Yargıtay Kararı Hukuk Genel Kurulu 2018/1056 E. 2021/1577 K. 07.12.2021 T.

Yayınlanma Tarihi: 05.02.2024 17:30


YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2018/1056
KARAR NO : 2021/1577
KARAR TARİHİ : 07.12.2021

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi


1. Taraflar arasındaki “Kurum işleminin iptali ve tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 5. İş Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline eşinin 05.12.2012 (06.12.2012) tarihinde vefatı üzerine ölüm aylığı bağlandığını, 07.08.1986 tarihinde vefat eden babasından dolayı da aylık bağlanması için 21.12.2012 tarih ve 22848269 sayılı tahsis talebi ile Kuruma başvurduğunu ve 26.01.2013 tarihinden itibaren hak sahibi kız çocuğu sıfatı ile ölüm aylığı bağlandığını ancak daha sonra davalı Kurum tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden babasından aldığı ölüm aylığının kesildiğini ileri sürerek ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline, kesilen aylığın yeniden bağlanarak ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı ... (Kurum/SGK) vekili cevap dilekçesinde; Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
6. Ankara 5. İş Mahkemesinin 25.01.2016 tarihli ve 2015/80 E., 2016/20 K. sayılı kararı ile; davacıya 01.01.2013 tarihinden itibaren hem vefat eden eşinden dolayı 506 sayılı Kanun kapsamında, hem de 07.08.1986 tarihinde vefat eden babasından dolayı 1479 sayılı Kanun hükümlerine göre ölüm aylığı bağlandığı, Kurum tarafından babasından ölüm aylığı talep ettiği tarihte davacının geçimini sağlayacak bir gelirinin (asgari ücretin brüt tutarı ve üzeri) bulunması gerekçe gösterilerek babasından bağlanan ölüm aylığının Ocak 2013 tarihi itibariyle kesildiği, bu tür ölüm sigortasından aylık tahsislerinde ayrık durumlar dışında genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuatın uygulanması gerekmekte olup 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken vefat eden babanın yaşamını yitirdiği 07.08.1986 tarihi itibarıyla eşi hayatta olan davacıya babasından dolayı ölüm aylığı bağlanmasının mümkün olmadığı, ancak eşinin 05.12.2012 (06.12.2012) tarihinde vefatı üzerine babasından dolayı ölüm aylığı talep etme hakkı doğduğu, babasının vefat ettiği tarihte yürürlükte olan 1479 sayılı Kanun’un 45. maddesi hükmüne göre “bu kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan” şartlarını sağlayan davacının ölüm aylığına hak kazandığı aynı Kanun’un 46/2. maddesindeki düzenlemenin her iki aylığın da 1479 sayılı Kanun kapsamında olduğu durumlarda söz konusu olduğu, davacıya eşinden dolayı bağlanan aylık 506 sayılı Kanun kapsamında olup her iki aylığın da 1479 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesi ve giderek 46/2. maddenin somut olaya uygulanabilmesinin mümkün olmadığı, 506 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde eşi üzerinden ölüm aylığı almakta olan davacıya hakkı doğuran olay tarihi itibarıyla yürürlükteki yasal mevzuat gereğince babası üzerinden de ölüm aylığı tahsisinde usul ve yasaya aykırılık olmadığı, aynı şekilde 1479 sayılı Kanun kapsamında bağlanan ölüm aylığının kesilme sebepleri arasında da yine bir başka kurumdan aylık alma veya gelir testi şartının bulunmadığı, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi ile 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesi ile, "Bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda; ..Hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı, bağlanır" hükmü getirilmişse de davacıya bağlanan aylıkların 5510 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesi gereğince 5510 sayılı Kanun kapsamında olmadığı görüldüğünden bu hükmün uygulanmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Ankara 5. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
8. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 30.05.2017 tarihli ve 2016/5467 E., 2017/4586 K. sayılı kararı ile; “..05.12.2012 tarihinde vefat eden 4/1-a sigortalısı eşi üzerinden 5510 sayılı Kanun hükümleri gereğince kendisine ölüm aylığı bağlanan davacının, hak sahibi kız çocuğu sıfatı ile de 1986 tarihinde ölen 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalı babası üzerinden de ölüm aylığı aldığı ancak davalı kurum işlemi sonucu ölüm aylığının kesilmesinden sonra iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin geçiş hükümlerini düzenleyen 5510 sayılı Yasa'nın geçici 1. maddesidir. Anılan düzenlemede; ''Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar," bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.
1479 sayılı Kanunun “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlığını taşıyan 45. maddesinin 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Kanunla değişik 2. fıkrasının (c) bendinde, sigortalının; 18 yaşını (veya ortaöğretim yapması halinde 20 yaşını, yükseköğretim yapması halinde 25 yaşını) doldurmamış veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malûl bulunan çocukları ile geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu ile yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklarına aylık bağlanacağı belirtilmiş, daha sonra 04.10.2000 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bentteki “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” koşulu, “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilip 1479 sayılı Kanunun “Ölüm aylığının kesilmesi” başlıklı 46. maddesinin 2. fıkrasına, “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” cümlesi eklenmiş, ancak, söz konusu KHK, Anayasa Mahkemesi’nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 gün 61/34 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
