Yargıtay Kararı Hukuk Genel Kurulu 2019/410 E. 2022/532 K. 12.04.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/410
KARAR NO : 2022/532
KARAR TARİHİ : 12.04.2022

MAHKEMESİ : (Kapatılan)Yargıtay 14. Hukuk Dairesi

1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın esastan reddine karar verilmiştir.
2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacının İstemi:
4. Davacı 26.06.2018 tarihli dava dilekçesinde; 32264 ada 10 parsel sayılı taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesine ilişkin olarak İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 2012/106 E., 2012/1432 K. sayılı karar ile hâkimin reddi talebi hakkında İzmir 2. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 2015/37 E., 2015/37 K. sayılı kararın hukuka aykırı olduğunu ve bu kararlara ilişkin temyiz başvurularının incelenmeksizin kamu gücü kullanılarak reddedildiğini, haklarının ihlâl edilmesi nedeniyle zarara uğradığını, belirtilen dosyadaki davacıların terekeye ortak olmadıkları hâlde ortakmış gibi gösterilerek İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin gerekçeli kararına yazıldığını, davaya konu 32264 ada 10 parselin parasını annesine ödemesine karşın yaşının küçük olması nedeniyle taşınmazın İsmail Pehlivan adına kaydedildiğini, terekeye ortak olmayan kişilerin davaya dâhil edilmelerinin hukuken usulsüz olduğunu gibi usulsüz tebligata dayanılarak kararın kesinleştirilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna sunulmak üzere verdiği dilekçeler hakkında Yargıtay 6. ve 20. Hukuk Dairelerinin karar veremeyeceğini, yaşanan süreç içerisinde davaya konu olan taşınmaz ile İsmail Pehlivan’ın velisi olması nedeniyle gasp ettiği taşınmaz ve kaçırdığı terekeden dolayı kaybının 1.836.590.83TL olduğunu, Anayasa’da güvence altına alınmış olan temel hak ve özgürlükleri ile hukuktan doğan haklarının kamu gücü tarafından ihlâl edildiğini ileri sürerek, manevi hakları saklı kalmak kaydıyla maddi zararının kısmen karşılanması için yasal faizi ilave edilerek şimdilik 80,000TL tazminatın tahsilini, ayrıca başvuru, harcırah, yol, posta, yasal tarife üzerinden dilekçe yazdırma masrafları ve diğer masrafların faizleriyle birlikte tümünün davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı Maliye Hazinesi vekili; öncelikle davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenerek bu nedenle reddi gerektiğini, kararların yasal mevzuata uygun olarak verildiğini ve yargısal denetimden geçerek kesinleştiğini, kusur, kasıt ve hata bulunmadığını, davanın yersiz ve haksız olarak açıldığını, tazminat talebine ilişkin yasal dayanak gösterilmediğini, bu nedenle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 46. maddesinde belirtilen şartların oluşmadığını, HMK’nın 48. maddesine göre maddi zararın oluştuğunu gösteren bir delil de bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
6. İhbar olunan hâkim … vekili; davanın haksız olup reddi gerektiğini, hâkimlik mesleğinde birinci sınıfa ayrılan, iş ve özel hayatında saygın bir hukukçu olan müvekkilinin 2017 yılının sonu itibariyle yaş haddinden emekli olduğunu, davaya konu edilen olaylarla ilgili olarak müvekkili tarafından verilen tek kararın ise Karşıyaka 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/37-37 D. İş sayılı reddi hâkim talebiyle ilgili 24.6.2015 tarihli karar olduğunu ve bu kararın Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.12.2015 tarihli ve 2015/12582 E., 2015/12408 K. sayılı ilamıyla onandığını, karar düzeltme talebinin de aynı Dairenin 11.10.2016 tarihli ve 2016/4769 E., 8834 K. sayılı karar ile reddedildiğini, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, bu nedenle davacının tazminat talebinin hukukî hiçbir dayanağının bulunmadığını belirterek reddini savunmuştur.
7. İhbar olunan hâkim … ise cevap dilekçesi sunmamıştır.
