YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/146
KARAR NO : 2022/67
KARAR TARİHİ : 27.01.2022
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “Kurum işleminin iptali ve tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, … İş Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı davalı … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararı davalı … vekilinin temyizi nedeniyle Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, ilk derece mahkemesince Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 31.12.2013 tarihinde Kuruma başvurarak 3201 sayılı Kanun kapsamında 5000 gün çalışma ve ev kadınlığı sürelerini borçlanma talebinde bulunduğunu, tahakkuk cetveli tebliğ edilmeden 14.02.2014 ve 18.04.2014 tarihli dilekçeler ile ek belgeler verdiğini, 14.04.2014 tarihli tahakkuk cetvelinin 27.09.1989–16.03.1991, 01.08.1997–31.12.2009 tarihler arasındaki dönemler için düzenlenerek tebliği üzerine davacının 29.04.2014 tarihli dilekçesi ile tahakkuk cetveline yurt dışı oturumunun 21.10.1988 tarihinde başladığını, bu tarihten itibaren 5000 gün olacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini belirterek itiraz ettiğini ancak davalı Kurum tarafından itirazının reddedildiğini, ödeme için 3 aylık süre verildiğinden 5000 gün karşılığı bedeli 26.06.2014 tarihinde ödediğini, 26.08.2014 tarihinde de itiraz hakkı saklı kalmak kaydı ile 375 gün daha borçlanma talep ettiğini, 17.03.1991–31.03.1992 dönemi için çıkartılan tahakkuk bedelini de ödediğini, 15.05.2015 tarihli yaşlılık aylığı talebine istinaden aylık bağlandığını ancak hatalı intibak sebebi ile aylığının düşük olduğunu ileri sürerek 31.12.2013 tarihli ilk borçlanma talebinin 21.10.1988 tarihinden itibaren 5000 gün olacak şekilde 21.10.1988–10.09.2002 tarihleri arasına; 26.08.2014 tarihli ikinci borçlanma talebinin ise 17.12.2003 tarihinden itibaren 375 gün olacak şekilde 17.12.2003–02.01.2005 tarihleri arasına mal edilmesi gerektiğinin tespiti ile yaşlılık aylığının da düzeltilen sürelere göre yeniden hesaplanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı … (SGK/Kurum) vekili cevap dilekçesinde; yetki, zamanaşımı, iş bölümü itirazında bulunarak, haksız açılan davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. … İş Mahkemesinin 13.03.2017 tarihli ve 2016/717 E., 2017/103 K. sayılı kararı ile; davacının yurt dışındaki çalışma sürelerinin, birinci tahakkuk cetvelinde dikkate alınan sürelerin, yurt dışında sürekli ikamet izni olması ve çocuk yetiştirme ile hamilelik dönemlerinin uzun vadeli sigorta kollarından sayıldığı dikkate alındığında Kurum işleminin hatalı olduğu, birinci ve ikinci borçlanmanın davacının ev kadınlığında ve sigortalı çalıştığı dönemlere hasredilmek sureti ile intibakın davacı lehine olacak şekilde yapılması gerektiği, yaşlılık aylığı hesap yöntemi yönünden ise 01.01.2000 tarihinden önce sigortalılık süresi ne kadar fazla ise o kadar fazla aylık bağlanacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Kuruma borçlanarak ödediği 5000 günlük 31.12.2013 tarihli işlem ile ilgili borçlanılan sürenin 21.10.1988-10.09.2002, 375 günlük 26.08.2014 tarihli işlem ile ilgili borçlanılan sürenin 17.12.2003-02.01.2005 dönemlerine mal edilmesi gerektiğinin ve davacıya bağlanan aylığın başlangıçtan itibaren bu intibak sürelerine göre yeniden hesaplanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararı:
7. … İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Kurum vekili tarafından süresi içinde istinaf yoluna başvurulmuştur.
8. … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince 21.06.2017 tarihli ve 2017/1056 E., 2017/1090 K. sayılı kararı ile; davacının 31.12.2013 ve 29.08.2014 tarihli yurt dışı hizmet borçlanma talep dilekçelerinde borçlanmak istediğini belirttiği süre, … Kenti Belediye Başkanlığına ait 03.01.2014 tarihli ikamet belgesinde davacının 21.10.1988 tarihinden itibaren ilçelerinde kayıtlı olduğunun belirtilmesi, ayrıca 29.04.2014 tarihinde Kuruma müracaat ederek 21.10.1988 tarihinden itibaren yurt dışında aralıksız oturum hakkı olduğunu belirterek bu tarihten itibaren 5000 gün olarak düzenleme yapılması yönünde talepte bulunması karşısında ilk derece mahkemesi kararının ve gerekçesinin yerinde olduğu belirtilerek davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
9. … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
10. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 19.02.2018 tarihli ve 2017/6623 E., 2018/1406 K. sayılı kararı ile “.. F)Temyiz :
Davalı vekili,kurum tarafından yasal mevzuata uygun olarak tahakkuk cetveli düzenlendiği,yurt dışı borçlanmasının yurt dışındaki çalışmanın sona erdiği tarihten geriye doğru gidilmek suretiyle belirlenmesinin yasa gereği olduğu,bu durumun sigortalının iradesine bırakılamayacağı göz ardı edilerek karar verildiğini belirterek temyiz etmiştir.
G) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :
Davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 Sayılı Yasa’nın 5. maddesinde;
“Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır” hükmü yer almaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının, 01/12/1982 ile 31/12/2010 tarihleri arasında yurt dışında sigortalı olduğu,Türkiye’de, 13/08/2013 – 23/08/2013 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanunun 4/1-a maddesi kapsamında çalışmalarının olduğu, davacının 31/12/2013 tarihli yurtdışı hizmet borçlanma talep dilekçesi ile, 01/02/1983 tarihinden itibaren 5000 güne tamamlayacak kadarı süreyi borçlanmak istediğini belirttiği, Kurumca 27/09/1989 – 16/03/1991 ve 01/08/1997 – 31/12/2009 arasındaki arasında toplam 5000 gün karşılığı 54.480,00 TL borç çıkarıldığı, davacının 22/04/2014 tarihinde Kuruma müracaat ederek yurt dışı oturum belge aslını sunduğu ve buna göre borç tahakkuk cetveli düzenlenmesini istediği , Kurumca tahakkuk ettirilen 54.480,00 TL primi 26/06/2014 tarihinde ödediği, 29/08/2014 tarihli “Yurtdışı Hizmet Borçlanma Talep Dilekçesi” ile de 17/03/1991 veya 17/012/2003 tarihinden itibaren 375 gün borçlanmak istediği, Kurumca 17.03.1991-31.03.1992 arası toplam 375 gün karşılığı 4.536,00 TL borç çıkarıldığı, davacının bu miktarı da 20/01/2015 tarihinde süresinde ödediği, davacının 21/10/1988 tarihinden itibaren …’da ikamet ettiği, … İş Mahkemesinin 04/02/2015 tarih, 2014/1518 E. – 2015/228 K. sayılı kararı ile davacının sigorta başlangıç tarihinin, 01/12/1989 tarihi olduğuna karar verildiği ve kararının Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 11/06/2015 tarih, 2015/7910 – 13418 K. sayılı ilamı ile onandığı, davacıya 21/06/2015 tarihli tahsis talebi üzerine yaşlılık aylığı bağlandığı ,aylık bağlanması sırasında yurt dışı borçlanması ile ödediği sürelerin 1989-1992 ile 1997-2009 arasına maledildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 sayılı Yasa’nın 5. maddesi ve Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması Ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin borçlandırılan sürelerin değerlendirilmesi ve sigortalılığın başlangıcı başlıklı 12. maddesine göre, Kurumca yapılan borçlanma tahakkuk işlemi yerinde olduğu gibi Kurumca düzenlenen borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konulmadan ödenmesi karşısında davanın reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASI gerekmiştir..” gerekçesi ile karar bozularak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Direnme Kararı:
11. … İş Mahkemesinin 03.10.2018 tarihli ve 2018/108 E., 2018/429 K. sayılı kararı ile; davacının 31.12.2013 tarihli başvurusunda açıkça yurt dışında geçen çalışma, ev hanımlığı ve boşta geçen süre ile ilgili talepte bulunduğu, ödeme tarihinden önce 18.04.2014 tarihli ikamet belgesini teslim ettiği, 29.04.2014 ve 27.05.2014 tarihli iki ayrı dilekçe ile Kurumun tahakkuk dönemlerine itirazını bildirdiği, ödemenin bundan sonra gerçekleştirildiği, ihtirazı kayıt için başkaca bir şey yapılmasına gerek olmadığı, Özel Dairenin intibakın kabulü için aradığı tarih aralığını bildirme veya ödeme sırasındaki ihtirazı kayıt koyma koşullarının gerçekleşmesine rağmen talebe uygun işlem yapılmadığı, Kurum intibakının hatalı olduğu belirtilerek önceki gerekçe de tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
12. Direnme kararı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurt dışı borçlanma talebi üzerine tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan ödenmesi hâlinde yapılan ödemeye karşılık gelen sigortalılık süresinin hangi aylara mal edilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
14. Öncelikle, konuya ilişkin kurum ve kavramlar ile yasal düzenlemeler üzerinde durulmalıdır.
