YARGITAY KARARI
DAİRE : Ceza Genel Kurulu
ESAS NO : 2021/115
KARAR NO : 2023/594
KARAR TARİHİ : 08.11.2023
YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza
SAYISI : 220-23
: Resen ve sanıklar müdafiileri
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanıklar … ve …’un teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten öldürme suçuna azmettirmeden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nın 38/1, 82/1-a, 35, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba; sanıklar …, … ve …’nın teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten öldürme suçundan aynı Kanun’un 37/1, 82/1-a, 35, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba; sanıklardan … yönünden ayrıca aynı Kanun’un 58/6. maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.02.2013 tarihli ve 31-37 sayılı, resen temyize tabi olan hükümlerin, sanıklar müdafileri tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 22.10.2014 tarih ve 2465-4738 sayı ile;
“1) …Sanıklar ile mağdur arasında öldürmeyi gerektiren husumet bulunmaması, mağdurda bulunan yaralardan sadece bir tanesinin göğse nafiz olması, diğer yaraların nitelikli olmaması ve ciddi bir engel hâl bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların kasten yaralama suçundan, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığına göre temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenip cezalandırılmaları yerine, suçun niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi,
2) …Sanıkların 5271 sayılı CMK’nın 150/2-3. maddesi gereğince kendilerine atanan müdafi yardımından ücretsiz olarak faydalanma haklan bulunduğu hâlde, müdafi ücretlerinin yargılama gideri olarak sanıklardan tahsiline karar verilmesi,” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
II. DİRENME GEREKÇESİ
İlamda belirtilen (2) sayılı bozma nedenine uyan Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesi 30.01.2015 tarih ve 220-23 sayı ile; “ …Her ne kadar dairece sanıkların eylemlerinin kasten yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilse de, somut olay değerlendiğinde, müdahilin göğüs ve sırt bölgelerinden üç darbe, kalça bölgelerinden dört bıçak darbesi aldığı, toplam 12 bıçak darbesinin çoğunun belinden yukarısına isabet ettiği, müdahilin hayati tehlike geçirdiği, ancak kısa sürede Mavi Kuruyemiş’i işleten kişinin haber vermesi ile gelen ambulans ile erken tıbbi müdahale sebebiyle hayatta kaldığı ve iki fail tarafından uzun süre beklenilip geceleyin karanlık ortamda özellikle hayati bölgeleri hedef alınarak toplam 12 adet bıçak darbesine maruz kaldığı sabit olup, bu olayda gerek yaralanmanın ağırlığına göre faillerin eylemli kasıtlarının öldürmeye teşebbüs olduğu ve gerekse kullanılan alet, yara sayısı ve hedef alınan bölge itibarı ile öldürmenin amaçlandığı kabul edilmiştir.” şeklindeki gerekçeyle suç niteliğine ilişkin (1) sayılı bozma nedenine direnerek önceki hükümler gibi sanıkların mahkûmiyetlerine karar vermiştir.
Resen temyize tabi olan hükümlerin sanıklar müdafiileri tarafından da temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.06.2018 tarihli ve 130040 sayılı onama- bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, 6763 sayılı Kanun’un 36. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 01.03.2021 tarih ve 4827-2693 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş, açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN
Direnme kararının kapsamına göre inceleme, sanıklar hakkında teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten öldürme suçu ve bu suça azmettirmeden kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Sanıkların suçlarının sübutuna ilişkin bir uyuşmazlık ve bu kabulde dosya içeriği itibarıyla herhangi bir isabetsizlik bulunmayan somut olayda; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıkların eylemlerinin nitelikli kasten öldürme suçuna teşebbüse iştiraki mi yoksa kasten yaralama suçuna iştiraki mi oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin olup Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden alınan güncel nüfus kaydında sanıklardan …’nın direnme kararından sonra temyiz aşamasında öldüğü bilgisine yer verilmesi karşısında bu sanık yönünden mahallinde araştırma yapılmasının gerekli olup olmadığı da değerlendirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
