Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/16485 E. 2012/42803 K. 04.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16485
KARAR NO : 2012/42803
KARAR TARİHİ : 04.10.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; müşteki …’nın yolda yürüdüğünü gören sanığın, “bir dakika bakar mısın?” diyerek dükkanda yalnız olduğunu, ilerideki Aygaz bayiinde 178 TL alacağı ve fişi olduğu söyleyerek “bunları alıp gelir misin?” dediği ve rehin olarak da müştekiden cep telefonunu istemesi üzerine, müştekinin de verdiği, geri döndüğünde sanığın ortadan kaybolduğunun anlaşıldığı, yine müşteki…’yı yanına çağıran sanığın “bir dakika bakar mısın?” diyerek dükkanda yalnız olduğunu, ilerideki Aygaz bayiinde 220 TL alacağı ve fişi olduğu söyleyerek “bunları alıp gelir misin?” dediği ve rehin olarak da müştekiden cep telefonunu istemesi üzerine, müştekinin de verdiği, geri döndüğünde sanığın ortadan kaybolduğunun anlaşıldığı, bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususu, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Hapis cezasının alt sınırdan tayin olunmasına karşılık adli para cezası belirlenirken yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle 100 gün olarak tayin edilmesi,
2-1-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 99. maddesine göre suçların ayrı ayrı bağımsızlıklarını koruduğu ve infaz aşamasında cezaların toplanması gerektiği gözetilmeden sanık hakkında dolandırıcılık suçlarından hükmolunan cezaların içtimaına karar verilmesi,
3-5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53. madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan hapis cezası yanında verilen “100 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, adli para cezasının TCK’nun 50 ve 52. maddesi uyarınca bir günü takdiren 20 TL’den paraya çevrilerek neticeten 2000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” kısımlarının “5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, bu cezanın da 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20 TL. den paraya çevrilerek 5 gün karşılığı 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, yine hüküm fıkrasından cezaların içtimaına ve 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılarak, çıkartılan 53. madde ile ilgili olarak yerine “sanığın, 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.