YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2018/905
KARAR NO : 2021/1726
KARAR TARİHİ : 21.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
1. Taraflar arasındaki “istirdat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince Ticaret Mahkemesi sıfatıyla verilen konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili 11.02.2015 tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin elektrik abonesi olduğunu, davalı … şirketinin düzenlediği faturalar ile kendisinden kayıp kaçak vb. adı altında haksız bedeller tahsil ettiğini ileri sürerek, ödenen tutarlardan şimdilik 5.000TL’nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 09.06.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 275.799.89TL’ye yükseltmiştir.
Davalı cevabı:
5. Davalı vekili; davaya konu edilen kayıp-kaçak vb. bedellerin ilgili mevzuat çerçevesinde abonelere yansıtıldığını, yapılan uygulamanın yasal zorunluluktan kaynaklandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
6. Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla verdiği 22.06.2016 tarihli ve 2015/133 E., 2016/437 K. sayılı ilk kararı ile; dava kabul edilmiş, davalı vekilinin temyiz itirazları üzerine hüküm Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 05.06.2017 tarihli ve 2016/16920 E., 2017/9020 K. sayılı kararı ile, 17.06.2016 tarihinde yürürlüğe giren ve derdest davalara da uygulanması gereken 6719 sayılı Kanun ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nda yapılan değişiklikler yönünden mahkemece değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
7. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece 07.11.2017 tarihli ve 2017/441 E., 2017/862 K. sayılı karar ile; 6719 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesi gereği 6446 sayılı Kanun’da yapılan değişikliğin eldeki davaya da etki edeceği, bu nedenle 6719 sayılı Kanun’un 21. maddesi ile 6446 sayılı Elektirik Piyasası Kanunu’nun 17. maddesine eklenen 10. fıkra hükmü ve 6719 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na eklenen geçici 20. maddesi hükmü gereğince davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına, nisbi esasa göre belirlenen harç ve vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
9. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 05.03.2018 tarihli ve 2018/37 E., 2018/2022 K. sayılı kararı ile;
“…1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Somut olayda; davacı, davanın açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre dava açmakta haklıdır. Eş söyleyişle, davaya konu bedelleri tahsil eden davalı, davanın açılmasına sebebiyet vermiştir. Davacı tarafından, davalıdan kayıp-kaçak, dağıtım, iletim, perakende satış hizmeti ve sayaç okuma bedellerinin tahsilinin talep edildiği davada, “konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” dair karar verilmesi, yargılama sırasında yürürlüğe giren yasa değişikliğinin bir sonucudur. Bu itibarla, dava açıldığı tarihte, yapılan yasa değişikliği henüz ortada bulunmadığından, dava tarihi itibariyle davacının dava açmakta haklı olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.Dava açıldıktan sonra hasıl olan yasa değişikliği nedeniyle, davacının dava açmasında haksız sayılamayacağı cihetle; konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildikten sonra, davacı yararına maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde 22.498,00 TL nispi vekalet ücretine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Bundan ayrı olarak, 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan bölümünün karar ve ilam harcı başlıklı III. kısmının 1. fıkrasında, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden tarifede gösterilen oranda nispi karar ve ilam harcı; 2-a fıkrasında ise, 1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlar ve davanın reddi kararlarında maktu karar ve ilam harcı alınacağı hükme bağlanmıştır.
Bu durumda; konusu belli bir değerle ilgili bulunan davada esas hakkında karar verilmesi halinde nispi harç alınacağı, usule ilişkin nihai kararlarla, davanın konusuz kalması halinde verilecek kararlarda maktu harç alınacağı kuşkusuzdur. Mahkemece, davanın konusuz kalması nedeniyle maktu harca hükmedilerek bakiye harcın davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden nispi harç üzerinden hüküm tesisi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
10. Mahkemece harca ilişkin bozma nedenine uyularak yapılan yargılama sonunda 12.06.2018 tarihli ve 2018/259 E., 2018/343 K. sayılı karar ile; önceki karar gerekçesi yanında, dava konusu alacağın para ile ölçülebilen alacak olması nedeniyle nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle vekâlet ücreti yönünden direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
11. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
12. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava tarihinden sonra yürürlüğe giren kanun hükmü gereği eldeki davada talebin hukuken incelenme imkânının kalmadığı ve mahkemece davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varıldığı gözetildiğinde, davalı aleyhine nispi vekâlet ücretine mi yoksa maktu vekâlet ücretine mi hükmedilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
13. Uyuşmazlığın çözümüne geçilmeden önce, somut olayda sonradan yürürlüğe giren ve derdest davalara da uygulanması gereken kanun değişikliği nedeniyle davaya konu talebin incelenme imkânının kalmadığı, bu sebeple davanın konusuz kaldığı ve davanın açılmasında davalının kusurlu olduğu değerlendirmesiyle yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulması gerektiği noktalarında Mahkeme ve Özel Daire arasında uyuşmazlık bulunmadığından kesinleşen bu hususların Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılacak incelemenin kapsamı dışında kaldığı belirtilmelidir.
14. Bu belirlemeden sonra davalının maktu mu yoksa nispi vekâlet ücretinden mi sorumlu tutulması gerektiği incelenirken önce konuyla ilgili mevzuat hükümlerine kısaca değinmekte fayda vardır.
15. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 331/1. maddesi “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder” şeklinde düzenlenmiştir. Anılan madde doğrultusunda, davanın açıldığı tarihte haksız olduğu tespit edilen taraf yargılama giderlerini ödemekle yükümlü olacaktır. Nitekim somut olayda yargılama giderlerinin davalı tarafa yüklenmesi gerektiği hususu çekişmesiz kalmıştır.
16. Bu hâlde hükmolunacak vekâlet ücret karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT çerçevesinde belirlenir.
17. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesine göre “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.”
18. Tarifenin 13. maddesinin birinci fıkrası ise “Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir” şeklindedir ve eldeki davada bu çerçevede hükmedilecek vekâlet ücreti nispi vekâlet ücretidir.
19. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 25.11.2021 tarihli ve 2018/3-536 E., 2021/1503 K. sayılı kararında da aynı hususa işaret edilmiştir.
20. Hâl böyle olunca, Mahkemece davacı lehine maktu değil nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki direnme kararı haklı ve yerindedir.
21. Sonuç itibariyle, direnme uygun olup uyulan kısımlara yönelik temyiz itirazının bulunmaması nedeniyle usul ve yasaya uygun direnme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.