YARGITAY KARARI
DAİRE : Ceza Genel Kurulu
ESAS NO : 2021/266
KARAR NO : 2023/316
KARAR TARİHİ : 31.05.2023
İtirazname No : 2019/57055
YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza
SAYISI : 224-234
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık …’un nitelikli kasten öldürme suçundan beraatine ilişkin Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.09.2015 tarihli ve 224-234 sayılı hükmün, katılan … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 24.11.2020 tarih, 1138-3054 sayı ve oy çokluğu ile;
“…Oluşa ve dosya kapsamına göre, nitelikli kasten öldürme suçunun tarihi itibarıyla 18 yaşını dolduran sanık … ile maktul …’nin aynı okulda öğrenci oldukları ve bir süre arkadaşlık yaptıkları fakat özellikle maktulün arkadaşlarının anlatımlarına göre …’nin … ile arkadaşlığını sürdürmek istemediği, hatta dosya kapsamına yansıyan mesaj içeriklerinden anlaşıldığı üzere; …’nin eski arkadaşı olan …’e tekrar birlikte olmak için teklifte bulunduğu, bu duruma …’nın öfkelendiği ve çeşitli kereler …’yi tehdit ettiği, hakaret ettiği ve ölüm olayından iki gün önce de tokat atmak suretiyle darp ettiği, ölüm olayının olduğu gün ise yine aralarında tartışma yaşandığı, bu tartışmaya tanık olan arkadaşlarının ifadelerinden anlaşıldığı üzere …’nın kendisiyle görüşmek istemeyen …’yi ‘ya sen ölürsün ya da o’ şeklinde tehdit ettiği, bunun üzerine ise …’nin “beni öldür o zaman” şeklinde cevap verdiği ve ardından …’nın teklifi üzerine daha önce de çeşitli kereler gittikleri ırmak kenarına doğru yürüdükleri, burada da …’nın beyanlarından anlaşıldığı üzere tartışmaya devam ettikleri, olayın bundan sonrasına dair herhangi bir tanık ya da kamera görüntüsü olmadığı, …’nın 112 Acil hattını arayarak boğulma olayının olduğunu belirterek olay yerine gelmelerini istediği, bunun üzerine 112 Acil ekibinin olay yerine intikal ettiği, ardından da kolluk kuvvetlerinin geldiği, …’nın kolluk kuvvetlerini görmesi üzerine elinde bulunan kendisine ait cep telefonunu ırmağa attığı, olay yerine varıldığında …’nın üzerinde önü açık gömlek, gömleğin altında atlet, altında ise kumaş pantolun olduğu, 112 Acil ekibinde görevli şahısların beyanlarından ve kollukça tutulan tutanak kapsamından …’nın saçlarının, gömleğinin ve atletinin kuru olduğu, sadece dizlerinin altının ıslak olduğu ve özellikle vücudunda belirgin şekilde tırnak izlerinin olduğunun anlaşıldığı, … olaya dair aşamalardaki beyanlarında … ile tartıştıkları sırada …’nin büyük bir kaya üzerinden kendisini ırmağa attığını, o sırada arkasının dönük olduğunu, ardından onu kurtarmak için suya atladığını, kendisinin yüzme bildiğini fakat …’nin bilmediğini, kurtarmak için uğraştığını ancak …’nin kendisini ittiğini, tırnak izlerinin de bu sırada oluştuğunu belirttiği, her ne kadar tırnak izlerine dair … bu şekilde bir izahta bulunmuş ise de, bunun hayatın olağan akışına uygun olmadığı, boğulmak üzere olan bir kişinin kendisini kurtarmaya çalışan kişiyi iteklemesinin beklenemeyeceği, aksine ona tutunmasının gerekeceği, …’nın bu ifadesinin suçtan kurtulmak maksatlı olduğu, olayların gelişimi bir bütün olarak değerlendirildiğinde ise, …’nın kendisi ile birlikte olmak istemeyen …’yi bu nedenle bir çok kez tehdit ettiği, en son tanıkların huzurunda öncekilere göre özellik arz edecek şekilde ‘ya seni öldüreceğim ya onu’ şeklinde bir tehditte bulunduğu, burada ‘o’ şeklinde ima ettiği kişinin ise …’nin görüştüğü üçüncü şahıs olduğu, …’nin bu tehdit içerikli soruya ‘ben’ şeklinde karşılık vermesi üzerine ırmak kenarına …’nın isteği ile gittikleri, burada da tartışmanın devam ettiği ve …’nin kendisini savunmaya çalışırken …’nın vücudundaki tırnak izlerinin oluştuğu, …’nin karşı koyamadığı ve … tarafından ırmağa atılmak suretiyle boğularak hayatını kaybettiği, …’nın kendisinin de ırmağa atladığını beyan ettiği, ancak vücudunun büyük kısmının ve özellikle saçlarının kuru olduğu, olay tarihi ve coğrafya itibarıyla bu kadar kısa sürede üzerinin ve saçlarının kurumasının mümkün olmadığı, … boğulduktan sonra ise …’nın kendisinden şüphe duyulmaması amacıyla 112 Acil hattını aradığı, olay yerine kolluk kuvvetlerinin de geldiğini görünce ise panikleyerek telefonunu ırmağa attığı, netice olarak sanık …’nın suç tarihinde 18 yaşından küçük olan maktul …’yi nitelikli olarak kasten öldürdüğü ve hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Daire Başkanı … ve …; “Sanık … hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan ilk derece mahkemesince verilen beraat kararı usul ve yasaya uygun görüldüğü,” düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 20.01.2021 tarih ve 57055 sayı ile; “…Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kararında da belirtildiği üzere, suça sürüklenen çocuk ile müteveffa arasında çok ciddi tartışmaların yaşandığı, suça sürüklenen çocuğun müteveffaya ölüm olayında iki gün önce tokat attığı, ölümle tehdit ettiği, ona hakaret ettiği keza ölüm olayının gerçekleştiği gün suça sürüklenen çocukla müteveffanın çok hararetli şekilde tartıştıkları bu tartışmanın ölüm olayını meydana geldiği yerde de sürdüğü, suça sürüklenen çocuğun tanıklar huzurunda defalarca ölümle tehdit ettiği, bu şekildeki tehdit eyleminin ölüm olayının hemen öncesinde dahi suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiği hususlarında şüphe bulunmamaktadır. Somut olayda, 112 Acil Sağlık Servis ekiplerinin ve kolluk güçlerinin olay yerine intikal ettikleri sırada suça sürüklenen çocuğun kıyafetlerinin kuru olması, suça sürüklenen çocuğun elindeki cep telefonunu suya fırlatması, vücudunda tırnak izlerinin bulunması gibi şüphe uyandıracak bulgu ve davranışlar mevcut ise de, suça sürüklenen çocuğun bu hususları önemli ölçüde tutarlı savunmalarla bertaraf ettiği gözden kaçırılmamalıdır. Yine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin ilamında belirtildiği gibi olayın herhangi bir görgü tanığı yada kamera görüntüsü de mevcut değildir.
Öte yandan olay yerinde yapılan keşif ve düzenlenen rapor ile ekleri incelendiğinde, müteveffanın suya atladığı yerin 1.70 metre derinliğinde ve dip akıntısı olan bir bölge olduğu, bölgede suyun debisinin yüksek olduğu, suça sürüklenen çocuğun yüzme bilse bile bu şartlar altında …’yi kurtarmasının olanaklı olmadığı açıkça anlaşılmaktadır.
Bozma ilamında hiç değinilmeyen bir husus ta müteveffanın psikolojik rahatsızlıklarının bulunduğuna ilişkin beyan ve delillerdir. … ölüm olayından bir süre önce psikiyatri tedavisi almaya başlamış olup bu durum gerek suça sürüklenen çocuk gerekse müteveffanın arkadaşları tarafından bilinmektedir. Nitekim müteveffa üzerinde yapılan otopsi işlemi sırasında alınan numunelerde mütveffanın kanında kullanmakta olduğu … isimli antidepresan ilacın etken maddesi olan ‘sertralin’ maddesinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Öte yandan dosya arasında bulunan T.C. … Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi tarafından düzenlenen Başvuru No: 15677403 sayılı Psikiyatri Polikliniği tarafından düzenlenen ‘3.05.2013 tarihli … ile ilgili ‘Hasta Anemnez Raporu’unda; ‘Tek başına kendi isteğiyle geliyor, sinirlilik, kendine zarar verme, son iki yıldır şikâyeti artmış, iki yıl önce İstanbul’dan …’ye göç etmişler, okulda, evde sorunu varmış, her şeyi kafaya takıyor, iç sıkıntısı, daralma, kapalı ortamlarda kalamıyor, anerik+, morali kötü, uykuya dalmakta güçlük+, sabah yorgun kalkıyor, ilgisizlik isteksizlik+, Anhedoni+, self multilatif davranış+, en son 5-6 ay önce, boşluk hissi, suisid girişimi arabanın önüne atlamış/ 2 ay önce, aile içi sorunlar+, aile ile çatışma+, erkek arkadaşı var/araları değişken, sigara bir ara kullanmış, okuldan kaçmalar+, ilk psk başvuru 3 ay önce- … 1×1 2 aydır kullanıyor, geçen hafta atarax önerilmiş fayda görmemiş, anne ile arası daha iyi, sedef, behçet , kolşisin kullanıyor, memede kist nedeniyle opere olmuş” şeklinde ifadelerin bulunduğu, raporun ikinci sayfasında müteveffaya … 50 mg 1×1 ve … 1×1 ilaç yazılıp bir hafta sonrası için annesiyle birlikte kontrole gelmesinin önerildiği kayıtlıdır.
Rapor içeriğinden de görüldüğü üzere, müteveffanın kendine zarar verme ve intihar eğiliminin bulunduğu, bu eğiliminin tedaviye muhtaç hale geldiği hatta kullanılan … ve Atarax isimli iki ilacın müteveffanın ruh haline olumlu katkıda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kısacası mevcut psikolojik durumu ve olayın hemen öncesi yaşadığı tartışmanın etkisiyle daha önce intihar girişimi bulunan müteveffanın, suça sürüklenen çocuğun aşamalarda iddia ettiği gibi kendini intihar etmek amacıyla suya atması hayatın olağan akışına aykırı bir durum olarak görülemeyecektir.
