Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/20281 E. 2013/4462 K. 12.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20281
KARAR NO : 2013/4462
KARAR TARİHİ : 12.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; … Sağlık Eğitim Hizmetleri… İmalat Sanayi Ticaret Limitet Şirketinin Ankara’da özel … Merkezi adı altında şubesinin 09/03/2004 tarihinde açıldığı, bu şubenin 02/09/2005 tarihinden itibaren katılan kurum ile sigortalıların hiperbarik oksijen tedavisi konusunda anlaşmalı olduğu; şirketin Ankara’da ki şubesi olan ve firmadan ayrı olarak sözleşme yapılan özel … Merkezinin ruhsat sahibi ve mesul müdürünün Dr. …, idari sorumlusunun … …, merkezin ikinci hekimi ve şirket ortağının Dr. … olduğu, sanıkların birlikte düzenledikleri belgelerle sigortalıları tedavi sürelerinin gerçekte yapılandan daha uzun gösterilip faturalandırmak veya tedavi uygulanmadığı halde uygulanmış gibi fatura düzenlenmek suretiyle belge düzenleyip katılan … 30.975.94 TL zarara uğrattıkları, iddiasıyla açılan davada, İstanbul …… Üyesi Prof. Dr. …’ın 03/07/2008 tarihli raporunda, kurum sigortalılarının anılan merkezde tedavi oldukları ve bu tedavilerin tıbbi açıdan bir eksik ve yanlışlığının bulunmadığını, tedavilerin özüne değil doğrudan doğruya dozaja ve bürokratik uygulamalardaki farklı anlayışlara dayandığının belirttiği de dikkate alınarak, dolandırıcılık ve belgede sahtecilik suçlarından kesin, yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanıkların beraatlerine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 12.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.