İptale konu düzenleme daha sonra bu kez kanun koyucu tarafından 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren ve anılan (c) bendini değiştiren 4956 sayılı Kanunun 23. maddesiyle benimsenerek, sigortalının evli olmayan/boşanan/dul kalan kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” şartı, “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilmiş, aynı zamanda 46. maddenin 2. fıkrasına da “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” cümlesi yeniden eklenmiştir.
5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlığını taşıyan 34. maddesinde, sigortalının evli olmayan, boşanan, dul kalan kızlarına ölüm aylığı bağlanabilmesi, bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olma koşullarına bağlanmış, “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54. maddede ise, bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda, hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığının bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Anılan yasal düzenlemeler kapsamında dava irdelendiğinde; bu tür ölüm sigortasından aylık tahsislerinde, ayrık durumlar dışında genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuatın uygulanması gerekmekte olup, buna göre sigortalı eşin yaşamını yitirdiği 2012 tarihi itibarıyla davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa'nın 34. ve 54. maddeleri olup, anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde kurum işleminin yerindeliği ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır..” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Ankara 5. İş Mahkemesinin 19.06.2018 tarihli ve 2018/17 E., 2018/297 K. sayılı kararı ile; 5510 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesine göre ölüm aylıklarının bağlanmasında yürürlükten kalkan 1479, 506, 2926, 2925 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edeceğinden somut uyuşmazlığa 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı belirtilerek önceki gerekçe de tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Davacının 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 06.12.2012 tarihinde vefat eden eşinden dolayı aldığı ölüm aylığının yanında ayrıca 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 07.08.1986 tarihinde vefat eden babasından dolayı da ölüm aylığı alıp alamayacağı noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE
12. Bilindiği üzere, sosyal güvenlik hakkı temel insan haklarından olup, uluslararası hukuk normları ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyet Anayasası'nda güvence altına alınmıştır. Bireyleri toplum içinde iktisadi bakımdan desteklemeyi, muhtaçlığa düşmesini önlemeyi, sosyo–ekonomik ve fizyolojik risklerin sonuçlarına karşı korumayı hedef alan bir haktır (Arıcı, Kadir; Türk Sosyal Güvenlik Hukuku, Ankara 2015, s. 95).
13. Ölüm ise gerçekleşmesi mutlak, ancak ne zaman gerçekleşeceği bilinmeyen tipik bir sosyal güvenlik riskidir (Arıcı, s. 386). Bu risk hak sahibi konumunda olan dul eş ve yetim çocuk yönünden etkili olacaktır. Sigortalının ölümü ile birlikte sağ kalan hak sahibi aile bireyleri gelir kaybına uğrayacak bu nedenle sosyal güvenlik yönünden bir korumaya gereksinim duyacaklardır. İşte bu noktada ölüm sigortası ile risk altında olan hak sahiplerinin sosyal güvenlik hakları koruma altına alınmıştır.
14. Sadece hak sahibi niteliğini taşımak ölüm sigortasından aylık bağlanması için yeterli değildir. Bu niteliğe ek olarak birtakım koşulların gerçekleşmesi gereklidir. Bu koşullardan bir kısmı doğrudan doğruya hak sahibi kişiler ile ilgili iken, diğer kısmı ise sigortalıya ilişkindir.
15. Belirtilmelidir ki, ölüm olgusu, ölenin tabi olduğu sosyal güvenlik kanunu kapsamında sigortalı sayılması, belirli bir sigortalılık süresine ulaşılması ve belli gün sayısında prim ödenmesine ilişkin koşullar sigortalıya ilişkin koşullardandır.
16. Uyuşmazlığın çözümü için hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanması ile ilgili yasal mevzuatın incelenmesinde yarar vardır.
17. 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun (1479 sayılı Kanun) “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlığını taşıyan 45. maddesinin 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile değişik 2. fıkrasının (c) bendinde, ölen sigortalının 18 yaşını (veya ortaöğretim yapması hâlinde 20 yaşını, yükseköğretim yapması hâlinde 25 yaşını) doldurmamış veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul bulunan çocukları ile geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu ile yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklarına aylık bağlanacağı belirtilmiş, daha sonra 04.10.2000 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (619 sayılı KHK) ile bentteki “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” koşulu, “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu Kanunlar kapsaındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilmiştir.
18. Öte yandan 619 sayılı KHK ile 1479 sayılı Kanun'un “Ölüm aylığının kesilmesi” başlıklı 46. maddesinin 2. fıkrasına, “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” cümlesi eklenmiştir. Ancak söz konusu KHK, Anayasa Mahkemesinin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 tarihli ve 2000/61 E., 2000/34 K. sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
19. Bununla birlikte 24.07.2003 tarihinde kabul edilen ve 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun'un 45/c maddesi “yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine %25'i..” oranında aylık bağlanır şeklinde değiştirilmiştir. Aynı Kanun ile 1479 sayılı Kanun'un 46/2 maddesine de, "Ancak, evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olan ödenir." hükmü getirilmiştir.
