YARGITAY KARARI
DAİRE : Ceza Genel Kurulu
ESAS NO : 2021/284
KARAR NO : 2023/570
KARAR TARİHİ : 01.11.2023
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza
SAYISI : 268-23
I. HUKUKİ SÜREÇ
Teşebbüs aşamasında kalan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanıklar …, … ve …’nun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 109/2, 109/3-b-f, 109/5, 35/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksuluğuna ilişkin Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 14.01.2016 tarihli ve 268-23 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 01.03.2021 tarih ve 10023-3101 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 18.05.2021 tarih ve 441119 sayı ile; “Sübut ve suç vasfının belirlenebilmesi bakımından, katılan hakkında Aydın Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunca düzenlenen 06.10.2015 tarihli raporda ‘Zeka testi: Sınır zeka’ tanısı konulan katılanın TCK’nın 109/3-f maddesinden faydalanacağının belirtilmesi, mahkemenin 10.09.2015 tarihli duruşmada ifade öncesi katılana ilişkin zapta geçirilen hususlar da nazara alındığında, katılanda herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı, şayet varsa bundan dolayı beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği, kendisine karşı gerçekleştirilen eylemlerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamayacağı, mağduru olduğu fiillere karşı beden veya ruh bakımından mukavemete muktedir olup olmadığı, mevcut zeka geriliğinin hekim olmayanlar ile kendisini tanıyanlar veya çevresinde yaşayanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağı hususlarında Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan rapor alınması, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/13116 soruşturma, 2013/7778 karar numaralı soruşturma dosya aslının getirtilerek incelenmesi, müştekinin ve annesinin iddiasına konu olay olup olmadığının kendilerinden sorularak belirlenmesi, oluşacak duruma göre karakola veya savcılığa başkaca bir başvuru bulunup bulunmadığı da araştırılarak, sanıklar ile katılan arasında önceye dayalı bir husumet veya uyuşmazlık olup olmadığı da belirlenip sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile hükümler kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu” düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 21.06.2021 tarih ve 10627-16320 sayı ile itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
İtirazın kapsamına göre inceleme sanıklar … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar hakkında eksik araştırma ile karar verilip verilmediğinin belirlenmesine ilişkin olup eksik araştırma ile karar verilmediği sonucuna ulaşılması hâlinde sanıklara atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun sabit olup olmadığı hususunun da ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Kolluk tarafından düzenlenen 01.03.2015 tarihli tutanağa göre; 28.02.2015 tarihinde saat 23.30 sıralarında haber merkezi tarafından Mimar Sinan Mahallesi, eski Tuborg deposu civarında alkol alıp çevreyi rahatsız eden şahıslar olduğunun anons edilmesi üzerine bahse konu adrese gidildiğinde katılan …’in kolluk görevlilerine; söz konusu alanda boş şişe topladığı sırada …** plaka sayılı araçta bulunan şahısların kendisini zorla araca bindirmek istediklerini, bağırması üzerine çevrede bulunan şahısların yanına geldiklerini, bahse konu aracın içinde bulunan şahıslardan şikâyetçi olduğunu beyan ettiği,
