Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/22417 E. 2013/3163 K. 20.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22417
KARAR NO : 2013/3163
KARAR TARİHİ : 20.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Temyiz talebinin reddi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi ile ilgili 20/05/2008 tarihli ek kararın hüküm fıkrasında, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca başvurulacak kanun yolu, süresi, başlangıcı ve başvuru şeklinin tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıkça gösterilmediği ve sanığın yokluğunda verilen 11/12/2007 tarihli asıl kararın 02/04/2008 tarihinde adresine çıkarılan tebligatın sanığın cezaevinde bulunması nedeniyle usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz taleplerinin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek ve temyiz talebinin reddine dair 20/05/2008 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, yaşı küçük mağdur …’nün para yatırmak üzere sıra almak amacıyla girdiği İş Bankası … Şubesi’nden çıkarken, önüne çıkarak, “benim içeride tanıdığım var, parayı ve sıra numarasını ver, ben işini halledeyim, sen de ikimize birer dürüm al” diyerek 2 YTL para uzattığı ve bu şekilde parasını almaya çalıştığı, ancak mağdurun, “ben kendi işimi hallederim” diyerek, yanından uzaklaşıp olayı babasına anlattığı ve sanığın yine banka önünde gezinmekte iken mağdurun teşhisi ile polis tarafından yakalandığı olayda, dolandırıcılığa teşebbüs suçunun oluştuğu yönündeki mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak,
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/02/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.