YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66236
KARAR NO : 2013/10167
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 1136 Sayılı Kanuna Muhalefet, Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Katılan … Başkanlığının sanığın dolandırıcılık suçuna yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçundan doğrudan doğruya zarar görmeyen şikayetçi İzmir Barosu Başkanlığının, kamu davasına katılma hakkı olmadığı gibi usule aykırı olarak verilen katılma kararını da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, katılan vekilinin bu suça yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK.’un 317. Maddesi gereğince reddine,
2-Sanık müdafiinin dolandırıcılık ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununa Muhalefet, katılan vekinin 1136 sayılı Avukatlık Kanununa Muhalefet, suçlarından kurulan hükümlerin temyiz talebinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın kendisini avukat olarak tanıtıp katılan …’e ait daireyi kiraladığı, Sentez Uluslararası Hukuk Bürosu ismi ile faaliyete geçtiği, kendisine kartvizit bastırdığı, SKY TV isimli kanalda uluslararası hukuk ile ilgili olarak röportaj yaptığı, hukuki mütalalarda bulunduğu, tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere kendisinin avukat olduğunu söylemekle birlikte bu yönde intiba uyandırmak için çaba sarfettiği, katılanın talebi üzerine kira borcunu ödemeyen …’den katılan adına kira bedelini tahsil edip kredi kartı hesabına yatırması gerekirken katılanın kendisini araması üzerine kredi kartı hesabının kapatılması için 4100,00 TL daha para gördermesi gerektiğini, bu parayı Avukat … hesabına yatırması halinde işlerini hemen halledebileceğini söylediği, gönderilen paranın Avukat … tarafından bankadan çekilip tutanak karşılığı sanığa teslim edildiği, sanığın bu parayı bankaya yatrmamasına rağmen savunmasında katılanın eski eşi …’a elden verdiğini beyan ettiği, tanığın böyle bir parayı almadığını beyan etmesi karşısında sanığın herhangi bir belge ibraz edemediği şeklinde gerçekleşen eylemde dolandırıcılık ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununa muhalefet suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 30 tam gün olarak tayin edilmesi
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün” ve“660 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.