Bu itibarla ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında, ‘Sanığın üzerine atılı Çocuğu veya Beden veya Ruh Bakamından Kendini Savunamayacak Kişiyi Öldürme suçunu işlediğine yönelik savunmasının aksini kanıtlayan bir delil bulunmaması, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun E:2003/2-262 K:2003/277 T:18.11.2003 ilamında da açıklandığı üzere, amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinin birisi de ‘kuşkudan sanık yararlanır’ ( in dubio pro reo ) ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından taşıdığı önemden dolayı gözönünde tutulması gereken herhangi bir meselede başgösteren kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması (CMK 223/2-e) halinde sanık hakkında beraat kararı vermek gerekir. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz (Anayasa 38/4). Anayasanın 5170 sayılı yasa ile değişik 90/son madde ve fıkrası uyarınca iç hukukumuzun parçası niteliğinde olan BM Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesinin 14/2 maddesi uyarınca, ‘hakkında bir suç isnadı bulunan bir kimse, hukuka göre suçluluğu kanıtlanıncaya kadar masum sayılma hakkına sahiptir”. Yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/2 m. gereğince “bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır’. Bu nedenlerle sanık …’nın isnat edilen suçu işlediğini gösterir mahkumiyetine yeter kesin, net ve inandırıcı delil olmadığından 5271 sayılı CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekmiştir’. şeklindeki gerekçe doğrultusunda verilen beraat hükmünün,” doğru olduğu görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 16.06.2021 tarih, 6480-10707 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın üzerine atılı suçu işleyip işlemediğinin belirlenmesine ilişkin olup müzakere sırasında bir kısım Ceza Genel Kurulu üyelerince öncelikle eksik araştırmayla beraat kararının verilip verilmediğinin tartışılması gerektiğinin ileri sürülmesi üzerine öncelikle bu husus değerlendirilmiştir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
31.05.2013 tarihinde saat 16.46 sıralarında haber merkezinin 112 Acil Servis ekibini arayıp … ilçe girişinde bulunan köprüden bir şahsın kendisini ırmağa attığı bilgisini vermesi üzerine … kod no’lu ekibin Jandarmanın sorumluluk alanında bulunan ırmak kenarında intikal ettiği, üzerinde ön tarafı tamamen açık olan, beyaz renkli gömlek ve siyah pantolon bulunan 16-17 yaşlarındaki bir erkek şahsın polisleri gördüğünde elinde bulunan marka ve modelini göremedikleri siyah renkli telefonunu panikle ırmağa fırlattığı, kontrol altına alınan sanığın göğüs kısmında görünür vaziyette çok sayıda kızarıklık bulunduğu ve pantolonunun ıslak olduğu ancak üzerinde bulunan gömleğinin, atletinin ve saçlarının kuru olduğu, sanıkla yapılan görüşmede, 112’yi kendisinin aradığını, Kız Meslek Lisesi 11/A sınıfı öğrencilerinden …’in eski sevgilisi olduğunu, daha önce sık sık buraya geldikleri için okul çıkışı konuşmak amacıyla buraya geldiklerini, daha sonra tartışmaya başladıklarını, bu esnada maktulün ırmak kenarında bulunan kayanın üzerine çıkarak hiçbir şey söylemeden kendisini suya attığını beyan ettiği, telefonu neden ırmağa attığı sorulan sanığın “Telefonu bana kız arkadaşım almıştı.” dediği, maktulün sınıf arkadaşı …’ya maktulün intihar edip öldüğünü söylediğini, onun da “Sen neden ölmedin?” dediğini, bunun için telefonu ırmağa attığını beyan ettiği, maktulün telefonu sorulduğunda telefonun maktulün yanında olmadığını söyleyip “Okulda şarja takılıymış.” şeklinde beyanda bulunduğu,
31.05.2013 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağına göre; Jandarma ekiplerinin saat 17.15’te olay yerine intikal ettiği, olay yerinde emniyet ve 112 Acil Servis ekipleri ile sanığın olduğu, ekiplerini olay mahalline geldikleri esnada sanığın elinde bulunan telefonu suya attığının tespit edildiği, sanıkla yapılan ilk görüşmede, arkadaşı ve sevgilisi olan maktulün aralarında yaşadıkları tartışma sonucunda suya atladığını, maktulü kurtarmak amacıyla suya girdiğini ancak kurtaramadığını beyan ettiği, atlama noktasının sanığın beyanına göre kıyının bittiği noktada orta kısımda olduğunun tespit edildiği, sanık ve maktulün arasında yaşanabilecek kavga ve boğuşma izlerinin olabileceği değerlendirilerek sanığın üzerinde yapılan kontrolde sanığın vücudunun çeşitli yerlerinde yara izlerinin olduğunun görüldüğü, olayla ilgili çevrede herhangi bir iz ve emareye rastlanmadığı,
01.06.2013 tarihli olay yeri görgü, delil tespiti, inceleme, ölü muayene ve otopsi tutanağında; 31.05.2013 tarihinde saat 17.40 sıralarında bir bayan şahsın … ilçesi, Kelkit Çayı’nda suya kapılarak kaybolduğunun bildirilmesi üzerine Cumhuriyet savcısının olay yerine gittiği, maktulün suya düşme esnasında yanında sanığın da bulunduğu, sanığın 112’yi arayarak durumu bildirdiği, sanıkla yapılan mülakatta, maktulle birlikte konuşmak için geldiklerini, dere kenarında maktulün taşın üzerinden suya atladığını, kurtarmak için peşinden kendisinin de suya girdiğini ancak maktulün kendisini itekleyerek suda boğulduğunu beyan ettiği, olayın gerçekleştiği yerin … ilçe merkezine 1 km mesafede, …- … D 100 kara yoluna paralel Kelkit Çayı’nın … Mevkisine denk gelen noktada çayın dönüş yaptığı, kuzey tarafına doğru gölet oluşturduğu, daha önceden kum alındığı değerlendirilen ve ani derinleşme mevcut bulunan yer olduğu, üzerinden atladığı iddia edilen taş ve çayın arasında yaklaşık yarım metrelik bir yükseklik bulunduğu, suyun beyaz kirli aktığı, havanın kararması sebebiyle olay yeri incelemeye ertesi günü devam edildiği, Kelkit Çayı’nın … Mevkisinde bir adet bayan cesedinin hâlen suda olduğu, cesedin sanığın maktulün suya atladığı yer olarak iddia ettiği yere 50-60 metre mesafede ve karşı kıyıya 5,5 metre uzaklıkta yüzüstü ve baş kısmı doğu istikametine bakar vaziyette suda olduğu, maktulün suya ilk düşüş bölgesi ile cesedinin bulunduğu nokta hizasının kuzeydoğu istikametinde olduğu, dere suyunun akıntılı olması nedeniyle cesedin güneybatı istikametine doğru sürüklendiğinin değerlendirildiği, cesedin çıkarıldığı bölgede herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı,
Jandarma tarafından düzenlenen 01.06.2013 tarihli olay yeri inceleme raporuna göre; olay yerinde boğuşma izleri, kan izleri ve benzeri iz ve bulgulara rastlanmadığı, maktule ait cesedin 31.05.2013 tarihinde Kelkit Çayı’nın Niksar istikametine doğru akış yönüne göre sağ kenarında bulunan taşların olduğu noktadan suya düşerek kaybolduğu ancak yapılan araştırmalar neticesinde 01.06.2013 tarihinde cesedin kaybolduğu noktadan yaklaşık 60 metre güneybatı istikametinde sürüklenerek Kelkit Çayı’nın iç kısmında suyun seviyesinin düşürülmesi ile büyüyen adacığın kenarına yakın bir noktada baş kısmı doğu istikametini, ayaklarının batı istikametini gösterir ve yüzüstü yatar vaziyette bulunduğu, cesedin bulunduğu noktadaki su seviyesinin düşük olduğu, cesedin belli bir bölümünün su yüzünde görüldüğü, cesedin su içerisinde bulunduğu noktadan çay içerisindeki küçük adacığa mesafesinin 5,50 metre olduğu, Kelkit Çayı su seviyesinin baraj kapaklarının kapatılmasından sonra çay kenarında oluşan su seviyesi düşme mesafesinin ise 4,70 metre olduğunun tespit edildiği,
31.05.2013 tarihinde saat 23.50’de düzenlenen inceleme tutanağına göre; tanık …’nin kendi rızası ile telefonunda yapılan incelemede sanığa ait telefondan 31.05.2013 tarihinde saat 16.40’da “Kanka … atladı Kurtaramadım Irmak ky.” diye mesaj attığı, tanığın da sanığı saat 16.57’de “Sen niye yaşıyon oğlum o zaman!” şeklinde cevap yazdığı, …’nin tekrar saat 16.58’de “La dalga mı geçiyorsunuz anasını sattım.” diye mesaj attığı, sanığın da saat 16.58’de, “Napaym” diye mesaj attığı,
30.07.2013 tarihli HTS (kayıtlarına göre); maktulün 0538…, sanığın 0537… GSM numaralı hatları kullandıkları, maktule ait baz bilgilerinin … ilçe merkezi olduğu, bir aylık görüşme kayıtları içerisinde daha çok SMS ile iletişim kurduğu, ölüm anına ve bir ay öncesine kadar sanıkla çok sık SMS görüşmesi yaptığı, maktulün 30.05.2013-31.05.2013 tarihleri arasında İstanbul ilinde bulunan ve eski sevgilisi olduğu değerlendirilen …’in kullandığı … numaralı GSM hattı ile … ilçe merkezinde ikamet eden tanıklar … ve … ile, baz bilgisi İstanbul olan … ve … ile görüştüğü; sanığın 30.05.2013-31.05.2013 tarihleri arasında … ilçe merkezinde bulunan tanıklar … ve … ile, … Köyü’nde ikamet eden halası … ile, … ile, … ile görüştüğü; sanık ve maktulün ortak arkadaşlarının … ve … olduğunun tespit edildiği; olay günü sanığın, tanık …’nin telefonu ile toplam 123 SMS, maktulle 13 SMS, tanık … ile 7 SMS, … ile 5 SMS, … ile 7 adet SMS görüşmesinin olduğu; olay günü maktulün, … ile 8 adet, … ile 16 adet, … ile 7 adet, … ile 16 adet, … ile 12 adet SMS görüşmesinin olduğu; olay günü saat 16.00′ dan itibaren sanık ile maktulün Kelkit Çayı … Mevkisinde buluştukları, sanığın saat 15.51’den itibaren sık sık … ile SMS görüşmelerine devam ettiği, saat 16.03’te de … ile mesajlaştığı, sanığın ifadesinde belirttiği gibi saat 16.17’de tanık …’ye maktulün boğulduğuna ilişkin mesaj attığı, sanığın saat 16.37’de ki 95 sn süreli aramasında 112 acili arayıp yardım istediği, saat 16.42’de tekrar aradığı ve 43 sn görüştüğü, saat 16.44’te ise ambulans şoförü …’ın sanığı arayarak olay yerini tarif etmesini istediği, maktulün olay günü saat 16.03 ile 16.17 aralığında 14 dakikalık süre içerisinde sebebi tespit edilemeyen nedenden dolayı sanığın tanıklığında öldüğü,
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığından gönderilen HTS kayıtlarına göre; sanığın kullandığı 0 537… numaralı hat ile 31.05.2013 tarihinde saat 16.17.40’da tanık …’nın kullandığı … numaralı telefona mesaj attığı, saat 16.37.42’de 112 acil servisini aradığı ve 95 saniyelik görüşme yaptığı, saat 16.40.15’de tanık …’ya mesaj attığı, saat 16.42.09’da tekrar 112’yi aradığı ve 43 saniyelik görüşme yaptığı, saat 16.44.17’de ambulans şoförü tanık …’un 0530… numaralı telefon ile sanığı aradığı ve 50 saniyelik görüşme yaptığı, saat 16.57.44 ve 16.58’de tanık …’nın telefonundan mesajlar aldığı bilgilerine ulaşıldığı, dolasıyla HTS görüşme tutanağındaki sanığın tanık …’ya mesaj attığı saatin 16.17 olduğu yönündeki tespitin sehven yapıldığı, HTS kayıtlarının 31.05.2013 tarihinde saat 23.50’de düzenlenen telefon inceleme tutanağı içerikleri ile uyumlu olduğu,
