YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2018/1105
KARAR NO : 2021/1391
KARAR TARİHİ : 11.11.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla değişikliği öncesi hâliyle 438. maddesinin ikinci fıkrası gereğince direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağından davalı vekilinin duruşma isteminin reddine karar verilip dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Fatih İlçesi, 960 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki 3 numaralı bağımsız bölümün kamu hizmetine tahsisli olmasına karşın 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanun’un 4. maddesi uyarınca davalı … adına tescil edildiğini, konu hakkında Fatih Belediye Başkanlığına yazılan 08.01.2010 tarih ve 2233 sayılı yazı ile taşınmazın tekrar Hazine adına tescili için ilgili tapu müdürlüğüne talimat verilmesi, aksi takdirde dava açılacağı hususunun tebliğ edilmesine karşın herhangi bir işlem yapılmadığını, oysa ki 5793 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda Hazineye ait olup da bir kamu hizmetine tahsisli olan taşınmazların açıkça kapsam dışında bırakıldığını, yapılan devrin 5366 sayılı Kanun’un 1. maddesinde açıklanan amacına da aykırı olduğunu ileri sürerek, Vefa Lisesi dâhilinde kalan ve Milli Eğitim Bakanlığına tahsisli lojman olarak kullanılan taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; eldeki davanın 06.08.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5793 sayılı Kanun’un 45. maddesi ile 5366 sayılı Kanun’un 4. maddesine eklenen hükmüne dayalı olarak açıldığını, ancak taşınmazın hangi amaçla ve kime tahsis edildiği hususunda davacı tarafça herhangi bir açıklama yapılmadığını, buna ilişkin belge de sunulmadığını, taşınmazın kamu hizmetine tahsisli olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ayrıca Kanun’da yapılan değişiklikten önce taşınmazın tapuda müvekkiline devredilerek mülkiyetin geçtiğini, kanunlarda yapılan değişikliğin geriye yürümeyeceğine ilişkin temel hukuk ilkesi uyarınca 5793 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin çekişme konusu taşınmaz hakkında uygulanmasının mümkün olmadığını, bu durumun hukuk güvenliği ilkesine aykırı olduğunu, taşınmazın devir tarihinden sonra yürürlüğe giren kanunla getirilen istisna kapsamında kalmadığı gibi yapılan devrin 5366 sayılı Kanun’un amacına da uygun olduğunu, bunlar dışında taşınmazın yenileme alanı içerisinde kaldığını, ilgili Yönetmeliğin 20. maddesine göre yenileme alanı ilan edilen yerlerde, yenileme projesi kapsamında kalan taşınmazların Hazinece satılamayacağı, kiraya verilemeyeceği ve tahsis edilemeyeceğini, dolayısıyla Hazinenin dava açmakta hukukî yararının bulunmadığını belirterek, kentsel dönüşüm ve yenileme alanında kalan taşınmaz hakkındaki davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. İ stanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.05.2013 tarihli ve 2010/346 E., 2013/175 K. sayılı kararı ile; 5366 sayılı Kanun ile tarihi ve kültürel taşınmaz varlıklarının yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasının amaçlandığı, yasanın 4. maddesinin 5793 sayılı Kanun’un 45. maddesi ile değiştirilerek, yenileme alanında kalan Hazineye ait taşınmazlardan bir kamu hizmetine tahsisli olanlar hariç olmak üzere, Maliye Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile projeyi yürüten il özel idaresi veya belediyeye bedelsiz olarak devredileceğinin düzenlendiği, ancak, davaya konu taşınmazın öncesinden beri Hazineye ait bir taşınmaz olmayıp, ikametgâh olarak kullanıldığı, taşınmazda normal 1. kata isabet eden pay Naime Tamgacı isimli şahsın mülkiyetinde iken adı geçen malikin bu yeri İstanbul 6. Noterliğince düzenlenen 16.11.1962 tarih ve 44034 yevmiye numaralı vasiyetname ile İstanbul İmam ve Hatip Okuluna vasiyet ettiği, şayet vasiyetnamenin tenfizi sırasında mektebin herhangi bir sebep ile lağvedilmesi veya faaliyetten çekilmesi hâlinde bu kez İstanbul Gureba Hastanesi Vakfına terk ve vasiyet ettiği, ayrıca vefatı gününe rastlayan günlerde herhangi bir camide Kuran-ı Kerim okutulmasını da dile