Özel Daire Kararı:
8. Yargıtay (Kapatılan)14. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla 19.02.2019 tarihli 2018/3 E., 2019/3 K. sayılı kararı ile;
“…Davacı … tarafından verilen 26.06.2018 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin E:2012/106. K:2012/1432 sayılı kararı ile İzmir 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin E:2015/37, K:2015/37 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ve bu kararlara ilişkin temyiz başvurularının incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle haklarının ihlal edilmesi sonucu zarara uğradığını, maddi zararlarının tazmini istediği, belirtilen dosyadaki davacıların terekeye ortak olmadıkları halde, terekeyle şüyuulandırılmış müstakil tapulu kişilerin tereke ile ortakmış gibi gösterilerek, İzmir/Karşıyaka 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin gerekçeli kararına yazıldığını, terekeye ortak olmayan kişilerin davaya dahil edilmelerinin hukuken usulsüz olduğunu, tebligatın kendisine, bir yakınına veya Nüfus kayıt sistemi adresindeki muhtarına tebligat yapılmamasına rağmen, Nüfus kayıt sistemi adresinde olmayan muhtara yapılan tebligata dayanılarak kararın kesinleşmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başkanlığı’na sunulmak üzere verdiği dilekçeler hakkında bir alt kurum olan Yargıtay 6. ve 20. Hukuk Dairesi Başkanlığı’nın karar veremiyeceği, mahkemenin eski kararında direnirse, direnme kararının temyizi halinde temyiz incelemesinin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başkanlığı’nca yapılabileceğini, davaya konu olan taşınmazdan ve İsmail Pehlivan’ın velisi olması nedeniyle gasp ettiği taşınmazla ve kaçırdığı terekelerden dolayı kaybının 1.836.590.83 TL olduğunu, sorumluluğu doğuran davranış, haksız eylemin öğelerini gerçekleştirmemesine karşın, eylemin sonuçlarına zarar görenin değil, zarar verenin katlanması gerektiğini, görev yönünden davanın reddedilmesi ve dosyanın ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başkanlığı’na gönderilmesi gerektiğini, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinin ve hukuktan doğan haklarının kamu gücü tarafından ihlal edildiğini, manevi haklarının saklı tutarak, madi zararlarının kısmen karşılanması için yasal faizi ilave edilerek şimdilik 80,000,00 TL (Seksenbin Türk Lirası) tazminat ödenmesini, başvuru, harcırah, yol, posta, yasal tarife üzerinden dilekçe yazdırma masrafları ve diğer vs. masrafların faizleriyle birlikte tümünün davalı tarafa yükletilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı duruşmadaki beyanlarında; dava dilekçesini tekrar ettiğini, dilekçesinde ayrıntılı olarak belirttiği nedenlerden dolayı mağdur olduğunu, zararının tazminini istediğini, uzlaşma talebinin olmadığını, ayrıca ek delil ibrazı için süre de talep etmediğini, beyanlarını tekrar ettiğini ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafından İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin E:2012/106. K:2012/1432 sayılı kararı ile İzmir 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin E:2015/37, K:2015/37 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ve bu kararlara ilişkin temyiz başvurularının incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle haklarının ihlal edilmesi sonucu zarara uğradığı iddiasıyla maddi ve manevi zararlarının tazmini talebiyle dava açıldığını, dava konusu edilen her bir dava dosyasında verilen kararların kesinleşme tarihi esas alınarak davanın, öncelikle süresi içinde açılıp açılmadığının incelenerek BK.72.md uyarınca iki yıl içinde açılmayan davanın zamanaşımına uğrayacağı hükmü gereğince, süresinde değilse zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini talep ettiğini, dava konusu yapılan hususlarda yasada belirtilen yollara gidilebileceği için hakimin hukuki sorumluluğuna ilişkin koşulların gerçekleşmediğini, dava konusu kararlara karşı yasada belirlenen yollara müracaat ettiğini, kararların Yargıtay denetiminden geçerek onanarak kesinleştiğini, HMK’nun 46.ncı maddesinde belirtilen koşulların oluşmadığını, davanın reddedilmesi gerektiğini, dava konusu edilen kararlar nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın ve tazminat talebinin yasal dayanağının bulunmadığını, davacının talebini tam olarak açıklamadığını, maddi ve manevi haklarım saklı tutarak, hakim kusuru nedeniyle maddi zarar olarak şimdilik 80.000.-TL tazminat talep ettiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan delillerin maddi ve manevi tazminatı ispata yeterli bulunmadığını, bu olay nedeniyle tazminat talebini gerektirecek bir hususunda mevcut olmadığını, kararların yasal mevzuata uygun olarak verildiğini, işlemlerde kusur, kasıt ve hatanın olmadığını, ayrıca idareye atfedilecek bir kusurunda mevcut olmadığını, iddia edilen zarar nedeniyle Bakanlığın sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenlerle yersiz ve mesnetsiz açılan davanın reddine, ayrıca HMK’nun 49. maddesi uyarınca davacının disiplin para cezasına mahkum edilmesini talep etmiş, davalı hazine vekili duruşmadaki beyanlarında ise cevap dilekçesini ve beyanlarını tekrar ettiğini, uzlaşma ve sulh olma talebinin olmadığını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İhbar olunan …’a usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliğ edildiği, ihbar olunan … yargılama aşamasında kendisini vekil ile temsil ettirmiştir.
