YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2018/945
KARAR NO : 2021/1745
KARAR TARİHİ : 23.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili; müvekkilinin Niğde ili, Orhanlı kasabasında çiftçilikle geçimini sağladığını, babası …’un davalı şirketin tarımsal sulama abonesi olduğunu, şirketin 01.08.2012 tarihinde tüm kasabanın tarımsal sulama enerjisini ana hattan kestiğini ve kesintinin on beş gün devam ettiğini, bu süre içerisinde sulama yapılamadığından mahsulün büyük ölçüde zarara uğradığını, hatta davalının hanelere de üç gün süreyle elektrik vermediğini ve büyük mağduriyet yarattığını, ödenmemiş faturalardan doğan alacaklarını tahsil etmeden elektrik verilmeyeceğini söyleyen davalı şirketin hakkını dürüstlük kuralına aykırı şekilde kötüye kullandığını, müvekkilinin 13.08.2012 tarihinde ihtar göndererek elektriğin açılmasını talep ettiğini, talebin önceki borçların ödenmediği gerekçesiyle reddedildiğini, 14.08.2012 tarihinde yapılan tespitle elektrik kesintisinden doğan zararın ortaya konulduğunu, bu süreçte daha herhangi bir ödeme yapılmamışken davalının on beş günün sonunda elektriği yeniden bağladığını, taraflar arasındaki abonelik sözleşmesinin 5/d maddesine göre elektriğin kesilebilmesi için kullanıcıya bildirim ve süre verilmesini öngören sürecin işletilmesi gerektiğini, davalının sözleşmesel prosedürü uygulamadan doğrudan elektriği kestiğini, basiretli davranma yükümlülüğü olan davalı şirketin tarımsal abonenin elektriğini kestiğinde ürünün zarara uğrayacağını bildiğini ve bu zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek ıslah dilekçesiyle birlikte 51.364TL tutarındaki zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili, davacının elektrik tüketim borcu bulunduğunu ve borcun ödenmediğini, kesintinin Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 24. maddesinin verdiği yetki uyarınca yapıldığını, bölgede yaşanan sorunlar ve can güvenliğinin sağlanamaması sebebi ile müvekkili şirketin mağdur olduğunu, delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, davacı tarafın tespit tarihi itibariyle dava konusu taşınmazlarda hak iddia edemeyeceğini, patateslerin davacı tarafından ekildiğinin belli olmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, talep edilen faiz oranının da hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
6. Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.03.2015 tarihli, 2012/752 E., 2015/92 K. sayılı kararıyla; tarımsal sulama abonesi olan davacının su kuyuları vasıtasıyla dava konusu taşınmazları suladığı, kuyu sularının yeterli miktarda olduğu, başka sulama kaynağının bulunmadığı, davalı … tarafından mevzuata ve sözleşmeye aykırı elektrik kesintisi yapıldığı, elektriğin kesik olduğu dönemde taşınmazlarda ekili bulunan patateslerin sulanamadığı ve zarar gördüğü, benimsenen bilirkişi raporuna göre gelir kaybının 51.364TL olduğu gerekçesiyle bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 03.05.2016 tarihli ve 2015/14337 E., 2016/6974 K. sayılı kararı ile; “Uyuşmazlık; davalı … tarafından yapılan elektrik kesintisi nedeniyle davacıya ait patates ürününde yeterli sulama yapılamamasından kaynaklanan verim kaybına ilişkin tazminat talebidir.
Somut olayda; davacının babası ve Tedaş arasında tarımsal sulama abonelik sözleşmesinin bulunduğu, dosya içerisinde davalı ile yapılmış abonelik sözleşmesi yer almadığı, davalı … tarafından 01/08/2012-15/08/2012 tarihleri arasında abonenin borcu olduğu gerekçesiyle elektrik kesintisi yapıldığı, bu süre içerisinde tarımsal sulama yapılamadığı ve patates ürününde verim kaybı olduğu iddia edilmektedir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 24/2. maddesinde “Müşterinin perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar kapsamında öngörülen ödemeleri zamanında yapmaması halinde dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından elektriği kesilebilir.” hükmü yer aldığı anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinde; davacının babasının adına kayıtlı abonelik sözleşmesi kapsamında borcun bulunduğu, belirtilen borç kapsamında elektriğin kesildiği belirlenmektedir. Anılan yönetmelik hükmü ve abonelik sözleşmesine göre elektrik kesilmesi için her hangi bir bildirim şartının öngörülmediği, ödemelerin zamanında yapılmamasının elektrik kesilmesi için yeterli olduğu açıklanmıştır.
