının muhasebecisinin yaptığı temlikler sonucunda …, …, … ve …’nın tehdit yoluyla alacaklarını tahsil etme girişimlerinden haberinin olmadığını, kesinlikle bu konuda bir talimat vermediğini, adını orada kullananlardan şikâyetçi olduğunu, …’nin arkadaşı olduğunu, … firmasından tahsilat girişiminde bulunma işinde olup olmadığını bilmediğini, kendisine tahsilat yapın diye bir talimat vermediğini, bilgisi dışında gelişmiş olaylar varsa bunlardan haberinin olmadığını, …’yı tanımadığını, … ile …, …, … ve … arasındaki ihtilaf ile ilgili kendisini ilgilendiren bir konunun bulunmadığını, ana davasında bu konuya değindiğini, infazını yakmak istediklerini, atılı suçlamalar ile ilgisinin bulunmadığını, inceleme dışı sanık …’nın, ayrıldığı eşinin kardeşi olduğunu, yani 5 çocuğunun dayısı olduğunu, yanında çalışması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, arada gelip gittiğini, inceleme dışı sanık …’in de 10 sene kadar önce avukatlığını yaptığını, kendisi ile herhangi bir bağlantısının olmadığını,
İnceleme dışı sanık … aşamalarda; 2003 yılında … eğlence merkezinin yazlık bahçesinde oturdukları sırada bir arkadaşı aracılığıyla … ve ailesiyle tanıştığını, tanışma akabinde bugüne kadar samimiyetlerinin ilerlediğini, … ile resmî ya da gayriresmî hiçbir ticari faaliyet ve ortaklığının, maddi manevi hiçbir menfaat ilişkisinin olmadığını,
…diye bilinen …’yı …’ın kayınbiraderi olarak tanıdığını, kendisi ile herhangi bir irtibatının olmadığını,
…’nın öz dayısının oğlu olduğunu, …, … ve ..’in de… in çocukları olduğunu, İstanbul’da bulunan akrabaları olduğu için zaman zaman görüştüklerini,
0 532 *** ** 35 numaralı telefon hattını 12 yıldır kullandığını, hâlen de kullanmaya devam ettiğini, telefon görüşmelerinin okunan kısımlarına itiraz etmediğini ancak imalı konuşmaların suça karıştığı anlamında yorumlanmasını kabul etmediğini, …’nın, … isimli ilaç fabrikasına ikrazatçılık faaliyeti kapsamında para verdiklerini, ilk zamanlarda verilen paranın günü gününe ödendiğini, noterden temlik yapılarak alınan temliknameler uyarınca da paraların zamanında ödendiğini ancak daha sonra yapılan bu temliknamelerin sahteliğini ileri sürerek ödemek istemediklerini, temliknamelerin noterde düzenlendiğini ve sahte olmadığını, iyi bir avukatın lazım olduğunu, yardım istediğini kendisine söylediğini, Şirketinin avukatı olan … ile kendilerini buluşturduğunu, … ismini duyan Avukat … ’in de 7-8 senede bir … İlaç Fabrikasının piyasadan yüklü bir haksız kazanç temin ettiğini, işin çetrefilli olabileceğini belirttiğini ve … ile ilgili birkaç mağdur müvekkilinin daha olduğunu söylediğini, bundan sonra aradan çekildiğini, bu konuyla ilgili … İlaç Fabrikası yetkilileriyle telefonla ya da yüz yüze görüşmediğini, iş yerlerini bilmediğini, bu olaya karıştığı iddia edilen …’i de avukat olarak tanıdığını, kendisiyle herhangi bir görüşmesinin olmadığını, tapelerde okunan “Sıkıştırın.” ifadesinin … İlaç Fabrikası ile ilgili olmadığını, Gaziantep’te …’nın oğlu …’nın boşanma davası bulunduğunu, avukatı sıkıştırıp davanın çabuk bitmesi anlamında yapılmış bir konuşma olduğunu, kastedildiği gibi sıkıştırılacak kimsenin … İlaç Fabrikası olmadığını,
İnceleme dışı sanık … aşamalarda; 11 yıldır İstanbul’da serbest avukatlık yaptığını, …’ı ve …’yı bir dönem avukatlıklarını yaptığı için tanıdığını, 2004 yılında … ya da … isimli …Finans Şirketinin yetkilisi olduğunu söyleyen bir şahsın aradığını, hukuki bir ihtilafları olduğunu bildirdiğini, … İlaç isimli firmanın SSK’dan olan alacaklarının temlik yoluyla …Finans Şirketine geçtiğini beyan ettiklerini, …Finansın alacağına ilişkin belgeleri inceledikten sonra ilgilenebileceğini ve avukatlıklarını yapabileceğini söylediğini, … İlaç Şirketinden randevu talep ettiğini, verilen randevu gününde … İlaç Şirketine … ve … ile birlikte gittiğini, aynı zamanda …’nın da avukatı olduğunu, randevu gününde …’nın da Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığında ifadesi alınmış olup Gebze’ye geçecek olduğunu, … İlaç Şirketine gideceğini söyleyince …’nın da kendileriyle geldiğini,
İlaç Şirketine gittiklerinde Av. … ve … İlaç Şirketinden ihracaat finans pazarlama müdürü olduğu hâlde tahsis edilen salonda toplantı yaptıklarını, yanında …’nın olduğunu, …’nın da misafir pozisyonunda orada bulunduğunu, toplantı ve alacak konuşmasının olağan bir şekilde geçtiğini, herhangi bir problem yaşanmadığını, alacağa konu belgeleri Şirket yetkililerine ve avukatlarına gösterdiğini, Şirket yetkililerinin de muhasebe müdürleri olan …’un bu belgeleri sahte imza ile temlik ettiğini beyan ettiklerini, bunun üzerine kendisinin de öncesinden bir kısım ödeme yapıldığı yönündeki … beyanına dayanarak “Daha önce neden sahte belge ile temlik edildi de ödeme yaptınız?” dediğini, Şirket müdürleri ve ortaklarından bir şahıs ve avukatın kendilerine “Bize müsaade edin biz size bir ödeme planı sunalım, daha sonraki bir günde tekrar toplanalım.” dediklerini, aradan 10-15 gün geçtikten sonra Avukat …’ı tekrar aradığını, randevu talebini kabul etmeleri üzerine yanında … olduğu hâlde aynı şekilde müdürler ve Av. …’ın bulunduğu ortamda toplandıklarını, hatırladığı kadarıyla 2,2 ya da 2,4 trilyon TL’lik bir miktarın …Finans Şirketine 10 taksit hâlinde ödenebileceğini belirttiklerini, ancak faizin … İlaç Şirketinin kendi hesaplarına ve oranlarına göre hesapladığını, …’nın da …Finans Şirketi olarak faiz hesaplamasının kendi Şirket hesaplarına ve piyasa koşullarına göre yapılması gerektiğini, borcun 3 trilyon TL’yi geçen bir borç olduğunu ifade ettiğini, bunun üzerine “Bunu değerlendirelim.” diyerek oradan ayrıldıklarını,
Daha sonra … ile yaptığı görüşme esnasında … İlaç Şirketinin İstanbul Ticaret Mahkemelerinden …Finans ve diğer şirketlere olan borçları nedeniyle borcun ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı aldıklarını bildirdiğini, bunun üzerine dava açılması gerektiğini, ancak kendi bürosu ile ticaret mahkemelerinin farklı yakalarda olması, fazla mesai yapması gerekeceğinden vekâletname de çıkartmak istemediğini belirttiğini, bu görüşmeden sonra da …Finans Şirketiyle görüşmediğini,