Aydın Devlet Hastanesince düzenlenen 28.02.2015 tarihli ve 6490876 sayılı raporda; vücudunda haricen darp ve cebir izi bulunmayan katılan …’in alkolsüz olduğunun belirtildiği,
Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesince Aydın Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben düzenlenen 14.09.2015 tarihli yazıda; katılan …’in kendisine yönelik olarak gerçekleştirildiğini iddia ettiği tecavüz olayı ile ilgili olarak 2013 yılında Efeler Polis Merkezine şikâyette bulunduğunu beyan etmesi nedeniyle bu konuda bir soruşturma bulunup bulunmadığının sorulduğu, Aydın Cumhuriyet Savcılığınca düzenlenen 15.09.2015 tarihli ve 1890 sayılı müzekkere cevabında ise; bahse konu olaya ilişkin bir soruşturmanın bulunmadığının ancak 2013 yılında katılan …’e yönelik basit yaralama suçundan yapılan soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verildiğinin belirtildiği, ekte yer alan 03.10.2013 tarihli ve 13116-7778 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda; mağdurun katılan …, şikâyetçinin katılan …, şüphelinin faili meçhul, suçun basit yaralama, suç tarihinin ise 16.08.2013 olarak gösterildiği, kararın gerekçesinin ise;
“Her ne kadar olay tarihinde mağdurun tanımadığı kişiler tarafindan dövülmesi olayı ile ilgili soruşturma başlatılmış ise de,
Alınan doktor raporuna göre, mağdurun basit tibbi müdahale ile iyileşecek derecede yaralandığı, eylemin TCK’nın 86/2. maddesi kapsamında takibinin şikâyete bağlı olduğu, mağdurun usulüne uygun bir şikâyetinin bulunmadığı, müşteki annesinin de şikâyetçi olmadığı” şeklinde açıklandığı,
Aydın Devlet Hastanesince düzenlenen 06.10.2015 tarihli ve 5222 sayılı sağlık kurulu raporunda; zeka testine göre sınır zeka tanısı konulan katılan …’in TCK’nın 109/3-f maddesi kapsamında yer aldığının belirtildiği,
10.09.2015 tarihli oturumda mahkemece yapılan gözleme göre; katılan …’in konuşmaları ve davranışlarında anormallik bulunduğunun değerlendirilmesi nedeniyle ifadesinin birebir soru-cevap şeklinde alınıp toparlandıktan sonra zapta geçildiği, bu sırada duruşma salonunda bulunan annesi katılan …’nın söz alarak; “Oğlumun yaşı ile beyin davranışları aynı zamanda gitmiyor, konulmuş herhangi bir teşhis yoktur. Ancak davranış ve konuşma engeli vardır. Herhangi bir şekilde vesayet altına alınma kararı yoktur.” şeklinde beyanda bulunduğu,
Sanık …’un 24.03.2021 havale tarihli, karar düzeltme talebini içeren dilekçesinde; katılan …’i şahsen değil olay nedeniyle tanıdığını, bu kişiyi asıl tanıyanın inceleme dışı sanık … olduğunu, katılan … ile hayatında bir kere bile konuşmadığını, bu kişinin boş şişe toplayan gariban birisi olduğunu, bununla birlikte hafif saf bir tarafının da bulunduğunu, olay günü katılan …’i ne cinsel amaçla ne de başka bir amaçla zorla arabaya bindirmeye çalışmadıklarını, ancak orada arkadaşları ile içki içerken yanlarına kadar gelen katılan …’in boş şişelerini toplamaya çalışması üzerine ona bağırdıklarını, kendilerini rahatsız ettiğini belirtip gitmesini istediklerini, gitmeyince de onu tartakladıklarını, katılan …’in bağırmaya başladığını, o sırada yanlarına bir kişinin geldiğini, katılan …’in bu kişiye; “Beni zorla arabaya bindirmeye çalışıyorlar.” dediğini, katılan …’in saf ve hikâye uydurmaya meyilli bir kişi olduğunu düşündüğünü, ifadesinde; “Arabayla ayaklarımın üstünden geçtiler.” şeklinde beyanda bulunmasına karşın katılan …’in ayaklarından yaralanmadığını, dosyada katılan …’in beyanı dışında delil de bulunmadığını belirttiği,
Anlaşılmıştır.