getirdiği, Trabzon Sulh Hukuk Mahkemesinin 1980/1148 E., 1981/457 K. sayılı tenfiz kararı ile 36/100 paya denk gelen ve sonradan 1/d kapı numarasını alan dairenin İstanbul İmam Hatip Lisesi tarafından istifade edilmek üzere Milli Eğitim Bakanlığına tahsisi suretiyle … adına tapuya tesciline karar verildiği, vasiyet edenin son arzusunun malının hayır işinde kullanılması olduğu, bu arzusu çok kuvvetli olup İmam Hatip Lisesinin herhangi bir şekilde varlığını yitirmesi hâlinde bu kez Vakıf Gureba Hastanesi Vakfına devredilmesi şartını getirdiği, bu derece ulvi düşüncelerle vasiyet edilen bir taşınmazın sırf kanun değişikliği sonucu belediyeye devredilmesinin adalet duygusunu zedeleyeceği, kanun koyucunun böyle bir durumu amaçladığının da düşünülemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
8. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 06.10.2015 tarihli ve 2014/1404 E., 2015/11366 K. sayılı kararı ile;
“…Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurulu olmayan “kağir apartman” vasıflı davaya konu 960 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki 36/100 payın vasiyetnamenin tenfiz kararı uyarınca İstanbul İmam Hatip Lisesinin istifade etmesi amacıyla Milli Eğitim Bakanlığına tahsis edilmek suretiyle 08.09.1981 tarihinde davacı Hazine adına tescil edildiği, bilahare 5366 sayılı yasa kapsamında 29.07.2008 tarihinde ise davalı … adına yazıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 5366 sayılı yasanın 4. maddesinin 4. fıkrası “…Yenileme alanı içerisinde kalan Hazineye ait taşınmazlar başka bir işleme gerek kalmaksızın projeyi yürüten il özel idaresine ve belediyeye bedelsiz devredilir…” şeklindeyken anılan fıkra ve diğer fıkralarda da 5793 sayılı yasanın 45. maddesi ile yapılan değişiklikle “…Yenileme alanında kalan Hazineye ait taşınmazlar; bir kamu hizmetine tahsisli olanlar, ön izin verilmiş veya üzerinde irtifak hakkı tesis edilmiş olanlar, 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu kapsamında bulunan yerler ile sivil ve askeri hava alanları ve mania plânları kapsamında kalan yerler hariç olmak üzere, Maliye Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile projeyi yürüten il özel idaresine veya belediyeye bedelsiz olarak devredilir…” şeklinde değiştirilmiş olup, yasa 06.08.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Oysa, davaya konu taşınmazın anılan yasal düzenlemeden önce 29.07.2008 tarihinde 5366 sayılı yasa kapsamında davalı …’na devredildiği, 5793 sayılı yasa ile yapılan değişikliğin ise 06.08.2008 tarihinde yürürlüğe girdiği, bu durumda yasa ile yapılan değişikliğin geriye yürümesi mümkün olmadığından davanın kabulüne şeklinde karar verilmesi doğru değildir.
Hâl böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.11.2016 tarihli ve 2016/326 E., 2016/387 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeler tekrar edilip, genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; önceki maliki tarafından vasiyet edilip, vasiyetnamenin tenfizine ilişkin karar uyarınca İstanbul İmam Hatip Lisesi tarafından istifade edilmek üzere Milli Eğitim Bakanlığına tahsisi suretiyle … adına tapuya tescil edilen dava konusu taşınmazın, 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanun uyarınca 29.07.2008 tarihinde davalı Belediyeye devrine ilişkin işlemin Kanun hükümlerine uygun olup olmadığı, 06.08.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5793 sayılı Kanun’un 45. maddesi ile 5366 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yapılan değişikliğin çekişmeli taşınmaz hakkında uygulanmasının mümkün olup olmadığı, varılacak sonuca göre davanın reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. Dava, 5366 sayılı Kanun hükümlerinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
13. 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanun 05.07.2005 tarih ve 25866 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, Kanun’un amaç ve kapsamı 1. maddesinde;
“Bu Kanunun amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000’in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır.
