Yargıtay Kararı Hukuk Genel Kurulu 2018/401 E. 2021/1488 K. 23.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2018/401
KARAR NO : 2021/1488
KARAR TARİHİ : 23.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı asıl tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili, müvekkilinin davalıya 14.04.2011 tarihinde 20 adet Cumhuriyet altını, 09.05.2011 tarihinde 3.000TL, 09.08.2011 tarihinde 20 adet Cumhuriyet altını, 29.08.2011 tarihinde 18.500TL olmak üzere toplam 47.500TL borç verdiğini, ancak davalının borcunu inkâr ederek ödemede bulunmadığını ileri sürerek 47.500TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili, taraflar arasında herhangi bir borç ilişkisinin bulunmadığını, aralarındaki tek ilişkinin davalının bir icra takibi nedeniyle davacıyı vekil tayin etmesinden ibaret olduğunu, davacının davasını senetle ispatlamak zorunda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
6. Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.04.2014 tarihli ve 2012/199 E., 2014/199 K. sayılı kararı ile; davacı tarafın 40 adet Cumhuriyet altınını davalıya teslim ettiği yönündeki iddiasını ispatladığı ancak diğer para alacağına ilişkin istemini ispat edemediği, davalının ise altınların değerinden daha fazla bedeli davacıya ödemiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Yerel Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
8. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 21.03.2016 tarihli ve 2014/27182 E., 2016/8300 K. sayılı kararı ile; “…1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, eldeki davada, davalıya farklı tarihlerde 40 adet cumhuriyet altınını elden borç olarak verdiğini, davalının 40 adet altın karşılığı 26.000,00 TL borcu olduğunu ve ödenmediğini ileri sürmüş, davalı ise cevap dilekçesindeki yazılı beyanında davacıyla herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını savunmuş ise de yargılama sırasında, davaya konu altın borcunun, 35.000,00 TL olarak 08.08.2011 tarihli havale ile ödendiğini savunarak davanın reddini dilemiş, mahkemece, dava konusu 40 adet cumhuriyet altının davalıya borç verildiğinin kanıtlandığını, ancak davaya konu altın borcunun 8.8.2011 tarihli 35.000 TL olarak havale ile borcun fazlasıyla ödendiğini kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, davacı 40 adet altını davalıya borç verdiğini ileri sürmüş, davalı cevap dilekçesinde borç ilişkisini kabul etmemekle birlikte, yargılama sırasındaki ilk celsede 8.8.2011 tarihli 35.000 TL’lik havale ile altın borcunun ödendiğini savunmuştur. Davalının bu savunmasına karşı davacı, sunulan bu havale dekontunun, dava konusu altın borcu ile ilgisi olmayan bir belge olduğunu ileri sürmüş olup, davacının bu beyanı gerekçeli inkâr (vasıflı ikrar) niteliğindedir. Öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere vasıflı ikrar (gerekçeli inkar), bölünemeyen ikrarlardan olduğundan bu durumda ispat yükü davalıdadır. Başka bir anlatımla davacı, davalıya 40 adet cumhuriyet altını verdiğini kanıtlamış ve davalının ödeme savunmasına karşı gerekçeli inkârda bulunmuştur. Davalı ise, 26.000,00 TL değerinde olan altın borcunu, 8.8.2011 tarihli 35.000 TL’lik ”… borcuna istinaden” açıklamalı havale ile ödediğinin kabulü mümkün değildir. O halde, somut olayda, ispat yükü davalıda olup, davalı dava konusu 40 adet cumhuriyet altınına ilişkin borcunu ödediğini ispat etmekle yükümlüdür. Dosya kapsamı itibariyle, davalının ödeme iddiasını yasal delillerle ispatlayamadığı açıktır. Hal böyle olunca, mahkemece, davacının 40 adet cumhuriyet altını bedelini isteyebileceği düşünülmeksizin, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacı, eldeki davada ayrıca, davalının takip borçlusu bulunduğu Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2009/3639 esas sayılı takip dosyasına, davalı-borçlu ait para borcunu ödediğini ve buna ilişkin icra müdürlüğünden 18.177,41 TL’lik rücu belgesi aldığını, ancak davalının bugüne kadar bu bedeli ödemediğini ileri sürerek, rücuan alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, bu talep yönünden, dosyada dava konusu bedelin davalı … tarafından yatırıldığının kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “resmî belgelerle ispat” başlıklı 7. maddesinde “ Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur.” hükmüne yer verilmiştir. Davacı da, Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2009/3639 esas sayılı dosyasından alınan 29.8.2011 tarihli “Rücu Belgesi” başlıklı “dosya borcu olan 18.177,41 TL … tarafından dosyamıza ödenmiştir borcunun ödenmiş olup, iş bu belge istek üzerine verilmiştir” ifadelerinin yer aldığı resmi belgeye dayanmış olup, davacı taraf bu belge ile 18.177,41 TL alacağını kanıtlamıştır. O halde mahkemece, bu talep yönünden de davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yanlış değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Mahkemenin 04.01.2018 tarihli ve 2017/140 E., 2018/11 K. sayılı kararı ile önceki karar gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davacı asıl tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda; davaya konu 40 adet Cumhuriyet altınına ilişkin borcun ödendiği hususunu davalının sunmuş olduğu banka dekontuyla ispat edip edemediği, davacının 18.177,41TL alacağına dayanak gösterdiği rücû belgesiyle icra dosyasına davalı adına ödeme yaptığını kanıtlayıp kanıtlayamadığı noktalarında toplanmaktadır.
III. ÖN SORUN
12. Hukuk Genel Kurulundaki görüşme sırasında işin esasının incelenmesinden önce, Mahkemenin bozma kararından sonra yapılan yargılama sırasında Vakıfbank T.A.Ş. ve Ankara 4. İcra Dairesine müzekkere yazmak ve buralardan gelen cevabi yazıları dikkate almak suretiyle verdiği direnme adı altındaki kararının yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; dolayısıyla, temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak değerlendirilmiştir.
13. Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi).
14. Başka bir deyişle mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenerek gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukukî olguyu değiştirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez.
15. Somut olayda, davacının alacağının bir kısmına dayanak gösterdiği rücû belgesinin incelenmesi amacıyla Mahkemece, Ankara 4. İcra Müdürlüğüne ve akabinde Vakıfbank Ankara Adliye Şubesine müzekkereler yazılmış; gelen cevabi yazılar değerlendirilmek suretiyle verilen ilk kararla dava reddedilmiştir. Özel Dairenin bozma kararı sonrasında ise Mahkemece yine aynı Ankara 4. İcra Müdürlüğüne ve Vakıfbank Ankara Adliye Şubesine olsa da bu kez çok daha ayrıntılı müzekkereler yazılmış; dolayısıyla daha ayrıntılı açıklamalar içeren cevabi yazılar karara dayanak yapılmak suretiyle direnme adı altında karar verilmiştir.
16. Şu hâle göre, mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, temyiz incelemesi sırasında Özel Dairece incelenmeyen yeni bir delile dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.
17. Hâl böyle olunca; kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir. Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı asilin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
Ancak karar düzeltme yolunun açık olması sebebiyle öncelikle mahkemesince kararın taraflara tebliğine ilişkin işlemlerin yerine getirilmesine, karar düzeltme yoluna başvurulması hâlinde dosyanın Hukuk Genel Kuruluna, başvurulmaması hâlinde ise mahkemesince doğrudan Özel Daireye gönderilmesine,
6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.