Katılan … 01.03.2015 tarihinde kollukta; geçimini boş sişe toplayarak sağladığını, 28.02.2015 tarihinde bisikleti ile Mimar Sinan Mahallesinde bulunan eski Tuborg Fabrikasının etrafında boş şişe toplamaya başladığını, saat 23.00 sıralarında …** plakalı, beyaz renkli bir aracın yanında durduğunu, içinde 4 kişi bulunduğunu, isimlerini bilmediği fakat görse tanıyabileceği bu şahısların kendisini yakasından tutarak zorla arabanın arka koltuğuna bindirmeye çalıştıklarını, kendisine bağırarak “Bin arabaya, seni si..cez. A..na koduğumun çocuğu, sen kendini si..iriyormuşsun, biz de si..cez.” şeklinde sözler söylediklerini, kendisini geri çekmeye çalıştığını ve bir şekilde ellerinden kurtulduğunu, “İmdat!” diye bağırmaya başlayınca bu kişilerin arabaya binerek kaçtıklarını, daha sonra yanına gelen ismini bilmediği bir şahsın hemen 155 Polis İmdat Hattını aradığını, gelen polisler ile birlikte polis merkezine gittiğini, söz konusu şahıslardan şikâyetçi olduğunu, eğer üzerine herhangi bir suç atılırsa kabul etmediğini; iddianamenin düzenlenmesinden sonra 31.03.2015 tarihinde ifade vermek amacıyla kolluğa müracaat etmesi üzerine ilk ifadesinden farklı olarak; daha önce şikâyetçi olduğu inceleme dışı sanık …’ın olayın meydana geldiği sırada kendisini arabaya bindirmeye çalışan kişi değil kurtulmasına yardımcı olan kişi olduğunu, bunu daha sonra hatırladığını, bu nedenle de inceleme dışı sanık …’a ilişkin herhangi bir şikâyetinin bulunmadığını; Mahkemede önceki ifadelerine ek olarak 10.09.2015 tarihinde; zihinsel durumundan faydalanmaya çalışan kişiler olduğunu, hatta sanıklardan (sanık …’u işaret ederek) birisinin kendisine daha önce tecavüz ettiğini, söz konusu olayla ilgili olarak 2013 yılında Efeler Polis Merkezinde ifade verdiğini, ayrıca inceleme konusu olay sırasında da sanık …’in aracı ile ayağının üzerinden geçtiğini, inceleme dışı sanık … dışındaki sanıklardan şikâyetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini, 17.12.2015 tarihinde; takipsizlik kararına konu yaralama eylemine ilişkin olayda da aynı kişiler olduğunu, 14.01.2016 tarihinde; daha önce inceleme dışı sanık …’a ilişkin şikâyetinden vazgeçmiş ise de olay günü diğer sanıklarla beraber olduğu için şikâyetinin devam ettiğini,
Katılan …; oğlu olan katılan …’e yönelik yapılan eylemden dolayı sanıklardan şikâyetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini,
Tanık … kollukta; 28.02.2015 tarihinde saat 23.00 sıralarında Mimar Sinan Mahallesinde bulunan eski Tuborg Fabrikası arkasında alkol alıp müzik dinlediğini, ardından plakasını alamadığı ve markasını bilmediği beyaz renkli bir aracın yaklaşık 20-25 metre uzağında durduğunu, daha önceden tanıdığı ve boş içki şişelerini topladığını bildiği katılan …’in aracın arka sağ kapısından aşağı atıldığını, daha sonra bahse konu aracın süratle uzaklaştığını, araç içinde kaç kişi olduğunu göremediğini, katılan …’in araçtan atıldıktan sonra; “İmdat, yardım edin!” şeklinde bağırmaya başlaması üzerine yanına gidip ne olduğunu sorduğunu, dört kişinin kendisini araçtan attıklarını söylediğini, bunun üzerine hemen 155 Polis İmdat Hattını arayıp durumu bildirdiğini, olayın detayı hakkında bilgisi olmadığını, sadece katılan …’in araçtan atıldığını gördüğünü; Mahkemede ise ilk ifadesinden farklı olarak; olay günü bir kişinin “İmdat!” diyerek seslenmesi üzerine katılan …’i gördüğünü, yanına gittiğinde ne olduğunu sorduğunu, katılan …’in, arabadaki kişilerin kendisini cinsel amaçlı olarak zorla arabaya soktuklarını söylediğini, o sırada alkollü olduğu için katılan …’in cinsel amaçlı olarak zorla arabaya bindirilmek istendiğine ilişkin kendisine yönelik beyanını fazla dikkate almayıp kolluktaki ifadesinde anlatmamış olabileceğini, mahkemede anlattıklarının daha doğru olduğunu,
İnceleme dışı sanık …; sanık …’in kullandığı …** plaka sayılı araçla 28.02.2015 tarihinde diğer sanıklar …ile birlikte Mimarsinan Mahallesi’nde bulunan eski Tuborg Fabrikası arkasındaki zeytinlik alana gidip alkol almaya başladıklarını, kendisinin aracın ön sağ koltuğunda, sanık …’in aracın şoför mahallinde, diğer sanıklar … ve …’un ise aracın arka koltuğunda oturduklarını, aracın içinde alkol aldıkları sırada zeytinlik alanda boş bira şişelerini toplayan ismini ve soy ismini polis merkezinde öğrendiği katılan …’in yanlarına gelip aracın içinde bulunan boş şişeleri almak istediğini söylediğini, boş şişeleri büfeye geri vereceklerini belirtmelerine rağmen katılan …’in şişeleri almak için ısrar ettiğini, adı geçeni aracın yanından uzaklaşması ve şişeleri almamasını söylediklerini, bunun üzerine katılan …’in yanlarından ayrıldığını, kesinlikle katılan …’i zorla araçlarına bindirmeye çalışmadıklarını, katılan …’e hakaret, tehdit ya da cinsel içerikli bir söz söylemediklerini, ona vurmadıklarını, kendisine boş bira şişelerini vermedikleri için katılan …’in haklarında şikâyette bulunduğunu,
İfade etmişlerdir.