Bu Kanun, yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda oluşturulacak olan yenileme alanlarının tespitine, teknik altyapı ve yapısal standartlarının belirlenmesine, projelerinin oluşturulmasına, uygulama, örgütlenme, yönetim, denetim, katılım ve kullanımına ilişkin usûl ve esasları kapsar” şeklinde açıklanmıştır.
14. Bu yasal düzenleme tarihsel süreç içerisinde yapısal, işlevsel, kullanım ve kültürel özelliklerini kaybetmiş sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının yeniden inşa ve restore edilerek, günümüz yaşamsal özelliklerine uygun duruma getirilmesi, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması ihtiyacından doğmuştur. Kentleşme olgusunun dengesiz biçimde gelişmesi sonucunda ortaya çıkan çarpık kentleşme ve altyapı sorunları bu ihtiyacın ortaya çıkmasında en büyük etken olup, kültürel ve tarihi taşınmazların yer aldığı bölgelerde yaşanan köhneleşme olgusunun da giderilmesi için 5366 sayılı Kanun çerçevesinde yenileme alanı olarak tespit edilen yerlerde kentsel dönüşümün gerçekleştirilmesi hedeflenmiştir.
15. Bu Kanun’un en önemli özelliği ise sit alanı veya koruma alanı olan bölgelerde kentsel dönüşüm faaliyetlerinin nasıl yürütüleceğine dair düzenlemeler içermesidir.
16. 5366 sayılı Kanun çerçevesinde kentsel dönüşüm faaliyetinin yapılabilmesi için öncelikle yenileme alanlarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu belirleme yine kanunda belirtilen idari makamlarca tespit edilerek “yenileme alanı” olarak ilan edilir. Yenileme alanlarının tespitinde yetkili idarenin kim olduğu Kanun’un 2. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre yenileme alanları; il özel idarelerinde il genel meclisinin ve belediyelerde belediye meclisinin üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile belirlenir. İl özel idaresinde il genel meclisince ve büyükşehirler dışındaki belediyelerde belediye meclisince bu konuda alınan kararlar, Cumhurbaşkanına sunulur. Büyükşehirlerde ise ilçe belediye meclislerince alınan kararlar, büyükşehir belediye meclisince onaylanması üzerine Cumhurbaşkanına sunulur. Cumhurbaşkanı tarafından da projenin uygulanıp uygulanmayacağına üç ay içinde karar verilir.
17. Yetkili idare tarafından belirlenen yenileme alanı sınırları içindeki tüm taşınmazlar, belediyece ve il özel idaresince hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanmasını müteakip bu Kanun’a göre yapılacak yenileme projesi hükümlerine tâbi olurlar.
18. Yenileme alanları olarak belirlenen bölgelerde il özel idaresi ve belediye tarafından hazırlanan veya hazırlatılan yenileme proje ve uygulamaları ilgili il özel idareleri ve belediyeler eliyle yapılır. İl özel idaresi ya da belediyenin bu uygulamaları yapılabilmesi için Kanun’da yenileme alanı içinde bulunan taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkı ve tasarruf yetkisine ilişkin düzenlemeler de öngörülmüştür.
