Yargıtay Kararı Ceza Genel Kurulu 2021/331 E. 2021/619 K. 07.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Ceza Genel Kurulu
ESAS NO : 2021/331
KARAR NO : 2021/619
KARAR TARİHİ : 07.12.2021

Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi

Sanık …’ın 6831 sayılı Kanun’da düzenlenen işgal ve faydalanma suçundan beraatine ilişkin Finike (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesince verilen 09.05.2013 tarihli ve 423-295 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesince 11.01.2016 tarih ve 6711-49 sayı ile;
“Davanın dayanağını oluşturan 6831 Sayılı Kanun’un 82. maddesi gereğince aksi sabit oluncaya kadar geçerli bulunan 25.06.2009 tarihli suç tespit tutanağı, mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlar ve tüm dosya kapsamı gözetildiğinde, sanığın sübut bulan suçtan mahkûmiyeti gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Finike Asliye Ceza Mahkemesi ise 12.07.2016 tarih ve 65-799 sayı ile bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar vermiştir.
Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.06.2021 tarihli ve 22008 sayılı “düşme” istekli tebliğnamesiyle dosya, 6763 sayılı Kanun’un 36. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.06.2021 tarihli ve 196 sayılı kararı uyarınca kararına direnilen Yargıtay 19. Ceza Dairesinin kapatılmasına ve tüm işlerin Yargıtay 7. Ceza Dairesine devredilmesine karar verilmesi sebebiyle aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 22.09.2021 tarih ve 6088-10545 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı 6831 sayılı Kanun’da düzenlenen işgal ve faydalanma suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Finike Cumhuriyet Başsavcılığınca 24.07.2009 tarihli ve 606-328 sayılı iddianame ile sanık …’ın 25.06.2009 tarihinde, … ili…ilçesi,… köyü, Kislecik mevkisi, 165 no’lu orman bölmesinin 11.159 metrekarelik kısmını nar bahçesi olarak kullandığı anlaşıldığından 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 93/1-2-3. maddesine muhalefet ettiği iddiası ile kamu davası açıldığı,
Yerel Mahkemece sanığın sorgusunun 18.12.2009 tarihinde yapıldığı, yargılama sonunda sanığın beraatine karar verildiği, Özel Dairenin bozma kararından sonra ise Yerel Mahkemece bozma kararına direnilerek önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
6831 sayılı Kanun’un suç tarihi itibarıyla ve hâlen yürürlükte olan 93. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları;
“Bu Kanunun 17 nci maddesinde yasak edilen fiilleri işleyenler veya izne bağlı işleri izinsiz yapanlar, 91 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
İşgal ve faydalanma suçunun yeniden tarla açmak suretiyle veya yanmış orman sahalarında ya da kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde işlenmesi halinde verilecek ceza bir kat artırılır…” hükmünü haizdir.
5237 sayılı TCK’nın “Dava zamanaşımı” başlıklı 66. maddesi;
“(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
Geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır…” şeklinde düzenlenmiştir.
TCK’nın 66. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle ortadan kalkacağı düzenlenmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda bu sürenin 8 yıl olacağı hüküm altına alınmıştır.
Zamanaşımını kesen sebepler ise TCK’nın 67/2. maddesinde sayılmıştır. Buna göre, bir suçla ilgili olarak;
a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
Hâlinde, dava zamanaşımı kesilecektir.
TCK’nın 67. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kesen bir nedenin bulunması hâlinde zamanaşımı, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak, dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması hâlinde ise son kesme nedeninin gerçekleştiği tarih esas alınacak, dördüncü fıkrası uyarınca da kesilme hâlinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.
Ceza Genel Kurulunun süreklilik gösteren birçok kararında açıkça vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hâllerden biri olan zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi hâlinde, mahkeme ya da Yargıtay, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir.
Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde;
Sanığa atılı 6831 sayılı Kanun’un 93/2. maddesinde düzenlenen yeniden tarla açmak suretiyle veya yanmış orman sahalarında ya da kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde işlenen işgal ve faydalanma suçunun yaptırımı, aynı Kanun’un 93/1-2. maddeleri uyarınca 12 aydan 4 yıla kadar hapis cezası olup TCK’nın 66/1-e. maddesi uyarınca bu suçun asli dava zamanaşımı süresi sekiz yıl, 67/4. maddesi göz önüne alındığında ise kesintili dava zamanaşımı süresi on iki yıldır.
Daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve 25.06.2009 tarihinde gerçekleştirildiği iddia edilen eylemle ilgili olarak, sanık hakkında dava zamanaşımını kesen son işlem, 18.12.2009 tarihli sanığın sorgusu olup bu tarihten sonra dava zamanaşımını kesen veya durduran başkaca bir sebep bulunmadığı gözetildiğinde, 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresi, Ceza Genel Kurulunun inceleme tarihinden önce 18.12.2017 tarihinde dolmuş bulunmaktadır.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu beraat hükmünün gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle bozulmasına, ancak yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK’nın 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesi uyarınca karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmelidir.
Öte yandan 24.07.2009 tarihli iddianame ile müsaderesi talep edilen dava konusu eşya hakkında 5271 sayılı CMK’nın 256-259. maddeleri uyarınca Yerel Mahkeme tarafından her zaman bir karar verilebileceği sonucuna varılmıştır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Finike Asliye Ceza Mahkemesinin 12.07.2016 tarihli ve 65-799 sayılı direnme kararına konu beraat hükmünün, gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle BOZULMASINA,
Ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK’nın 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesi uyarınca karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının TCK’nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 07.12.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.