Yargıtay Kararı Hukuk Genel Kurulu 2019/219 E. 2022/68 K. 27.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/219
KARAR NO : 2022/68
KARAR TARİHİ : 27.01.2022

MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

1. Taraflar arasındaki “Kurum işleminin iptali, tespit ve alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle verilen davanın tespit talebi yönünden kabulüne, alacak talebi yönünden reddine ilişkin karar taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 05.06.2014 tarihli dilekçesi ile yurt dışında geçen çalışma ve ev kadınlığı sürelerinden 30.07.1992-15.08.2004 tarihleri arasındaki süreyi 3201 sayılı Kanun uyarınca borçlanma talebinde bulunduğunu, davalı Kurumun 18.02.2015 tarihli cevabi yazısı ile 28.01.1992 tarihinde yurt dışına çıkışının olmakla birlikte tekrar girişinin olmadığının belirtildiğini, akabinde … Konsolosluğunca düzenlenen ve davacının yurda giriş çıkış tarihlerini gösteren belgenin davalı Kuruma sunulmasına rağmen kesinlik içermediği gerekçesiyle borçlanma isteminin reddedildiğini, davacının 29.06.2015 tarihli dilekçesi ile yurda giriş çıkışına dair Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarını sunarak 30.07.1992-14.08.2004 tarihleri arasını borçlanma talebinde bulunduğunu, bunun üzerine davalı Kurum tarafından tahakkuk cetvelinin 07.08.1994-29.01.2007 tarihleri arası için günlük 12,816TL üzerinden 4335 gün tekemmül ettirildiğini, davacının borçlanma tarih aralığına ve günlük borçlanma bedeline yönelik itirazlarının davalı Kurumun 11.09.2015 tarihli yazısı ile reddedildiğini, davacının hak kaybına uğramamak için borçlanma bedelini ödediğini, daha sonra 10.09.2015 tarihli dilekçesi ile 16.08.2004-23.08.2006 tarihleri arasını borçlanma talebinde bulunduğunu, ancak davalı Kurum tarafından 30.01.2007-02.01.2011 tarihleri arasının borçlandırıldığını öte yandan borçlanma talep tarihinin 05.06.2014 olduğunu, borçlanmasının 11,43TL günlük ödeme üzerinden yapılmayıp 12,816TL üzerinden yapılarak 6.008,31TL fazla ödeme yapılmasına sebebiyet verildiğini ileri sürerek davacının, 16.07.2015 tarihli tahakkuk cetveline istinaden 4335 gün borçlanmasının 30.07.1992-15.08.2004 tarihleri arasına; 08.04.2016 tarihli tahakkuk cetveline istinaden 1415 gün borçlanmasının 16.08.2004-20.07.2008 tarihleri arasına mal edilmesi ve 05.06.2014 tarihli yurt dışı borçlanma talebinin günlük 11,43TL üzerinden tekemmül ettirilmesi gerektiğinin tespitine, fazladan ödenen 6.008,31TL’nin yasal faiziyle istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK/Kurum) vekili cevap dilekçesinde; davacının yurda giriş çıkış kayıtlarının kesinlik içermediğini belirterek haksız ve yersiz davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. … İş Mahkemesinin 21.12.2016 tarihli ve 2016/1254 E., 2016/505 K. sayılı kararı ile; davacının 25.01.1992 tarihinden itibaren ikamet etmeye başladığının … Kenti Belediye Başkanlığına ait ikamet belgesi ile belgelendiğinden ve emniyete ait belgede de 27.01.1992 tarihinde yurt dışına çıkışı olduğu anlaşıldığından 3201 sayılı Kanun’un 1. ve 5. maddeleri gereği 16.07.2015 tarihli tahakkuk cetveline istinaden 4335 gün borçlanmasının 30.07.1992-15.08.2004 tarihleri arasına; 08.04.2016 tarihli tahakkuk cetveline istinaden 1415 gün borçlanmasının 16.08.2004-20.07.2008 tarihleri arasına mal edilmesi gerektiği, öte yandan davacının 05.06.2014 tarihinde borçlanma talebinde bulunduğu ve davalı Kurumun istediği borçlanmaya ilişkin eksik evrakları 29.06.2014 tarihinde ikmal ederek PTT’ye taahhütlü olarak verdiğinden yurt dışı borçlanma bedelinin 2014 yılı Haziran ayındaki rakamlar üzerinden hesap edilmesi gerektiği buna göre 01.01.2014-30.06.2014 tarihleri arasındaki bir günlük yurt dışı asgari borçlanma tutarı 11,43TL olduğundan 6.008,31TL’nin fazla ödendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararı:
7. … İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Kurum vekili tarafından süresi içinde istinaf yoluna başvurulmuştur.
8. … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 21.03.2017 tarihli ve 2017/404 E., 2017/421 K. sayılı kararı ile; 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yer alan borçlanılan sürelerin ibraz edilen ispatlayıcı belgelerde (yurt dışı hizmet cetveli vb.) kayıtlı bulunan son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesine ilişkin hükmün, 06.11.2008 tarihli ve 27046 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması Ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 12. maddesinin 1. fıkrasındaki hüküm ile sigortalı lehine yumuşatılarak sigortalı tarafından borçlanmak istenilen süre belirtilmişse belirtilen süre, belirtilmemiş ise ispatlayıcı belgelerde (yurt dışı hizmet cetveli vb.) kayıtlı bulunan son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi esasının getirildiği, somut olayda, 05.08.1993 tarihinden itibaren … sigorta kurumunda da kaydı bulunan davacının borçlanma bedelini ödemeden önce açıkça yurt dışında ev kadınlığına dayalı olarak borçlanma işleminin 30.07.1992 tarihinden itibaren başlatılmasını talep ettiği hâlde, yetersiz yurda giriş çıkış tarihlerini içeren kayıtlardan davacının sorumlu tutularak borçlanma süresinin değerlendirildiği, böylece ikinci borçlanmasının da buna dayalı olarak davacının talep ettiği dönemden sonraki bir döneme ilişkin borçlandırıldığı, davalı Kurum tarafından davacı vekilinin talebi doğrultusunda işlem yapılması ve borçlanılan sürenin 30.07.1992 tarihinden itibaren değerlendirilmesi gerektiği, öte yandan davacının ilk talep tarihi 05.06.2014, gerek belgeleri tamamladığına dair 29.06.2014 tarihli dilekçesini Kuruma verdiğinde, 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı olmaması, Türkiye’de 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında ilk sigortalılığının 06.08.2014 tarihine başlaması karşısında, davacının Haziran 2014 tarihindeki günlük borçlanma tutarına göre borçlanamayacağı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın tespit talebi yönünden kabulüne, alacak talebi yönünden reddine davacının 16.07.2015 tarihli tahakkuk belgesine istinaden yaptığı borçlanmasının 30.07.1992-15.08.2004 tarihleri arasına, 08.04.2016 tarihli tahakkuk belgesine istinaden yaptığı borçlanmasının 16.08.2004-20.07.2008 tarihleri arasına mal edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
9. … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
10. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 20.11.2017 tarihli ve 2017/2845 E., 2017/9470 K. sayılı kararı ile; “..F)Temyiz :
Davacı vekili,borçlanma işleminin talep tarihindeki günlük borçlanma tutarı üzerinden tekemmül ettirilmesi gerektiği,borçlanma işlemleri devam ederken sigortalılık statüsünün değişmesi halinde borçlanma işleminin o statü üzerinde devam edeceğine veya geçersiz sayılacağına ilişkin yasal düzenleme bulunmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.
Davalı vekili,borçlanma talebinde bulunanların yurt dışında geçen ve borçlanmaya esas olacak süreleri belgelendirme mecburiyetinde olduğunu,kurum işleminin doğru olduğunu belirterek temyiz etmiştir.
G) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davacının tüm temyiz itirazlarının reddine.
2-Davalının temyizine gelince;
Davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 Sayılı Yasa’nın 5. maddesinde;
“Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır.
Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir.” hükmü yer almaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 10/06/2014 tarihinde kuruma başvuruda bulunarak 30/07/1992 den itibaren 4335 güne tamamlayacak kadar yurtdışı sürelerini borçlanma talebinde bulunduğu, emniyet kayıtlarına göre 27/01/1992 ve 06/08/1994 tarihlerinde iki kez yurtdışına çıkış gözüktüğü için davacıdan pasaport belgelerini sunması istendiği ,davacı tarafından sunulan 27.03.2015 tarihli … başkonsolosluğundan alınan belgede yurda giriş çıkış tarihlerinin kesinlik içermediği belirtildiğinden davacının 01.01.1992-31.12.1994 aralığına karşılık gelen kısmı borçlanamayacağının belirtildiği, 29/06/2015 tarihli yeni talebi üzerine kurumun davacıya 07/08/1994-29/01/2007 tarihleri arası 4335 günlük süreyi yeni talep tarihindeki günlük prim ödeme tutarı üzerinden borçlanabilmesi için tahakkuk yazısı gönderdiği ve davacının 30/09/2015 tarihinde borçlanma tutarını ödediği, 08/04/2016 tarihli ikinci ek talep dilekçesi üzerine 30/01/2007-02/01/2011 tarihleri arası 1265 günlük süreyi 16/03/2016 ve 26/05/2016 tarihlerinde toplam 19.221,36 TL ödeyerek borçlandığı,davacının yurt dışı ikamet sürelerini gösteren belgeden 25.01.1992 den itibaren …’da bulunduğu ve yurt dışı hizmet belgesinden de 05.08.1993 tarihinden 31.12.2013 tarihine kadar da sigorta kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
3201 sayılı Yasa’nın 5. maddesinin 1. fıkrası ve Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması Ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin borçlandırılan sürelerin değerlendirilmesi ve sigortalılığın başlangıcı başlıklı 12. maddesine göre, Kurumca yapılan borçlanma tahakkuk işlemi yerinde olduğu gibi Kurumca düzenlenen borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konulmadan ödenmesi karşısında davanın reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Bölge Adliye Mahkemesince , davanın kısmen kabulüne karar verilmesine dair yeniden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASI gerekmiştir..” gerekçesi ile karar bozularak dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Direnme Kararı:
11. … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 22.03.2018 tarihli ve 2018/161 E., 2018/491 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
12. Direnme kararı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurt dışı borçlanma talebi üzerine tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan ödenmesi hâlinde yapılan ödemeye karşılık gelen sigortalılık süresinin hangi aylara mal edilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
14. Öncelikle, konuya ilişkin kurum ve kavramlar ile yasal düzenlemeler üzerinde durulmalıdır.
15. İnsan, tarihin her döneminde kendisini yoksulluğa sürükleyen, geleceğini tehlikeye iten olayları bertaraf etme düşünce ve kaygısı içinde olmuştur. Tehlikeyle karşılaşan, yoksulluğa düşen bireylere asgari bir güvence sağlamak, sosyal güvenlik anlayışının hakim yönü olmak zorundadır. Bu nedenledir ki, çağa damgasını vuran sosyal devlet anlayışının işlevi hiçbir şekilde önemini yitirmeyecektir.
16. Sosyal güvenlik, sosyal devleti gerçekleştirme araçlarından sadece bir tanesidir. Halkına sosyal güvenliği sağlayan, herkesi asgari yaşam seviyesinde buluşturan, insanların geleceklerine güvenle bakmalarını teminat altına alan devlet “sosyal devlet” tanımına biraz daha yaklaşmış olacaktır.
17. Sosyal güvenlik hakkı temel bir insan hakkı olup, çağdaş anayasaların tümünde bu anlayışa yer verilmiştir. Cumhuriyetimizin temel niteliklerinin belirlendiği 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 2. maddesinde, “Devletin sosyal bir hukuk devleti” olduğu hükme bağlanmış, 60. maddesinde de, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu, Devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alıp, gerekli teşkilatı kuracağı öngörülmüştür.
18. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 62. maddesi; “Devlet, yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının aile birliğinin, çocuklarının eğitiminin, kültürel ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliklerinin sağlanması, anavatanla bağlarının korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı olunması için gereken tedbirleri alır.” hükmünü içermektedir.
19. 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun (3201 sayılı Kanun) ile yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarına yurt dışında çalıştıkları süreleri borçlanma ve buna bağlı yaşlılık sigortasından yararlanma hakkı verilmiş ve bu kişilerin yurt dışındaki ülke sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında sosyal güvenliklerine gerek kalmaksızın Türkiye’de sosyal güvenceye kavuşmalarına imkân tanınmıştır.
20. Hizmet borçlanması, sosyal güvenlik hakkı elde edilmesinde istisnai bir yöntem olarak; primi ödenmediği için hizmet süresinden sayılmayan bazı sürelerin primlerinin borçlanılıp ödenmesi koşuluyla yaşlılık aylığına esas sigortalılık süresi ve prim gün sayısından sayılmasını sağlayan bir yapıyı ifade etmektedir.
21. Sosyal güvenliğin dinamik yapısı, amaç ve kapsamındaki genişleme eğilimi, sosyal risklerin artan etkisi dikkate alındığında, yasalarda yer alan ve sosyal güvenliğin çatısını oluşturan bu gibi kavramların sınırlarının belirlenmesinde her zamankinden daha fazla zorunluluk bulunmaktadır.
22. 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanun ile değişik 1. maddesinde “Türk vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” düzenlemesi bulunmakta iken 10.09.2014 tarihli 6552 sayılı Kanun ile değişik son hâlinde; “Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu madde ile Kanun’un amaç ve kapsamı düzenlenmiştir.
23. 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 17.07.2019 tarihli ve 7186 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanun ile değişik 3. maddesindeki “Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilenler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri sigortalının Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna, Türkiye’de çalışması varsa en son tabi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar.” şeklindeki düzenleme ile başvurulacak kuruluşlar belirtilmiştir.