19. Bu bağlamda Kanun’un 4. maddesinde, il özel idaresi ve belediyenin, yenileme alanı ilan edilen yerlerdeki taşınmazlar üzerinde, her türlü yapılaşma, kullanım ve işletme konularında proje tamamlanıncaya kadar geçici kısıtlamalar uygulayabileceği hüküm altına alınmıştır. Maddenin üçüncü fıkrasına göre yenileme alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Anlaşma sağlanamayan hâllerde gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ilgili il özel idaresi ve belediye tarafından kamulaştırılabilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak kamulaştırmalar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 3. maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır. Tapuda mülkiyet hanesi açık olan taşınmazlar ile varisi belli olmayan, kayyım tayin edilmiş, ihtilaflı, davalı ve üzerinde her türlü mülkiyet ve mülkiyetin gayri aynî hak tesis edilmiş olan taşınmazlar için de aynı madde hükümlerine göre kamulaştırma işlemleri yürütülür. Kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesinde il özel idareleri ve belediyeler veraset ilamı çıkarttırmaya, kayyım tayin ettirmeye veya tapuda kayıtlı son malike göre işlem yapmaya yetkilidir. İl özel idareleri ve belediyeler taşınmaz mülkiyetinin kamulaştırılması yerine, uygun gördükleri takdirde satın alma, kat karşılığı ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddelerinde düzenlenen intifa hakkı veya üst hakkı kurulması yolu ile sınırlı aynî hak da tesis edebilirler.
20. Yenileme alanında kalan ve mülkiyeti Hazineye ait taşınmazlar bakımından da 5366 sayılı Kanun’un 4. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenleme yapılmıştır.
21. Ancak, 5366 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte dördüncü fıkra “Yenileme alanı içerisinde kalan Hazineye ait taşınmazlar başka bir işleme gerek kalmaksızın projeyi yürüten il özel idaresine ve belediyeye bedelsiz devredilir. Satış ve gelir getirici bir işe dönüştürüldüğünde proje ve uygulama giderleri çıktıktan sonraki gelirin yüzde yirmibeşi Hazineye verilir. Devre ait işlemler il özel idaresi ve belediyenin talebi üzerine ilgili tapu sicil müdürlüğünce resen yapılır. Bu işlemler her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Yenileme alanı ilan edilen yerlerde, yenileme projesi kapsamında kalan taşınmazlar Hazinece satılamaz, kiraya verilemez, tahsis edilemez” hükmünü taşımakta iken; 5793 sayılı Kanun’un 45. maddesi ile fıkra değiştirilmiş ve “Yenileme alanında kalan Hazineye ait taşınmazlar; bir kamu hizmetine tahsisli olanlar, ön izin verilmiş veya üzerinde irtifak hakkı tesis edilmiş olanlar, 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu kapsamında bulunan yerler ile sivil ve askeri hava alanları ve mania plânları kapsamında kalan yerler hariç olmak üzere, Cumhurbaşkanı kararı ile projeyi yürüten il özel idaresine veya belediyeye bedelsiz olarak devredilir. Devir işlemleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Devir tarihinden itibaren beş yıl içinde devir amacına uygun olarak kullanılmayan taşınmazlar, bedelsiz olarak re’sen Hazine adına tescil edilir. Söz konusu taşınmazlardan elde edilecek gelirin, proje ve uygulama giderleri düşüldükten sonra kalan kısmının yüzde 50’si Hazineye aktarılır. Yenileme alanı ilan edilen yerlerde, yenileme projesi kapsamında kalan taşınmazlar devir işlemleri sonuçlandırılıncaya kadar Hazinece satılamaz, kiraya verilemez, tahsis edilemez, ön izin veya irtifak hakkına konu edilemez” şeklinde yeniden hüküm altına alınmıştır. Getirilen bu değişiklik ise 06.08.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
22. Eldeki dava da Hazine tarafından bu değişikliğe dayanılarak açılmış ve Milli Eğitim Bakanlığına tahsisli lojman olan dava konusu taşınmazın, kamu hizmetinde kullanılması nedeniyle istisna kapsamında kaldığı ileri sürülerek, tapu kaydının iptali ile yeniden Hazine adına tescili talep edilmiştir.