Maktule ait telefon üzerinde yapılan inceleme sonucu alıcısı … numaralı telefona gönderilen mesajlara ilişkin tutanağa göre; 30.05.2013 tarihinde saat 23.30’da “İslh mutlu olrsun … ben hala seni beklyorum sevgim yok …dn ayrildim bna çok kötü bir şey yapti herkesn icnde”, 30.05.2013 tarihinde 23.33’de “Herkesin icnde bna tokat atti ayrildik ddim dye”, 30.05.2013 tarihinde saat 23.38’de “Ya ben seni sviyorum artk senkle çıkmak istyorum sen de istyorsan çkalım beklemek çok kötü … zaten adam dğl pesimi birakmyor artk ne yapacgmi şaşürdm”, 0.05.2013 tarihinde saat 23.42’de “Snin sözn car bna okul btnce beni istyceksn ya umut vermek dgl artik danamyorum delirdim haftada psikayatriye gdiyorum kafayi ydm ya”, 30.05.2013 tarihinde saat 23.47’de “Sen öyle san …verirler gör bak bende seni ölecegmi blsem istyorum”, 30.05.2013 tarihinde saat 23.51’de “Evet olur kaclim drim”, 30.05.2013 tarihinde saat 23.55’de “Tamam … tek sorun ysm daha 17 yim resit dglm iyi karar ver …dan ayrl benle cik 3 hafta snra oradaym iliksi durumu yarz hep fcdn msnden teldn knusuruz sevmek mesafe görmez”, 30.05.2013 tarihinde saat 23.58’de “Ne olur … bna bir sans cer ckalm” ve 31.05.2013 tarihinde 00.03’te “Bu sfr gtmeyecegm söz dasnene kadar ilişki durumu var yapalım hemde … pesmi bırakmiş olur ve kararn ne olursa olsun sni sevdgmi unutma” şeklinde mesajlar bulunduğu,
31.05.2013 tarihli muhafaza altına alma tutanağında; sanığın üzerinden çıkan 1 adet beyaz renkli gömlek, 1 adet beyaz renkli askılı atlet, 1 adet siyah renkli pantolon ve siyah kemer, 1 adet siyah renkli ayakkabı, 1 çift gri renkli çorabın muhafaza altına alındığının belirtildiği,
Sanık hakkında 31.05.2013 tarihinde saat 19.33’te … Devlet Hastanesince düzenlenen rapora göre; sağ el tırnak altlarının kirli olduğu, sol elin nispeten daha temiz olduğu, sağ koltuk altında 2 adet yaklaşık 5 cm tırnak izi, sırt üst tarafta iki skapule arasında 2 adet 3-5 cm tırnak izi, suda fazla kalmaya bağlı olarak … parmaklarında buruşukluk olduğu hususlarının tespit edildiği,
01.06.2013 tarihli ölü muayene tutanağına göre; maktulün 155 cm boyunda, 45-50 kg ağırlığında ve 16 yaşlarında olduğu, baş bölgesinde herhangi bir patolojiye rastlanmadığı, boyun bölgesinde ölü katılığının teşekkül ettiği, ağız ve burundan bol miktarda köpüklü salgının olduğu, toplardamarının belirgin olduğu, boyun ve yüz bölgesinin diğer bölgelere göre daha siyoneze olduğu, sağ kol üst kısmında ölü katılığı sebebiyle flexiyon durumda olduğu, sağ el tırnaklarının uzun olduğu, sol kolda da aynı bulgulara rastlandığı, boyun ve göğüs bölgesinde suda boğulmaya bağlı kızarıklar dışında herhangi bir patolojik bulguya rastlanmadığı, sol göğüs başının çekik olduğu, bu bölgede dışarıdan herhangi bir etkiye dayalı lezyon ve bulgu bulunmadığı, göğüs kafesinde ve sırtında herhangi bir patolojik bulguya rastlanmadığı, bacaklarında herhangi bir patolojik bulguya, kırık çıkığa, morluğa ve darp cebir izine rastlanmadığı, suda uzun süre kalmaya bağlı olarak … parmak ve tabanlarında büzüşmelerin olduğu, genital bölgesinin suda kalmaya bağlı büzüştüğü, kızlık zarının salim görüldüğü, adet kanının hâlen devam ettiği, anüs bölgesinde herhangi bir ekimoz, yırtık ve kanama olmadığı, maktulün tüm vücudunun incelenmesinde kesici delici alet yaralanmasından kaynaklı darp cebir izinin tespit edilmediği, kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla klasik otopsiye karar verildiği,
Adli Tıp Kurumu … Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesince düzenlenen 24.06.2013 tarihli raporda; maktule ait olduğu bildirilen anal ve sajinal frotti numunelerinden hazırlanan yaymaların mikroskobik incelemesinde sperm hücresi görülmediğinin, sürüntü örneklerinin Prostat Spesifik Antijen (PSA) testi ile meni yönünden yapılan ön incelemede negatif sonuç alındığının, maktule ait kan numunesinden DNA profili tespit edildiğinin, maktule ait anal ve vajinal frotti numunelerinden sağ ve sol elden alındığı bildirilen toplam 10 adet tırnak numunesinden tespit edilen bölgeler itibarıyla birbiriyle uyumlu kadın cinsiyetli DNA profilleri tespit edildiğinin, tespit edilen DNA profillerinin maktulün DNA profili ile uyumlu olduğunun belirlendiğinin belirtildiği,
Adli Tıp Kurumu … Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesince düzenlenen 08.07.2013 tarihli raporda; maktulün iç organlarında ve mide muhteviyatında sistematiklerinde kayıtlı maddelerin bulunmadığının, kanda alkol bulunmadığının, 26,1 ng/ml SERTRALİN ilaç etken maddesinin bulunduğunun, mesane yıkama suyunda ve safrada sistematikte kayıtlı olan maddelerinin bulunmadığının, sertralin ilaç etken maddesinin bulunduğunun bildirildiği,
Adli Tıp Kurumu … Grup Başkanlığın Morg İhtisas Dairesince düzenlenen 26.11.2013 tarihli otopsi raporuna göre; maktulün kesin ölüm sebebi hakkında kanaate varılamadığı, kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla … İhtisas Kurulundan görüş alınmasının uygun olacağı, maktulün yapılan genital muayenesinde hymen annüler yapıda, yüksek kenarlı olup serbest kenarları üzerinde eski-yeni yırtık ve doğal çentik olmadığı, postmortem dilatasyonla birlikte açıklığı yaklaşık 2-2,5 cm olduğu, sıyrık ve ekimoz olmadığı, vajende menstruel siklusa bağlı kan izlendiği, anal muayenesinde postmortam anal dilatasyon dışında patolojinin görülmediği, kanama, ekimoz ve sıyrık gibi travmatik bulgulara rastlanmadığı, maktule ait anal ve vajinal frotti numunelerinden hazırlanan yaymaların mikroskobik incelemelerinde sperm hücresi görülmediği, sürüntü örneklerinin prostat spesifik antijen testi ile meni yönünden yapılan ön incelemesinde negatif sonuç alındığı, maktule ait kan numunesinden DNA profili tespit edildiği, maktule ait anal ve vajinal frotti numuneleri ile sağ ve sol elden alınan toplam 10 adet tırnak numunesinden tespit edilen bölgeler itibarıyla birbiriyle uyumlu kadın cinsiyetli DNA profillerinin tespit edildiği, tespit edilen DNA profilinin maktulün profili ile uyumlu olduğu,
Adli Tıp Kurumu … Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen 25.12.2013 tarihli rapora göre; maktulün kanında depresyon tedavisinde kullanılan 26.1 ng/ml Sertralin bulunduğu, bunun öldürücü düzeyde olmadığı ve aranan diğer toksik maddelerin bulunmadığı bildirildiğine göre maktulün zehirlenerek öldüğünün tıbbi delilleri bulunmadığı, maktulün otopsisinde dış muayenede; sağ uyluk ön yüz altta 1,5 cm çapında mor renkli ekimoz, sağ bacak ön yüz ortada 1 cm çapında soluk kahverenkli eski ekimoz, sağ bacak üst iç yanda 1,5 cm çapında soluk yeşil renkli eski ekimoz, sol dizmedialde 1 cm çapında, bol bacak üst medialde 1 cm çapında, sol bacak ön yüzde ortada 0,7 cm ve 0,5 cm çaplarında soluk yeşil renkli eski ekimozların tespit edildiği, lezyonların lokalizasyonları özellikleri ve ağırlıkları itibarıyla ölüm meydana getirebilecek nitelikte olmadıkları, iç muayenesinde kafa kemiklerinde kırık beyin kanaması, beyin doku harabiyeti, kafa içi kanama, iç organ ve büyük damar harabiyeti tanımlanmadığı dikkate alındığında maktulün travmatik bir tesirle öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, cesedin bulunduğu ortam, bulunuş şekli ve olay yeri inceleme bulguları birlikte değerlendirildiğinde maktulün ölümünün suda boğulma sonucu meydana geldiği,
… Devlet Hastanesince gönderilen 11.06.2013 tarihli yazıya göre; maktulün hastanelerinde 29.03.2013 tarihinde Psikiyatri bölümünde ayakta muayene olduğunu, buna ait çıkış özeti raporunun gönderildiği, uyum bozukluğu teşhisi konulduğunun belirtildiği,
… Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesince gönderilen 14.06.2013 tarihli yazı ve eklerine göre; maktulün 13.05.2013 başvuru tarihli hasta anamnez raporunda psikiyatri polikliniğinden tedavi aldığı, şikâyetler kısmında sinirlilik ve kendine zarar verme ibarelerine yer verildiği, son iki yıldır şikayetinin arttığı, 2 yıl önce İstanbul’dan …’ye göç ettikleri, okulda ve evde sorunu olduğu, her şeye kafayı taktığı, iç sıkıntısı, daralma olduğu, kapalı ortamlarda kalamadığı, ilgisizlik, isteksizlik, boşluk hissi, suisid girişimi, 2 ay önce arabanın önüne atladığı, aile içi sorunlar yaşadığı, erkek arkadaşının olduğu, aralarının değişken olduğu, bir ara sigara kullandığı, okuldan kaçmalarının olduğu, ilk psikiyatri başvurusunu üç ay önce yapmış olduğu, … 1×1 2 aydır kullandığı, geçen hafta … önerildiği, fayda görmediği, annesi ile ilişkisinin daha iyi olduğu, 21.05.2013 tarihli muayene raporunun şikayetler kısmında 1 aydır … kullandığı, fayda görmediği, moralinin değişken olduğu, uykuya dalmada güçlük çektiği, iştahının azaldığı, ilgisizlik ve isteksizlik olduğu, … 50 Mg 1×1 ile … 50 mg 1×1 ilaçlarının verildiği, bir hafta annesi ile birlikte kontrol verildiği,
Mahkemece olay mahallinde 03.06.2015 tarihinde keşif yapıldığı, mahkeme gözlemine göre; olay yerinin … ili, … ilçesi olduğu, olayın ırmak kenarında meydana geldiği, kenarında hafif tepelerin bulunduğu, ırmak kenarında büyük bir boşluk olduğu, ırmağın debisinin yüksek olduğu, ayrıca ırmağın olay yeri tabir edilen yerinin geniş bir alandan oluştuğu, maktulün atladığı iddia edilen yerin girdaplı bir şekilde olduğu ve ırmağın hızlı bir şekilde aktığı,
Keşif sonucu üç kişilik olay yeri inceleme uzmanı tarafından düzenlenen 12.08.2015 tarihli raporda; maktulün suya atlama veya düşme yerinde olduğu belirtilen kayanın olay yerinde olmadığının, takriben gösterilen yerdeki suyun durağan şekilde görüldüğünün, suya uzatılan ağaç çubuk ve taşa bağlı ip ile yapılan ölçümlerde suyun karaya en yakın yerinin 170 cm olduğunun, suya atlandığı yer olarak belirtilen noktadan nehrin ortasına doğru 4 metrelik mesafede suyun çok hızlı aktığının, bu akıntının sağ tarafa (atlamanın belirtildiği nokta) sol tarafa maktulenin cesedinin bulunduğu noktaya doğru dönerek tekrar akıntının önünden nehrin akış istikametine doğru aktığının görüldüğünün, suyun döndüğü noktada yüzeysel olarak akıntı olmadığının fakat keşif anında belirtilen beyanlardan bu noktaların dip akıntısının oldukça fazla olduğunun, dip akıntısı olan su içerisinde yüzme bilmeyen bir şahsın kıyıya çıkartılabilmesi için iyi bir yüzme yeteneğine sahip olunması gerektiğinin, sanığın olayla ilgili olarak olay anında maktulün suda kaybolmasından sonraki eylem ve hareketleri (maktul suya atladıktan-düştükten sonra olay anının herhangi bir tanığı olmamasına rağmen 112’yi araması, olay yerinde beklemesi, 112’ye olayı anlatması) maktulü öldürmek niyetinde olmadığının değerlendirildiği tespitlerine yer verildiği,
Anlaşılmıştır.
