YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2021/428
KARAR NO : 2022/1390
KARAR TARİHİ : 27.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda … Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı istemi:
4. Davacı vekili … Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; müvekkilinin 738.000 m² yüzölçümlü arazisinde ceviz yetiştirmek amacıyla akdettiği 02.03.2011 tarihli ceviz fidanı alım satım sözleşmesi gereğince davalılardan 11.915 adet aşılı ceviz fidanını adeti 10TL’den KDV dâhil 119.138,09TL bedelle satın aldığını, bu sözleşme gereğince davalıların dikimi yapılacak aşılı ceviz fidanlarını temin edip dikim esnasında dikimin nereye, nasıl yapılacağı hakkında işçilere meslekî ve teknik bilgi vermeleri, bu işler için en az üç tane vasıflı ve eğitimli işçinin temini ile dikim işlerine nezaret etmeleri gerektiğini, sözleşmenin 4. maddesinde bu hususların hüküm altına alındığını ancak davalıların üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemeleri nedeniyle fidanların 3.560 adedinin kuruduğunu, davalıların sözleşmedeki garanti yükümlülükleri gereğince kuruyan fidanlar yerine yeni ancak daha sonra aşılanacağı taahhüt edilen aşısız fidanlar gönderdiklerini, bu fidanların da gerekli bakımları yapılmasına rağmen kuruduklarını, bunun üzerine davalılarla 25.08.2012 tarihinde ek sözleşme imzalandığını, anılan ek sözleşme uyarınca teslim edilmesi gereken aşılı ceviz fidanlarının ise teslim edilmediğini, davalıların taahhütlerini yerine getirmediklerini, müvekkilinin kuruyan fidanlar dışındaki tüm fidanların ücreti olan 80.000TL’yi ödediğini, ek sözleşmede davalıların yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmesi hâlinde ödenecek olan 39.000TL’den 5.000TL’nin 19.10.2012 tarihinde davalılara ödendiğini, bakiye 34.000TL’nin ödenmediğini, bu nedenle kuruyan ve yenisi yerlerine dikilmeyen 3.560 adet fidanın bedeli olan 35.600TL’den kaynaklanan alacağın 1.560TL olduğunu, davalıların ödemesi gereken 4.000TL nakliye ücretinin de müvekkili tarafından ödendiğini ileri sürerek sözleşmede kararlaştırılan vasfa uygun olmaksızın teslim edilen 3.560 adet aşısız ceviz fidanının aşılanma süresi, hâlihazırda aşılı ceviz fidanlarıyla aynı vasfa ve yeterliliğe gelme ve ürün verme süresinin gecikeceği nazara alındığında müvekkilinin uğrayacağı takriben 300.000TL’lik zarardan şimdilik 40.000TL olmak üzere toplam 45.560TL’nin avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, 02.03.2011 tarihli sözleşme ve 25.08.2012 tarihli ek sözleşme gereğince henüz ödenmemiş bulunan 34.000TL bedelden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabı:
5. Dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen süresinde davaya cevap verilmemiş olup davalılar vekili 20.05.2013 havale tarihli beyan dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin basit bir alım-satım sözleşmesi olup müvekkillerinin sözleşme gereğince üzerlerine düşen edimleri yerine getirdiklerini, sözleşme hükümlerine göre davanın haksızlığının ve davacının iyiniyetli olmadığının anlaşılacağını, fidanların davacının kendi kusuru neticesinde kuruduğunu, bu durumdan dolayı müvekkillerine sorumluluk yükletilemeyeceğini, davanın haksız açıldığını belirterek reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. … Anadolu 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.02.2014 tarihli ve 2013/665 E., 2014/45 K. sayılı kararıyla; mahkemenin görevsizliği ile dava dilekçesinin reddine ve dosyanın görevli … Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kararın kesinleşmesini müteakip talep üzerine dosya görevli mahkemeye gönderilmiştir.
7. … Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 2014/137 E., 2015/386 K. sayılı kararı ile; davalıların sözleşme ile üstlendikleri yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne, 40.000TL kazanç kaybı, 4.000TL nakliye ücreti ve 3.560 adet kuruyan fidan bedelinden fazla ödenen 1.560TL olmak üzere toplam 45.560TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine, davacının 02.03.2011 ve 25.08.2012 tarihli sözleşmelerden dolayı davalılara 34.000TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı :
8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
9. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 11.03.2020 tarihli ve 2016/28541 E., 2020/3178 K. sayılı kararı ile; “…Dava, taraflar arasında yapılan ceviz fidanı satışına konu sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olup Mahkemece fidanlardaki kurumaların taraflar arasındaki 25.08.2012 tarihli ek sözleşmede alıcı tarafından dikilip bakımı ve sulaması yapılan fidanların 4.000 adedinin kuruduğu konusunda taraflar anlaştığını kurumanın satıcılardan kaynaklandığını, fidanların kısmen kuruması üzerine tarafların 25.08.2012 tarihinde ek sözleşme yaparak 3/c maddesi ile alıcı – davacının 02.03.2011 tarihli sözleşmeden dolayı satıcıya bakiye 39.000,00 TL borcu olduğu tespit edilerek bu borcun ilk sözleşmenin garanti hükümleri kapsamında bedelsiz olarak teslim edilecek kuruyan ve kuruyacak olan fidanların teslimi, dikilmesi, bakımının yapılması, yetiştirilmesi ve kurumayacağı kesinleşinceye kadar geçecek süreye kadar ödenmeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalı tarafın ek sözleşme uyarınca edimini usulüne uygun şekilde yerine getirmediğini davacı tarafça ihtar gönderilmesine rağmen edim yerine getirilmediğinden ek sözleşmede kabul edilen 39.000,00 TL’den davacı tarafça 19.10.2012 tarihinde ödenen 5.000,00 TL’nin mahsubu ile ek sözleşmeden dolayı davalı tarafa 34.000,00 TL borçlu olmadığı subuta erdiğinden talebin kabulüne karar verildiğini, taraflar arasındaki 25.08.2012 tarihli ek sözleşmenin 3/1 maddesi uyarınca 02.03.2011 tarihli sözleşmenin garanti hükümleri uyarınca, kuruyan fidanların yerine dikilmesi taahhüt edilen fidanların teslimi için nakliye ücretinin satıcıya ait olduğunun taraflarca kararlaştırıldığını, davacı tarafça ödenen nakliye ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini gerektiğini ve fazla ödenen 1.560,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın 3.560 adet aşısız ceviz fidanının teslim edilmiş olması sebebiyle bu fidanların aşılanma süresi, hali hazırda aşılı ceviz fidanlarıyla aynı vasfa ve yeterliliğe gelme, ürün verme süresince uğranılacak zararın tahsiline ilişkin talebi ile ilgili davacının uğradığı zararın tespiti noktasında yapılan bilirkişi incelemesi sonucu ise; fidan bedelinin 10.00 TL, dikim ve bakım bedelinin 4,80 TL olduğu, 1.530 adet delice fidanın aşılama ve bakım maliyetinin adedi 3,30 TL’den 5.049,00 TL olacağı, kuruyan fidan ve delice fidanlar yönünden davacı tarafın zararının 59.809,00 TL olacağını, davacı tarafın kuruyan fidanlar ile delice fidanlardan dolayı uğrayacağı ürün kaybı bedelinin 254.016,00 TL olacağı bu suretle toplam zararın 313.825,00 TL ulaşacağı belirlendiğini taleple bağlı kalınarak 40.000,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Taraflar arasında yapılan Ceviz Fidanı Alım Satım Sözleşmesi’nin 3/b maddesinde; satın alınan fidanların gerekli bakımlar yapıldığı halde kuruması halinde satıcı, kuruyan fidanlardan sorumlu olup yerine aynı tür ve özellikte fidan teslim edileceği belirlenmiştir. Yine 8. maddede;””…Satıcı alıcıya karşı iş bu sözleşmeden dolayı her türlü edimini fidanların teslimi ve dikiminden sonra toplam fidanların %90’ını, fidandan kaynaklanan nedenlerle kuruması halinde 6 yıl süre ile garanti etmiştir…”” ek sözleşmede de kuruyan fidanlarla ilgili satıcının sorumluluğu sözleşme maddeleri ile belirlenmiştir.”
Bu durumda mahkemece, satıcının sorumluluğu belirlenirken taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre karar vermelidir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda fidanların kuruma nedeni net olarak belirlenmemiştir. Satıcı her iki sözleşmede de fidandan kaynaklanan nedenlerle ilgili garanti vermiştir. Hal böyle olunca, fidanların kuruma nedeni açık ve net olarak belirlenmediğinden davalıların gelir kaybından sorumlu tutulması hatalı olup, bozmayı gerektirir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
10. … Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.10.2020 tarihli ve 2020/122 E., 2020/107 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesinin yanında, davacının sözleşmenin usulüne uygun yerine getirilmemesinden doğan zararını, hukukun genel prensipleri ve sözleşme maddeleri gereğince davalı taraftan talep edebileceği, ek sözleşme 2/C maddesi uyarınca fidanların kurumayacağının kesinleşmesine kadar bakiye borcun ödenmeyeceğinin taahhüt edilmesinden de davalının davacı tarafa bu konuda garantide bulunduğunun sabit olduğu, davalı tarafın fidanların kurumayacağının kesinleşmesine kadar davacıya hizmet verdiğini iddia ve ispat edemediği, davacının beklediği faydayı elde edememesi nedeni ile uğradığı zararın davalı tarafça karşılanması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
11. Direnme kararı süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
12. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, davalıların sorumluluğunun fidanların kuruma nedeninden bağımsız olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre dosyanın bu hâliyle davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
13. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle sözleşme kavramının açıklanmasında fayda vardır.
