YARGITAY KARARI
DAİRE : Ceza Genel Kurulu
ESAS NO : 2021/289
KARAR NO : 2023/343
KARAR TARİHİ : 14.06.2023
YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza
MAHKEMESİ :Asliye Ceza
SAYISI : 540-548
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kasten yaralama suçundan sanık …’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 29, 53 ve 54/1. maddeleri uyarınca 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 28.06.2016 tarihli ve 540-548 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 22.04.2021 tarih ve 6440- 7497 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 16.06.2021 tarih ve 365098 sayı ile; “ (…) Sanık hakkında iddianame ile dava açılan ve ceza miktarı itibarıyla basit yargılama usulü kapsamında bulunmayan TCK’nın 106/2-a ve 125/1-4 maddelerinde düzenlenen silahla tehdit ve hakaret suçlarından ayrı ayrı verilen beraat kararının kesinleşmiş bulunması gözetildiğinde, sanık hakkında TCK’nın 86/2, 86/3-a maddeleri gereğince mahkûmiyet kararı verilen basit kasten yaralama suçunun CMK’nın 251. maddesi kapsamına girdiği değerlendirilmiş ve Anayasa’nın 38. maddesi ile TCK’nın 7 ve CMK’nın 251 vd. maddeleri gereğince hükmün bozulması gerektiği,” görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 30.06.2021 tarih ve 9672-11510 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
Sanık … hakkında silahla tehdit ve alenen hakaret suçlarından verilen beraat kararları temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; aynı iddianame ile açılan davalardan, basit yargılama usulü kapsamında bulunmayan suçlardan verilen beraat kararları kesinleşen sanık hakkında, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, hüküm tarihinden sonra yasalaşan basit yargılama usulüne ilişkin düzenlemeler karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi maksadıyla bozulmasının gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca 20.05.2015 tarihli ve 6339-5208 sayılı iddianame ile sanık … hakkında kasten yaralama, silahla tehdit ve alenen hakaret suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı,
Yargılamanın yürütüldüğü Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesince 28.06.2016 tarih ve 540-548 sayı ile; sanığın kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/2, 86/3-e, 29 ve 53 ve 54/1. maddeleri uyarınca 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye; silahla tehdit ve alenen hakaret suçlarından ise CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, beraat hükümlerinin temyiz edilemeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmaktadır.
V. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi;
“(1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.
(2) Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir.
(3) Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223 üncü maddede belirtilen kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.
(4) Mahkemece, koşulları bulunması hâlinde; kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya hapis cezası ertelenebilir ya da uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.
(5) Hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçları belirtilir.
(6) Mahkemece gerekli görülmesi hâlinde bu madde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebilir.
(7) Basit yargılama usulü, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında uygulanmaz.
(8) Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz.” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Madde gerekçesinde; “Maddeyle, Ceza Muhakemesi Kanununun mülga 251 inci maddesi yeniden düzenlenmekte ve basit yargılama usulünün sisteme dahil edilmesi öngörülmektedir.
Ceza yargılaması sistemimizde tek bir yargılama usulü öngörülmüş olup, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar bakımından uygulanan yargılama usulü ile bir ay hapis cezası öngörülen suçlar için uygulanan yargılama usulü aynıdır. Başka bir ifadeyle, basit suçlarla ağır suçlar arasında bir ayrım yapılmadan, duruşma açmak suretiyle aynı yargılama usulünün tüm prosedürlerinin uygulanması kabul edilmiştir. Bu durum, ağır suçların yargılanmasına daha az vakit ve emek ayrılmasına sebebiyet vermektedir.
Mukayeseli hukukta, suçların önem derecesi, olayların karmaşık olup olmaması, çözümünde hukuki ve olgusal herhangi bir sorunla karşılaşılmaması, tanık dinlemenin zorunlu olup olmaması gibi hususlar nazara alınarak farklı yargılama usullerine ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.