Katılan … aşamalarda benzer şekilde; maktulün kızı olduğunu, … Kız Meslek Lisesi 11. Sınıfta okuduğunu, … Kasabasından her gün sabah saat 07.30’da akşam saat 17.00’da servise binerek geliş gidiş yaptığını, yaklaşık bir ay önce maktul çok çabuk sinirlendiği için … Devlet Hastanesine psikiyatri bölümüne gittiklerini, doktorun ilaç verdiğini, maktulün ilaçları kullandığını, maktulün bildiği kadarıyla erkek arkadaşının olmadığını, maktulün boğulması ile ilgili kimseden şüphelenmediğini,
Katılan … aşamalarda benzer şekilde; maktulün annesi olduğunu, eşinin emekli olması sebebiyle yaklaşık 2,5 yıl önce İstanbul’dan memleketleri olan …’ye taşındıklarını, İstanbul’da yaşarken kızı maktulün … isimli bir arkadaşının olduğunu bilmediğini, sanıkla herhangi bir gönül ilişkilerinin olup olmadığını bilmediğini, maktulün zaman zaman sinir boşalması yaşadığını, küçük yaştan beri sinirli olduğunda ağladığını, bu sebepten dolayı maktulü yaklaşık 1 ay kadar önce … … Üniversite Hastanesi Psikiyatri bölümüne götürdüklerini, kısa bir dönemde cildinde kabarmaya dayalı morluklar oluştuğunu, sedef hastalığı başlangıcı dendiğini, maktulün son dönemlerde herhangi bir durgunluğunu veya sıkkınlığını görmediğini,
Tanık … kollukta; maktul ile kız meslek lisesinde okuduklarını, olay tarihinde saat 15.30 sıralarında tanık … ile okuldan çıktıklarını, maktulün okulda kaldığını, tanık … ile … Market’in önüne geldikleri esnada saat 16.00 sıralarında sanığın tanık …’ya, “Nerdesiniz …’yi de al konuşacağız.” diye mesaj attığını, …’nın da sanığa nerede olduklarını belirten mesaj attığını, … ile birlikte … isimli mağazanın oraya doğru gittiklerinde sanık ve maktulü gördüklerini, sanık ve maktulün tartıştıklarını, tartışma esnasında maktulün sanığa başkası biriyle çıktığını, kendisini görmek istemediğini söylediğini, bunun üzerine sanığın, “Sen kimseyle çıkamazsın, yalan söylüyorsun, ya seni ya da onu öldürürüm, seçimini yap ya sen ya o.” dediğini, maktulün de sanığa “Beni öldür o zaman beni bu akşama kadar öldürmezsen senden adi kimse yoktur.” dediğini, sanığın maktule, “Hadi o zaman ırmak kenarına gidelim.” dediğini, maktulün de, “Tamam gidelim o zaman.” dediğini, maktulün kendisine de “Okulda çantam ve telefonum var onları al.” dediğini, tanık …’ya, “Bunlara engel olalım, göndermeyelim.” dediğini, …’nın da “Irmağa mı atacak?” dediğini, sanık ve maktulün ırmağın kenarına gitmek üzere yanlarından ayrıldıklarını, kendisinin de önce dedesinin evine gittiğini, daha sonra okuldan maktulün telefonunu ve çantasını alarak servise gittiğini, maktulü saat 18.00’ya kadar beklediklerini, 15 aydır sanıkla çıkan, maktulün psikolog eşliğinde …’ta tedavi gördüğünü, sakinleştirici tarzında ilaçlar kullandığını, sanık ve maktulün arasında sürekli tartışma ve kavganın olduğunu, anlaşamadıklarını, 29.03.2013 tarihinde Jandarma Komutanlığı binası önünde sanık ve maktulün oje yüzünden tartışlıklarını, sanığın maktulün kulağına sert bir şekilde tokat attığını, maktulün bu olaydan sonra okulda bileğini kesmek istediğini, tanık …’nın engel olduğunu, sanığın maktulü suya itebilecek bir karakterde olduğunu, maktule sürekli kötü davrandığını, hiçbir şey yapmasına izin vermediğini, maktulü kendisinden ayrılmaması hususunda tehdit ettiğini, zorlaması ile sevgili olduklarını, sürekli olarak maktule, “Benden ayrılamazsın seni de o çıktığın çocuğu da yaşatmam.” diye tehdit ettiğini, maktulün kendisini suya atabileceğini düşünmediğini,
Mahkemede; olay günü okul çıkışı maktulün telefonunun şarjı olmadığı için okulda kaldığını, kendisinin de dedesinin evine doğru yola çıktığını, yolda tanık … ile karşılaştığını, yolda yürürken … isimli mağazanın önünde sanık ve maktulü gördüklerini, sanıkla maktulün tartıştıklarını, tartışma sebeplerinin maktulün o gün bir başkasıyla çıkmaya başlaması olduğunu, karşılıklı birbirlerine bağırdıklarını, sanığın maktule, “Ya seni ya o çocuğu öldürürüm.” dediğini, maktulün de, “Beni öldür o zaman.” dediğini, sanık ve maktulün kendilerine ırmak kenarına gideceklerini söylediklerini, kendilerine gitmemelerini söylediğini ancak ırmak kenarına doğru devam ettiklerini, servis saati gelince okula gittiğini, sınıfa çıktığında maktulün kitaplarının ve çantasının sırasında, telefonunun da şarjda takılı olduğunu gördüğünü, servise bindiğini, maktulü beklediklerini, havada sıcak olduğu için diğerlerinin beklemek istemedikleri için köye doğru yola çıktıklarını, maktulün bazen başka servislerle daha geç köye döndüğünün olduğunu, sanık ve maktulün sık sık tartıştıklarını ve kavga ettiklerini, olaydan iki üç gün öncede sanığın maktule Jandarmanın orda vurduğunu, sanık ve maktulün ilişkisini ablası ve yengesinin bildiğini, sanığın köye maktulün evine geldiğini de bildiğini,
Tanık … kollukta; olay günü saat 15.20 sıralarında okuldan çıktığını, maktulün okulda kaldığını, kendisine, “Telefonumu şarja takacağım buradayım.” dediğini, eve gitmek üzere okuldan çıktığını, … Market’in önüne geldiğinde sanığın telefonuna, “Neredesin Kanka?” diye mesaj attığını, sanığa, “… Market’in önündeyim.” diye mesaj attığını, sanığın da “… yanımda. … Ortaokulunun yanına gel.” diye mesaj attığını, sanıkla maktulün yanlarına gittiğini, sanık ve maktulün kendi aralarında tartışmaya başladıklarını, tartışma esnasında sanığın maktule, “Sen benden başkasıyla çıkamazsın, arkadaşlık yapamazsın.” dediğini, maktulün de sanığa, “Yaparım sana ne sen kim oluyorsun?” dediğini, sanığın maktule “Senden iğreniyorum.” dediğini, maktulün de “Sen ölsen ben burada göbek atarım.” dediğini, sanığın maktule, “Sen benden başkasıyla yapamazsın.” dediğini, maktulün sanığa başka çıktığı biri olduğunu yemin ederek söylediğini, maktulü kendisinin yeni sevgilisi ile görüşmek için mi sosyal paylaşım paketi oluşturduğunu sorduğunu, maktulün, “Tabiki.” dediğini, bunun üzerine sanığın çok sinirlendiğini, maktulün okulda şarjda olan telefonu için, “O telefonu unut. Bir daha kullanamayacaksın artık.” diyerek okuldaki telefonu almaya gideceğini söylediğini, maktulün de sanığa, “Dur nereye gidiyorsun. O telefon benim.” dediğini, yanlarından uzaklaşmak istediğini, sanığın kendisini göndermediğini, maktulün gitmesini söylediğini, maktulün kendisine, “Gitmiyorum. Bugün bu iş burada bitecek.” dediğini, sonra sanığın maktule, “Sen mi o mu?” diye bir şey söylediğini, sanığın ne söylemek istediğini kendisinin de maktulün de anlamadığını, bunun üzerine sanığa ne demek istediğini sorduğunu, sanığın da, “Ya sen öleceksin ya O” dediğini, maktulün de “Ben.” dediğini, bunun üzerine sanığın maktule, “Yürü o zaman ırmak kenarına” dediğini, sanık ve maktulün ayrıldığını, kendisinin de arkadaşı tanık … ile birlikte ayrıldıklarını, evine gittiğini, yaklaşık 45 dakika sonra telefonuna sanığın telefonundan, “Kanka … atladı tutamadım buraya gelin.” diye mesaj geldiğini, sanığa inanmayarak kendisiyle dalga geçtiğini düşünerek, “Sen ne bekliyorsun o zaman?” diye mesaj attığını, mesajına cevap gelmeyince “Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz?” diye mesaj attığını, sanıktan zamanını hatırlamamakla birlikte “Ne yapayım o zaman?” diye mesaj geldiğini, sanığa, “Herkes sizi arıyor nerdesiniz?” diye mesaj attığını, maktulün 15 aydır sanıkla çıktığını, 31.05.2013 tarihinde maktulün … isimli biriyle samimi konuşmalarının olduğunu arkadaşı tanık …’ten öğrendiğini, maktulün …’ta psikolog eşliğinde tedavi gördüğünü, sakinleştirici ilaçlar kullandığını, sanık ve maktulün anlaşamadıklarını, aralarında sürekli tartışma ve kavganın olduğunu, 29.05.2013 tarihinde sanığın maktulün kulağına sert bir şekilde tokat attığını, maktulün bu olaydan sonra okulda cam bardağı kırarak bileğini kesmek istediğini, kendisinin engel olduğunu,
İstinabe olunan Mahkemede; olay tarihinde … … Kız Meslek Lisesinde 3. sınıfta öğrence olduğunu, sanığın telefonundan maktulü kast ederek, “Biz şuradayız. Gelir misin?” diye mesaj geldiğini, sanığa “Gelmeyeceğim.” diye mesaj attığını, yanında maktulün köylüsü olan tanık …’in olduğunu, evlerine giderken sanığın yol üzerinde olduklarını öğrendiklerini, sanığın yanına gittiklerini, sanık ve maktulün sevgili olduklarını, ancak aralarının bozuk olduğunu, sanık maktulle barışmak istediğini, maktulün sanığa başkasıyla birlikte olduğunu söylediğini, sanığın sinirlendiğini, sanıkla maktulün yanlarından uzaklaşıp gittiğini, daha sonra maktulün boğulduğunu duyduklarını, soruşturma aşamasında sıcağı sıcağına verdiği ayrıntılı ifadesinin doğru olduğunu,
Tanık … kollukta; maktul ile 10. sınıftan beri beraber okuduklarını, maktulle aralarında samimiyetlerinin olduğunu, maktulün kendisine bazı sorunlarını ve dertlerini anlattığını, İstanbul ilinde oturan … isimli biriyle arkadaşlık ettiğini daha önceleri söylediğini, …’de de erkek yurdunda kalan sanıkla arkadaşlık yaptığını, sanıkla zaman zaman tartıştıklarını, sanıktan ayrılmak istediğini, sanığın kendisinden ayrılmak istememesi sebebiyle aralarında sürekli tartıştıklarını, okul çıkışında maktulün kendisine sanıkla görüşmeyeceğini, konuşmak maksadı ile son kez sanıkla buluşacağını söylediğini, o esnada sanığın yanlarına geldiğini, beş dakika kadar oturduklarını, bu süre içerisinde sanık ve maktul arasında bir tartışma olmadığını, maktulün kendisine …’in kendisini Facebook’tan engellediğini, …’in bu engeli kaldırdığını, kendisiyle konuşmak istediğini anlattığını, maktulün yaklaşık 5-6 aydır psikiyatrik tedavi gördüğünü bildiğini, sınıfta sürekli sakinleştirici haplar kullandığını, 29.05.2013 tarihinde maktulü gördüğünde kollarında jilet izleri olduğunu, ne olduğunu sorduğunda sanıkla tartıştıklarını söylediğini,
Mahkemede; maktulün samimi arkadaşı olduğunu, maktulün sanıkla uzun süredir çıktığını, sanık ile maktulün okul giriş ve çıkışlarında bazen görüştüklerini, bu görüşmelerin bazısında kendisinin de olduğunu, sanıkla maktulün okul çıkışı gezdiklerini, maktulün öldüğü günde görüştüklerini, sanık maktulün genellikle birlikte Kelkit Çayına yakın Kale’ye gittiklerini, sanığın maktule tokat attığını bilmediğini, olay günü maktulün kendisine sanıktan ayrılacağını söylediğini, yanlarına sanık gelince kendisinin ayrıldığını, maktulün sanıktan neden ayrılmak istediğini bilmediğini, maktulün çevreden bir sürü erkekle çıktığına dair bir şey duymadığını, maktulün sınıfta bazen sanıkla bazen ailesi ile tartıştığını söylediğini, maktulün psikolojik tedavi görüp görmediğini bilmediğini, ancak sınıfta bir iki defa sakinleştirici içtiğini gördüğünü, maktulün kolunda jilet yarası görmediğini, sadece bileğinin sarılı olduğunu gördüğünü, kendisinin yaptığını söylediğini, maktulün ailesi ve sanıkla sorunlar yaşadığını söylediğini, ancak intihar edecek boyutta olup olmadığını bilmediğini,