15. İnsan, tarihin her döneminde kendisini yoksulluğa sürükleyen, geleceğini tehlikeye iten olayları bertaraf etme düşünce ve kaygısı içinde olmuştur. Tehlikeyle karşılaşan, yoksulluğa düşen bireylere asgari bir güvence sağlamak, sosyal güvenlik anlayışının hakim yönü olmak zorundadır. Bu nedenledir ki, çağa damgasını vuran sosyal devlet anlayışının işlevi hiçbir şekilde önemini yitirmeyecektir.
16. Sosyal güvenlik, sosyal devleti gerçekleştirme araçlarından sadece bir tanesidir. Halkına sosyal güvenliği sağlayan, herkesi asgari yaşam seviyesinde buluşturan, insanların geleceklerine güvenle bakmalarını teminat altına alan devlet “sosyal devlet” tanımına biraz daha yaklaşmış olacaktır.
17. Sosyal güvenlik hakkı temel bir insan hakkı olup, çağdaş anayasaların tümünde bu anlayışa yer verilmiştir. Cumhuriyetimizin temel niteliklerinin belirlendiği 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 2. maddesinde, “Devletin sosyal bir hukuk devleti” olduğu hükme bağlanmış, 60. maddesinde de, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu, Devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alıp, gerekli teşkilatı kuracağı öngörülmüştür.
18. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 62. maddesi; “Devlet, yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının aile birliğinin, çocuklarının eğitiminin, kültürel ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliklerinin sağlanması, anavatanla bağlarının korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı olunması için gereken tedbirleri alır.” hükmünü içermektedir.
19. 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun (3201 sayılı Kanun) ile yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarına yurt dışında çalıştıkları süreleri borçlanma ve buna bağlı yaşlılık sigortasından yararlanma hakkı verilmiş ve bu kişilerin yurt dışındaki ülke sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında sosyal güvenliklerine gerek kalmaksızın Türkiye’de sosyal güvenceye kavuşmalarına imkân tanınmıştır.
20. Hizmet borçlanması, sosyal güvenlik hakkı elde edilmesinde istisnai bir yöntem olarak; primi ödenmediği için hizmet süresinden sayılmayan bazı sürelerin primlerinin borçlanılıp ödenmesi koşuluyla yaşlılık aylığına esas sigortalılık süresi ve prim gün sayısından sayılmasını sağlayan bir yapıyı ifade etmektedir.
21. Sosyal güvenliğin dinamik yapısı, amaç ve kapsamındaki genişleme eğilimi, sosyal risklerin artan etkisi dikkate alındığında, yasalarda yer alan ve sosyal güvenliğin çatısını oluşturan bu gibi kavramların sınırlarının belirlenmesinde her zamankinden daha fazla zorunluluk bulunmaktadır.
22. 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanun ile değişik 1. maddesinde “Türk vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” düzenlemesi bulunmakta iken 10.09.2014 tarihli 6552 sayılı Kanun ile değişik son hâlinde; “Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu madde ile Kanun’un amaç ve kapsamı düzenlenmiştir.
23. 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 17.07.2019 tarihli ve 7186 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanun ile değişik 3. maddesindeki “Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilenler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri sigortalının Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna, Türkiye’de çalışması varsa en son tabi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar.” şeklindeki düzenleme ile başvurulacak kuruluşlar belirtilmiştir.
