Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/26417 E. 2013/19623 K. 10.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/26417
KARAR NO : 2013/19623
KARAR TARİHİ : 10.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir.Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum Ve kuruluşların bu suçta araç olarak Kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir.Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde müşteki …’ne ait araziyi sahte kimliklerle satma amacıyla emlakçı olan katılan …’yi suç ortakları olan ancak açık kimliğini gizledikleri Atakan ismini kullanan bir sahıs vasıtasıyla arayıp 800.000.00 TL değerindeki arazilerini acil ihtiyaç nedeniyle 200.000.00 TL’ye satacaklarını söyleyip, müştekinin belirttikleri parseli araştırıp kabul etmesi üzerine …’ün rahatsız olduğunu kimlik numarasını vermesi halinde tapuda satış yetkisi veren vekaletname vereceğini söyleyerek vekaletnameyi verip, arazi satış ücretini almak için buluşacakları yeri belirttikleri müştekinin kimlik numarasını vermesi üzerine sanık … fotoğrafı ve müşteki …’ün kimlik bilgileri ile oluşturulmuş sahte nüfus cüzdanını kullanarak noterde katılan …’ye suça konu araziyi … adına satma yetkisi veren vekaletname düzenlettikleri, buluşma yerine … sahte kimliğiyle sanık …, …sahte kimliğiyle kendisini …’ün kızkardeşi …olarak tanıtan sanık …’ın birlikte geldikleri sanıkların vekaletname ve güvence için borçlusu … olan senet ile … Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden … kimliğiyle aldıkları sağlık raporunu vermeleri üzerine katılandan parayı almadan polislerin olaya müdahale ettikleri anlaşılan somut olayda; sanıkların eylemlerinin zincirleme halde resmi belgede sahtecilik ve nüfus müdürlüğünün maddi varlığı olan nüfus cüzdanlarını kullanmak suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
Sanık …’ın mahkumiyetinin tekerrüre esas olmadığı halde hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve müdafii ile sanık … ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık … hakkındaki hüküm fıkralarından 5237 sayılı TCK’nın 58.maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafların çıkartılarak düzeltilmek suretiyle hükümlerin ONANMASINA, 10.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.