Yargıtay Kararı Ceza Genel Kurulu 2021/316 E. 2023/514 K. 11.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Ceza Genel Kurulu
ESAS NO : 2021/316
KARAR NO : 2023/514
KARAR TARİHİ : 11.10.2023

YARGITAY DAİRESİ : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza
SAYISI : 60-354

I. HUKUKİ SÜREÇ
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/2, 103/3, 103/6, 43, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Bitlis Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.01.2014 tarihli ve 15-27 sayılı, resen temyize tabi hükmün, katılanlar vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 24.02.2016 tarih ve 8457-1763 sayı ile; “…Sanığın cinsel ilişkilerin rıza ile meydana geldiğine dair istikrarlı savunması, müşteki …’nın, mağdureyi 2010 yılı Şubat ayında elinde telefonla yakalamasına karşın mağdurenin sadece sanık ile görüştüğünü belirttiği ancak zora dayalı olduğunu iddia ettiği eylemlerinden bahsetmediği gibi olayın 2010 yılı Eylül ayında ikinci kez müşteki …’nın mağdureyi sanığa ait cep telefonuyla yakalaması nedeniyle ortaya çıkması, mağdurenin eylemlerin başladığını ifade ettiği 2008 yılı Kasım-Aralık ayı ile şikayet tarihi arasında iki yıla yakın zaman geçmesi, bilirkişi raporları ve tüm dosya içeriğine göre, sanık ile mağdure arasındaki cinsel ilişkinin gerek başlangıç tarihinin mağdurenin onsekiz yaşından küçük olduğu dönemde olduğuna gerekse de bu eylemlerin sanık tarafından mağdureye ait çıplak fotoğrafları ailesine vermekle tehdit etmek suretiyle gerçekleştiği hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinin anlaşılması karşısında, sanığın atılı suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 27.10.2016 tarih ve 60-354 sayı ile bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
Direnme kararına konu bu hükmün de katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.05.2018 tarihli ve 1313 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya, kararına direnilen Daireye gönderilmiş, CMK’nın 307. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 24.06.2021 tarih ve 7083-4513 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU İLE ÖN SORUN
Sanık hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet, katılanlar … …ve …’e karşı şantaj ve katılan …’e karşı hakaret suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri ile katılan …’ya karşı tehdit suçundan verilen beraat kararı Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup katılan …’ya yönelik hakaret ve özel hayatın gizliliği suçlarından Özel Dairece verilen bozma kararına karşı Yerel Mahkemece uyma kararı verildiği dikkate alındığında direnmenin kapsamına göre inceleme sanığın katılan mağdureye karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık … hakkında katılan mağdure …’e yönelik eyleminin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Yerel Mahkeme kararının yeni hüküm niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın TCK’nın 103/2, 103/3, 103/6, 43, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Bitlis Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.01.2014 tarihli ve 15-27 sayılı hükmün Özel Dairece bozulmasından sonra yapılan yargılamada; Yerel Mahkemece bozma ilâmına direnilerek sanığın önceki hüküm gibi mahkûmiyetine karar verildiği, ancak bozma ilâmı öncesindeki hükmün gerekçesinde olayın kabulünün; “…Oluşan kanaate göre mağdurenin olayın başlangıç aşamasından beri sanık tarafından, öğretici kimliği ile mağdureye yaklaşarak, mağdurenin içinde bulunduğu yaş ve buna bağlı dönemdeki hiffetinden yararlanılarak istismar edildiği, mağdurenin duruşmalarda alınan beyanlarında olayın etkisi sebebiyle psikolojisinin yıprandığının müşahede edildiği, her ne kadar sanık ile mağdure arasındaki konuşmalar ile yazışmalar ve video-görüntülerin var olduğu ve bu görüntülerdeki ilişkinin samimi bir boyutta olduğu şüphesi doğmuş ise de, sanığın mağdurenin öğretmeni olması ve bunu kullanması sebebiyle suçun işlenmesinde kendi lehine kolaylık sağladığı, sanığın tüm aşamalardaki takındığı tavırların mağdure üzerindeki baskının varlığının kabul edilmesi yönünde yorumlanması gerektiği kanaatine varılmıştır.