Farklı yargılama usullerinin benimsenmesinin kabul edilebilir olduğuna dair Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen kararlar bulunmaktadır. Artan iş yükü karşısında ceza yargılaması sistemimizde değişiklik yapılarak bazı suçlar yönünden alternatif yargılama usullerinin getirilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Alternatif yargılama usullerinin getirilmesinin, yargılamayı hızlandıracağı, yargının iş yükünü hafifleteceği ve kaynakların verimli kullanılmasına katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. Maddede yapılan düzenlemeyle, ‘Basit yargılama usulü’ adı altında yeni bir yargılama usulü getirilmektedir. Maddenin birinci fıkrasıyla, asliye ceza mahkemelerinin görev alanına giren ve adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin yargılamaların basit yargılama usulüne göre yapılabileceği kabul edilmektedir.
Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece sanık, mağdur ve şikâyetçiye iddianame tebliğ edilecek ve tebligatta, duruşma yapılmaksızın hüküm verileceği ayrıca belirtilecektir. Bununla birlikte yazılı beyan ve savunmalarını bildirmeleri için de onbeş günlük süre verilecektir. Mahkemenin bu süreçte toplanması gereken delilleri de ilgili kurum ve kuruluşlardan talep ederek dosyayı tekemmül ettirmesi gerekmektedir. Maddenin üçüncü fıkrasıyla sanık, mağdur ve şikâyetçiye beyanda bulunmaları için tanınan onbeş günlük süre dolduktan sonra, taraflar beyanda bulunmamış olsalar dahi duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın mahkemece 223 üncü maddede belirtilen kararlardan birine hükmedilebileceği düzenlenmektedir. Mahkumiyet kararı verilmesi halinde ise, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesi hükümleri dikkate alınarak belirlenecek olan ceza üzerinden dörtte bir oranında indirim yapılarak sonuç cezanın belirleneceği kabul edilmektedir.
Maddenin dördüncü fıkrasıyla, basit yargılama usulünün uygulandığı durumlarda da koşulları bulunması halinde; mahkemece, kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilebilmesine veya hapis cezasının ertelenebilmesine ya da sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesine imkan sağlanmaktadır.
Maddenin beşinci fıkrasıyla, basit yargılama usulü ile yapılan yargılama neticesinde verilecek olan hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçlarının belirtilmesinin zorunlu olduğu düzenlenmektedir.
Maddenin altıncı fıkrasıyla, mahkemenin, basit yargılama usulünün uygulanmasına karar vermesinden itibaren hüküm verilinceye kadar yargılamanın her aşamasında bu usulün yeterli olmadığına ve genel hükümlere göre yargılamanın devam etmesi gerektiğine kanaat getirmesi halinde, herhangi bir talep olmaksızın, resen duruşma açmak suretiyle genel hükümlere göre yargılamaya devam edebileceği düzenlenmektedir.
Maddenin yedinci fıkrasıyla, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik halleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında faillerin özel durumları sebebiyle elde edilen delillerin duruşmada tartışılmasının ve taraf beyanlarının bizzat hâkim tarafından alınmasının gerekli olması sebebiyle basit yargılama usulünün uygulanmayacağı düzenlenmektedir.
Maddenin sekizinci fıkrasıyla, uygulamada yaşanabilecek sorunların önüne geçmek amacıyla basit yargılama usulü kapsamına giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmesi halinde bu usulün uygulanmayacağı düzenlenmektedir.” şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.
Maddenin 8. fıkrasındaki; “Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz.” hükmü üzerinde durulmasında fayda bulunmaktadır.
Birlikte sözcüğü, Türk Dil Kurumunca hazırlanan Büyük Türkçe Sözlüğünde; “Bir arada, beraberce, yanında, beraberinde” olarak tanımlanmıştır. Öğretide ise birtakım yazarlarca; birlikte işlenen suçtan söz edilebilmesi için suçlar arasında zaman ve yer birlikteliği bulunması, bu çerçevede geniş bağlantıdan söz edilebilmesinin gerektiği, amaç birliği bulunan suçların da birlikte işlenen suçlar olduklarının kabulünün gerektiği ileri sürülmüştür (Erdal Yerdelen, Mustafa Serdar Özbek, Şeyda Altuntaş, Burak Boz, Dilek Özge Erdem, Berna Ayşen Yılmaz, Ceza Muhakemesi Hukukunda Uzlaştırma, 1. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2018, s. 160.).