İhbar olunan … vekili Av. … tarafından dosyaya 03.08.2018 havale tarihli cevap dilekçesi verdiği, dilekçesinde özetle; müvekkilinin ihbar olunan olarak yer aldığı davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, reddinin gerektiğini, müvekkilinin 2017 yılının 12. Ay sonu itibari ile yaş haddinden emekli ayrıldığını, hakimlik mesleğinde 1.sınıfa ayrıldığını, iş ve özel hayatına saygın bir hukukçu olduğunu, müvekkilinin yaşamı ve mesleki hayatı boyunca, hakimlik mesleğinde olması itibarı ile mesleğinin kazandırdığı objektiflik, tarafsızlık, başkalarının hakkına saygılı davranış, başkasına haksızlık yapmaktan kaçınma, bulunduğu ortamda nizaya karışmaktan çekinti, etik duyguları içinde hareket eder halde yaşadığını davaya konu maddi tazminat ile müvekkili tarafından ihdas olunan tek kararın; Karşıyaka 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/37-37 D.İş sayılı “Reddi Hakim” talebi ile ilgili 24.6.2015 tarihli karar olduğunu ve bu kararın Yüksek Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin, 10.12.2015 tarih ve 2015/12582 Esas, 2015/12408 Karar sayılı ilamıyla onandığını, karar düzeltme talebinde bulunulması sonucu aynı Dairenin, 2016/4769-8834 ve 11.10.2016 tarihli kararı ile reddine karar verildiğini, müvekkiline ihdas olunan tek kararın bu olduğunu, verilen kararında usul ve yasaya uygun olduğunu ve Yüksek Yargıtay incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiğini, Bu nedenlerle davacının tazminat talebinin hukuki hiçbir dayanağının olmadığını, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini belirttiği görülmüştür.
İhbar olunan …’a dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ihbar olunanın kendisini vekil ile temsil ettirmediği gibi dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi vermediği anlaşılmıştır.
Karşıyaka 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/106 esas ve 2012/1432 karar sayılı dava dosyası ile Karşıyaka 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/37 Değ, iş esas ve 2015/37 Değ. İş karar sayılı dava dosyaları celp edilerek dosya arasına getirtilmiş ve Dairemizce incelenmiştir.
Dava, hakimlerin hukuki sorumluluğunun hukuksal nedenine dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Hakimlerin hukuki sorumluluğu Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46-49. maddelerinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Yasa’da gösterilen sorumluluk nedenleri, örnek niteliğinde olmayıp; sınırlı ve sayılı durumları ifade etmektedir.
Somut olayda, Karşıyaka 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/106 esas ve 2012/1432 karar sayılı dava dosyası ile Karşıyaka 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/37 Değ, iş esas ve 2015/37 Değ. İş karar sayılı dava dosyaları kapsamı itibariyle davacının, verilen kararların hukuka aykırı olduğunu ve bu kararlara ilişkin temyiz başvurularının incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle haklarının ihlal edilmesi sonucu zarara uğradığı iddiasıyla maddi zararlarının tazmini talebinde bulunulmuştur. Dava konusu olayda tamamen yargısal faaliyet söz konusu olup, …nun 46 ncı maddesinde yer alan nedenlerden bir ya da bir kaçının bulunduğu davacı tarafça ispatlanamamıştır.
Tazminat istemi, yasa yolları düzenlenmiş bulunan yargısal işlem ve kararlara ilişkindir. Hatalı olduğu ileri sürülen yargısal işlemlerde, özel amaç ile davranıldığı yönünde bir delil bulunmamaktadır.
Dava edilen talebin konusu, Hukuk Muhakemeleri Usulu Kanunda sınırlı sayıda yazılı sorumluluk gerektiren hususlardan olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 49 ncu maddesinde “…Dava esastan reddedilirse davacı 500,00 TL’den 5.000,00 TL’sine kadar disiplin para cezasına mahkum edilir…” hükmünü düzenlemiştir.
Davacının davası esastan reddedildiğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 49 ncu maddesi gereğince takdiren 1.000,00 TL disiplin para cezasına mahkum edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1- Davacının hakimin hukuki sorumluluğunun hukuksal nedenlere dayalı tazminat davasının koşulları oluşmadığından REDDİNE,
2- 6100 sayılı HMK’nun 49. maddesi gereğince takdiren 1.000,00 TL disiplin para cezasının davacıdan alınarak Hazineye verilmesine,
3- Maktu 68,20 -TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.366,20-TL’nin mahsubu ile kalan 1.298,00-TL’nin istek halinde davacıya iadesine,
4- Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince 4.125,00-TL vekalet ücretinin, davacıdan alınıp kendisini vekil ile temsil eden davalı Maliye Hazinesine verilmesine,
5- Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6100 sayılı HMK’nun 333.maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avanstan kullanılmayan kısmın davacıya iadesine,…” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi:
9. Özel Daire kararı süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.

II. GEREKÇE
10. Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
11. HMK’nın 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. HMK’nın 46. maddesinde; “(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir:
a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması.
ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması.
d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması.
e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması.” düzenlemesi bulunmaktadır.
12. Somut olayda HMK’nın 46. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat davası açma şartları oluşmadığından Özel Dairece davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
13. Hâl böyle olunca, yapılan açıklamalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.

III. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacının temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, 12.04.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.