…Sanığın ifadesinde hayatın olağan akışına ve normal hayat tecrübelerine aykırı olacak şekilde mağdureye cinsel ilişki ve telefonla kaydedilen konuşmaların, mağdureye ait fotoğraf ve görüntülerin sanık tarafından neden elinde tutulduğu ve bu müstehcen görüntüleri silmediğini yeterince izah edememesi, müstehcen görüntüler içeriklerinde bazı hususların dikte ettirilmek suretiyle mağdureye tekrarlattırılması veya isminin zikredilmesinin istenilmesinin fantezi ile açıklanamayacağının kabulü ile mağdure anlatımlarına üstünlük tanınmıştır. Zira mağdure her aşamada sanığın kendisini şantaj ve tehditle istenilen her şeyi yapmaya mecbur bıraktığını beyan etmiş olup, en nihayetinde sanığın, olayın ortaya çıkmasına sebep attığı mesaj içerikleri ve rıza dışı çekilen görüntülerin aktarımı ile hem anne ve babasına hemde kendisine tarifsiz bir acı yaşatmıştır. Bu bile mağdurenin ne denli bir tehlike ve psikolojik baskı ile karşı karşıya kaldığını göstermektedir.” şeklinde yapılmasına karşın direnme kararına konu hükmün gerekçesinde olayın kabulünün; “…sanığın mağdureyi tehdit ettiğine ve şiddet uyguladığına ilişkin mağdure beyanlarına delil yetersizliği nedeniyle itibar edilmese dahi, sanığın mağdureyi eşinden boşanıp kendisiyle evleneceği yönündeki hileyle cinsel ilişkiye zorladığı kanaati de oluşmuştur. Hile durumu da ilişkinin rızaya dayalı olmadığını kanıtlamaktadır.” biçiminde değiştirildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Ön Sorun Konusuna İlişkin Açıklamalar
Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi;
a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,
b) Bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak,
c) Bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak,
d) Önceki kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak,
Suretiyle verilen hüküm, direnme kararı olmayıp yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi hâlinde ise incelemenin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir.
B. Somut Olayda Ön Soruna İlişkin Değerlendirme
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın TCK’nın 103/2, 103/3, 103/6, 43, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Bitlis Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.01.2014 tarihli ve 15-27 sayılı hükmün Özel Dairece bozulmasından sonra yapılan yargılamada; Yerel Mahkemece bozma ilâmına direnilerek sanığın önceki hüküm gibi mahkûmiyetine karar verildiği, ancak bozma ilâmı incesinde “şantaj ve tehdit” ile gerçekleştirildiği kabul edilen eylemlerin direnme kararına konu hükümde “hile” ile gerçekleştirildiği kabul edilerek gerekçenin değiştirildiği anlaşılmıştır.

Bu şekilde bozma sonrası yapılan incelemeye dayanılarak yeni gerekçe oluşturulmak suretiyle kurulan hüküm direnme kararı niteliğinde değildir. Önceki hükümde yer almayan ve Özel Dairece denetlenmeyen bu hususların ilk kez ve doğrudan Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmesine kanunen imkân bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin kararı direnme niteliğinde olmayıp yeni hüküm vasfı taşıdığından, Özel Daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni hükmün doğrudan ve ilk kez Ceza Genel Kurulu tarafından ele alınmasının mümkün olmaması nedeniyle dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Ulaşılan bu sonuca göre esas uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.10.2016 tarihli ve 60-354 sayılı karar yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi yapılabilmesi amacıyla Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.06.2021 tarihli ve 196 sayılı kararı uyarınca Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 01.07.2021 tarihinden geçerli olarak kapatılmasına ve tüm işlerin Yargıtay 9. Ceza Dairesine devredilmesine karar verildiği gözetilerek, Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.10.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.