Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/16519 E. 2012/42800 K. 04.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16519
KARAR NO : 2012/42800
KARAR TARİHİ : 04.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;müştekinin arsasını ölçtürmek için Kadastro Müdürlüğüne gittiği, gerekli parayı önceden yatırmış olduğu için memurların göreve başlamasını beklediği sırada olay yerinde bulunan sanığın müştekinin ne amaçla geldiğini öğrendiği ve müştekiye ”senin işi ben yapacağım, ancak eksik para yatırmışsın, 200 TL daha lazım” diyerek para istediği, müştekinin makbuzu göstermek sureti ile para yatırdığını söylediği ve üzerinde fazla para olmadığını ifade ettiği ancak talep üzerine 70 TL para verdiği, müştekinin nüfus cüzdanını alan sanığın ”sen burada bekle ben gerekli işlemleri yapacağım” diyerek yanından ayrıldığı ve ortadan kaybolduğunun anlaşıldığı, bu şekilde gerçekleşen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Hüküm kurulurken hapis cezası yanında para cezasına da hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 04.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.