20. 5510 sayılı Kanun'un ''Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması'' başlıklı 34. maddesine göre de;
“Ölen sigortalının 33 üncü madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının;
a) (Değişik: 17/4/2008-5754/21 md.) Dul eşine % 50'si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde % 75'i,
b) (Değişik: 17/4/2008-5754/21 md.) Bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan;
1) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanların veya,
2) Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malûl olduğu anlaşılanların veya,
3) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlarının, her birine % 25'i..,” oranında aylık bağlanır.
21. 5510 sayılı Kanun'un ''Aylık ve gelirlerin birleşmesi" başlıklı 54. maddesinin ilgili kısmı ise şöyledir:
''Bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda;
a) Uzun vadeli sigorta kollarından;
...
5) (Değişik: 17/4/2008-5754/34 md.) Hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı, ... bağlanır.
...
b) Kısa vadeli sigorta kollarından;
...
4) (Değişik: 17/4/2008-5754/34 md.) Hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm gelirine hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak geliri,... bağlanır...''. Maddede “Bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda” uygulanacağı açıkça vurgulanmıştır. Başka bir anlatımla, birleşecek gelir ve aylıkların 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre bağlanmış olması gerekmektedir.
22. Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin geçiş hükümlerini düzenleyen 5510 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında; “7/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
23. Gelinen bu noktada belirtilmelidir ki; tüm modern sosyal güvenlik sistemlerinde yer alan ölüm sigortası, sigortalının yaşamını yitirmesi durumunda geride kalan ve hak sahibi olarak nitelendirilen (tanımlanan) kişilerin geleceklerini güvence altına almayı amaçlamaktadır.
24. Ölüm sigortasından aylık bağlama koşulları değerlendirilirken temel kural olarak hakkı doğuran ölüm tarihi itibarıyla yürürlükte olan yasal düzenlemenin uygulanması, bununla birlikte, Kanun koyucu tarafından daha sonra yapılan lehe yasal değişikliklerden de hak sahiplerinin faydalandırılması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.03.2012 tarihli ve 2012/21-21 E., 2012/223 K., 25.04.2018 tarihli ve 2018/21-427 E., 2018/949 K.sayılı kararlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
25. Somut olayda; davacının 506 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun 4/1-a) kapsamında sigortalı iken 06.12.2012 tarihinde vefat eden eşinden dolayı ölüm aylığı aldığı ayrıca 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 07.08.1986 tarihinde vefat eden babasından dolayı da ölüm aylığı bağlanması talebi üzerine babasından da ölüm aylığı bağlandığı ancak daha sonra davalı Kurumun 05.12.2014 tarihli yazısı ile davacının eşinden dolayı aldığı aylığın brüt asgari ücretin üstünde olması nedeniyle babasından dolayı aldığı ölüm aylığın kesildiği ve davacıya borç çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
26. Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukukî olgulara göre anılan yasal düzenlemeler kapsamında dava irdelendiğinde; davacının babasının 01.10.2008 tarihinden önce vefat ettiği, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesine göre ölüm aylığının 1479 sayılı Kanun hükmüne göre bağlanacağı, babadan dolayı bağlanan aylığın 5510 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylık olmadığı, 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesinde “Bu kanuna” göre bağlanacak aylıktan bahsedildiği için 5510 sayılı Kanun’un uygulanmayacağı, davacının 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı (5510 sayılı Kanun 4/1-a) eşi üzerinden ölüm aylığı aldığı, babasının da 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken vefat ettiği, 1479 sayılı Kanun’un 46/2. maddesi hükmünün sadece 1479 sayılı Kanun’a göre hem kocadan hem ana veya babadan ölüm aylığına hak kazanılması hâlinde uygulanacağı, aynı Kanun’un 45. maddesine göre bu kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan davacının babasından dolayı da ölüm aylığına hak kazandığının kabulü gerekmektedir.
27. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında hakkı doğuran olayın eşin ölüm tarihi olduğu, 5510 sayılı Kanun’un 35. maddesi gereği hak sahibi olma niteliğinin eşin ölüm tarihinden sonra kazanıldığından eşin ölüm tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuatın uygulanması gerektiği, 5510 sayılı Kanun’un 34. ve 54. maddeleri gereği hak sahibinin tercihine göre ana/baba veya eşe ait dosyaların birinden aylık bağlanacağı gözetildiğinde Özel Daire kararında gösterilen nedenlerle direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüşse de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
28. Hâl böyle olunca direnme kararı usul ve yasaya uygundur.
29. Ne var ki, bozma nedenine göre Özel Dairece sair hususlara ilişkin temyiz incelemesi yapılmadığından davalı Kurumun bu yöndeki temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.

IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Direnme uygun bulunduğundan davalı ... Kurumunun sair hususlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 07.12.2021 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.