Bilgi alma tutanağında …kollukta; maktulün köylüsü olduğunu, sanık ve maktulün genellikle ırmak kenarında buluştuklarını bildiğini, maktulün psikolojik ve sedef hastalığı olduğunu, tedavi gördüğünü, ilaç kullandığını, olaydan önceki Çarşamba günü görüştüklerinde maktulün kendisine sanıktan ayrıldığını, başkasıyla görüştüğünü söylediğini,
Bilgi alma tutanağında … kollukta; maktulün arkadaşı olduğunu, 10. sınıftan beri birlikte aynı sınıfta olduklarını, kendisine İstanbul’da bulunan … ile arkadaşlık yaptığını anlattığını, …’de de sanıkla arkadaşlık yaptığını, sanıktan ayrılmak istediğini, sanığın maktulden ayrılmak istememesi sebebiyle tartıştıklarını, yaklaşık 1 ay önce maktulle yürürken sanığın kendilerini gördüğünü, sanıkla maktulün tartışmaya başladıklarını, sanığın maktule, “Benim iznim olmadan sağa sola gidemezsin.” diye tehdit ettiğini, ayrıca maktule “S…t git.” diyerek küfrettiğini, sanık yanlarından gittikten sonra maktulün kendisine sanıktan ayrılacağını, 15 gün sonrada İstanbul’a gideceğini ve … ile buluşacağını söylediğini, olay günü öğlen saatlerinde maktulün telefonuna … isimli kişiden mesaj geldiğini, “Aşkım 15 gün sonra beni yeniden tanıyacaksın.” diye yazan kısmını gördüğünü, olay tarihinden üç dört gün önce sanığın maktule tokat attığını ve bu yüzden maktulün bileğini kestiğini duyduğunu,
Tanık … kollukta; maktulün sınıf arkadaşı olduğunu, maktulün suya düşmesi ile ilgili herhangi bir bilgisinin bulunmadığını, 15 aydır sanıkla çıktığını bildiği maktulün sanıkla çıkmadan önce … ile çıktığını, maktulün kendisine sanıkla ayrıldıktan sonra tekrar … ile çıkmaya başladığını söylediğini, kimsenin bilmesini istemediğini, maktulün psikolog eşliğinde tedavi gördüğünü, antidepresan ilaç kullandığını, sanıkla maktul arasında sürekli tartışma ve kavga olduğunu, anlaşamadıklarını, 29.05.2013 tarihinde Jandarma Komutanlığı binası önünde sanık ve maktulün oje yüzünden tartıştıklarını, sanığın maktulün kulağına sert bir şekilde tokat attığını, bu olaydan sonra maktulün okulda cam bardağı kırarak bileğini kesmek istediğini, tanık …’nın maktulü engellediğini, sanığın maktulü sürekli kötü davrandığını, bir şey yapmasına izin vermediğini, sanığın maktulü kendisiyle sevgili olması ve kendisinden ayrılmaması konusunda tehdit ederek zorlaması bulunduğunu, sanığın zorlaması ile sevgili olduklarını, sanık sürekli olarak maktule, “Benden ayrılamazsın seni de o çıktığın çocuğu da yaşatmam.” diye tehdit ettiğini, maktulün suya atlayarak intihar edecek bir yapıya sahip olmadığını,
Tanık … kollukta; sanığın sınıf arkadaşı olduğunu, maktulün kendisini ırmağa atarak boğulduğunu arkadaşı …’in Facebook üzerinden mesaj atması üzerine öğrendiğini, sanık ve maktulün aralarında bir barışıp bir küstüklerini, sanığın iç çamaşırı giyip giymediğini bilmediğini, olay günü ile ilgili bilgisinin olmadığını, bu hafta içerisinde sanığın yanına gelerek kendisinden dertli müzik açmasını istediğini, maktule tokat attığı için ayrıldıklarını, maktulünden ayrılırsa yaşamayacağını söylediğini,
İstinabe olunan Mahkemede; sanığın maktulle sevgili olduğunu bildiğini, fakat aralarında ne yaşandığını bilmediğini, bir tane arkadaşının sanığın Jandarmanın orada maktule bir tane tokat attığını söylediğini, olay günü arkadaşı …’ın kendisine Facebook üzerinden mesaj attığını, maktulü tanıyıp tanımadığını sorduğunu, maktulün ırmağa kendisinin atladığını ve boğulduğunu söylediğini, sanığın sigara kullandığını bildiğini,
İstinabe olunan Mahkemede tanık …; maktulü okuldan tanıdığını, sanığı da maktulü erkek arkadaşı olarak bildiğini, olay günü evlerini balkonundayken sanık ve maktulün hızlı bir şekilde emniyete doğru yürüdüklerini gördüğünü, ne konuştuklarını duymadığını, bağırma ya da herhangi bir kol hareketinin olmadığını, o günün akşamına herkesin konuşması üzerine maktulün ırmakta öldüğünü öğrendiğini,
Tanık … kollukta; Acil tıp teknisyeni olarak görev yaptığını, 31.05.2013 tarihinde saat 16.43’te 112 hattından ihbar aldığını, ihbarda … otel arkasında intihar ile suda boğulma olduğunun söylediğini, bir dakika içerisinde çıkış yaptıklarını, otelin arkasına geldiklerinde yolu bulamadıkları için komuta merkezini aradığını, sanığın telefon numarasını aldığını, ambulans şoförü arkadaşının kendi telefonundan saat 16.45’te sanığı aradığını, el sallaması üzerine sanığı gördüklerini, olay yerine hemen gittiklerini, olay yerine gittiklerinde sanığın derenin kenarında ayakta durduğunu, beyaz renkli gömleğinin önünün açık olduğunu, atletinin çamurlu ve nemli gibi olduğunu, saçlarının kuru olduğunu, sanığa ne olduğunu sorduğunda kendisine, “Beş dakika önce arkadaşım kendisini suya attı.” dediğini, sağa sola koşturup maktulü aramaya başladıklarını, bir iz emare bulamayınca sanığa tam olarak nereden atladığını sorduklarında bir kaya parçasını eli ile işaret ederek “Buradan atladı.” dediğini, ama eliyle müteakiben başka bir nokta gösterdiğini, maktulün atladığı yer konusunda çelişkili konuştuğunu, aramaya devam ettikleri esnada biri sivil ikisi resmi araçla polislerinde geldiğini, polislerin sanığa sorular sorduğunu, sanığın sert ve tersler şekilde cevap vermesi üzerine polislerin sanığı ekip aracına götürdükleri esnada cebinden telefonunu çıkararak bir anda suya fırlattığını, sanığın neler söylediğini anlamadığını, daha sonra Jandarmaların geldiğini,
İstinabe olunan Mahkemede; sanığın atletinin biraz çamurlu, saçlarının kuru ve jöle ile yukarıya doğru dikilmiş, dizlerinden aşağısının ıslak olduğunu, ne gömleği ne de atletin de ıslaklık olmadığını, göğsünde ve sırtında tırnak izlerinin olduğunu, maktulü tutup tutmadığını sorduklarında maktulü tutmaya çalıştığını, kendisini iteklediğini söylediğini, sanığın ellerinin temiz olduğunu, polisler götürürken bir anda dönüp telefonunu ırmağa fırlattığını, sanığın olayı kendilerine gayet sakin ve soğukkanlı bir şekilde anlattığını, kendileriyle birlikte maktulü aradığını, sanığın panik durumunun olmadığını, şok halde de olmadığını,
Keşif sırasında Mahkemede; olay yerine geldiklerinde sanığın ırmağın biraz ilerisinde beklediğini, kendilerine el salladığını, maktulün suya atladığını söylediğini, niçin suya atladığını söylemediğini, suya girip maktulü kurtarmaya çalıştığını söylediğini, sanığın gayet sakin olduğunu, alt tarafının ıslak olduğunu, ayakkabılarının ayağında olduğunu, ıslak olup olmadığını hatırlamadığını, sanığın gömleğinin önünün açık olduğunu, içerisinde atletinin olduğunu, atletinde çamur lekelerinin olduğunu, saçının kuru olduğunu, olay tarihinde havanın sıcak olduğunu, kendilerine haber verildikten sonra 2-3 dakika içerisinde olay yerine geldiklerini, sanığın çağrı merkezini aradıktan sonra kendilerine ne kadar bir süre sonra haber verildiğini bilmediğini, ayrıca sanığın maktul atladıktan ne kadar bir süre sonra çağrı merkezini aradığını da bilmediklerini, ırmağın debisinin bu kadar yüksek olmadığını, maktulün atladığı taşı bizzat gördüğünü, taşın atlanabilir durumda olduğunu ve açıkta bulunduğunu,
Tanık … kollukta; 112’de ambulans şoförü olarak çalıştığını, arkadaşı tanık …’ın komuta merkezinden saat 16.43’te intihar ile suda boğulma olayının ihbarını aldığını, hemen çıkış yaptıklarını, olay yerini bulamayınca tanığın tekrar komuta merkezini arayarak ihbarı yapan sanığın telefonunu aldığını, saat 16.45’te sanığı aradığını, kendisine olay yerini tarif etmesini istediğini, sakin bir şekilde olay yerini tarif ettiğini, olay yerine geldiklerinde sanığın derenin kenarında tek başına ayakta beklediğini, üzerinde önü açık gömlek, atletinin çamurlu, paçaları ve ayakkabısının ıslak olduğunu, ancak saçlarının kuru olduğunu, tanığın sanığa ne olduğunu sorduğunu, kendilerine, “Arkadaşım beş dakika önce kendisini suya attı.” dediğini, maktulü hemen aramaya başladıklarını, beş dakika sonra polislerin geldiğini, polislerin sanığa bir şeyler sorduğunu, sanığın ters bir şeyler söyleyerek cebinden telefonunu çıkarıp bir anda suya attığını,
İstinabe olunan Mahkemede; sanığın tarifi ile olay yerine ulaştıklarını, kendilerine kız arkadaşının suya atlayarak intihar ettiğini söylediğini, sanığın dizden aşağısının ıslak olduğunu, diğer taraflarının ise kuru olduğunu, gömleğinin açık olduğunu, göğsünde tırnak izleri olduğunu, sanığın biraz heyecanlı olduğunu, sanığın maktulü kurtarmaya çalışırken telefonunu kenara bıraktığını söylediğini, polisler geldiğinde de ırmağa attığını, maktulün cesedinin ertesi gün bulunduğunu,
Tutanak tanığı … keşif sırasında Mahkemede; Jandarma üst çavuş olarak görev yaptığı, olay kendilerine haber verildikten 10 dakika sonra olay yerine geldiklerini, olay yerine geldiklerinde 112 ekibi ile tek araçta iki polis memurunun olduğunu, sanığın polis memurlarının yanında beklediğini, sanığın üstünün ne çok ıslak ne çok kuru olduğunu, paçalarının ıslak olduğunu, üzerinde siyah kumaş pantolon ve gömlek olduğunu, gömleğinin önünün açık olduğunu, çamur lekeleri olduğunu, çamur lekelerinin ayakkabısının üzerinde olduğunu, ayakkabısının ıslak olup olmadığını hatırlamadığını, havanın sıcak olup olmadığını hatırlamadığını, sanığın göğüs bölgesinde tırnak izine benzer yara izinin mevcut olduğunu, 31.05.2013 tarihli tutanak içeriğinin aynen doğru olduğunu, altındaki imzanın kendisine ait olduğunu,
Tutanak tanığı …keşif sırasında Mahkemede; olay yerine geldiklerinde sanığın polis ekiplerinin yanında olduğunu, sanığın paçalarının ıslak, ayakkabılarının ayağında olduğunu, ancak ıslak olup olmadığını hatırlamadığını, üzerinde beyaz gömlek olduğunu, önün açık olduğunu, sanığı kontrol ettiğinde pantolonunun üst kısmının kuru olduğunu, paçalarının ıslak olduğunu tam olarak hatırladığını, gömleğinin ve atletinin ıslak olup olmadığını hatırlamadığını, sanığın göğsünde tırnak izlerine benzer yara izlerini hatırladığını, yara izlerinin sıyrılma şeklinde ve uzun olduklarını, sanığın saçının kuru olduğunu, olay yerine kendilerine haber verildikten sonra tahminen 10 dakika sonra saat 17.00 sıralarında geldiklerini, havanın sıcak olduğunu, ancak aşırı sıcak olmadığını, ırmağın debinin bu kadar yüksek olmadığını, maktulün atladığı iddia edilen ortada olan taşın etrafında su olmadığını, taşın suya değdiğini, taşın dibinde ırmağın dönence yaptığını,o kısmın derin olduğunu,
İfade etmişlerdir.