Önceden …Finans Şirketi yetkililerinin … Şirketine alacak tahsili amacıyla gittiklerinde karşılıklı münakaşa ettiklerini öğrendiğini, kendi katıldığı toplantıda “Savcı kardeşlerin alacağı …’a geçti.” diye bir beyanda bulunmadığını ve toplantıya …’ın avukatı olarak katıldığını da ifade etmediğini, …’nın …’ın kayınbiraderi olduğunu bildiğini, …’nın sadece bir kez tesadüfen bir toplantıya katıldığını, bu toplantıda da …’nın konuşmadığını, toplantıda …’ın yeğeni olarak hazır bulunduğunu da duymadığını, …’yi tanıdığını, …’nin bazen hukuki konularda kendisine danıştığını, bildiği kadarıyla da …Finans Şirketi yetkilileri ile hemşehrilik ve akrabalık bağı olduğunu, … ile görüştüğünde “…Finansın alacağı ile ilgileniyoruz.” diye bir konuşma yapmış olabileceklerini, …’nin de dost muhabbeti olarak “…Finansın alacağını alın, o işi bitirin.” diye söylediğini,
…Finans Şirketinden … ile …’yı tanıdığını, yapılan ve kendisinin bulunduğu toplantıların hiçbirinde tehdit veya yüksek ses olmadığını, tamamen teknik alacak üzerine konuşma yapıldığını,
İtiraza konu edilen sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmesinden sonra inceleme dışı sanıklar yönünden devam eden yargılama sırasında yakalanan inceleme dışı sanık …; … isimli kişinin eski kayın biraderi olduğunu, …’ın eşi olan ablasının boşandıktan sonra çocuklarıyla birlikte kendi evinde kalmaya başladığını, ablasının … ile görüşmek istememesi nedeniyle çocuklarının ihtiyacıyla ilgili konularda … ile kendisinin görüştüğünü, telefon görüşmelerinin amacının bu olduğunu,
… isimli kişinin avukatı olduğunu, olayın gerçekleştiği gün duruşması olduğundan birlikte duruşmaya katıldıklarını, yolda giderken Avukat …’in, … isimli bir kişiden telefon geldiğini söyleyerek bir toplantıya katılacağını belirtip …’ın iş yerine gitmesi gerektiğini beyan ettiğini, olayla ilgisi olmadığı için fabrikanın bahçesindeki araçta ve bahçede dolaşarak …’i beklediğini, Gebze’de oturduğu için görüşme sonrasında …’in kendisini Gebze’ye bırakacağını, …’in orada 1-1,5 saat kadar kaldığını, sonra beraber Gebze’ye gittiklerini, yolda konuştuklarında toplantıdan bir şey çıkmayacağını söylediğini, olayla ilgili olarak ismi geçen … ve …’yı tanımadığını,
İfade etmişlerdir.
Sanık … aşamalarda; …Finans İkrazat isimli şirketin sahibinin oğlu … olduğunu, kendisinin Şirketle herhangi bir ortaklığının bulunmadığını, bu Şirketi açtıktan sonra … firmasından arandıklarını, daha sonra çocuklarının Şirketiyle … firması arasında karşılıklı finans alış verişi olduğunu, paralar verilip karşılığında temlikler alındığını, oğlunun parayı götürdüğünde …’la görüşmek istediğini, …’ın da oğlunu …’a yönlendirdiğini, oğlu …’nın dediğine göre 3 trilyon TL kadar bir alacaklarının olduğunu, 2004 yılının Haziran ayı başında büroya telefon edilerek temliknamelerdeki imzaların sahte olduğu belirtilip bu belgelerdeki borcun firmalarının borcu olmadığını söylediklerini, sonrasında “Bakalım, kontrol edelim, firmamızın itibarı için ödeyelim.” dediklerini, 15 – 20 gün müsaade istediklerini, alacak ile ilgili olarak avukatları … isimli şahısla görüşmelerinin olduğunu, alacaklarının yarısını ödemeyi teklif ettiklerini ancak kabul etmediklerini, bu toplantılarda asla masaya mermi koymadığını, bunun sonuçlarını iyi bildiğini, kapıdan girerken üzerlerini zaten aradıklarını, … Şirketi yetkililerinin toplantıda parayı ödemeyeceklerini, …’un Şirketlerini dolandırdığını belirttiklerini, kendisinin de …’un … Şirketinin çalışanı olduğunu, parayı ödemeleri gerektiğini söylediğini, daha sonra telefonla arayarak Kadıköy Çay Bahçesine randevu veren iki şahsın “Sana evrak vereceğiz. Karşılığında 20 bin dolar istiyoruz.” dediğini, kendisinin de “20 milyar TL veririm.” dediğini, alıp baktığı belgelerde Finans Bank aracılığıyla … Faktoring isimli firmaya ödemeler yaptıklarını gördüğünü, belgeyi cebine koyduğunu, kendilerine 150’şer milyon TL verdiğini, birinin adının Necat Karabulut olduğunu, …’ın muhasebe bölümünde müdür olduğunu söylediğini, daha sonra firmaya gittiğini, …’a parayı ödemesini söylediğini, “Kimseye ödemiyoruz.” diye cevap verince evrakı gösterdiğini, …’ın renginin attığını, daha sonra “Sen mafya mısın bu evrakı nereden buldun?” diye kendisine sorduğunu, kendisinin de Şirket müdürünün verdiğini söylediğini, daha sonra birçok avukatla toplantı yaptıklarını, kuzeni …’yle beraber araştırma yaptığını, Ticaret Mahkemesinde hâlen davaların devam ettiğini, kimseyi gasp etmediğini,
İletişim tespit tutanaklarındaki kayıtların kuzeniyle yaptığı telefon görüşmeleri olduğunu, kuzeninin bu tahsilatın kanuni yollarla yapılması gerektiğini, gerekli hukuki yardımda bulunabileceğini, avukatlarla görüştürebileceğini söylediğini, aralarında şaka mahiyetinde konuşmaların da olmuş olabileceğini, diğer görüşmelerle ilgili beyanlarının da doğru olduğunu, 10 – 15 avukatla toplantı yaptığını, fikir aldığını, gayrimeşru bir şey düşünmediğini, yapmadığını, … Şirketine oğlu … ve … ile birlikte gittiklerini, oğullarının dışarıda beklediğini, içeri girip kendisinin konuştuğunu, … ile 5 dakika kadar konuşmalarının olduğunu herhangi bir şekilde …’ın adının geçmediğini, alacak konusu hakkında konuştuklarını, yanında avukatının olmadığını, oğlunun firması ile …’ın firması arasında üç yıllık bir hukuksal ilişki olduğunu, bu ilişki sırasında da … isimli şahsın katılanın finans müdürü olarak tanıtıldığını ve oğlunun sürekli bu şahısla diyalog hâlinde olduğunu, … isimli şahsın sahtecilik işlemlerini bilmelerinin mümkün olmadığını, sonuçta işin içinde noterlik makamının da bulunduğunu, noterin de zan altında bırakıldığını, ayrıca Şirket kayıtları incelendiğinde …Finans İkrazat Şirketinden …’ın sahibi olduğu Şirket hesabına bizzat yatırılmış olan paralar olduğunun görüleceğini, …’ı da medyadan tanıdığını, atılı suçlamaları kesinlikle kabul etmediğini,