14. Hukukî işlemden doğan borç ilişkilerinin başlıca kaynağı sözleşmedir. Her sözleşme, taraflar arasında bir hukukî ilişki meydana getirir, bu ilişkiye “sözleşmeye dayalı=akdi ilişki” denir. Doktrin ve uygulamada sözleşme yerine “akit”, “mukavele” veya “bağıt” kelimeleri de kullanılmaktadır. Sözleşme; hukukî bir sonuç doğurmak üzere, iki veya daha ziyade kişinin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarının uyuşmasını ifade eder.
15. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 12/1. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu düzenlendiği gibi, 48/1. maddesinde de herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetinin bulunduğu kabul edilerek kişilerin irade özgürlüğüne sahip olduğu temel ilke olarak benimsenmiştir. Borçlar hukukumuza hâkim olan “sözleşme serbestliği” ilkesinin kaynağı da irade özgürlüğüne dayanmaktadır.
16. Sözleşme serbestliği ve özgürlüğünün; sözleşme yapıp yapmama, sözleşmenin karşı tarafını seçme, sözleşmenin içeriğini, tipini ve şeklini belirleme, sözleşmenin içeriğini değiştirme ve sözleşmeyi ortadan kaldırma gibi biçimleri bulunmaktadır.
17. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sözleşme özgürlüğü” başlığı altında düzenlenen 26. maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu 19. maddesi);
“Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler” şeklindeki hüküm ile tarafların kanunda öngörülen sınırlar içinde, sözleşmenin içeriğini özgürce belirleyebilecekleri kabul edilmiştir.
18. Sözleşmenin içeriği kavramından anlaşılması gerekenin ne olduğu Kanun’da açıkça belirtilmemiş olmakla birlikte doktrinde tarafların yapmış oldukları sözleşme kapsamında, üzerinde anlaşmaya vardıkları her şeyin sözleşmenin içeriğine dâhil olduğu ifade edilmektedir. Tarafların belirlediği edim veya edimler, bu edimlerin nerede ve ne zaman yerine getirileceği, yan edim ve yükümlülükler, sözleşmenin şekli, tarafların yapmaması gereken fiil ve davranışlar ile pek çok şey sözleşmenin içeriğine dâhildir (Hukuk Genel Kurulunun 15.04.2021 tarihli ve 2017/15-259 E., 2021/486 K. sayılı kararı).
19. Tarafların özgür iradeleri ile oluşturup içeriğini serbestçe belirledikleri sözleşmenin kurulmasından sonra sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kararlaştırılan şekilde ve zamanda yerine getirmek zorunda olmaları temel kural olup bu kurala “ahde vefa (söze bağlılık)” ilkesi denilmektedir. Latince “pacta sunt servanda” olarak ifade edilen ahde vefa ilkesi, insanların verdikleri sözleri tutması gerektiğini dile getiren ahlâkî bir prensiptir. Herkes sözleşme ile verdiği sözde durmalıdır ve sözleşme yapıldıktan, birtakım haklar ve yükümlülükler doğduktan sonra, tarafların özel durum ve ilişkilerinde ortaya çıkan değişikliklere bakılmamalıdır ve bu değişiklikler sözleşme ile verilen sözü etkilememelidir. Yani taraflar değişikliklere karşın, kendileri için zor da olsa verdikleri sözü yerine getirmelidirler (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 26-27). Aynı zamanda dürüstlük kuralının da bir görünümü olan “ahde vefa (söze bağlılık)” ilkesi gereğince kişilerin serbest iradeleriyle sözleşme ile verdikleri sözleri ve karşılıklı taahhütlerin, bu kişiler arasında bağlayıcı olduğu kuşkusuzdur.
20. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında 02.03.2011 tarihli “Ceviz Fidanı Alım-Satım Sözleşmesi” adı altında sözleşme imzalandığı, bununla davalıların davacıya karşı, bedeli mukabilinde, sözleşmede belirtilen koşullarda ve özellikte 15.000 adet fidanı teslimi yükümlendiği, sözleşmenin 4. maddesinde satıcının dikim sırasında fidanların nereye ve nasıl dikileceği ile bakım konusunda alıcıya veya işçilerine ücretsiz bilgi ve eğitim verileceği, sözleşmenin 3/a maddesinde satın alınan fidanların gerekli bakımlar yapılmasına rağmen kuruması hâlinde satıcının kuruyan fidanlardan sorumlu olduğu ve yerine aynı tür ve özellikte fidan temin edeceği hususlarının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
21. Ancak yine taraflar arasında, anılan ilk sözleşme ile bağlantı kurulmak suretiyle 25.08.2012 tarihli “Ceviz Fidanları Alım-Satım Sözleşmesi Eki Sözleşme” başlığı altında ikinci bir sözleşme imzalanmış ve bu sözleşmenin 2. maddesinde satıcının alıcıya ilk sözleşme gereğince 11.915 adet aşılı ceviz fidanı teslim ettiği, teslimden sonra alıcının fidanları diktiği ve bakımını yaptığı, bu duruma rağmen satıcının teslim ettiği ve alıcının teslim alıp bakımını yaptığı fidanlardan 4.000 adedinin kuruduğu, bu durum üzerine satıcının 02.03.2011 tarihli ilk sözleşmedeki garanti yükümlülüğü kapsamında 2012 yılı Mart ayı içinde 4.000 adet aşılı ceviz fidanı yerine aşısız 4.000 fidan teslim ettiği ve tarlaya dikilmesine nezaret ettiği, işbu sözleşmenin imza tarihi itibariyle 2012 Mart ayı içinde kuruyan 4.000 fidan yerine dikilen aşısız 4.000 fidanın satıcı tarafından aşıları yapılan önemli bir kısmının daha kuruduğu, satıcının önemli bir kısmı kuruyan ve kuruyacak olan fidanların yerine ilk sözleşmenin garanti hükümleri kapsamında bedelsiz olarak aynı tür ve vasıfta aşılı ceviz fidanı teslim edeceği, dikim ve bakımını yapacağı, fidanları yetiştireceği, anılan teslimin söz konusu yılın Kasım ayı başında ve Şubat ayı sonu ile en geç Mart ayı başında yapılacağı hususları taraflarca imza altına alınmıştır.
22. Uyuşmazlık konusu olan 25.08.2012 tarihli sözleşmenin 2. maddesindeki hükümlerden açıkça anlaşılmaktadır ki, satıcı teslim ettiği ilk parti aşılı fidanların kuruyanlarının yerine ikinci parti aşısız fidan teslim etmiş, bunların da bir kısmının kuruması üzerine yeniden bu kez aşılı fidan teslim etmeyi yükümlenmiştir. Zaten 25.08.2012 tarihli ek sözleşmenin belirtilen işlerin yerine getirilmesi ve bakiye ödemenin planlanması amacıyla yapıldığı görülmektedir. Satıcı anılan sözleşmeyle fidanların kuruma nedenini önemsemeksizin ve hatta sorumluluğu üstlenerek kuruyanlarının yerine üçüncü parti fidan vermeyi taahhüt etmiştir.
23. Eldeki dava ise, davalıların yükümlülüklerini yerine getirmedikleri iddiasına dayanmaktadır. Davalıların da üçüncü parti aşılı fidanları teslim ettikleri, bu şekilde 25.08.2012 tarihli sözleşmedeki taahhütlerini yerine getirdikleri yönünde bir savunmaları olmadığı gibi aksine gelinen aşamada fidanların kurumasının davacının kusurundan kaynaklandığını, dolayısıyla borçtan sorumlu olmadıklarını ileri sürmüşlerdir.
24. Özel Dairenin bozma kararında, fidanların kuruma nedeni üzerinde durulmuş, satıcının her iki sözleşmede de fidandan kaynaklanan nedenlerle ilgili garanti verdiği belirtilerek fidanların kuruma nedeninin açık ve net olarak belirlenmesi gerektiğinden bahsedilmişse de, direnme kararında belirtildiği üzere yapılan ikinci sözleşmede tarafların anlaştıkları hususlar imza altına alınmış ve davalılar kuruyan fidanların yerine aşılı ceviz fidanı teslimini yükümlenmişlerdir. Bu durumda davalıların sorumluluğunun fidanların kuruma nedeninden bağımsız olduğu açıktır. Tarafların amacını aşıp kuruma nedenini araştırmaya kalkmak ise sözleşmeye aykırı düşer. Davacı taraf, sözleşmenin usulüne uygun yerine getirilmemesinden doğan zararını, hukukun genel prensipleri ve sözleşme maddeleri uyarınca satıcı davalı taraftan talep edebilir.
25. Hâl böyle olunca, davalıların sorumluluğunun fidanların kuruma nedeninden bağımsız olduğu gerekçesiyle verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir.
26. Ne var ki, bozma nedenine göre incelenmeyen sair hususlar yönünden dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Direnme uygun olup davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
Ancak karar düzeltme yolunun açık olması sebebiyle öncelikle mahkemesince kararın taraflara tebliğine ilişkin işlemlerin yerine getirilmesine, karar düzeltme yoluna başvurulması hâlinde dosyanın Hukuk Genel Kuruluna, başvurulmaması hâlinde ise mahkemesince doğrudan YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.