Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/26369 E. 2011/8012 K. 01.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26369
KARAR NO : 2011/8012
KARAR TARİHİ : 01.11.2011

Güveni kötüye kullanma suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/1, 50. maddeleri uyarınca 3.600 ve 450 yeni Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 11/07/2008 tarihli ve 2007/1065 esas, 2008/667 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 24.06.2011 gün ve 2011/8539/36171 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.08.2011 gün ve 2011/241826 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/1. maddesinde, “Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.” hükmünün yer aldığı, anılan Kanun’un 52/1 ve 2. fıkrasında ise, “Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir”, “En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” hükümlerinin yer aldığı, buna göre adlî para cezasının anılan hükümler nazara alınmak suretiyle öncelikle gün olarak tespit edilmesi gerektiği gözetilmeksizin doğrudan yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5237 sayılı Kanun’un 52/1.maddesinde “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir” şeklindeki Düzenleme ile aynı Kanun’un 52/3.maddesine göre “kararda adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir” hükmü karşısında, mahkemece sanık hakkında anılan Kanun’un 155/1. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, sanığın şahsi, sosyal ve ekonomik durumu gibi gerekçelerle hapis cezasının alt sınırdan takdir ve tayin edildiği halde, öncelikle adli para cezasının tam gün olarak tespit edilmesinden sonra bir gün karşılığı takdir edilen miktar belirlenerek netice ceza tayin edilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek ayrı bir gerekçe gösterilmeksizin doğrudan 450 Türk lirası adli para cezasına hükmedilmesi yasaya aykırı ve kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görüldüğünden Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.07.2008 gün, 2007/1065 esas 2008/667 sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususta aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, hükümlünün 5237 sayılı TCK’nın 155/1. maddesi uyarınca hapis cezasının yanında takdiren 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Yasanın 52. maddesi gereğince mahkemenin kabulü de dikkate alınarak bir gün karşılığı 20 TL olarak takdir edilip, hükümlünün sonuç olarak 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, hükmün diğer kısımlarının aynen yerinde bırakılmasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.