07.01.2013 tarihinde Aydın Adli Tıp Şube Müdürlüğünce katılan … hakkında düzenlenen raporda; katılanın vücudunda sağ skapula üzerinde yaklaşık 1 cm’lik cilt, cilt altı kesi, sırtta sağ lateralde 6. interkostal ve sağ aksiller çizginin birleştiği yerde 2 cm’lik cilt, cilt altı ve kas kesisi, bu kesinin yaklaşık 3 cm iç kısmında 6. kosta üzerinde 2 cm’lik cilt, cilt altı ve kas kesisi, sırtta, orta hatta yakın 6 ve 7. kostalar üzerinde vertikal 2 cm’lik cilt, cilt altı kesisi, sağ 7. interkostal aralık ve orta aksiller çizginin birleştiği yerde, yaklaşık 2 cm’lik cilt, cilt altı kas ve fasiya kesisi, (Buradan toraksa doğru ilerleyen yaralanma mevcut), sol skapulanın 3-4 cm aşağısında orta hatta yakın yaklaşık 0,5 cm’lik yüzeyel kesi, lomber bölgede L3-L4 seviyesinde yaklaşık 3 cm’lik cilt, cilt altı ve kas kesisi, bu kesinin 1 cm lateralinde yaklaşık 1-2 cm’lik cilt, cilt altı kesisi, sağ kolda, arka yüzde yaklaşık 2 cm’lik parçalı cilt, cilt altı kesisi, sol 7. interkostal aralık ön yüzde, orta klavikular çizgi üzerinde, 1-2 cm’lik cilt, cilt altı kesisi, sol kalça üzerinde, gluteal bölgede 2-3 cm’lik cilt, cilt altı kas ve derin fasia kesisi, bu kesinin 10 cm üzerinde 1-2 cm’lik cilt, cilt altı kesisi bulunduğu, hastaya sağ toraks göğüs tüpü takıldığı, yaklaşık 100 cc hemorajik mai geldiği, hemopnomotoraks olduğu, sağ göğüs yan taraftaki 1 adet kesinin öldürücü etkiye sahip olduğu, kişinin yaşamını tehlikeye soktuğu, tarif edilen diğer yaraların öldürücü etkiye sahip olmadığı, kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığının ifade edildiği,
Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) bilişim sistemi kullanılarak çıkartılan güncel nüfus kayıt örneğinde, sanık …’nın direnme kararından sonra 21.07.2015 tarihinde öldüğü bilgisinin yer aldığı,
Anlaşılmaktadır.
Katılan … aşamalarda benzer şekilde; emekli matematik öğretmeni olduğunu, 1987’den 1989 yılına kadar Ankara Tuzluçayır Lisesi’nde çalıştığını, sanıklardan…’in kardeşi …’e özel ders verdiğini, …’in Avusturyalı bir işçi ile evlenip Türkiye’den ayrıldığını, …’in ders aldığı süreçte kendisine tecavüz edildiği iddiası ile yıllar sonra kendisinden şikâyetçi olduğunu, bu olayla ilgili olarak Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinde 1991/64 esas sayılı dosya üzerinden yargılandığını ve 1991/153 sayılı kararla beraatine karar verildiğini, olay tarihinde saat 21.30 sıralarında, ikamet ettiği apartmanın bitişiğindeki büfeden alışveriş yaptığını, geri dönüp apartmanın dış kapısını açtığı esnada arkasında bir acı hissettiğini, geriye döndüğünde sanık …’ün bu defa koluna ve karnına iki bıçak darbesi daha vurduğunu, can havliyle …’ü iteklediğini, …’ün sendelemesi ile ağaçların altından koşturan bir başka erkek şahsın gelerek kendisini sol kalçasından iki kez bıçakla yaraladığını, yere düştüğünü, yerdeyken de her iki sanığın kendisini bıçakladıklarını, can havliyle “İlhan, İlhan!” diye bağırdığını, bunun üzerine bu iki sanığın panikleyerek oradaki çay bahçesine kaçtıklarını, sürünerek ve etrafa tutunarak tanık İlhan’ın işlettiği büfeye geldiğini, yardım istediğini, olay yerine gelen cankurtaranla hastaneye kaldırıldığını, bıçaklandığı yerin karanlık olduğunu, kış mevsimi nedeniyle yakındaki çay bahçesinin lambalarının da yanmadığını, geçmişte…’in kardeşi …’e karşı yaptığı iddia edilen cinsel saldırı olayından dolayı…’in kendisine husumet beslemiş olabileceğini ve bu sebeple diğer sanıklarla iştirak hâlinde hareket etmiş olabileceklerini,
Tanık … aşamalarda benzer şekilde; olay sırasında işlettiği büfede televizyon izlediğini, katılanın alışveriş yaptığını, büfeden ayrıldıktan yaklaşık 5 dakika sonra katılanın büfeye tekrar gelerek bıçaklandığını söylediğini, cankurtarana ve polise haber verdiğini, olayı görmediğini,
İfade etmişlerdir.
Sanıklar aşamalarda benzer şekilde; Didim’e ev bakmaya ve alınacak evin tadilatı için geldiklerini, katılanın yaralanması ile ilgilerinin bulunmadığını savunmuşlardır.
IV. GEREKÇE
Ön sorunun ve uyuşmazlık konusunun ayrı ayrı değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır.
A- Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden alınan güncel nüfus kaydında sanıklardan …’nın direnme kararından sonra temyiz aşamasında öldüğü bilgisine yer verilmesi karşısında bu sanık yönünden mahallinde araştırma yapılmasının gerekli olup olmadığı;
1. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar
TCK’nın 64. maddesinde; sanığın ölümü durumunda kamu davasının düşürüleceği, sadece niteliği itibarıyla müsadereye tâbi olan eşya ve yararlar hakkında yargılamaya devam olunacağı, hükümlünün ölümü halinde ise cezanın ortadan kaldırılmasına karar verilmekle birlikte müsadere ve yargılama giderine ilişkin hükmün infaz edileceği belirtilmek suretiyle hükümlü ile sanığın ölümüne farklı sonuçlar yüklenmiştir.
Buna göre; kamu davası açılmadan önce şüphelinin ölmesi durumunda kovuşturma imkânının bulunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına, kamu davası açıldıktan sonra sanığın ölmesi halinde ise yerel mahkemece davanın düşmesine karar verilecektir. Ölümün ceza ilişkisini sadece ölen kişi bakımından sona erdirmesi nedeniyle iştirak hâlinde işlenen suçlarda diğer sanıklar hakkında davaya devam edilecek, sanığın ölümü niteliği itibarıyla müsadereye tâbi olan eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak müsadere kararı verilmesine engel olmayacaktır. Sanığın ölümü ceza ve infaz ilişkisini düşürürken, hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş olan hükümlünün ölümü sadece hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarının infaz ilişkisini ortadan kaldıracaktır. Buna bağlı olarak, ölümden önce tahsil edilmiş olan para cezaları mirasçılara iade edilmeyecek buna karşın tahsil edilmemiş bulunan para cezaları mirasçılardan istenmeyecek, bunun yanında müsadereye ve yargılama giderine ilişkin hükümler ölümden önce kesinleşmiş olmak kaydıyla infaz olunacaktır.
Görüldüğü gibi, suç teşkil eden bir fiilin işlenmesiyle fail ile devlet arasında doğan ceza ilişkisi, bu fiili işleyen sanığın ya da hükümlünün ölümüyle cezaların şahsiliği ilkesi nedeniyle başkası sorumlu tutulamayacağından düşmektedir. Ölüm, bir vakıa olan suçu ortadan kaldırmayacak, suçtan sorumlu tutulacak kişi olmadığından, devletin suçla birlikte ortaya çıkan cezalandırma sorumluluk ve yetkisini sona erdirecektir.
Temyiz aşamasında sanığın öldüğüne ilişkin bir iddianın ortaya çıkması ya da UYAP vasıtasıyla alınan nüfus kaydında öldüğü bilgisinin yer alması gibi hâllerde, ölümün kamu davasının düşmesini gerektiren bir neden olduğu göz önüne alınarak, ölüm nedeniyle düşme kararının temyiz merciince dosya üzerinde yapılan inceleme sırasında verilmesi yerine, ölüm bilgisi nedeniyle diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulması ve yerel mahkemece mahallinde yapılan araştırma sonucunda sanığın öldüğünün kesin olarak saptanmasından sonra düşme kararı verilmesi daha isabetli olacaktır.
2. Ön Soruna İlişkin Hukuki Nitelendirme
UYAP kullanılarak alınan güncel nüfus kayıt örneğinde, sanık …’nın direnme kararına konu hükümden sonra 21.07.2015 tarihinde öldüğü bilgisi yer aldığından, ölümle ilgili mahallinde araştırma yapılarak karar verilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla, direnme kararına konu hükmün sanık … yönünden, gerekli araştırmanın mahallinde yapılıp ölümün yerel mahkemece tespiti ile sonucuna göre TCK’nın 64 ve CMK’nın 223. maddeleri uyarınca gereken hükmün verilmesinin temini için diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
B- Sanıklar…, …, … ve …’ün eylemlerinin nitelikli kasten öldürme suçuna teşebbüse iştiraki mi yoksa kasten yaralama suçuna iştiraki mi oluşturduğu;
1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Suça teşebbüs” başlıklı 35. maddesinde;
“Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur” hükmü yer almaktadır.
Buna göre suça teşebbüs, işlenmesi kast olunan bir suçun icrasına elverişli araçlarla başlanmasından sonra, elde olmayan nedenlerle suçun tamamlanamamasıdır. Maddenin açık hükmüne göre, icra hareketlerinin yarıda kalması ya da sonucun meydana gelmemesi failin iradesi dışındaki engel nedenlerden ileri gelmelidir.
