YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20706
KARAR NO : 2013/5099
KARAR TARİHİ : 20.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın Alanya Kaymakamlığına başvurarak kendisine 2022 sayılı yasa uyarınca muhtaçlık maaşı bağlanmasını talep ettiği, sanığın başvurusu sırasında kendisi veya eşi hakkında herhangi bir mal varlığı göstermediği, sonra yapılan araştırma sonucunda sanığın adına kayıtlı 35.000 metre kare arazi bulunduğu ve bu arazinin yıllık net gelirinin 880 YTL olduğunun tespit edildiği, bunun üzerine sanığa ilişkin muhtaçlık kararının iptal edildiği, ancak sanığın bu şekilde 01.03.2003-01.06.2007 tarihleri arasında 2022 sayılı yasa uyarınca muhtaçlık maaşı aldığının iddia edildiği somut olayda; sanığa ait müracaat formu incelendiğinde sanığın mal bildirim belgesinde beyanlar hanesini boş bıraktığı, herhangi bir gayri menkulü veya başka bir geliri olup olmadığı konusunda olumlu yada olumsuz hiçbir beyanda bulunmadığı, bunun dışında mal varlığı araştırmasına ilişkin form doldurulurken tapu Sicil müdürlüğünce sanık adına herhangi bir kayda rastlanılmadığının şerh düşüldüğü, Alanya Tapu Sicil Müdürlüğünün 02.06.2008 tarihli yazısında sanık adına kayıtlı taşınmaz kaydına rastlanılmadığının, yine Alanya Kadastro Mahkemesinin 30.05.2008 tarihli yazısı ile mahkemelerinde derdest yada karara çıkmış sanığın davacı yada davalı olduğu herhangi bir dosya bulunmadığının bildirilmesi nedenleri iledolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 20.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.