Sanık … aşamalarda; ağabeyi …’nın sahibi olduğu …Finans İkrazat Şirketinin katılan …’dan yüklü miktarda alacağının olduğunu, bununla ilgili birçok davanın da bulunduğunu, olayın birebir içinde olmadığını, ağabeyi …’ın ve babası Asef’in konuşmalarında bahsettiği kadarıyla … ve onun finans müdürü olan …’un ağabeyinin Şirketini dolandırdıklarını, ağabeyinin parasını ödemediklerini, … Şirketiyle yapılan toplantılardan yalnızca birinde bulunduğunu, birinci toplantıdan kısa süre sonra yapılan ikinci toplantıya kalabalık olmaması için kendisini almadıklarını, birinci toplantıda da kendisiyle birlikte babası Asef, abisi …, kardeşi … ve … ile onun 4 – 5 avukatı, üretim müdürü ve iki kızının bulunduğunu, … ve adamları aracılığı ile ağabeyinin Şirketinin alacakları konusunda kimseyi tehdit etmediğini, görüşme masasına da mermi çekirdeği koymadığını, …’ın adamları ve avukatının yanlarında olduğu hâlde alacaklarını tahsile yönelik bir toplantı yapmadıklarını, bu firmadan resmî olarak alacaklarının olduğunu, noter tarafından düzenlenmiş temliknamelerin bulunduğunu, bunların sahte olduğunu iddia ettiklerini ancak noterin onaylayıp dosya ile gönderdiği temliknamelerdeki imzaların sahte olup olmadığını bilemeyeceklerini, … firması ile 1998’den itibaren ticari ilişkilerinin bulunduğunu, kendileriyle benzer pozisyonda bulunan kurum ve şahısların 25 – 30 civarında olduğunu, ayrıca katılanın Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesinde nitelikli dolandırıcılıktan yargılanmakta olduğunu, suçlamaları kabul etmediğini,
Sanık … aşamalarda; 1998 yılında … İlaç Grubu ile kredi görüşmeleri yapmak üzere Acıbadem’deki fabrika binalarına gittiğini, adı geçen Şirketin finansman müdürü …’un kredi taleplerinin olduğunu söyleyerek kendilerini davet ettiğini, katılan … ile bir görüşmelerinin olduğunu, hatta katılanla ilk görüşmelerinin bu şekilde olduğunu, bazı çeklerin fotokopilerini geçtiklerini, istihbaratı onaylanan çeklerin ödemelerini yapmak için bizzat kendisinin fabrika binasına gittiğini, …’ın odasına para ile çıkarak “Ödemeler geldi, çekleri alalım.” dediğini, …’ın da “Bu işler ile finans müdürü … ilgileniyor, bütün yetki ve sorumluluk ondadır. Bundan sonraki diyaloğunuzu onunla yaparsınız.” şeklinde konuştuğunu ve kendilerini …’a yönlendirdiğini, orada çeklerini alıp kredilerini verdiklerini, o tarihten 2004 yılının Haziran ayına kadar bu şekilde ticaretlerinin devam ettiğini, …’un odasında … ve kızları ile de çeşitli görüşmelerinin olduğunu, resmî olarak ikrazatçılık yetkisinin bulunduğunu, sözleşmeler ve belgeler karşılığı borç verdiklerini, 5 trilyondan fazla bir rakam işlemelerinin olduğunu, bütün nakit paraları fabrikaya kendi kuryeleri ile gönderdiklerini, çekleri …’dan kaşeli şekilde alıp karşılığında borç para verdiklerini, … firmasının hesabına EFT de yaptıklarını, defterlerine bu konuları işlediklerini, birinci sınıf tacir olduklarını, 2004 yılında … firmasından kendilerini telefon ile arayarak sanki yeni tanışıyorlarmış gibi işi şaşkınlığa vurup …’un ortadan kaybolduğunu, … Şirketini dolandırdığını, dolayısıyla kendilerinin de dolandırıldığını söylediklerini, bunun üzerine … Şirketi yetkililerine, uzun süredir tanıştıklarını, bu olayın kabul edilemeyecek komedi niteliğinde bir olay olduğunu söylediğini, … Şirket yetkilileri parayı ödemeyeceklerini söylediklerinde avukat arayışına girdiklerini, o günün parası ile bu Şirketten yaklaşık 2 trilyon TL civarında alacaklarının olduğunu, bir arkadaşları vasıtası ile Avukat …’i bulduklarını, bu olay hakkında görüştüklerini, Avukat …’in “Önce borçlu Şirket ile görüşelim, sonra karar veririz.” dediğini, Avukat … ile birlikte … Şirketinin Acıbadem’deki fabrika binasına gittiklerini, orada Necat Karabulut ve Avukat … ile görüştüklerini, oradan ayrıldıktan sonra Avukat … ile işin uzun süreceğini, ticaret mahkemelerine intikal etmesi gerektiğini konuştuklarını ancak avukatlık ücretinde anlaşamadıkları için Avukat … ile daha sonra görüşmediklerini, hâlen bu konuya ilişkin ticari davalarının Kadıköy 1 ve 3. Asliye Ticaret Mahkemelerinde devam ettiğini, … Şirketine Avukat … ile gittiklerinden daha önceki bir zamanda babası … ile birlikte Şirketin fabrika binasına gittiklerini, … firmasının beş veya altı avukatının bulunduğunu, kendilerini arama cihazından geçirdiklerini, toplantı odasına çıktıklarını, orada bir veya iki defa görüşmelerinin olduğunu, … Şirketi yetkililerinin borçlu oldukları kurum ve kişilere ödeme yapmayacaklarını bildirmesine rağmen daha sonra anaparayı ve bir kısım ödemeyi ilgililerine yaparak borçtan kurtulma yoluna gittiklerini öğrendiklerini, toplantıda babası …’nın masaya iki adet mermi bırakması olayının olmadığını, karşı tarafın, kendilerine “Anaparanızı alın, buradan çıkın, gidin.” dediklerini, toplantıda … isimli bir şahsın bulunmadığını, Avukat … ile gittikleri toplantıda …’in yanında kısa boylu esmer bir şahsın olduğunu, …’in bu arkadaş ile Şile’de daha sonra işi olduğundan toplantıya getirdiğini söylediğini, bu şahsın … olup olmadığını bilmediğini, kendilerini herhangi bir şekilde tehdit etmediğini, karşı tarafın kendilerini anaparaya razı etmeye zorlayarak dolandırma yoluna gittiğini, mağdur olan tarafın kendileri olduğunu, kredi kullandırdıklarını ancak alacaklarını alamadıklarını, bu konu ile ilgili belgeleri ibraz ettiğini, … Şirketler Grubunun 50 civarında insanı mağdur ettiklerini, 40 trilyon civarında para dolandırdıklarını, suçlamayı kabul etmediğini,
Sanık … aşamalarda; ağabeyi olan … ile birlikte çalıştığını, ticaretle uğraştığını, … firmasından alacakları olduğunu bildiğini, fabrikadaki toplantıya ağabeyleri …, … ve babası … ile birlikte gittiklerini, girişte üstlerini aradıklarını, ağabeyi … ile kendisini “Sizin girmenize gerek yok.” diyerek içeriye almadıklarını, dışarıda beklediklerini, kimseyi tehdit etmediğini, katılanın 20 trilyon TL dolandırdığı kişileri ve şirketleri manevi baskı altında tutabilmek için avukatlarının gösterdiği aslında hukuk dışı olan yollarla önüne gelen her kişi ve şirketi şikâyet etmek suretiyle yanında çalışanları da yalancı şahit göstererek borçlarını ödememe çabası içinde olduğunu, nitelikli dolandırıcılık ve sahtecilik suçundan Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesinde onlarca yıl hapis cezası istemiyle yargılanmaya başladığını, katılanı tehdit etmediğini, suçsuz olduğunu,
Savunmuşlardır.