Sanıklar …, … ve … benzer şekilde; 28.02.2015 tarihinde sanık …’in kullandığı …** plaka sayılı araçla yanlarında inceleme dışı sanık … bulunduğu hâlde alkol almak için eski Tuborg Fabrikasının arkasında bulunan zeytinlik alana gittiklerini, araç içinde bira içmeye başladıklarını, bu sırada daha önceden boş şişeleri toplayan katılan …’in, araçlarının yanına gelip içtikleri biraların boş şişelerini almak için aracın içine uzandığını, bunun üzerine katılan …’e boş bira şişelerini alkol aldıkları tekel büfesine geri verip parasını alacaklarını söylediklerini ve şişeleri bırakması için katılan …’i uyardıklarını, buna rağmen tekrar şişeleri almaya çalışması üzerine katılan …’ten aracın yanından uzaklaşmasını istediklerini, bunun üzerine katılan …’in yanlarından ayrıldığını, iddia edildiği gibi kesinlikle katılan …’i araca bindirmeye çalışmadıklarını, onu darbetmediklerini, ona vurmadıklarını, herhangi bir sarkıntılık yapmadıklarını, katılan …’in kendilerine iftira attığını savunmuşlardır.
V. GEREKÇE
1- Sanıklar hakkında eksik araştırma ile karar verilip verilmediği
A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delillerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu gerekse CMK adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir değişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Yerel Mahkemece, sanıklar …’in 28.02.2015 tarihinde açık arazide boş şişe toplayan katılan …’i cinsel amaçla ve cebir kullanarak …** plaka sayılı araçlarına zorla bindirmek istedikleri, ancak katılan …’in yardım istemesi nedeniyle eylemlerini tamamlayamadan kaçtıkları kabul edilen olayda;
Aydın Devlet Hastanesince düzenlenen 06.10.2015 tarihli raporda, sınır zeka tanısı konulan katılan …’in TCK’nın 109/3-f maddesi kapsamında beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunduğunun belirtilmesi, katılan …’in aşamalardaki ifadelerinin çelişkiler içerdiği gibi dosya kapsamında yer alan diğer deliller ile de uyumlu olmaması, Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesince Aydın Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben düzenlenen 14.09.2015 tarihli yazıda; katılan …’in kendisine yönelik olarak gerçekleştirildiğini iddia ettiği cinsel saldırı olayı ile ilgili olarak 2013 yılında Efeler Polis Merkezine şikâyette bulunduğunu beyan ettiğinden bu konuda bir soruşturma bulunup bulunmadığının sorulması üzerine Aydın Cumhuriyet Savcılığınca 15.09.2015 tarih ve 1890 sayı ile; söz konusu müzekkerede yazılı olaya ilişkin bir soruşturmanın bulunmadığının, ancak 2013 yılında katılan …’e yönelik basit yaralama suçundan yapılan soruşturma sonucunda faili meçhul şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verildiğinin belirtilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; mevcut olan delillerin hüküm kurmaya elverişli olması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazında araştırılması istenen hususların dosyaya herhangi bir katkı sağlamayacağı, usul ekonomisine aykırı bu durumun yargılamanın uzaması sonucunu da doğuracağı değerlendirilmekle sanıklar hakkında eksik araştırma ile karar verilmediği kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu uyuşmazlık bakımından reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanıklar hakkında eksik araştırma ile karar verildiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
2- Sanıklara atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun sabit olup olmadığı
A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi şeklinde, Latincede ise in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi hâlinde uygulanabileceği gibi suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
(1) numaralı uyuşmazlık konusunda anlatıldığı şekilde gerçekleştiği kabul edilen olayda;