24. Diğer taraftan 3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışı sürelerinin borçlanma tutarının niteliği Kanun’un 17.04.2008 tarih 5754 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde düzenlenmiş, ilgili madde ile, “Borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 82 nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın % 32’sidir. Ancak, prime esas asgari günlük kazancın altında olmamak üzere borçlanma tutarına esas alt sınırı farklı bir miktarda belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Borçlanılan süreler, yurda kesin dönüş yapılmış olması şartıyla aylık tahsisi için yazılı talepleri halinde 5510 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin son fıkrası hükümlerine göre değerlendirilir. (Mülga cümle 17.07.2019 tarih 7186 sayılı Kanun 9. madde) Tahakkuk ettirilen borç tutarı, tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenir. Ödeme yapılan gün sayısı prim ödeme gün sayısına ve prime esas kazanca dahil edilir. Tahakkuk ettirilen prim borcunu tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde ödemeyenler için yeniden başvuru şartı aranır..” hükmü getirilmiştir.
25. Başvuru sahibinin borçlanabileceği sürenin tespitine yönelik 3201 sayılı Kanun’un 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun ile değişik 5. maddesindeki;
“Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır.
Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” hükmü ile borçlanılacak sürenin nasıl değerlendirileceği ve hangi aylara mal edileceği belirtilmiştir.
26. Borçlanma yasalarının istisnai düzenlemeler olduğu dikkate alındığında iş ve sosyal güvenlik hukukuna hakim prensip olan; işçi ve sigortalı lehine yorum ilkesinden söz edilerek yasalarda açıkça belirtilen tanımların dışına çıkılmasına imkân bulunmamaktadır. Bu nedenledir ki, yurt dışı borçlanma hakkının süresi belirlenirken yasanın amacından hareket etmek gerekir.
27. 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesi uyarınca yurt dışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenecektir.
28. Bu durumda yurt dışı borçlanma talebi üzerine tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin kısmen ödenmesi veya kısmen borçlanma yapılması hâlinde yapılan ödemeye veyahut kısmen borçlanmaya karşılık gelen sigortalılık süresinin hangi tarihlere mal edileceği 5. madde kapsamında değerlendirilerek, yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru hesaplanması ile sonuca ulaşılacaktır.
29. İlgili maddenin borçlanılan sürelerin hangi tarihlere mal edileceğine yönelik açık düzenlemesi karşısında borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konularak ödenmesinin de sonuca etkili olmadığı belirgindir.
30. Somut olayda; davacının 21.10.1988 tarihinden itibaren …’da ikamet etmeye başladığı, … Sigortası hizmet belgesine göre 01.10.1989 tarihinde zorunlu prim süresi kapsamında sigortalılığının bulunduğu, 31.12.2013 ve 26.08.2014 tarihlerinde Kuruma vermiş olduğu borçlanma talep dilekçeleriyle 3201 sayılı Kanun uyarınca yurt dışında geçen 01.02.1983 tarihinden itibaren çalışılan, boşta geçen ve ev kadınlığı sürelerini borçlanma talebinde bulunduğu, Kurumca kısmi borçlanma talepleri kabul edilerek 27.09.1989-16.03.1991, 17.03.1991- 31.03.1992 ve 01.08.1997-31.12.2009 tarihleri arasında kalan 5375 gün karşılığı borç tahakkuk cetveli düzenlendiği, davacı tarafından borçlanma bedellerinin 26.06.2014 ve 21.01.2015 tarihlerinde ödendiği, borçlanılan sürelerin tahakkuk cetvelinde yazılı sürelere mal edildiği anlaşılmaktadır.
31. Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukukî olgular bir arada değerlendirildiğinde; 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yer alan açık düzenleme karşısında kısmi borçlanma yapılması hâlinde borçlanılan sürenin hangi tarihe mal edileceği, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gidilerek belirlenecektir. Bu açık yasal düzenlemenin aksine davacının yurt dışı borçlanma sürelerinin sigorta başlangıcından ileriye mal edilmesine olanak bulunmamaktadır.
32. Diğer taraftan Özel Daire bozma kararında belirtilenin aksine borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konularak ödenmiş olması da sonuca etkili olmayacaktır. Borçlanma bedeli ihtirazi kayıt konularak ödense dahi 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gidilerek mal edilecek tarihler tespit edilecektir.
33. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 16.09.2021 tarihli ve 2018/10(21)-1017 E., 2021/1014 K., 22.06.2021 tarihli ve 2018/10(21)-1040 E., 2011/811 K., 2018/10(21)-1041 E., 2021/812 K., 2018/10(21)-994 E., 2021/810 K. sayılı kararları da aynı doğrultudadır.
34. Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1. maddesi gereği dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 27.01.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.