Sanık … savcılıkta; ailesinin … köyünde ikamet ettiğini, yaklaşık 1 yıldır … köyünde halasının yanında kaldığını, … ilçesindeki okuluna günlük servisle gidip geldiğini, okuldan 15.30’da çıktıklarını, genelde okul çıkışında arkadaşlarıyla saat 17.15’e kadar gezdiklerini, çay içtiklerini, saat 17.15’te servisine binip … köyüne döndüğünü, maktulün 27.02.2012 tarihinden beri arkadaşlıklarının olduğunu ve çıktıklarını, maktul ve ailesinin daha önce İstanbul’da yaşadıklarını, 2011 Eylül ayında okullar açıldığında maktulü ilk kez gördüğünü, okullar açıldıktan sonra 5 ay sonra çıkmaya başladıklarını, maktulle çıkmaya başlamadan önce maktulün İstanbul’da … isimli bir çocukla çıktığını, ailesi bunu öğrenince …’ye taşındıklarını, maktulün … isimli mezun biriyle de çıktığını, maktule bu nedenle kötü isnatlarda bulunduklarını, bu durumla kendisinin de mücadele ettiğini, zaman zaman tartışma ve ayrılıklarının olduğunu, ama uzun süreli olmadığını, bir hafta önce halı sahanın yanındaki trambolinde eğlenirken çarpıştıklarını, maktulün dudağının, kendisinin de burnunun kanadığını, maktulün buna çok sinirlendiğini, bu nedenle tartıştıklarını, maktulün … Devlet Hastanesinde psikiyatride muayene olduğunu ve çok sinirli olduğunu, çok tepki gösterdiğini, kollarında da deri hastalığının olduğunu, 29.05.2013 tarihinde tırnaklarına oje sürmemesi hususu ile ilgili tartıştıklarını, tartışma esnasında İlçe Jandarma Komutanlığının önünde maktule bir tokat attığını, aralarındaki bu tür tartışmalarda maktulü “Ya seni ya da çıktığın çocuğu öldürürüm.” demiş olabileceğini, çok sinirlendiğinde böyle tepkiler verebildiğini, 31.05.2013 tarihinde okulda arkadaşlarının kendisine, “Sen hem kıza kafa atmışsın hem de koluna jilet atmışsın.” diyerek tepki gösterdiklerini ancak ikisini de yapmadığını, bu nedenle ders esnasında maktulün arkadaşı tanık …’e mesaj atarak maktulü alıp gelmelerini söylediğini, bu mesajı maktule de attığını, maktulün de kendisine … İlköğretim Okulunun arkasında bulaşabileceklerine ilişkin mesaj attığını, sonrasında tanık … ile mesajlaştıklarını, … Market’in yanına gittiğinde maktulün yalnız olduğunu, maktulle önce konuşmaya sonra tartışmaya başladıklarını, maktulün kendisine başka birisiyle çıkmaya başladığını söylediğini, maktule bunu niye yaptığını sorduğunu, kendisini kaybettiğini ve maktule “Ya seni ya onu öldürürüm.” demiş olabileceğini, o esnada maktulün kendisine “Beni öldürmezsen adam değilsin.” demiş olabileceğini, maktulün çok dik kafalı olduğunu, maktule tekrar “Ya seni ya onu öldürürüm.” dediğini, daha önceden de buluşmalarını Kelkit çayının kenarında yaptıklarını, bu tartışma üzerine maktule, “Irmak kenarına inelim.” dediğini, maktulle birlikte ırmak kenarına gitmek üzere yürümeye başladıklarını, olayın gerçekleştiği taşa doğru yürüdüklerini, toplamda 2-3 dakika … üstü konuştuklarını, maktule tekrar aralarını düzeltip eskisi gibi olalım dediğini, maktulün bu teklifini reddedip “Ben …’le beraber olacağım, seninle işim bitti.” dediğini, niye ayrılmak istediğini sorduğunu, maktulün “Bıktım yoruldum.” dediğini, aralarında birkaç metre mesafe olduğunu, arkasına döndüğünde maktulün taşın üzerine çıktığını, maktule “Bittiyse bitti, ne yaparsan yap!” dediğini, maktulün de “Atlarım, kurtulurum!” dediğini, bu esnada maktulün taşın üzerinden suya atladığını, kafasının çeneden üst kısmı suyun yüzüne çıktığını, üzerindeki beyaz gömleği ve cep telefonunu kenara koyduğunu, suya alt tarafında okul pantolonu ve üstünde atletle suya atladığını, kendisinin yüzme bildiğini, maktulün yüzme bilmediğini, suya atladığında ayaklarının yere değdiğini, yukarı doğru yüzüp maktulü tuttuğunu, maktulün çırpındığını, maktule sarılıp sağ koluyla maktulü tuttuğunu, sol koluyla kulaç atmaya çalıştığını, bu esnada kendisinin de suyun dibine doğru girdiğini, maktulün kendisine sarılmadığını, kendisini iteklemeye çalışan maktulün bu esnada göğsünde ve sağ koltuk altındaki kızarıklıkları tırnaklarıyla yaptığını, maktulü bıraktığını, sudan çıkmaksızın tekrar maktule doğru yönelip tekrar maktulü tuttuğunu, o an maktulün “Beni bırakma!” dediğini, ancak nefesi yetmediği için maktulü bıraktığını, maktulü ilk kurtarma ve ikinci kurtarma hamlesinin toplam 25 saniye olduğunu, sonra sudan çıktığını, cep telefonu ile 112’yi aradığını, ambulans şoförü olduğunu düşündüğü kişinin bir iki dakika sonra kendisini aradığını, olay yerini tam olarak tarif etmesini istediğini, olay yerini tarif ettiğini, öncelikle ambulans ekibinin geldiğini, suya baktıklarında cesedin görünmediğini, sonrasında polislerin geldiğini, bu esnada tanık …’ya “…’yi kurtaramadım, ırmak kıyısına inin.” diye mesaj attığını, onunda “Sen niye yaşıyorsun o zaman?” diye mesaj attığını, tanıktan gelen mesaja sinirlenip telefonunu suya fırlattığını, maktulü çok sevdiğini, ona karşı kötü bir şey yapmasının söz konusu olmadığını, hayatını tehlikeye atarak ardından suya girdiğini,
Mahkemede; … ilçesinde bulunan Mesleki ve Teknik Lisesi 4. sınıf öğrencisi olduğunu, maktul ile yaklaşık 1,5 yıldır çıktıklarını, maktulün … Kız Meslek Lisesi 11. sınıfta okuduğunu, maktul servisten indiğinde beklediğini, maktulü okuluna götürdüğünü, okul çıkışında da servis saatlerinin saat 17.00 olduğunu, okulun 15.30’da bittiğini, Servis saatine kadar … ilçesinde genellikle de ilçe çıkışındaki Kelkit çayının etrafında dolaştıklarını, maktulle çıkmaya başladıktan sonra maktulün ilçede kendisinden ayrı birden fazla erkekle çıktığı yönünde dedikodu çıktığını, bu dedikoduları sağda solda konuşurlarken duyduğunu, maktulün de duyduğunu, bu nedenle psikolojik tedavi görmeye başladığını, ayrıca elindeki sedef hastalığı sebebiyle de tedavi gördüğünü, hap kullandığını, maktulün psikolojik tedavi sırasında huylarının değiştiğini, kendisini sürekli terslediğini, maktule erkeklerin çok olduğu yerde dolaşmamasını, makyaj yapmamasını söylediğini, kendisini sürekli terslediğini, maktulle hiç ayrılmadıklarını, çıkmaya devam ettiklerini, zaman zaman tartıştıklarını, maktulden ayrılmak istediğini söylemediğini, maktulün de kendisinden ayrılmak istediğini söylemediğini, tanıklar … ve …’nın maktulün samimi arkadaşları olduğunu, maktulle gezmeye gittiklerinde nadirde olsa arkadaşlarınında geldiğini, arkadaşlarının çıktıklarını bildiklerini, onların yanında çok tartışmadıklarını, olay günü okul çıkışı Kelkit çayının kenarına gezmeye gittiklerini, maktulü aldığında yanında kız arkadaşlarının da olmadığını, yalnız gittiklerini, çayın kenarında maktule makyaj yapmamasını söylediğini, kendisini terslediğini, ilçede adının çıkmasını da konuştuklarını maktule gerekirse “Ayrılmışız gibi yaparız.” dediğini, maktulün kabul etmediğini, daha sonra maktulün ırmak kenarında bulunan bir kayanın üzerine çıktığını, o kayaya daha önce hiç çıkmadıklarını, maktulün “Atlamak istiyorum.” dediğini, “Atlayamazsın beni bırakıp nereye atlıyorsun?” dediğini, maktule arkasını döndüğünü, arkasına dönüp baktığında maktulün suya düştüğünü gördüğünü, cep telefonunu kenara bırakıp maktulün atladığı kayanın üzerinden suya atladığını, suyun derin olduğunu, maktulün yüzmeyi bilmediğini, bir yerde maktulü yakaladığını, maktulün kolundan tutup çıkarmak istediğini, maktulün suda çırpındığını ve yaşadığını, maktul çırpındığı için elinden kaydığını, maktulü tuttuğu yerde yüzdüğünü, derinliğin kendi boyundan fazla olduğunu, ayaklarının yere değmediğini, yüzme bildiğini, buna rağmen maktulü kurtaramadığını, maktul elinden kaydıktan sonra tekrar hamle yaptığında maktulü göremediğini, tahminine göre akıntıya kapıldığını, dışarı çıktığını, cep telefonundan ambulansı ve polisi aradığını, olay yerine ambulans geldiğini, onlarda oksijen tüpü olsa dalacağını, bir süre sonra polislerin geldiğini, sudan dışarıya çıktıktan sonra tanık …’ya “… suya atladı.” diye mesaj çektiğini, tanığın da “Sende geberseydin ya sen niye yaşıyorsun?” diye mesajına cevap vermesine sinirlendiği için cep telefonunu ırmağa fırlattığını, ambulansı aradıktan sonra mesaj attığını, cevap gelince telefonu suya fırlattığını, telefonu ırmağa atarken ambulans görevlileri ve polislerin olduğunu, sinirlendiği zaman telefonunu sağa sola attığını, yeri geldiğinde aşırı derecede sinirlenebildiğini, sinirlenince bu şekilde davranışlarının olabildiğini, maktulü ırmağa atmadığını, hatta maktulü kurtarmaya çalıştığını, tarafına fotoğrafı gösterilen bir metre yüksekliğindeki kayanın üzerinden atladığını, o kayanın bulunduğu yerde ırmağın birden derinleştiğini, daha önce biriyle kavga ettiği için göğsünde tırnak izinin olduğunu, maktulün kendisini çizmediğini, suya atladığında üzerinde gömlek olduğunu, gömleğini de çıkarmadığını, telefon ettikten 5 dakika sonra ambulansın geldiğini, o gün havanın çok sıcak olduğunu savunmuştur.