1982 tarihli T.C. Anayasası’nın 38. maddesinin birinci fıkrası; “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez” hükmü ile suçun kanuniliği; üçüncü fıkrasındaki “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” hükmüyle de cezanın kanuniliği ilkesi güvence altına alınmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin de 1954 yılından beri tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Kanunsuz ceza olmaz kenar başlıklı 7. maddesinin birinci paragrafında; “Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.”,
Medenî ve Siyasî Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 15. maddesinin birinci paragrafı ise; “Hiç kimse, işlendiği zamanda ulusal ya da uluslararası hukuk bakımından suç sayılmayan bir fiil ya da ihmal yüzünden suçlu sayılamaz. Suç sayılan bir fiile, işlendiği zaman yürürlükte olan bir cezadan daha ağır ceza verilemez. Fiilin işlenmesinden sonra yasalarda bu fiile karşılık daha hafif bir ceza öngörülecek olursa, fiili işleyene bu ikinci ceza uygulanır.” hükümlerini içermektedir.
TCK’nın “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesi;
“(1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.
(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.
(3) Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.
(4) Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenmiş olan suçlar hakkında uygulanmasına devam edilir.” hükümlerini içermektedir.
17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile;
“(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla;
(…)
d) 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.
(…)” şeklinde Geçici 5. madde düzenlenmiş ise de;
Anayasa Mahkemesince 25.06.2020 tarihli 16-33 sayılı karar ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş,…” ibaresinin; 14.01.2021 tarihli 81-4 sayılı kararla, Kanun’un aynı madde ve bendinde yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca 20.05.2015 tarih ve 6339-5208 sayılı iddianame ile sanık … hakkında kasten yaralama, silahla tehdit ve alenen hakaret suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, yargılamanın yürütüldüğü Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesince 28.06.2016 tarih ve 540-548 sayı ile, sanığın kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/2, 86/3-e, 29, 53 ve 54/1. maddeleri uyarınca 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye; silahla tehdit ve alenen hakaret suçlarından ise CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, beraat hükümlerinin temyiz edilemeksizin kesinleştiği anlaşılan dosyada,
Yerel Mahkemece verilen hükümlerden sonra 17.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile CMK’nın 251. maddesinde basit yargılama usulünün düzenlendiği ve CMK’nın 251/3. maddesi gereğince de mahkûmiyet hükmü verildiği takdirde sonuç cezadan dörtte bir oranında indirim yapılmasına ilişkin lehe düzenleme öngörüldüğü, her ne kadar CMK’nın 251/8. maddesinde belirtilen basit yargılama usulünün, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanamayacağı hüküm altına alınmış ise de; sanık hakkında iddianame ile dava açılan ve ceza miktarı itibarıyla basit yargılama usulü kapsamında bulunmayan TCK’nın 106/2-a ve 125/1-4 maddelerinde düzenlenen silahla tehdit ve alenen hakaret suçlarından ayrı ayrı verilen beraat kararlarının kesinleşmiş bulunması ile Anayasa Mahkemesinin Geçici 5. maddeye ilişkin iptal kararları beraber gözetildiğinde; birlikte işlenen kasten yaralama suçu yönünden basit yargılama usulünün uygulanmasına ilişkin kanuni engel kalmamış olup düzenlemenin maddi ceza hukukuna ilişkin sonuçları ile TCK’nın “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesi gereği, sonradan sanık lehine olarak ortaya çıkan bu durum dolayısıyla sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi maksadıyla hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 22.04.2021 tarihli ve 6440-7497 sayılı onama kararının kaldırılmasına, Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 28.06.2016 tarihli ve 540-548 sayılı hükmün, hükümden sonra CMK’nın 251. maddesine 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle getirilen basit yargılama usulüne ilişkin düzenleme ve Anayasa’nın 38. maddesi ile TCK’nın 7. maddeleri gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğinden bozulmasına karar verilmelidir.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 22.04.2021 tarihli ve 6440- 7497 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
3- Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 28.06.2016 tarihli ve 540-548 sayılı hükmün, hükümden sonra CMK’nın 251. maddesine 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle getirilen basit yargılama usulüne ilişkin düzenleme ve Anayasa’nın 38. maddesi ile TCK’nın 7. maddeleri gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğinden BOZULMASINA,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.06.2023 tarihli müzakerede oy birliğiyle karar verildi.