YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25494
KARAR NO : 2013/9093
KARAR TARİHİ : 16.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, ….. Çayevi isimli kafeye gelerek tanık …..’a kendisini Hikmet olarak tanıtıp Botaşta çalıştığını, işçiye ihtiyacı olduğunu, işçinin eşiyle birlikte çalışacağını söylemesi üzerine tanık …’ın sanığı katılanlara yönlendirdiği, katılanlar ile tanışan sanığın bu kez kendisini ….. olarak tanıttığı, iş konusunda konuştukları sırada katılan …’a bahçivan olarak çalışacağını, katılan …’ye de çaycı olarak çalışacağını, maaşın 700-800 TL civarında olacağını, hafta sonunun tatil olduğunu, mesai saatlerinin 08:00-17:00 olacağını ancak iş başvurusu için sağlık kurulu raporu alınması gerektiğini, 160 TL olduğunu, 2 adet fotoğraf, nüfus cüzdan fotokopisi ve telefon imei numarası gerektiğini söylemesi üzerine sanık …’un telefonunu, katılan …’nin de üzerinde bulunan 40 TL’yi verdikleri, telefonu ve parayı alan sanığın başvuru formu getireceğini söyleyerek yanlarından ayrıldıktan sonra ortadan kaybolduğunun anlaşıldığı olayda, eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından sırasıyla “100 gün” ve “2.000 TL” adli para cezası teriminin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve ”100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.