Yargıtay Kararı Hukuk Genel Kurulu 2018/366 E. 2021/1753 K. 23.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2018/366
KARAR NO : 2021/1753
KARAR TARİHİ : 23.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)

1. Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Tefenni Asliye Hukuk Mahkemesince (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından tahsil için verilen 30.11.2013 keşide tarihli 16.000TL bedelli, keşidecisi dava dışı Kelenak İnş. Tic. Ltd. Şti. olan çekin 02.12.2013 tarihinde takas yoluyla tahsil edilerek müvekkilinin banka şubesi nezdindeki davalıya ait hesaba alacak kaydedildiğini, ancak ilgili banka şubesi tarafından yapılan incelemede ibraz edilen çekin sahte olduğunun tespit edilerek dava dışı Finansbank A.Ş. tarafından çek bedelinin iadesinin talep edildiğini, bunun üzerine takas protokolü gereği çek bedelinin müvekkili banka tarafından Finansbank A.Ş.’ye ödendiğini, davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalının haksız itirazının iptali ile davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olamamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu çekin müvekkiline mal satımı sonrası geçtiğini, müvekkilinin çekin sahte olmasından dolayı bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, davacının alacağın %20’si oranında kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. Tefenni Asliye Hukuk Mahkemesinin (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) 23.02.2016 tarihli ve 2014/180 E., 2016/86 K. sayılı kararı ile; çekin sahte olduğunun anlaşıldığı, çeki elinde bulunduran davalı hamilin, çeki kötü niyetle veya ağır kusuruyla iktisap etmedikçe ödenen bedeli geri vermekle yükümlü olmadığı, somut olayda iyi niyetli hamile hataen ödeme sebebiyle bankanın davalıya başvurma imkânı bulunmadığı, sahte çeki ödeyerek zarara uğrayan davacı bankanın zararını ancak bu fiilin failinden isteyebileceği gerekçesiyle davanın reddine ve asıl alacağın %20’si olan 3.200TL kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 04.07.2017 tarihli ve 2016/7906 E., 2017/5556 K. sayılı kararı ile;
“…Dava ibraz edilen sahte çek nedeni ile hamile ödenen paranın iadesi istemine ilişkindir. Çekin sahte olarak düzenlendiği dosya kapsamından ve davalının beyanından anlaşılmaktadır. Mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Banka sahte düzenlenen çek nedeniyle yaptığı ödemeyi ilgiliden isteyebilir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken somut olayda uygulama yeri bulunmayan iyiniyet sebebiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Tefenni Asliye Hukuk Mahkemesinin (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) 23.10.2017 tarihli ve 2017/98 E., 2017/73 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, çekin arka yüzünün alt kısmında ”iş bu çek sahte olduğundan işlem yapılamamıştır” ve Finansbank A.Ş. Beykop Beylikdüzü Şubesi adına vekâleten yazılarak Türkiye Halk Bankası A.Ş. Karamanlı Şubesi kaşesi basılıp banka tarafından imzalandığı, davacı bankanın muhatap banka adına vekâleten hareket ettiğini kabul ettiği, dolayısıyla davacı bankayı çek kendisine ciro edilen hamil gibi görüp ödediği bedeli davalıdan isteyemeyeceği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 812. maddesinin “Sahte veya tahrip edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhataba ait olur meğer ki senette düzenleyen olarak gösterilen kişiye kendisine verilen çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurun yüklenmesi mümkün olsun.” hükmünü içerdiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ibraz edilen sahte çek nedeni ile hamile ödenen paranın iadesine ilişkin icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin eldeki davada, davacı bankanın sahte düzenlenen çek nedeniyle yaptığı ödemeyi davalıdan isteyip isteyemeyeceği, iyi niyetin uygulama olanağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

III. ÖN SORUN
12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle; direnme adı altında verilen kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yoksa Özel Daire tarafından mı yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.

IV. GEREKÇE
13. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
14. Mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek, dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukukî olguyu değiştirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez.
15. İstikrar kazanmış Yargıtay içtihatlarına göre; mahkemece direnme kararı verilse dâhi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucunda verilen yeni hüküm olarak kabul edilir.
16. Bu açıklamalar kapsamında eldeki davaya gelince; mahkemece çekin sahte olduğunun anlaşıldığı, çeki elinde bulunduran davalı hamilin, çeki kötü niyetle veya ağır kusuruyla iktisap etmedikçe ödenen bedeli geri vermekle yükümlü olmadığı, somut olayda iyi niyetli hamile hataen ödeme sebebiyle bankanın davalıya başvurma imkânı bulunmadığı, sahte çeki ödeyerek zarara uğrayan davacı bankanın ancak bu fiilin failinden zararının tazminini isteyebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar üzerine Özel Dairece davacı bankanın sahte düzenlenen çek nedeniyle yaptığı ödemeyi ilgiliden isteyebileceği, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken somut olayda uygulama yeri bulunmayan iyi niyet sebebiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
17. Özel Dairece verilen bozma kararı üzerine mahkemece çekin arka yüzünün alt kısmında ”iş bu çek sahte olduğundan işlem yapılamamıştır.” ve Finansbank A.Ş. Beykop Beylikdüzü Şubesi adına vekâleten yazılarak Türkiye Halk Bankası A.Ş. Karamanlı Şubesi kaşesi basılıp banka tarafından imzalandığı, davacı bankanın muhatap banka adına vekâleten hareket ettiğini kabul ettiği, dolayısıyla davacı bankayı çek kendisine ciro edilen hamil gibi görüp ödediği bedeli davalıdan isteyemeyeceği, zira bu hususun TTK’nın 812 maddesinde de belirtildiği gerekçesine yer verilmek suretiyle direnme kararı verildiği anlaşılmaktadır.
18. Görüldüğü üzere, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş, eş söyleyişle yeni ve değişik bir gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
19. Buna göre mahkemenin direnme olarak adlandırdığı kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozmadan önceki kararda tartışılıp değerlendirilmemiş, dolayısıyla Özel Daire denetiminden geçmemiş yeni gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.
20. Hâl böyle olunca, kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir.
21. Bu nedenle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
V. SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/III-1. maddesi uyarınca miktar yönünden karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23.12.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.