Yargıtay Kararı Hukuk Genel Kurulu 2020/717 E. 2022/621 K. 28.04.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2020/717
KARAR NO : 2022/621
KARAR TARİHİ : 28.04.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki “rücuen tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete kasko sigortalı araç ile davalıya ait aracın karıştığı trafik kazası sonucu müvekkilinin aracının hasarlandığını, kusurun tamamen karşı araç sürücüsüne ait olduğunu ileri sürerek müvekkilinin sigortalısına ödediği 6.821TL’nin ödeme tarihi olan 06.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı cevap dilekçesinde; zarar miktarının aracının sigorta şirketinden tahsil edilmesi gerektiğini, bedelin ödenmemesi için hiçbir olumsuz durumun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.04.2015 tarihli ve 2014/107 E., 2015/191 K. sayılı kararı ile; sigortalı araç içindeki şahısların davalıya saldırmak üzere yolu keserek davalının aracına yöneldiği, davalının bu durum karşısında hayatını en azından vücut bütünlüğünü tehdit altında görmesi nedeniyle olay yerinden uzaklaşmasının haklı savunmanın ilk koşulu olduğu, davacı sigortalı sürücü ve onun yanındaki şahısların davalıyı kendi kusurlu hareketleri ile haklı savunma durumuna soktukları bu nedenle davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 63 ve 64. maddeleri uyarınca davacı sigortalı araç sahibinin zararını tazmin yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.03.2016 tarihli ve 2015/16628 E., 2016/3674 K. sayılı kararı ile;
“…Dava, kasko sigorta şirketinin, sigortalısına yaptığı ödemenin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkeme her ne kadar BK 63.maddesi gereği davalının haklı savunma içinde bulunduğu sırada kazanın gerçekleştiği ve BK 64.maddesi gereği davacı … şirketinin sigortalısının zararından sorumlu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiş ise de; tarafların savcılık aşamasında alınan beyanları çerçevesinde davalının sigortalıyı tahrik edip etmediği, ayrıca olay yerinde konusunda uzman bilirkişi marifeti ile keşif yapılarak davalının sigortalı araca zarar vermeden olay yerinden uzaklaşmasının mümkün olup olmadığı hususu belirlenir, bu kapsamda tarafların kazanın oluşumunda kusur oranlarının tespit edilerek oluşacak duruma göre karar vermek gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.12.2016 tarihli ve 2016/541 E., 2016/660 K. sayılı kararı ile; olayda davacıya sigortalı araçta bulunan kişilerin, yoldaki tartışma sona erdikten sonra, trafikte seyir hâlinde olan diğer araç ve insanları umursamadan davalının aracını yolu keserek durdurdukları ve araçtan inerek davalıyı canını kurtarmak için kaçmak zorunda bıraktıkları konusunun açık olduğu, sona ermiş bir sözlü sataşmadan sonra hukukun teşvik ettiği ve koruduğu davranış biçimi aracın plakasını alarak gerekli mercilere şikayette bulunmak olduğu, burada tahrik ancak sözlü sataşmalar için ve karşılıklı söylenen sözler için tartışma yapılabileceği, davalının kendi aracına da büyük zarar vererek kaçmak zorunda kaldığı, objektif insan davranışına göre zaten davalının kaçabileceği yerden en az zararla kaçtığının kabulünün gerektiği, dosya içerisindeki 01.03.2013 tarihli CD izleme tutanağında da kayda değer bir görüntü olmadığının belirtildiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olup olmadığı, bu kapsamda tarafların savcılık aşamasında alınan beyanları çerçevesinde davalının sigortalıyı tahrik edip etmediği, ayrıca olay yerinde konusunda uzman bilirkişi marifeti ile keşif yapılarak davalının sigortalı araca zarar vermeden olay yerinden uzaklaşmasının mümkün olup olmadığı hususları belirlenip, bu bakımdan tarafların kazanın oluşumunda kusur oranlarının tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE
12. İlk derece mahkemesi ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık olayın meydana geliş şeklinin tespiti bakımından yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
13. Dava dosyası içinde yer alan soruşturma evrakı ve alınan beyanlardan davacı … tarafından zararı karşılanan araç içindeki kişilerle davalı arasında trafikte araç kullanma nedeniyle tartışma çıktığı, ışıklarda yan yana durunca sözlü sataşma olduğu, bu kişilerin ışıkta hareket ettikten sonra davalının aracının önünün kesildiği ve araçtan inen üç kişinin davalının aracına doğru geldiği, araca yumruk ve tekmelerle saldırılması üzerine davalının aracıyla birlikte olay yerinden uzaklaşmak için hareket ettiği, yolun kapalı olması nedeniyle kaçarken davacı şirket tarafından sigortalanan aracın sağ tarafına sürtünme nedeniyle hasar verdiği, davalı aracının da sol tarafının hasarlandığı görülmektedir. Olayın gelişiminin yukarıda anlatılan şekilde olduğu hususu soruşturma evrakında bulunan, karşı tarafı oluşturan kişilerin ve tanıkların verdikleri ifadelerden de net bir şekilde anlaşılmıştır. Dosya içerisinde yer alan CD izleme tutanağında da kayda değer bir görüntü olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda davalının kusurundan bahsedilemeyeceği açık olup, maddi vakıa açık olduğundan Özel Dairece yapılması istenen araştırma ve inceleme de yargılamaya bir katkı sağlamayacaktır. Davalıya atfedilecek bir kusur bulunmadığından davanın reddine ilişkin verilen ilk derece mahkemesi kararı yerindedir.
14. Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, yerel mahkeme kararında ve direnme gerekçelerinde açıklanan gerektirici nedenlere göre, yerel mahkemenin yazılı şekilde karar vermesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
15. Bu nedenle usul ve yasaya uygun direnme kararının onanması gerekmiştir.

IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/III-1 karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28.04.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.