V. GEREKÇE
Uyuşmazlık konularının sırasıyla ele alınmasında fayda bulunmaktadır.
1- Sanıkların eyleminin teşebbüs aşamasında kalan yağma suçunu mu yoksa TCK’nın 150. maddesinin 1. fıkrası delaletiyle tehdit (suç tarihi itibarıyla 765 sayılı TCK’nın 308/2. fıkrasında yer alan ihkakıhak) suçunu mu oluşturduğu;
A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler
Yağma suçu 5237 sayılı TCK’nın 148 ile 150. maddelerinde düzenlenmiş olup Kanun’un 148. maddesinin 1. fıkrasında; “Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakmak” şeklinde suçun temel hâli, 2. fıkrasında senedin yağması, 3. fıkrasında cebir karinesine yer verilmiş, 149. maddesinde nitelikli yağma, 150. maddesinde de kişinin hukuki bir ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla yağma ile yağmada değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır.
Kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit edilerek veya cebir kullanılarak bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur.
“Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150. madde ise;
“(1) Kişinin bir hukukî ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması hâlinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(2) Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.” şeklinde düzenlenmiş olup madde ile yağma suçunun daha az cezayı gerektiren hâlleri belirlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasına göre, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanılması hâlinde, tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Buna göre bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanılması durumunda eylem yağma suçunu oluşturmakta, ancak yaptırım olarak daha az cezayı gerektiren tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanmaktadır.
TCK’nın 150. maddesinde sözü edilen “hukuki ilişkiye dayanan alacak” kavramı hukuki anlamda bir edimle yükümlü olan borçlunun şahsına karşı alacaklının kullandığı haktır. Alacak hakkı malvarlığına ilişkin, geçici, şahsa bağlı ve nispi bir yararlanma hakkıdır. Alacak hakkı herkese karşı değil sadece borçluya karşı ileri sürülebildiği, sınırlı sayıda ve belirli kişiler arasında söz konusu olduğu için nisbi bir haktır. Borç ilişkisinden doğan haklar sadece borçluya karşı ileri sürülebilir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili Kanun’da belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Dolayısıyla TCK’nın 150. maddesi ancak mağdurun söz konusu hukuki ilişkiye taraf olan borçlu, failin ise alacaklı olması durumunda uygulanabilecektir. (Veli Özber Özek, Yeni Türk Ceza Kanunun Anlamı, Seçkin, Ankara, 2008, C. 2, s.1059-1061).
Bununla birlikte fail tarafından alacağın tahsili amacıyla gerçekleştirilen yağma eyleminin alacak ile orantılı olması gerekmektedir. Alacak miktarından bariz bir şekilde fazla miktarın alınması durumunda artık TCK’nın 150/1. maddesinin uygulanması mümkün değildir.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
İnceleme dışı sanık … hakkında çıkar amaçlı suç örgütü kurduğundan bahisle yürütülen soruşturma sırasında elde edilen deliller doğrultusunda sanıklar …, …, … ve …’nın da suç işlemek amacıyla kurulmuş olan silahlı örgüte yardım etme maksadıyla hareket ederek katılan …’a yönelik teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçunu işlediklerinin iddia ve kabul edildiği olayda;
Sanıklar ve müdafiin dosyaya ibraz ettikleri sanık …’ın adına kayıtlı firması üzerinden resmî olarak ikrazat işiyle uğraştığına dair belgeler, … Şirketleriyle yaptıkları sözleşmeler, düzenlenen çok sayıdaki fatura ve tediye makbuzu örnekleri, yine sanıklar tarafından adı geçen katılana ait Şirketin banka hesaplarına 200.000 TL civarında para gönderildiğine dair iki adet hesap hareketine ilişkin banka dekontu, katılan … müdafilerince Beyoğlu 7. Noterliğinden … Şirketlerinin muhataplara borcu bulunmadığına dair düzenlettirilen ihtarnamede, sanık … adına kayıtlı Şirketin yanı sıra bu Şirketle benzer durumda olduğunu düşündükleri birçok firma ve şahısla birlikte … Faktoring AŞ’ye de yer verilmesine rağmen adı geçen Anonim Şirkete bu ihtarname sonrasında katılana ait firmanın borçlu göründüğü meblağları 80.000 TL ila 233.420 TL arasında değişen 25 adet senedin teslim edildiğini gösteren “Senet Bordrosu” başlıklı belge;
UYAP kayıtlarından erişilebilen ve … Dış Ticaret AŞ adına Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde tahakkuk etmiş veya edecek olan belli meblağların üçüncü şahıs veya şirketlere temlik edildiği beyanını içerir temliknameler yönünden resmî belgede sahtecilik suçuna ilişkin görülen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.02.2022 tarihli ve 400-116 sayılı kararına konu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.05.2019 tarihli ve 95296 sayılı itirazı kapsamındaki İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/79 esas sayılı dosyasında yer alan bilgi, belge, deliller ile belirtilen dosyada yapılan yargılama sonucunda temliknamelerin bir kısmında alacaklı olarak görünen sanıklar … ve … ile benzer durumda olan ve belirtilen dosyada katılan sıfatını alan dava dışı üçüncü şahıs ve şirketler lehine düzenlenmiş temliknameler yönünden … hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün isabetli olduğuna ilişkin Ceza Genel Kurulu kararı;
Katılanın, sanıkların, inceleme dışı sanıklardan …, …, …’nin ve dosya kapsamındaki tanıkların; sanıkların, … Şirketler Grubu adına bazılarında bizzat …, bazılarında ise Şirket çalışanları ile aralarındaki alacak verecek konusu hakkında birçok kez görüştüklerine dair beyanları ve …’un istikrarlı şekilde … Şirketleri adına uzun yıllardır sanıkların ikrazat faaliyetinden kaynaklı olarak …Finans İkrazat isimli firmadan para alındığına ilişkin ifadeleri ve söz konusu alacak için sanıklar ile katılanın ve/veya katılanın Şirket çalışanlarının üç veya dört kez bir araya geldikleri, karşılıklı randevular verildiği ve toplantılar yapıldığı veya yapılacağı anlamının çıkarılabildiği konuşmaların yer aldığı iletişim tespit tutanakları;
Bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde; sanık …’nın adına kayıtlı …Finans İkrazat isimli firmanın ikrazatçılık faaliyetinden kaynaklı olarak …’ın sahibi olduğu … Şirketler Grubuna ticari amaçla paralar verip krediler kullandırdığı, aralarında hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Ancak …Finans İkrazat isimli firmanın resmî sahibi olduğu anlaşılan sanık …’nın; … Şirketlerinden alacaklarının o günün parası ile yaklaşık 2 trilyon TL civarında olduğunu savunduğu, katılanın; ilk başta sanıkların kendilerinden 2,4 trilyon TL civarında alacaklı olduklarını söylediklerini, sonraki toplantılarda, alacağın 3,4 trilyon TL’ye çıkartıldığını beyan ettiklerini ifade ettiği, toplantılara katılan bir kısım tanığın da bu hususu doğruladığı, sanıklarla birlikte … Şirketinde yapılmış olan bir toplantıya katıldığı dosya kapsamından anlaşılan inceleme dışı sanık …’ın eski kayınbiraderi inceleme dışı sanık …’nın da (X) bir erkek şahısla 01.10.2014 tarihinde saat 21.14’te yaptığı telefon görüşmesinde, sanıkların … Şirketinden olan alacakları hakkında konuştuğu sırada “A… koyayım, şimdi çıkartmışlar faizi üç trilyon dokuz yüz milyara, bir buçuk trilyonu, dokuz ayda… Ya öyle bi ödeme şekli yok ki ya…” demek suretiyle istenilen paranın asıl alacağın çok üstünde bir meblağ olduğunu belirttiği anlaşılmış olup bu deliller ile TCK’nın 150. maddesinde sözü edilen “hukuki ilişkiye dayanan alacak” kavramı hukuki anlamda bir edimle yükümlü olan borçlunun şahsına karşı alacaklının kullandığı bir hak olmakla birlikte alacağın tahsili amacıyla gerçekleştirilen yağma eyleminin alacak ile orantılı olması gerektiği, alacak miktarından bariz bir şekilde fazla miktarın alınması durumunda artık TCK’nın 150/1. maddesinin uygulanmasının mümkün olmayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanıkların alacaklarından, miktar itibarıyla bariz şekilde fazla olan ve bu bağlamda alacakları ile orantılı olmayacak şekilde yağma eylemine teşebbüs ettikleri anlaşılmış olup sanıklar hakkında TCK’nın 150/1. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, bu uyuşmalık konusu yönünden haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
2- Haklarında suç işlemek amacıyla kurulmuş olan silahlı örgüte yardım etme suçundan açılmış kamu davası bulunan ve suç tarihinde sabıkaları olmayan sanıkların, örgütün faaliyeti çerçevesinde işledikleri ve neticeleri itibarıyla örgüte yapılan yardım kapsamında olduğu kabul edilen araç suçlar yönünden TCK’nın 58. maddesinin 9. fıkrası uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezalarının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesinin isabetli olup olmadığı;
A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler
Uyuşmazlık konusunda isabetli bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi için öncelikle tekerrür, özel tehlikeli suçlular, mükerrirlere özgü infaz rejiminin mahiyeti ve uygulanma şartları üzerinde durulması gerekmektedir.
TCK’nın “Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular” başlıklı 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasında “Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108. maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejimi; özel bir infaz rejimi olmayıp tekerrür veya özel tehlikeli suçluluk hâllerinde hükümlünün şartlı salıverilmeden yararlanabilmesi için infaz kurumunda geçirmesi gereken süreyi uzatan özel bir durumdur. Maddeye göre, mükerrir ve özel tehlikeli suçlular, mahkûm oldukları ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuz dokuz yılını, müebbet hapis cezasının otuz üç yılını ve süreli hapis cezasının dörtte üçünü infaz kurumunda iyi hâlli olarak geçirmeleri durumunda şartlı salıvermeden yararlanabilecektir. Bununla birlikte, TCK’da tekerrür, mahkûm olduğu hapis cezasının infazından sonra kişi hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının nedeni olarak görülmüştür.
5275 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 4. fıkrası da “Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler…” şeklinde düzenlenmiştir.
Özel tehlikeli suçlular düzenlemesine ilk kez 5237 sayılı TCK’da yer verilmiş olup kanun koyucu itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi ve örgüt mensubu suçluyu özel tehlikeli suçlu olarak kabul etmiştir. Özel tehlikeli suçlular bakımından, mükerrirliğin şartları oluşmaksızın mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması esası getirilmek suretiyle, cezanın özel önleme amacı ön plana çıkarılmıştır. Söz konusu kişilerin özel tehlikeli olarak kabulünün sebebi ise diğer suç faillerine göre suça eğilimlerinin yüksek olmasıdır.
Konumuza ilişkin olarak, özel tehlikeli suçlular arasında sayılan örgüt mensubu suçlu TCK’nın “Tanımlar” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde; “Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi, anlaşılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Bu bakımdan söz konusu kavramın kapsamının belirlenmesi için öncelikle 5237 sayılı TCK’nın “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” başlıklı 220. maddesine değinmek gerekmektedir.
TCK’nın “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” başlıklı 220. maddesinin suç tarihinde yürürlükte bulunan hâli;
“(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.
(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır.
(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.
(5) Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.
(6) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan dolayı cezalandırılır.