Öte yandan, suça teşebbüsle ilgili değerlendirme yapılabilmesi, failin hangi suçu işlemeyi kastettiğinin belirlenmesini gerektirir ki buna “subjektif unsur” denir. Failin gerçekleştirdiği davranış ile bir suçu işlemeye teşebbüs edip etmediğini, eğer etmişse hangi suça teşebbüs ettiğini belirleyebilmek için öncelikle kastın varlığının belirlenmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle, tıpkı tamamlanmış suçta olduğu gibi, teşebbüs aşamasında kalan suçta da, işlenmek istenen suç tipindeki bütün unsurlar failce bilinmelidir (İçel Suç Teorisi, Kayıhan İçel, Füsun Sokullu-Akıncı, İzzet Özgenç, Adem Sözüer, Fatih S. Mahmutoğlu, Yener Ünver 2. Kitap, 2. Baskı, İstanbul, 2000, s.315.) .
Bu husus, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 765 sayılı TCK’nın yürürlükte olduğu dönemde verilmiş olup kabul edilen ilkeler açısından 5237 sayılı TCK’nın teşebbüse ilişkin 35. maddesi yönüyle de varlığını devam ettiren 04.06.1990 tarihli ve 101-156 sayılı kararında da; “Teşebbüste aranan kast, icrasına başlanmış cürmü teşebbüs aşamasında bırakma kastı olmayıp, söz konusu suçu tamamlamaya yönelmiş kasttır.” şeklinde açıklanmıştır.
Kasten yaralama suçu ile kasten öldürme suçuna teşebbüs arasındaki ayırıcı kriter manevi unsurun farklılığına dayandığından, sanığın kastının öldürmeye mi yoksa yaralamaya mı yönelik olduğunun çözülmesi gerekmektedir.
5237 sayılı TCK’nın 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir.
İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır.
Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir.
2. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme
Uzun yıllar Ankara’da matematik öğretmeni olarak görev yapan katılan …’in emekli olduktan sonra Didim’de annesi ile birlikte yaşamaya başladığı, Ankara’da ikamet eden sanıklardan … ve … ile … arasında ihtilaf bulunduğu, … ve…’in azmettirdikleri diğer sanıklar …, … ve … ile birlikte olaydan iki gün önce iki ayrı araçla Ankara’dan Didim’e geldikleri, aynı otele yerleştikleri, sanıklardan …, … ve …’ün araçla katılanın yaşadığı evin bulunduğu yere geldikleri, büfeden alışveriş yapıp apartmana gireceği sırada saldırdıkları katılana bıçakla çok sayıda vurarak katılanı yaraladıkları, katılanın “İlhan!” diye bağırmasının ardından geldikleri araca binerek olay yerinden uzaklaştıkları, yaralandıktan sonra ayağa kalkarak alışveriş yaptığı büfeye geri giden katılanın yaralandığını söylemesi üzerine olay yerine çağrılan cankurtaranla hastaneye kaldırıldığı, tedavisi yapılarak sağlığına kavuştuğu, katılanın vücuduna isabet eden çok sayıdaki bıçak darbesinden sadece birinin göğüs boşluğuna girmesi nedeniyle meydana gelen hemopnomotraks sonucu yaşamsal tehlike geçirdiği, diğer yaraların yaşamsal tehlikeye yol açmadığının belirtildiği anlaşılan olayda;
Katılanın vücudundaki yaralardan sadece bir tanesinin göğse nafiz olması, herhangi bir iç organ yaralanmasına da yol açmayan bu yara dışındaki diğer yaraların yaşamsal tehlike doğurmaması, etrafta kimsenin bulunmamasına, herhangi bir dış müdahale ve engel hâl olmamasına karşın, sanıkların yaralı ve savunmasız şekilde yerde yatan katılana yönelik eylemlerine kendiliklerinden son vererek olay yerinden uzaklaşmış olmaları birlikte değerlendirildiğinde; sanıkların kastlarının öldürmeye yönelik oluşunun da şüphede kaldığı, bu nedenle sanıkların kastlarının yaralamaya yönelik olduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yerel Mahkeme direnme kararına konu hükümlerin sanıkların eylemlerinin kasten yaralama suçuna iştiraki oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanıklar … ve …’un eylemlerinin nitelikli kasten öldürme suçuna teşebbüse azmettirmeyi, diğer sanıkların eylemlerinin ise nitelikli kasten öldürme suçuna teşebbüsü oluşturduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 30.01.2015 tarihli ve 220-23 sayılı direnme kararına konu hükümlerin;
A) Sanık … yönünden, gerekli araştırmanın mahallinde yapılıp ölümün yerel mahkemece tespiti ile sonucuna göre TCK’nın 64 ve CMK’nın 223. maddeleri uyarınca gereken hükmün verilmesinin temini için,
B) Sanıklar …, …, … ve …’in eylemlerinin kasten yaralama suçuna iştiraki oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden,
BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2023 tarihinde yapılan müzakerede ön sorun yönünden oy birliğiyle, suç niteliğine yönelik uyuşmazlık yönünden ise oy çokluğuyla karar verildi.