24. Diğer taraftan 3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışı sürelerinin borçlanma tutarının niteliği Kanun’un 17.04.2008 tarih 5754 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde düzenlenmiş, ilgili madde ile, “Borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 82 nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın % 32’sidir. Ancak, prime esas asgari günlük kazancın altında olmamak üzere borçlanma tutarına esas alt sınırı farklı bir miktarda belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Borçlanılan süreler, yurda kesin dönüş yapılmış olması şartıyla aylık tahsisi için yazılı talepleri halinde 5510 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin son fıkrası hükümlerine göre değerlendirilir. (Mülga cümle 17.07.2019 tarih 7186 sayılı Kanun 9. madde) Tahakkuk ettirilen borç tutarı, tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenir. Ödeme yapılan gün sayısı prim ödeme gün sayısına ve prime esas kazanca dahil edilir. Tahakkuk ettirilen prim borcunu tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde ödemeyenler için yeniden başvuru şartı aranır..” hükmü getirilmiştir.
25. Başvuru sahibinin borçlanabileceği sürenin tespitine yönelik 3201 sayılı Kanun’un 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun ile değişik 5. maddesindeki;
“Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır.
Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” hükmü ile borçlanılacak sürenin nasıl değerlendirileceği ve hangi aylara mal edileceği belirtilmiştir.
26. Borçlanma yasalarının istisnai düzenlemeler olduğu dikkate alındığında, iş ve sosyal güvenlik hukukuna hakim prensip olan; işçi ve sigortalı lehine yorum ilkesinden söz edilerek yasalarda açıkça belirtilen tanımların dışına çıkılmasına imkan bulunmamaktadır. Bu nedenledir ki, yurt dışı borçlanma hakkının süresi belirlenirken yasanın amacından hareket etmek gerekir.
27. 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesi uyarınca yurt dışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenecektir.
28. Bu durumda yurt dışı borçlanma talebi üzerine tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin kısmen ödenmesi veya kısmen borçlanma yapılması hâlinde yapılan ödemeye veyahut kısmen borçlanmaya karşılık gelen sigortalılık süresinin hangi tarihlere mal edileceği 5. madde kapsamında değerlendirilerek, yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru hesaplanması ile sonuca ulaşılacaktır.
29. İlgili maddenin borçlanılan sürelerin hangi tarihlere mal edileceğine yönelik açık düzenlemesi karşısında borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konularak ödenmesinin de sonuca etkili olmadığı belirgindir.
30. Somut olayda; davacının 25.01.1992 tarihinden itibaren …’da ikamet etmeye başladığı, … Sigortası hizmet belgesine göre 01.10.1993 tarihinde zorunlu prim süresi kapsamında sigortalılığının bulunduğu, 05.06.2014, 10.09.2015 ve 31.12.2015 tarihlerinde Kuruma vermiş olduğu borçlanma talep dilekçesiyle 3201 sayılı Kanun uyarınca yurt dışında geçen 30.07.1992 tarihinden itibaren çalışılan, boşta geçen ve ev kadınlığı sürelerini borçlanma talebinde bulunduğu, Kurumca kısmi borçlanma talebi kabul edilerek 07.08.1994-29.01.2007 ve 30.07.2007-02.01.2011 tarihleri arasında kalan 5750 gün karşılığı borç tahakkuk cetveli düzenlendiği, davacı tarafından borçlanma bedellerinin 30.09.2015, 16.03.2016 ve 26.05.2016 tarihlerinde ödendiği, borçlanılan sürenin tahakkuk cetvelinde yazılı sürelere mal edildiği anlaşılmaktadır.
31. Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukukî olgular bir arada değerlendirildiğinde; 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yer alan açık düzenleme karşısında kısmi borçlanma yapılması hâlinde borçlanılan sürenin hangi tarihe mal edileceği, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gidilerek belirlenecektir. Bu açık yasal düzenlemenin aksine davacının yurt dışı borçlanma sürelerinin sigorta başlangıcından ileriye mal edilmesine olanak bulunmamaktadır.
32. Diğer taraftan Özel Daire bozma kararında belirtilenin aksine borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konularak ödenmiş olması da sonuca etkili olmayacaktır. Borçlanma bedeli ihtirazi kayıt konularak ödense dahi 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gidilerek mal edilecek tarihler tespit edilecektir.
33. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 16.09.2021 tarihli ve 2018/10(21)-1017 E., 2021/1014 K., 22.06.2021 tarihli ve 2018/10(21)-1040 E., 2011/811 K., 2018/10(21)-1041 E., 2021/812 K., 2018/10(21)-994 E., 2021/810 K. sayılı kararları da aynı doğrultudadır.
34. Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/2. maddesi gereği dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 27.01.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.