(7) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır…” şeklinde düzenlenmişken, 05.07.2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un 85. maddesiyle, 220. maddenin 6. fıkrasına “Örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.”, 7. fıkrasına da “Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.” cümleleri; 30.04.2013 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesiyle de; 220. maddenin 6. fıkrasına “Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında da belirtildiği üzere, TCK’nın 220. maddesi anlamında bir örgütten bahsedilebilmesi için,
a) Üye sayısının en az üç veya daha fazla kişi olması gerekmektedir.
b) Üyeler arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir bağ bulunmalıdır. Örgütün varlığı için soyut bir birleşme yeterli olmayıp örgüt yapılanmasına bağlı olarak gevşek veya sıkı bir hiyerarşik ilişki olmalıdır.
c) Suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme yeterli olup örgütün varlığının kabulü için suç işlenmesine gerek bulunmadığı gibi işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibarıyla somutlaştırılması mümkün olmakla birlikte, zorunluluk arz etmemektedir. Örgütün faaliyetleri çerçevesinde suç işlenmesi hâlinde, fail, örgütteki konumuna göre, üye veya yönetici sıfatıyla cezalandırılmasının yanında, ayrıca işlenen suçtan da cezalandırılacaktır.
d) Örgüt niteliği itibarıyla devamlılığı gerektirdiğinden, kişilerin belli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek için bir araya gelmesi hâlinde, örgütten değil ancak iştirak iradesinden söz edilebilecektir.
e) Amaçlanan suçları işlemeye elverişli, üye, araç ve gerece sahip olunması gerekmektedir.
TCK’nın 220. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Bu nedenle örgüte üye olma suçunda kastın varlığı için fail, örgütün, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek ve isteyerek üye olma iradesine sahip bulunmalıdır (İzzet Özgenç, Suç Örgütleri, 10. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2017, s. 25). Buna göre failin; örgütün kurucu, yönetici ve diğer üyeleriyle kurduğu ilişki ve irtibatı, örgüt amacına sunduğu katkı ve dış dünyaya yansıyan diğer hareketleri, eylemlerini gerçekleştirdiği yer ve zaman ile dosya kapsamındaki diğer deliller somut olayın şartlarına göre bir bütünlük içerisinde değerlendirilerek örgüt üyesi olup olmadığı hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Öte yandan, örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dâhil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişilerin örgüt üyesi olarak cezalandırılacağı hüküm altına alınırken, örgüte yardım sayılan eylemlerin TCK’nın 220. maddesinin yedinci fıkrasının ilk hâlinde nitelik bakımından örgüt üyeliğine denk sorumluluğu gerektirdiği kabul edilmiştir. Buna göre, örgüt üyesi olmaksızın, bilerek ve isteyerek örgütün bir iş, görev ya da hizmetinin yerine getirilmesi eylemi örgüt üyeliği olarak cezalandırılmakta iken; anılan fıkrada 6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, yapılan yardımın niteliğine göre cezanın üçte birine kadar indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte yardım fiilinin oluşması için, failin örgüt üyeleriyle önceden bir anlaşma yapması veya yapılan planlara dahil olması zorunlu değildir. Yardım fiilinin örgüt üyelerinin tamamına veya üyelerden birine yapılması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, örgütün amacı ve kolektif faaliyetleri bilinerek ve istenerek yardım edilmesi zorunludur (… Yaşar, Hasan Tahsin Gökcan, Mustafa Artuç, Yorumlu-Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, 6. Cilt, Adalet Yayınevi, Ankara, 2014, s. 8934). Yardım edenler zamanlarının büyük bir bölümünü örgüte hasretmiş kişiler olmayıp kendi hayatlarının akışı içerisinde bazen örgüte ait işleri kabul eden şahıslardır.
Örgüte yardım etme suçuna ilişkin olarak öğretide; “Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım edilmiş olması gerekir. Başka bir ifadeyle, yardım fiilinin örgütün suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt olduğu bilinerek gerçekleştirilmiş olması gerekir. Fıkra metninde geçen ‘bilerek’ ibaresi doğrudan kastı ifade eder. Doğrudan örgüte değil de örgüt mensuplarına yardım edilmesi hâlinde, yardım edilen kişilerin suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt mensubu olduklarının da bilinmesi gerekmektedir. Örgüt mensuplarına yapılan yardım, aynı zamanda örgüte yapılan yardım olarak değerlendirmek gerekir. Ancak, bu yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet eden bir yardım olması gerekmektedir.” (İzzet Özgenç, s. 41.); “Yardımın maddî bir yardım olması gerekli değildir. Örneğin suç örgütüne belli bir hususta bilgi ve belge sağlanması da yardım olarak kabul edilmelidir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus yardımın örgüte yapılmasıdır. Kanun koyucu, yardımın niteliğini belirlemediği için örgüte bilerek ve isteyerek herhangi bir yardımda bulunan kişi bile bu durumda örgüt üyesi olarak cezalandırılacaktır. Örgüte sadece bir kez önemsiz nitelikte bir yardımda bulunan kişi bile, örneğin örgüt üyeleri arasında bir kez iletişim sağlayan kişi, bu hüküm nedeniyle örgüt üyesi gibi cezalandırılabilecektir.” (Feridun Yenisey, Örgütlü Suçlar ve Terör Suçları Eğitim Modülü, s. 70.) şeklinde görüşler ileri sürülmüştür.
Bu açıklamalara ek olarak, örgüt mensubu suçlu kavramına dahil olan kişiler arasında örgüte katılan, diğer bir ifadeyle TCK’nın 220. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen örgüte üye olma suçunu işleyen kişilerin sayılması ve aynı maddenin yedinci fıkrasında düzenlenen suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte yardım etme suçunun yaptırımı yönünden örgüte üye olma suçuna atıf yapılmış olması karşısında, örgüte yardım etme eyleminin normatif niteliğinin de irdelenmesi gerekmektedir.
TCK’nın 220. maddesinin yedinci fıkrasının gerekçesi; “…Örgüte hâkim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişinin, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılması öngörülmüştür. Bu nedenle ‘örgüte yardım ve yataklık’ adıyla ayrı bir suç tanımlaması yapılmamıştır. Bu kavram altında söz konusu edilen fiiller, nitelik bakımından örgüte üye olmak dolayısıyla sorumluluğu gerektirmektedir.”, bu fıkrada 6352 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin gerekçesi ise “…Örgüt üyesi olmaksızın, örgütün niteliğini bilerek örgütün yararına herhangi bir iş, görev veya hizmet yapılması örgüt üyeliği ile eşdeğer kabul edilmekte ve örgüt üyeliği ile benzer şekilde cezalandırılmaktadır. Mevcut düzenlemeler göz önüne alındığında, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan bir örgütün hiyerarşik yapısına dahil olarak, bu örgütün amaçları doğrultusunda diğer üyelerle birlikte veya tek başına aktif olarak suç işleyen örgüt üyelerine verilecek ceza ile söz konusu hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgütün çağrısı üzerine herhangi bir eyleme katılana örgüt üyesi gibi ceza verilmesi, ceza adaleti yönünden uygun görülmemiştir. Bu itibarla maddede yapılan değişikliklerle bu adaletin sağlanması amaçlanmaktadır.” şeklinde ifade edilmiştir.