23. Dosya arasında mevcut tapu kaydına göre; beyanlar hanesinde yenileme alanında kaldığına dair şerh bulunan 960 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kargir apartman vasfı ile kayıtlı olduğu, kat mülkiyeti ya da kat irtifakının kurulu bulunmadığı, davaya konu olan 36/100 payın ise vasiyetnamenin tenfizine ilişkin mahkeme kararı uyarınca İstanbul İmam Hatip Lisesinin istifade etmesi amacıyla Milli Eğitim Bakanlığına tahsis edilmek suretiyle 08.09.1981 tarihinde davacı Hazine adına tescil edildiği, 29.07.2008 tarihinde ise Hazine tarafından 5366 sayılı Kanun kapsamında Eminönü Belediyesine devredilerek tescil edildiği anlaşılmaktadır.
24. Görüleceği üzere, dava konusu taşınmaz 29.07.2008 tarihinde (sonradan kapatılarak davalı … Belediyesine bağlanan) Eminönü Belediyesi adına tescil edilmiştir. Hazineye ait olmakla birlikte kamu hizmetine tahsis edilen taşınmazların yenileme alanında kalmasına rağmen devir haricinde tutulacağına ilişkin yasa değişikliği ise 06.08.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
25. Bilindiği üzere kanunlar kural olarak yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren, yürürlükte bulundukları dönem içinde ortaya çıkan olay ve ilişkilere uygulanırlar. Hukukî güvenlik ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutumunu ve davranışlarını buna göre güvenle düzene sokabilmesi anlamına gelir. Kişilerin davranışlarını düzenleyen kurallar onlara güvenlik sağlamalıdır. Bu güvenliğin sağlanabilmesi her şeyden önce, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına kendisinin uymasına bağlıdır.
26. Hukuk devletinde devlet, hukuk güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Hukukî güvenlik ilkesi kural olarak yasaların geriye yürütülmemesini gerekli kılar. “Yasaların Geriye Yürümezliği İlkesi” uyarınca yasalar kural olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren yasaların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olamaması hukukun genel ilkelerinden “Kazanılmış Hakların Korunması” ilkesinin gereğidir.
27. Anayasa Mahkemesinin 19.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 Karar sayılı kararında da; “bir hukuk kuralının yürürlüğü sırasında, bu kurala uygun biçimde tüm sonuçları ile kesin olarak edinilmiş hakların korunması Hukuk Devletinin gereği olduğu” vurgulamıştır.
28. Kanunların geriye etkili olmaması ilkesinin en önemli sonuçlarından birini önceki hukukî düzenlemeye dayanılarak kurulan hukukî ilişkilerden tüm sonuçlarıyla doğan hakların sonradan kaldırılamaması, değiştirilememesi oluşturur. Şüphesiz bunun temelinde kazanılmış hak kavramı yatar (Oğurlu, Yücel; İdare Hukukunda Kazanılmış Haklara Saygı ve Haklı Beklentiler Sorunu, Ankara 2003, 47).
29. Tüm bu açıklamalar karşısında; önceki yasal düzenlemeye uygun şekilde devri yapılan taşınmazın sonradan yürürlüğe giren kanun değişikliği nedeniyle istisna kapsamında kaldığından bahisle yeniden davacı Hazine adına tescili hukukî güvenlik ve dolayısıyla kanunların geriye yürümezliği ilkesine aykırı olduğu gibi taşınmazın önceki malikinin vasiyeti üzerine Hazine adına tescil edilmiş olması da yenileme alanında kalan taşınmaz hakkında 5366 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına engel bir durum değildir.
30. Hukuk Genel kurulundaki görüşmeler sırasında, önceki maliki tarafından vasiyetnamede açıklanan şekilde kullanılmak üzere Hazine adına tescil edilen taşınmazın vasiyet edilen amacına uygun olarak kullanılması gerektiği, yerel mahkemece bu hususa değinilerek davanın kabulüne dair verilen kararın isabetli olduğu ve onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
31. O hâlde; aynı gerekçelere dayanan Özel Daire bozma kararına uymak gerekirken, yerel mahkemece önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararının bozulması gerekmiştir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.11.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.