Kolluk tarafından düzenlenen 01.03.2015 tarihli tutanakta; alkol alıp çevreyi rahatsız eden şahıslar olduğunun haber merkezi tarafından anons edilmesi üzerine kolluk görevlilerinin olay mahalline gittiklerinin belirtilmesi, sınır zeka tanısı konulan katılan …’in ilk ifadesinde araçta bulunan 4 kişinin yakasından tutarak kendisini bahse konu aracın arka koltuğuna bindirmek istediklerini ancak bir şekilde sanıkların ellerinden kurtulduğunu belirtmesine karşın daha sonraki aşamalarda bu ifadesini değiştirerek sanıklardan kurtulmasına inceleme dışı sanık …’ın yardım ettiğini beyan etmesi, yine Mahkemede olay sonrasında sanık …’in aracı ile ayağının üzerinden geçtiğini ve sanık …’un bu olay öncesinde 2013 yılı içinde kendisine tecavüz ettiğini, bu olay nedeniyle de Efeler Polis Merkezinde ifade verdiğini iddia etse de 28.02.2015 tarihli doktor raporunda katılanın üzerinde darp ve cebir izi olmadığının, Savcılık tarafından düzenlenen 15.09.2015 tarihli müzekkere cevabında da katılan …’in iddia ettiği cinsel saldırı olayı ile ilgili herhangi bir soruşturmanın bulunmadığının belirtilmesi, olayın tek görgü tanığı olan …’in, kollukta; katılan … ve inceleme dışı sanık … ile diğer sanıkların beyanları ile uyumlu olmayacak şekilde söz konusu aracın 20-25 metre uzağında durduktan sonra katılan …’in aracın arka sağ kapısından aşağı atıldığını, ardından aracın süratle olay yerinden uzaklaştığını, yardım isteyen katılan …’in yanına gittiğinde ise dört kişinin kendisini araçtan attıklarını söylediğini, mahkemede ise; olayın başlangıç anına ilişkin bir beyanda bulunmadan “İmdat!” şeklinde seslenildiğini duyması üzerine katılan …’i gördüğünü, yanına gittiğinde katılanın kendisine söz konusu arabada bulunan kişilerin cinsel amaçlı olarak kendisini zorla arabaya soktuklarını söylediğini, o sırada alkollü olduğu için katılan …’in cinsel amaçlı olarak zorla arabaya bindirilmek istendiğine ilişkin beyanını fazla dikkate almayıp kolluktaki ifadesinde anlatmamış olabileceğini ve mahkemede anlattıklarının daha doğru olduğunu ifade etmesi karşısında, gerek katılan …’in gerekse tanık …’in anlatımlarının kendi içlerinde ve birbirleri ile çelişkiler içerdiği gibi dosya kapsamı ile de uyumlu olmadıkları anlaşılmakla tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmeyen sanıkların savunmalarının aksine atılı suçu işlediklerine dair, her türlü şüpheden uzak, mahkûmiyetlerine yeter derecede, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığının ve bu bağlamda sanıklara atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun sabit olmadığının kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu uyuşmazlık bakımından değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının;
a- (1) numaralı uyuşmazlık konusu bakımından REDDİNE,
b- (2) numaralı uyuşmazlık konusu bakımından DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE,
2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 01.03.2021 tarihli ve 10023-3101 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
3- Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.01.2016 tarihli ve 268-23 sayılı mahkûmiyet hükümlerinin, sanıklar …’e atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı değişik gerekçeyle kabul edilip Özel Daire onama kararının kaldırılarak Yerel Mahkeme hükümlerinin bozulmasına karar verilmesi nedeniyle sanıklar …’in cezalarının infazına başlanmış ise İNFAZLARININ DURDURULMASINA, sanıkların bu suçtan cezaevine alınmış olma ihtimali bulunduğundan, başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değillerse DERHAL SERBEST BIRAKILMALARI için YAZI YAZILMASINA,
5- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.11.2023 tarihinde yapılan müzakerede (1) numaralı uyuşmazlık konusu bakımından oy çokluğuyla, (2) numaralı uyuşmazlık konusu bakımından ise oy birliğiyle karar verildi.