Doktrinde, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesinde bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenen örgüt üyelerine yardım ve yataklık fiilinin 5237 sayılı TCK’da örgüt üyeliği kapsamında değerlendirildiği şeklinde yorumlanarak örgüte yardım eden fail örgüt üyesi olarak kabul edildiği gibi (İzzet Özgenç, s. 39), örgüte yardım etmenin kişiyi örgüt üyesi yapmayacağı, bu kişinin sadece cezalandırma bakımından örgüt üyesine verilen ceza ile cezalandırılacağı, TCK’nın 220. maddesinin yedinci fıkrasındaki indirim sebebinin suç örgütü üyeliği açısından kabul edilmemesinin, ikinci ve yedinci fıkralarda farklı iki kurumun düzenlendiğini gösterdiği (Önder Tozman, Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu, 2. Baskı, Adalet Yayınevi, Haziran 2017, s. 326-327.), dolayısıyla bu suçun bağımsız bir suç tipi olarak düzenlendiği, ancak kanun koyucunun bu suçu işleyen kimseler açısından uygulanacak yaptırım noktasında suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçuna atıf yaptığı ve yine de bu suç için öngörülen ceza miktarının örgüte yardım fiili için uygulaması aşamasında indirim yapılmasına imkân tanıdığı, kanun koyucunun etkin pişmanlık ve infaz rejimi açısından da ilgili hükümlerde bu suç tiplerini ayrıca zikretme gereği duyduğu da belirtilmektedir [Erkan Sarıtaş, Suç İşlemek Amacıyla Örgütlenme Suçları (TCK m. 220-221), İstanbul Ceza Hukuku ve Kriminoloji Arşivi, Yayın No:13, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, 2018, s. 179-180, 676.].
Yine doktrinde, TCK’nın 220. maddesinin yedinci fıkrasında yapılan değişiklik ve bu değişikliğe ilişkin gerekçe birlikte değerlendirildiğinde, örgüte yardım fiilinin “örgüt üyeliği ile benzer şekilde cezalandırıldığı” ve örgüte yardım eden kimselere “örgüt üyesi gibi ceza verilmesi gerektiği” ifadelerine yer verilmesi ve hatta bu durumun ceza adaleti açısından uygun görülmemesi de örgüte yardım fiilinin örgüt üyeliği kapsamında değil, bağımsız bir suç tipi olma vasfını muhafaza edecek şekilde düzenlendiğini ve kanun koyucunun tipik hareketlerini belirlediği bu suç tipi açısından, münhasıran yaptırım noktasında örgüte üye olma suçuna atıf yaptığını gösterdiği ifade edilmektedir (Erkan Sarıtaş, s. 178-179). Buna göre örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden failin; fiilin niteliği itibarıyla örgüt üyesi kabul edilmeyeceği, yalnızca ceza tatbiki yönünden örgüt üyesi gibi muamele göreceği değerlendirilmektedir (Ersan Şen, Suç Örgütü, Seçkin Yayıncılık, Mayıs 2018, Ankara, s. 200.).
Bununla birlikte, TCK’nın 220. maddesinin 6352 sayılı Kanun’la değişik yedinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla açılan iptal davasında Anayasa Mahkemesince verilen iptal isteminin reddine ilişkin 04.07.2012 tarihli ve 100-84 sayılı kararda değinilen; “…Dava konusu kuralda, örgütlü suçlarla etkin mücadele edilmesinin sağlanması amacıyla örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmasa bile örgütün amacına ulaşmasını sağlamak üzere örgüte bilerek ve isteyerek yardım edenler yönünden bağımsız bir suç tipi oluşturulmakta ve bu fiil örgüte üye olmakla ortaya çıkan tehlikeye eşdeğer görülerek, örgüt üyeliği suçuyla aynı şekilde cezalandırılmaktadır. Dolayısıyla kuralda aynı eyleme ilişkin mükerrer bir yargılama ve cezalandırmanın söz konusu olmadığı açıktır. Bu yönüyle kanun koyucunun izlediği ceza politikası uyarınca yaptığı değerlendirme sonucunda örgüte yardım etme eylemini bağımsız bir suç olarak nitelemesi ve bu eylemi suç olarak tanımladığı başka bir eylemle aynı tehlikede görerek aynı şekilde cezalandırmasında Anayasa’ya ve ceza hukukunun genel ilkelerine aykırı bir yön bulunmamaktadır.” şeklindeki anlatımda da suç örgütüne yardım etme suçunun bağımsız bir suç tipi olduğu açıkça vurgulanmıştır.
Anılan suça ilişkin kanuni düzenlemeler ve yapılan değişiklikler, bu değişikliğin hukuki mahiyeti ve gerekçesi ile Anayasa Mahkemesinin kararı birlikte değerlendirildiğinde; suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte yardım etme suçunun, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçunun seçimlik hareketlerinden biri olmayıp unsurları itibarıyla bağımsız bir suç tipi olduğu, yalnızca bu suça ilişkin temel cezanın belirlenmesi açısından örgüt üyeliğine ilişkin öngörülen cezaya atıf yapıldığı, dolayısıyla örgüte yardım eden kişinin TCK’nın 220. maddesinin ikinci fıkrası anlamında örgüt üyesi olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte yardım etme suçunun normatif niteliği itibarıyla bağımsız bir suç tipi olduğunun belirlenmesi karşısında, bu suçtan mahkûmiyetine karar verilen failin örgüt mensubu suçlu olarak kabul edilip edilmeyeceğinin irdelenmesine gelince;
TCK’nın 6. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde örgüt mensubu suçlular arasında sayılan “örgüte katılan” tabirinin TCK’nın 220. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen örgüt üyeliği suçuna yönelik olduğu, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte yardım eden kişinin de örgüt üyesi ve bu hâliyle de “örgüte katılan” olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla, örgüte yardım eden kişinin örgüt mensubu suçlu olarak kabul edilip edilmeyeceği hususunun, failin bu tanımda gösterilen diğer kişilerden olup olmadığına göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Doktrinde örgüte yardım eden kişinin TCK’nın 6. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde belirtilen örgüt mensubu suçlular arasında sayılmadığı, dolayısıyla bu suçtan mahkûm olan fail hakkında TCK’nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanamayacağı görüşü hâkim olup (Ersan Şen, s. 715, Erkan Sarıtaş, s. 678) Özel Dairelerin istikrarlı uygulamalarında da TCK’nın 220. maddesinin yedinci fıkrası gereğince suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte yardım etme suçundan mahkûm olan kişilerin benzer gerekçeyle örgüt mensubu suçlu sayılamayacakları, bu nedenle TCK’nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca haklarında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Örgütün faaliyeti çerçevesinde işlendiği ve neticeleri itibarıyla failin örgüte yaptığı yardım kapsamında olduğu kabul edilen araç suçlar yönünden TCK’nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde ise;
TCK’da suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayrımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir.
Aynı Kanun’un “Bağlılık kuralı” başlıklı 40. maddesi de;
“(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
(2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.
(3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir.” biçiminde düzenlenmiştir.
Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına şerik denilmekte olup TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK’nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.