V. GEREKÇE
1- Sanık hakkında eksik araştırmayla beraat karar verilip verilmediği;
A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delilerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse CMK; adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
31.05.2013 tarihli olay yeri görgü tespit tutanakları, 01.06.2013 tarihli olay yeri inceleme raporu, 31.05.2013 tarihli tanık … ve maktulün telefonu üzerinde yapılan inceleme tutanakları, sanığın 112’yi aradığına ilişkin HTS kayıtları, sanık hakkındaki adli rapor, ölü muayene ve otopsi raporları, maktul hakkındaki … Devlet Hastanesinin ve … Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinden gönderilen yazı ve ekleri, mahkemece olay yerinde yapılan keşif, mahkeme heyetinin gözlemi ve keşif sonrası üç kişilik olay yeri inceleme uzmanı tarafından düzenlenen 12.08.2015 tarihli rapor, sanığın ve maktulün ortak arkadaşları olan tanıkların anlatımları, sanığın 112’yi aramasının arkasından olayın olduğu yeri tarif etmesi için ambulans şoförü tanık … ile konuşması, akabinde sanıkla ilk muhatap olan tanıklar … ve …’ın sanığın ruh hâline ilişkin açıklamaları karşısında; suç tarihinden itibaren 10 yılı geçen dava konusu dosyada çağrı merkezi kayıtlarının istenmesinin ve sanıktaki tırnak izlerinin ne şekilde oluştuğu yönünde rapor aldırılmasının dosyaya bir katkısının olmayacağı anlaşılmakla eksik araştırmayla hüküm kurulmadığının kabulü gerekmektedir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu üyesi; sanık hakkında eksik araştırmayla hüküm kurulduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
2- Sanığın üzerine atılı suçu işleyip işlemediği;
A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konularına İlişkin Görüşler
Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
.B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
.Sanık …’un maktul …’i suda boğmak suretiyle öldürdüğünün iddia edildiği olayda;
.Suç tarihi itibarıyla 18 yaşını dolduran sanığın … Ticaret Meslek Lisesinde, 17 yaşında olan maktulün … Kız Meslek Lisesinde öğrenci oldukları, sanık ve maktulün taşıma usulü eğitimle sabah saat 08.00’de ilçe merkezine geldikleri, okul çıkışlarının saat 15.30 olduğu, servislerinin dönüş saatinin 17.00-17.15 olduğu, sanığın eşi ölmüş halasının yanında … Köyü’nde, maktulün ailesi ile birlikte … Kasabası’nda kaldıkları, maktulün ailesi ile birlikte 2 yıl önce İstanbul’da yaşadığı ve babası katılan …’ın emekli olması sebebiyle memleketine gelip yerleştiği, sanık ve maktulün yaklaşık 15 aydır sevgili oldukları, tanık anlatımlarından sanık ve maktulün anlaşamadıkları, sürekli tartıştıkları ve kavga ettikleri, maktulün İstanbul’dayken … isimli bir şahısla sevgili olduğu, dosya arasında bulunan ve maktulün telefonundan tespit edilen mesajlarda, maktulün …’i hâlâ sevdiğini, geri dönmek istediğini, …’in de kız arkadaşını bırakıp tekrar sevgili olmalarını istediğini beyan ettiği, bu hususun ayrıca maktulün samimi sınıf arkadaşı tanık …’ın anlatımları ile de doğrulandığı, olay tarihinden yaklaşık bir ay önce tanıklar … ve …’ın maktulle dolaştıkları sırada sanıkla karşılaştıkları, sanığın da ikrar ettiği üzere maktule, “Benim iznim olmadan sağa sola gidemezsin. S…r git!” diye hakaret ettiği, olaydan iki gün önce 29.05.2013 tarihinde sanığın maktulle oje sürmesi meselesi yüzünden kavga ettikleri ve yaşanan bu kavga sırasında maktulün kulağına tokat attığı, bu olayın tanıklar …, …’ın beyanları ve sanığın ikrarı ile de sabit olduğu, tokat atma olayından sonra maktulün okulda cam bardağını kırarak bileğini kesmek istediği, tanık … tarafından engellendiği, 31.05.2013 tarihinde okul çıkışında maktulün arkadaşlarına telefonunun şarjı olmadığını, telefonunu şarja takacağını söyleyerek okulda kaldığı, sanığın maktule “Buluşalım.” diye mesaj attığı, maktulün de okul çantasını ve telefonunu okulda bırakarak okuldan çıktığı ve sanığı bekleyemeye başladığı, bu sırada sınıf arkadaşı tanık … ile konuştuğu, maktulün tanığa sanıktan ayrılacağını, bunu söylemek için sanıkla buluştuğunu söylediğini, sanık ve maktulle beş dakika kadar oturduğunu, bu süre içerisinde sanık ve maktul arasında bir tartışma olmadığını, sanığın maktulle buluşmadan önce de ortak arkadaşları tanık …’ye nerede olduklarını ve maktulü de alıp gelmesini isteyen bir mesaj attığı, daha sonra sanığın tekrar maktulle oldukları yeri belirten mesaj gönderdiği, tanık … ve maktulün köylüsü, sınıf arkadaşı tanık … ile sanık ve maktulün bulundukları yere gittikleri, sanık ve maktulü … isimli mağazanın önünde tartıştıklarını gördükleri, tartışma sırasında maktulün sanığı başka biriyle çıktığı için kendisini görmek istemediğini söylediği, sanığın da maktule, “Başka biriyle çıkamazsın, arkadaşlık yapamazsın.” dediği, maktulün sanığa, “Yaparım sana ne? sen kim oluyorsun?” diye karşılık verdiği, sanığın maktule, “Senden iğreniyorum.” dediği, maktulün de sanığa, “Sen ölsen ben burada göbek atarım.” diye söylediği, sanığın maktule, “Sen benden başkasıyla yapamazsın.” dediği, maktulün sanığa yemin ederek başka biriyle çıktığını söylediği, bunun üzerine sanığın maktule, “Yeni sevgilinle görüşmek için mi sosyal paylaşım paketini oluşturdun?” diye sorduğu, maktulün de, “Tabi ki!” dediği, sanığın maktulün okulda şarjda takılı kalan telefonunu kast ederek, “O telefonu unut, bir daha kullanamayacaksın. Çıktığın falan yok, yalan söylüyorsun, ya seni ya onu öldürürüm seçimini yap, ya sen ya o.” dediği, maktulün de, “Beni öldür o zaman beni bu akşama kadar öldürmezsen senden adisi yok.” dediği, sanığın da maktule, “Hadi o zaman ırmak kenarına gidelim.” dediği, tanıkların sanık ve maktulden ayrıldıkları, sanık ve maktulün daha öncede bir çok kez buluşup dolaştıkları … ilçe merkezinden 1 km uzaklıktaki baraj gölü olan Kelkit çayı kenarına önlü arkalı yürüyerek gittikleri, olayın bu aşamasından sonra görgü tanığı ve kamera kaydının olmadığı, sanık ve maktulün yalnız oldukları, sanığın aşamalardaki savunmasında; ırmak kenarına geldiklerinde 2-3 dakika kadar ayaküstü konuştuklarını, maktule, “Aramızı düzeltelim, tekrar eskisi gibi olalım.” dediğini, maktulün kendisine “S…r!” diyerek … ile birlikte olacağını, kendisi ile işinin bittiğini söylediğini, maktule, “Niye?” diye sorduğunda kendisine bıktığını, yorulduğunu söylediğini, arkasını döndüğü sırada maktulün ırmak kenarındaki taşın üzerine çıktığını, maktule, “Bittiyse bitti, ne yaparsan yap.” dediğini, maktulün de “Atlarım, kurtulurum!” dedikten sonra taşın üzerinden suya atladığı, beyaz okul gömleğini çıkarttığını, pantolonunun arka cebindeki cep telefonunu çıkarıp kenara bıraktığını, suya okul pantolonu ve atletiyle atladığını, suya atladığında ayaklarının yere değdiğini, yukarı doğru yüzüp maktulü tuttuğunu, maktulün çırpındığını, maktule sarıldığını, maktulü sağ koluyla tutarken sol koluyla kulaç atmaya çalıştığını, bu esnada kendisinin de suyun dibine girdiğini, maktulün kendisine sarılmadığını, hatta elleriyle ittiğini, göğsündeki ve sağ koltuk altındaki izlerin bu esnada maktulün tırnak izleri ile olduğunu, maktulü bıraktığını, sudan çıkmadan tekrar suya girdiğini, nefesi yetmediği için maktula bırakarak sudan çıktığını, suya girerken kenara bıraktığı cep telefonu ile 112’yi aradığını savunduğu, HTS kayıtlarına göre sanığın … numaralı hattı ile saat 16.37.42’de 112’yi aradığı, 95 saniyelik görüşme yaptığı, saat 16.42.09’da tekrar 112’yi aradığı, 43 saniyelik telefon görüşmesi yaptığı, kendilerine haber verilen acil tıp teknisyeni tanık … ile ambulans şoförü tanık …’ın ambulansla saat 16.43’te çıkış yaptıkları, olay yerini bulamayınca tanık …’ın komuta merkezini aradığı, sanığın telefon numarasını aldığı, ambulans şoförü tanık …’ın kendisinin kullandığı … numaralı hattan sanığın telefonunu saat 16.44.17’de aradığı, sanıktan olay yerini tarif etmesini istediği, sanık ve tanığın 50 saniyelik bir görüşme yaptıkları, yaklaşık 2-3 dakika sonra olay yerine geldikleri, sanığın 112’yi ilk aramasından sonra maktulle ortak arkadaşları olan tanık …’ye saat 16.40’da, “Kanka … atladı. Kurtaramadım ırmak ky.” şeklinde mesaj attığı, tanıklar … ve …’un ortak beyanlarında aşamalarda; olay yerine gittiklerinde sanığın derenin kenarında ayakta durduğunu, beyaz renkli gömleğinin önünün açık olduğunu, atletinin çamurlu ve nemli gibi olduğunu, saçlarının kuru, paçalarının ve ayakkabısının ıslak olduğunu, sakin ve soğukkanlı olduğunu, vücudunda tırnak izlerinin bulunduğunu beyan ettikleri, 112 ekibinden yaklaşık beş dakika sonra Jandarma sorumluluk sahası olan olay yerine polis ekiplerinin geldiği, polisler tarafından düzenlenen 31.05.2013 tarihli tutanakta; sanığın üzerinde ön tarafı tamamen açık olan beyaz renkli gömlek, siyah pantolon bulunan 16-17 yaşlarındaki erkek şahsın polisleri gördüğünde elinde bulunan marka ve modelini göremedikleri siyah renkli telefonu panikle ırmağa fırlattığı, sanığın göğüs kısmında görünür vaziyette çok sayıda kızarıklık olduğu, sanığın pantolonunun ıslak olduğu ancak üzerinde bulunan gömleğinin, atletinin ve saçlarının kuru olduğunun belirtildiği, sanığın telefonu tanık …’den gelen mesaja sinirlendiği için fırlattığını, sinirlendiğinde telefonunu atma gibi hareketlerinin olduğunu savunduğu, 31.05.2013 tarihinde saat 23.50’de düzenlenen tutanak içeriği, HTS kayıtları ve tanık …’nin beyanlarında belirttiği üzere sanığın saat 16.40’da tanığa maktulün suya atladığına ilişkin mesajına karşılık tanığın saat 16.57’de “Sen niye yaşıyon oğlum o zaman!” diye cevap yazdığı, mesaj saatinin polislerin olay yerine intikal saati ile örtüştüğü ve sanığın savunmasının maddi delillerle ispatlandığı, olay yerine en son saat 17.15 sıralarında Jandarma ekiplerinin intikal ettiği, Jandarma tarafından düzenlenen 01.06.2013 tarihli tutanakta; olay yerinde boğuşma izleri, kan izleri ve benzeri iz ve bulgulara rastlanmadığı, maktulün cesedinin bölgedeki baraj kapaklarının kapatılıp ırmak yatağındaki su debisi ve miktarının azaltılmasından sonra olaydan bir gün sonra 01.06.2013 tarihinde cesedin kaybolduğu noktadan 60 metre güneybatı istikametinde sürüklenerek Kelkit çayının iç kısmında su seviyesinin düşürülmesi ile büyüyen adacığın kenarına yakın bir noktada yüzüstü yatar vaziyette bulunduğunun belirtildiği, olay mahallinde inceleme yapan Cumhuriyet savcısının maktulün atlatığının iddia edildiği yerde ani derinleşmenin mevcut olduğunu gözlemlediği, sanık hakkında 31.05.2013 tarihinde saat 19.33’te … Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen raporda; sağ el tırnak altlarının kirli olduğu, sol elin nispeten daha temiz olduğu, koltuk altında 2 adet yaklaşık 5 cm tırnak izi, sırt üst tarafta iki skapula arasında 2 adet 3-5 cm