O halde; mahkemece, davacının kullandığı aboneliğin borcu bulunması nedeniyle elektriğin sözleşme ve olay tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 24/2. maddesine uygun olarak kesildiği anlaşıldığından; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir”gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Mahkemece 21.02.2017 tarihli ve 2016/260 E., 2017/56 K. sayılı karar ile; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle verilen direnme kararı, davalı vekilinin temyizi üzerine Hukuk Genel Kurulunun 01.11.2017 tarihli ve 2017/3-2918 E., 2017/1285 K. sayılı kararıyla usul yönünden bozulmuştur.
10. Hukuk Genel Kurulu kararı sonrası Mahkeme, bozma gereğini yerine getirerek 20.02.2018 tarihli, 2017/346 E., 2018/45 K. sayılı kararla ilk karar gerekçesini tekrar etmek suretiyle yeniden direnme kararı vermiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
11. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
12. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, davacının elektriğinin olay tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğine uygun olarak kesilip kesilmediği, buradan varılacak sonuca göre davanın reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
13. Somut olayda; tarımsal sulama abonesi olan davacının elektrik enerjisinin 01.08.2012 tarihinde bildirimsiz şekilde on beş gün boyunca kesilmesi neticesinde mahsulün sulanamaması nedeniyle uğranılan zararın istenildiği anlaşılmaktadır. Bu noktada önem arz eden husus yapılan kesintinin mevzuata uygun olup olmadığıdır.
14. Dosya kapsamından, kesinti tarihi itibariyle davacı abonenin davalıya ödenmemiş borcunun olduğu açıktır. Bu durumda, borçlu olan davacıya uygulanması gereken mevzuatın tespiti için olay tarihi, yani kesinti tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğin tespiti önemlidir.
15. 20.02.2001 tarihli 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu kurulmuş, kurumun yetkili organı olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından da Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği çıkartılmıştır.
16. 08.05.2014 tarihli ve 28994 sayılı Resmî Gazete ile mülga olan 25.09.2002 tarihli ve 24887 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin 24. maddesi “zamanında ödenmeyen borçlar” başlığı altında;
“Zamanında ödenmeyen borçların tahsiline ilişkin hususlar; perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar kapsamında düzenlenir.
Müşterinin perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar kapsamında öngörülen ödemeleri zamanında yapmaması halinde, nihai tüketicilere enerji tedarik eden lisans sahibi şirketlerin bildirimi üzerine, en geç 5 iş günü içerisinde dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından elektriği kesilir. Söz konusu durum iki gün içerisinde dağıtım şirketi tarafından ilgili tedarikçiye bildirilir.
Perakende satış sözleşmesinde belirlenen gecikme zammı fatura son ödeme tarihinden itibaren uygulanır. Uygulanacak gecikme zammı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranını aşamaz.
Aynı kullanım yerine ait başka müşterilerin önceki dönemlere ilişkin tüketimlerinden kaynaklanan borçları, yeni müşterinin üstlenmesi talep edilemez” şeklinde düzenlenmiştir.
17. Ancak maddenin ikinci fıkrası 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe giren 30.12.2012 tarihli, 28513 sayılı (ikinci mükerrer) Resmî Gazete ile yukarıdaki şeklini almış olup değişiklikten önce “Müşterinin perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar kapsamında öngörülen ödemeleri zamanında yapmaması halinde dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından elektriği kesilebilir” şeklindedir.
18. Yine, maddenin üçüncü fıkrası 08.09.2010 tarihinde yürürlüğe giren 27696 sayılı Resmî Gazete ile yukarıdaki şeklini almış olup değişiklikten önce “Perakende satış sözleşmesinde belirlenen gecikme faizi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammını aşamaz” şeklindedir.
19. Dosya kapsamında taraflar arasında imzalanmış Perakende Satış Sözleşmesi bulunmadığı anlaşılmakla, uygulanacak mevzuatın Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin yukarıda açıklanan değişiklikler yapılmadan önceki hâli olduğu kuşkusuzdur.
20. Anılan mevzuatta ise olay tarihi itibariyle zamanında ödenmeyen abonelik borçları yönünden bildirim yükümlülüğü bulunmamaktadır. Ödemelerin zamanında yapılmamış olması elektriğin kesilmesi için yeterli kabul edilmiştir. Bu durumda, davacının kullandığı aboneliğin borcu bulunması nedeniyle olay tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 24/2. maddesine uygun olarak elektriğin kesildiği anlaşılmakta olup davalının yaptığı işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2021 tarihli, 2017/3-2921 Esas, 2021/1159 Karar sayılı kararında da aynı yöne işaret edilmiştir.
21. Diğer taraftan, dava tarihi 24.12.2012 olduğu hâlde direnme kararının başlık kısmında 17.11.2017 olarak hatalı yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
22. Sonuç itibariyle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
23. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı, 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.