Ancak, söz konusu sorumluluk işlenen ya da iştirak edilen suça ilişkin cezai sorumluluğa yönelik olup anılan kural aralarında tekerrüre ilişkin hükümlerin de yer aldığı ve TCK’da “Güvenlik tedbirleri” başlığı altında düzenlenen hükümleri kapsamamaktadır. Güvenlik tedbirleri, işlenen suçun ağırlığıyla orantılı olarak değil, failin tehlikelilik durumu göz önünde bulundurularak uygulanan ceza hukuku yaptırımları olduğundan, söz konusu tehlikelilik; kural olarak işlenen suçun niteliği yerine, kanunda o tedbire ilişkin uygulama şartları dikkate alınarak belirlenecektir. Aksi hâlde bağlılık kuralının kapsamının, örneğin iştirak hâlinde işlenen bir suçta tekerrüre esas sabıkası bulunan faillerden biri hakkında uygulanan tekerrür hükümlerinin, sabıkası bulunmayan diğer fail hakkında da uygulanacağı şeklinde yorumlanması, güvenlik tedbirlerinin kanuniliği ve şahsiliği ilkeleri ile kanun koyucunun amacına aykırı olacaktır.
Bununla birlikte, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 17. maddesi;
“Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması bakımından 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 108 inci maddesi hükümleri uygulanır…” şeklinde düzenlenmiş olup bu maddeye ilişkin Komisyon gerekçesi de;
“Terörle Mücadele Kanununun, Tasarının çerçeve 11 inci maddesiyle değiştirilen 17 nci maddesinin birinci fıkrasında, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesine yapılan yollamanın, bu maddenin dördüncü fıkrasıyla sınırlandırılmasına yönelik değişiklik yapılmıştır. Böylece, örgüt mensubu suçlu olmasalar bile, Terörle Mücadele Kanununun örneğin 6 ncı maddesi ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan suçların failleri hakkında da Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin örgüt mensubu suçlulara ilişkin koşullu salıverilme ve hatta, mükerrirlere özgü güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.” biçiminde ifade edilmiştir. Bu hükümde açık bir ifadeyle TCK’nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasından söz edilmemekle birlikte, bu fıkrada öngörülen infaz koşullarını düzenleyen 5275 sayılı Kanun’un 107 ve 108. maddelerine yapılan atıf karşısında, 3713 sayılı Kanun’da sayılan suçların işlenmesi amacıyla kurulan silahlı örgütler açısından özel ve istisnai düzenleme getirildiği, dolayısıyla bu Kanun’da sayılan suçları işleyen faillerin tehlikelilik durumları dikkate alınarak haklarında söz konusu infaz usulünün uygulanabilmesi için örgüt mensubu suçlu olma şartının aranmadığı anlaşılmaktadır.
İştirak hâlinde işlenen suçlarda sorumluluk rejimine ilişkin TCK’nın 40. maddesinde öngörülen bağlılık kuralının güvenlik tedbirleri açısından uygulama alanının bulunmaması, bunun yanında 3713 sayılı Kanun’da yer alan infaz usullerine ilişkin düzenlemenin bu Kanun’da sayılan suçları işleyen faillerin özel tehlikelilik hâlleri öngörülerek getirilen istisnai bir düzenleme olması karşısında, uygulama alanının 3713 sayılı Kanun’da sayılmayan suçlar yönünden kıyasen genişletilememesi hâli birlikte değerlendirildiğinde; 3713 sayılı Kanun kapsamında olmayan suç örgütüne yardım ettiği kabul edilen failin, neticeleri itibarıyla bu yardım kapsamında işlediği ya da iştirak ettiği suç yönünden tehlikelilik durumu da, örgüt mensupları hakkında uygulanan güvenlik tedbirlerinden bağımsız biçimde kendi hukuki durumuna, bu bağlamda da sonuç olarak örgüt mensubu suçlu olarak kabul edilip edilmemesine göre belirlenmelidir.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
İnceleme dışı sanık … hakkında çıkar amaçlı suç örgütü kurduğundan bahisle yürütülen soruşturma sırasında elde edilen deliller doğrultusunda sanıklar …, …, … ve …’nın da suç işlemek amacıyla kurulmuş olan silahlı örgüte yardım etme maksadıyla hareket ederek katılan …’a yönelik teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçunu işledikleri ve … tarafından kurulan bu suç örgütüne hiyerarşik yapı içerisinde üye olmamakla birlikte örgüte yardım ettikleri iddiasıyla açılan kamu davasında, (CMK’nın 250. maddesi ile görevli) İstanbul (Kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, sanıkların, 5237 sayılı TCK’nın 149/1-c.f.g, 35 ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl, aynı Kanun’un 220/7. maddesi delaletiyle TCK’nın 220/2-3, 62 ve 51. maddeleri uyarınca erteli 1 yıl 10 …15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve her iki suç yönünden her bir sanık hakkında TCK’nın 58/9. maddesi uygulanmak suretiyle cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, verilen bu hükümlerin sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 20.04.2011 tarih ve 27243-5566 sayı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerin onanmasına, silahlı örgüte yardım etme suçundan kurulan hükümlerin ise bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine silahlı örgüte yardım etme suçu yönünden sanıklar hakkındaki yargılamaya devam eden Yerel Mahkemece 04.12.2019 tarih ve 11-471 sayı ile zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle anılan suçtan açılan kamu davalarının TCK’nın 66/1-e, 67 ve CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca ayrı ayrı düşmesine karar verildiği anlaşılan dosya kapsamında;
Yerel Mahkemece sanıklar hakkında teşebbüs aşamasında kalan yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri yönünden TCK’nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmiş ise de 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun aksine TCK’da örgüte yardım etme suçunun örgüte üye olma suçundan ayrı ve bağımsız bir suç tipi olarak düzenlendiği, örgüte yardım eden kişinin aynı Kanun’un 6. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde belirtilen örgüt mensubu suçlular arasında sayılmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte yardım eden sanıkların özel tehlikelilik hâlinin varlığından bahsedilemeyeceğinden, örgüt mensubu olmayan sanıklar hakkında TCK’nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanma imkânının bulunmadığının kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının bu uyuşmazlık konusu bakımından kabulüne karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle,
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının;
A) (1) numaralı uyuşmazlık konusu yönünden REDDİNE,
B) (2) numaralı uyuşmazlık konusu yönünden KABULÜNE,
2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20.04.2011 tarihli ve 27243-5566 sayılı ilamının, sanıklar …, …, … ve … hakkında teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına ilişkin kısmının KALDIRILMASINA,
3- (CMK’nın 250. maddesi ile görevli) İstanbul (Kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.01.2010 tarihli ve 262-61 sayılı, sanıklar hakkında teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, suç işlemek amacıyla kurulmuş silahlı örgüte yardım eden sanıkların örgüt mensubu suçlu olarak kabul edilemeyecekleri gözetilmeden hükmolunan hapis cezalarına yönelik olarak TCK’nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
Ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrası gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, sanıklar hakkındaki hüküm fıkralarından TCK’nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılması suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.05.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.