tırnak izi, suda fazla kalmaya bağlı olarak … parmaklarında buruşukluk olduğunun belirtildiği, 01.06.2013 tarihli ölü muayene tutanağında; maktulün sağ el tırnaklarının uzun olduğu, vücudunda suda boğulmaya bağlı kızarıklıklar dışında herhangi bir patolojik bulguya rastlanmadığının belirtildiği, Adli Tıp Kurumu … Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesince düzenlenen 08.07.2013 tarihli raporda; maktulün kanında 26,1 mg/ml Sertralin ilaç etken maddesinin bulunduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu … Birinci Adli Tıp Kurulunca düzenlenen 25.12.2013 tarihli raporda; maktulün zehirlenerek öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, maktulün otopsisi sırasında tespit edilen vücudundaki lezyonların lokalizasyon özellikleri ve ağırlıkları itibarıyla ölümü meydana getirebilecek nitelikte olmadıkları, iç muayenesinde kafa kemiklerinde kırık beyin kanaması, beyin doku harabiyeti, kafa iç kanama, iç organ ve büyük damar harabiyeti tanımlanmadığı dikkate alındığında maktulün travmatik bir tesirle öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, cesedin bulunduğu ortam, bulunuş şekli ve olay yerine inceleme bulguları birlikte değerlendirildiğinde maktulün ölümünün suda boğulma sonucu meydana geldiğinin belirtildiği, … Devlet Hastanesince gönderilen 11.06.2013 tarihli yazıda; maktulün hastanelerinde 29.03.2013 tarihinde psikiyatri bölümünde ayakta muayene olduğu, uyum bozukluğu teşhisinin konduğu, … Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesince gönderilen 14.06.2016 tarihli yazı ve eklerinde; suisid girişiminin olduğu, 2 ay önce arabanın önüne atladığı, sinirlilik, kendine zarar verme eğilimlerinin olduğu, 21.05.2013 tarihli muayene raporunda 1 aydır … kullandığı, fayda görmediği, … 50 mg 1×1 ile … 50 mg 1×1 ilaçlarının verildiğinin yazılı olduğu, mahkemece olay yerinde 03.06.2016 tarihinde yapılan keşifte; ırmağının debisinin yüksek olduğu, maktulün atladığı iddia edilen yerin girdaplı bir şekilde olduğu ve ırmağın hızlı bir şekilde aktığının gözlemlendiği, keşif sonucu üç kişilik olay yeri inceleme uzmanları tarafından düzenlenen 12.08.2015 tarihli raporda; maktulün suya atlama veya düşme yerinde olduğu belirtilen kayanın olay yerinde olmadığı, takriben gösterilen yerdeki suyun durağan şekilde görüldüğü, suya uzatılan ağaç çubuk ve taşa bağlı ip ile yapılan ölçümlerde suyun karaya en yakın yerinin 70 cm olduğu, suya atlandığı yer olarak belirtilen noktadan nehrin ortasına doğru 4 metrelik mesafede suyun çok hızlı aktığı, bu akıntının sağ tarafa (atlamanın belirtildiği nokta) sol tarafa maktulenin cesedinin bulunduğu noktaya doğru dönerek tekrar akıntının önünden nehrin akış istikametine doğru aktığının görüldüğü, suyun döndüğü noktada yüzeysel olarak akıntı olmadığı ancak keşif anında belirtilen beyanlardan bu noktaların dip akıntısının oldukça fazla olduğu, dip akıntısı olan su içerisinde yüzme bilmeyen bir şahsın kıyıya çıkartılabilmesi için iyi bir yüzme yeteneğine sahip olması gerektiğinin belirtildiği ve sanığın savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği olayda;
Sanık ve maktulün olay tarihinden yaklaşık 15 ay önce sevgili oldukları, sanığın maktulün gezmesine, giyimine karışması sebebiyle anlaşamadıkları, bu nedenle sürekli tartıştıkları ve kavga ettikleri, olay günü de maktulün sanığa eski erkek arkadaşı … ile sevgili olduğunu, kendisinden ayrılmak istediğini beyan etmesi üzerine sanığın maktulü tehdit ettiği, sanık ve maktulün tanıkların yanında başlayan tartışmanın her zaman buluşup dolaştıkları mekanlardan biri olan nehir kenarında da devam ettiği hususlarında tereddüt olmadığı, nehir kenarında sanık ve maktulden başka kimsenin bulunmadığı, sanığın şüpheli hareketlerinden biri olarak kabul edilen cep telefonunu niye suya attığının maddi delillerle desteklendiği, sanığın vücudundaki tırnak izlerini maktulü kurtarma esnasında oluştuğunu savunduğu, aksine bir delilin elde edilemediği olay yerine ilk 112 ekiplerinin intikal ettiği, acil tıp teknisyeni ve ambulans şoförünün sanığın atletinin çamurlu ve nemli, paçalarının ve ayakkabısının ıslak ve saçlarının kuru olduğunu beyan etmeleri, 112 ekiplerinden yaklaşık 5 dakika sonra saat 16.57 sıralarında olay yerine intikal eden polis ekiplerinin sanığın pantolonun ıslak olduğu ancak üzerindeki gömleğinin, atletinin ve saçlarının kuru olduğunun belirtildiği, bu tespitlerin sanığın suya atlamadan önce üzerinde bulunan okul gömleğini çıkarıp atlet ve okul pantolonu ile suya girdiği yönündeki savunmasıyla uyumlu olduğu, sanığın çağrı merkezini ilk saat 16.37’de aradığı, öncesinde maktulü ne kadar bir süre kurtarmaya çalıştığı ve çağrı merkezini ne kadar süre sonra aradığının belirlenemediği, bazı tanık anlatımlarına göre havanın sıcak olduğu, bazısına göre de normal olduğu, sanık hakkında vücudunda tırnak izlerinin olduğuna ilişkin raporda aynı zamanda suda fazla kalmaya bağlı olarak … parmaklarında buruşukluk olduğunun belirtildiği, bu bulgunun da sanığın maktulü kurtarmaya çalıştığına dair savunmasıyla uyumlu olduğu, maktulün kendisine zarar verebilen bir yapıda ve intihara meyilli olduğu, 21.05.2013 tarihinden itibaren … ve … isimli ilaçları günlük 50 şer mg ve 1×1 şeklinde kullanmaya başladığı, maktulün atladığı yerin dip debisinin çok yüksek olduğu, dip akıntısı olan su içerisinden yüzme bilmeyen bir şahsın kıyaya çıkartılabilmesi için iyi bir yüzme yeteneğine sahip olunması gerektiği, sanığın olaydan sonra 112 ekiplerini araması, olay yerinden ayrılmaması, şüphe uyandıracak hususları önemli ölçüde tutarlı savunmaları ile bertaraf etmesi, gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların aleyhe yorumlanarak hiçbir şüpheye mahâl bırakmayacak şekilde eylemi sabit görülemeyen sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilemeyeceği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; sanığın maktulü kasten veya taksirle suya attığına dair her türlü kuşkudan uzak kesin delil bulunmadığından beraatine karar verilmelidir.
Bu itibarla, haklı nedene dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi …; “Oluşa ve dosya kapsamına göre, nitelikli kasten öldürme suçunun tarihi itibariyle 18 yaşını dolduran sanık … ile maktul …’nin aynı okulda öğrenci oldukları ve bir süre arkadaşlık yaptıkları fakat özellikle maktulün arkadaşlarının anlatımlarına göre …’nin … ile arkadaşlığını sürdürmek istemediği, hatta dosya kapsamına yansıyan mesaj içeriklerinden anlaşıldığı üzere; …’nin eski arkadaşı olan …’e tekrar birlikte olmak için teklifte bulunduğu, bu duruma …’nın öfkelendiği ve çeşitli kereler …’yi tehdit ettiği, hakaret ettiği ve ölüm olayından iki gün önce de tokat atmak suretiyle darp ettiği, ölüm olayının olduğu gün ise yine aralarında tartışma yaşandığı, bu tartışmaya tanık olan arkadaşlarının ifadelerinden anlaşıldığı üzere …’nın kendisiyle görüşmek istemeyen …’yi ‘ya sen ölürsün ya da o’ şeklinde tehdit ettiği, bunun üzerine ise …’nin ‘beni öldür o zaman’ şeklinde cevap verdiği ve ardından …’nın teklifi üzerine daha önce de çeşitli kereler gittikleri ırmak kenarına doğru yürüdükleri, burada da …’nın beyanlarından anlaşıldığı üzere tartışmaya devam ettikleri, olayın bundan sonrasına dair herhangi bir tanık ya da kamera görüntüsü olmadığı, …’nın 112 Acil hattını arayarak boğulma olayının olduğunu belirterek olay yerine gelmelerini istediği, bunun üzerine 112 Acil ekibinin olay yerine intikal ettiği, ardından da kolluk kuvvetlerinin geldiği, …’nın kolluk kuvvetlerini görmesi üzerine elinde bulunan kendisine ait cep telefonunu ırmağa attığı, olay yerine varıldığında …’nın üzerinde önü açık gömlek, gömleğin altında atlet, altında ise kumaş pantolon olduğu, 112 Acil ekibinde görevli şahısların beyanlarından ve kollukça tutulan tutanak kapsamından …’nın saçlarının, gömleğinin ve atletinin kuru olduğu, sadece dizlerinin altının ıslak olduğu ve özellikle vücudunda belirgin şekilde tırnak izlerinin olduğunun anlaşıldığı, … olaya dair aşamalardaki beyanlarında … ile tartıştıkları sırada …’nin büyük bir kaya üzerinden kendisini ırmağa attığını, o sırada arkasının dönük olduğunu, ardından onu kurtarmak için suya atladığını, kendisinin yüzme bildiğini fakat …’nin bilmediğini, kurtarmak için uğraştığını ancak …’nin kendisini ittiğini, tırnak izlerinin de bu sırada oluştuğunu belirttiği, her ne kadar tırnak izlerine dair … bu şekilde bir izahta bulunmuş ise de, bunun hayatın olağan akışına uygun olmadığı, boğulmak üzere olan bir kişinin kendisini kurtarmaya çalışan kişiyi iteklemesinin beklenemeyeceği, aksine ona tutunmasının gerekeceği, …’nın bu ifadesinin suçtan kurtulmak maksatlı olduğu, olayların gelişimi bir bütün olarak değerlendirildiğinde ise, …’nın kendisi ile birlikte olmak istemeyen …’yi bu nedenle bir çok kez tehdit ettiği, en son tanıkların huzurunda öncekilere göre özellik arz edecek şekilde “ya seni öldüreceğim ya onu” şeklinde bir tehditte bulunduğu, burada “o” şeklinde ima ettiği kişinin ise …’nin görüştüğü üçüncü şahıs olduğu, …’nin bu tehdit içerikli soruya “ben” şeklinde karşılık vermesi üzerine ırmak kenarına …’nın isteği ile gittikleri, burada da tartışmanın devam ettiği ve …’nin kendisini savunmaya çalışırken …’nın vücudundaki tırnak izlerinin oluştuğu, …’nin karşı koyamadığı ve … tarafından ırmağa atılmak suretiyle boğularak hayatını kaybettiği, …’nın kendisinin de ırmağa atladığını beyan ettiği, ancak vücudunun büyük kısmının ve özellikle saçlarının kuru olduğu, olay tarihi ve coğrafya itibariyle bu kadar kısa sürede üzerinin ve saçlarının kurumasının mümkün olmadığı, … boğulduktan sonra ise …’nın kendisinden şüphe duyulmaması amacıyla 112 Acil hattını aradığı, olay yerine kolluk kuvvetlerinin de geldiğini görünce ise panikleyerek telefonunu ırmağa attığı, netice olarak sanık …’nın suç tarihinde 18 yaşından küçük olan maktul …’yi nitelikli olarak kasten öldürdüğü ve hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği,” düşüncesiyle,
Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi de; sanığa atılı suçların sabit olduğu düşüncesiyle,
Karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle,,
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24.11.2010 tarihli ve 1138-3054 sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA,
3- Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.09.2015 tarihli ve 224-234 sayılı, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle sanık hakkında CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararının ONANMASINA,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.05.2023 tarihinde yapılan müzakerede her iki uyuşmazlık bakımından oy çokluğuyla karar verildi.